Sabri CON

Kindar olmayınız, lütfen

Sabri CON

Ne mi düşünüyorum? Dilimizi, okulumuzu…
Bulgaristan’da Türkçe okunmuyor, yeterli çocuk yokmuş, ana balar istemezmiş, çocuklar da istemezmiş, zaten Türkçe “zararlıymış” filan falan...
Ben ilkokuldayken köyümüzde rüştiye mektebi (ortaokul) açıldı. Çocuk yok derken çevre köylerden, başka ilçe köylerinden ulam ulam çocuklar aktı geldi, sınıf odaları yetersiz kalınca, yakın komşuların evleri angaje edildi ve ilk mezunlar meslek sahibi, hatta öğretmen bile oldular.

Ben ortaokuldayken Osman Pazarı'nda ( Omurtag ) Türk Lisesi açıldı. Köylerden, ilçelerden, çeşitli illerden öğrenci akını yaşandı. Ana babalar 1935 doğumlulardan 35'er öğrenciden üç ay sınıf oluşturuldu. Bu lisenin mezunları doktor, mühendis, öğretmen, yönetici, milletvekili ve ülkeye her türden faydalı bireyler oldular.
Zamanında Şumnu’da NÜVVAB açılmış. Tüm ülkeden talebeler gelmişler, mezun olmuşlar. Bir düşününüz. O yıllarda altımızda lüks araba değil, tabana kuvvet vardı...
Şimdi aklıma geldi. Zamanında, köylerinde ilkokul kapanınca, ünlü diplomat ve araştırmacı yazar Bilal Şimşir, babası tarafından at arabasıyla 80 km yol aşılarak Şumnu'da bir okula yerleştiriliyor. Küçük Bilâl ağlayadursun, orada ilkokul ortaokul derken daha sonra Osman Pazarı'na gelip Bulgar Gimnaziyası'nda ( lise ) eğitim görmeye başlıyor ve bunun sonunda, Bilal Şimşir’in nerelere kadar tırmandığını herkes biliyordur...
Bunları niye yazdım? Hiç kimse şu yok bu yok diye hiç kıvırmasın. Büyükçe bir köyde, aç adam gibi bir Türk Okulu.
Büyükçe bir şehirde aç adamakıllı bir Türk Lisesi.
Hem çörek bütün olsun, hem karnınız tok olsun!
İsteyen gelsin okusun. Yabancı ülkelerde, 3-5 Bulgar çocuğu için kurslar, okullar açabiliyorsanız, burada 3-5 Türk okulu neden açmıyorsunuz?
Kindar olmayınız, lütfen!
Kara işlerde çalıştırmayı seviyorsanız, bizi sevindirmeye de borçlusunuz. Nokta!
***
Çocuklarına “acımayan” Türkler
Ara sıra Türkçemiz için dert yanıyoruz ya, size geçmişten bir anı anımsatayım.
1970 yılının başlarında, koskoca okulumuzda sessiz sedasız Türkçe dersimiz okul programından düşürülmüştü.
Hepimiz şaş beşiz. Protesto ettik.
İş, BKP il yönetimine ulaşınca, partinin baş şefi (G.K.- Tırgovişte) başımıza çöktü ve sağdan soldan önümüze biraz kuru “saman” attıktan sonra, tıklım tıklım okuma evi salonundaki ana babalara “bombayı” patlattı:
“Be hey, insanlar! Siz çocuklarınıza hiç acımaz mısınız? Onların halini düşünmez misiniz? Rusça okuyorlar, Fransızca okuyorlar, Bulgarca okuyorlar, bu çocuklar bir de Türkçe okurlarsa halleri ne olur? Siz nasıl insanlarsınız?
Ya, “koca” adam! İyi ki de bunu söyledin. Bizim buna hiç aklımız “ermemişti”.
Daha ziyade ne konuştu bilemeyiz, çünkü salon birden boşaldı gitti…

Yazarın Diğer Yazıları