Op. Dr. Gürçay CEM

Bir sandık teranesi gözlenmekte ama asıl mevzu sandık mı

Op. Dr. Gürçay CEM

HERKES TUTTURMUŞ BİR SANDIK TERANESİ GİDİYOR, ASIL MEVZUNUN SANDIK OLMADIĞININ FARKINA BİLE VARAMADAN

Bulgaristan, AB dışında kalan ülkelerde oturan vatandaşlarına genel seçimlerde oy kullanma sandıklarını 20 ile sınırlandırdı.
Bu durum ülkemizde yaşayan çift vatandaş olan soydaşlarımızı da kapsadığından hemen bazı tepkiler yükseldi. Demokratik hak olan oy kullanma hakkı kısıtlanıyor gibi tepkiler. Bu tepkiler ne kadar haklı?
Genel anlamda bakıldığında, bu tepkilerin haklı tarafı olabilir ama olaylara daha sağlıklı , hamasetten uzak , gerçekleri konuşarak bakmakta fayda var.
Öncelikle kimse kimsenin oy kullanma hakkını kısıtladığı yok. İsteyen istediği gibi oyunu kullanabilir. Burada belki sandık kısıtlaması ile oy kullanmak isteyenler, sırada biraz daha fazla beklemek zorunda kalacak, o kadar. Yoksa isteyen herkes gidip oyunu rahat rahat kullanır.
Sandık denilince yanlış anlaşılmasın. Bir yerde sandık, oy kullananların pusulaları ile dolduğunda orada sandık kapanmaz.
Sandık, adres belirtmek için kullanılan bir kavram. lgili adreste ne kadar oy kullanmak isteyen varsa, herkes belirli saatler içinde oyunu kullanabiliyor. İstenildiği kadar sandık oy pusulaları ile doldurulabilir.
Kaldı ki Bulgaristan seçimlerinde genelde makina aracılığı ile de oy kullanılabiliyor. Yani isteyen pusula, isteyen makina ile oyunu verebiliyor.(Önümüzdeki seçimlerde makina kullanılmayacak mış. )
Ama burada asıl mesele sandık sayısı değil ki, mesele sandığa giden soydaşımızın sayısı. Asıl buraya dikkat çekmek lazım.
Seçimlerde ortalama 40-50 000 kişi oy kullanıyor. Birkaç istisnai seçim hariç. Bir keresinde yüz bin civarında oy kullanılmıştı, ki bunlar genelde cumhurbaşkanlığı seçimleriydi.
Yani anlatmak istediğimiz, sanki daha önce oy kullanılan 166 sandığı, soydaşımız verdiği oylarla patlattı da, bu kısıtlama oy sayısını olumsuz etkileyecek…
Bugüne kadar kaç kişi oy kullandığı ortada. 20 sandıkta da 50 000 oy kullanılabilir.
Hiç kimse sandık doldu, daha fazla oy kullanamazsın demiyor.
Yeter ki niyet olsun. Burada esas mesele bizim soydaşımızın oy kullanmaya gitmemesidir. Sandık sayısı değil.
Bu konulara eğilmek lazım. Sandıklar 166 oldu da ne oldu? Yine ortalama 40-50 bin oy kullanıldı.
Mesele sandık değil. Mesele soydaşımızın oy kullanmak istememesi.
Aslında bu konuda defalarca yazdık. Bu konuları yıllardan beri dile getirmekten dilimizde tüy bitti.
Yani sandık sayısının düşürülmesi, kullanılan oy sayısı açısından can alıcı bir sonuç ortaya çıkarmayacak.
Olayın farklı boyutu da var, ama o boyut Ankara'daki karar vericileri ilgilendiriyor asıl.
Bunun dışında sandık konusunu şişirip şişirip ortaya atmak hamaset, ucuz popülizmden başka bir şey değil.
Sonuç olarak mesele sandık değil , mesele bizim soydaşımızın sandığa gitmemesidir.
Oy hakkı olan soydaşlarımızın ancak yüzde 10-15 gibi bir kısım gidiyor.
Yoksa soydaşımız inandığı ve güvendiği bir parti olduğunda istedikleri kadar sandık kısıtlamasına gitsin Bulgaristan.
Bizim insanımız, kendi imkanlarıyla, kimseden destek beklemeden, kendi araçlarına atlayıp bizzat Bulgaristan’a da oy kullanmaya gider.
Yani sandık konusunda yaygara koparılacağına, asıl mesele neden buradaki soydaşımızın sadece yüzde 10-15 gibi son derece düşük sayıda kişi oy kullandığına kafa yorulmalı.
Bu konularda her defasında bizim karar vericilerini uyardık. Buna bizim STK yöneticilerimiz şahittir. Bulgaristan’da yapılacak her seçim öncesi üst düzey siyasi ve bürokratlar ile toplantılar düzenlenir. Ceviz kabuğunu doldurmayacak hep aynı şeylerden bahsedilir. Soydaşımız beklentilerini, isteklerini tahlil etmeden, adeta emrivaki yapılırcasına yönlendirilmeye çalışılır.
İnsanımız da yıllar içinde tepkisini seçime katılmayarak gösterdi.
Bu hakikatleri dile getirdik ve işler öyle onların anlattığı gibi olmayacağını, yani bu akıl ve anlayışla soydaşımızı sandığa götürmek mümkün olmayacağını, katılım yine düşük kalacağını, tekrar tekrar aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek enayilik olduğunu her toplantıda dile getirdik.
Sonuç? Dediklerimiz milimi milimine tecelli oldu hep.
Özetle; Artık farklı şeyler söylemek lazım. Söylemekten öte yapmak lazım. Orada oyun kurucu olmak istiyorsak, daha proaktif stratejiler geliştirip uygulamak lazım.
Evet, bizim STK’larımız önemli, ki asli kuruluş misyonumuz göç ettiğimiz topraklarda kalan soydaşlarımızın etnik, dini ve kültürel kimliklerini muhafaza etmektir.
Ama STK ‘ların tek başına yaptırım güçleri yoktur. Yetki sahibi kurum ve kuruluşların desteği, koordinasyonu ve kılavuzluğunda etkili olunabilir.
Yani işler öyle STK’lar hakkında kenardan maval okuyanların anlattıkları gibi değil. STK’larımız belli strateji ve planlama çerçevesinde, belli yerlerin kılavuzluğu eşliğinde etkili olabilirler.
Burada konu nereye geliyor o zaman? Bizim buradaki karar vericilere geliyor.
Buralara yıllardan beri birçok defa yazılar da gönderdik, raporlar da. Ama ilgili yerlerde vizyoner iş bilen elemanlar olmayınca, sonuç da ancak bu oluyor
Balkanlar'da oyun kurucu olacağımız yerde başkalarının kurduğu oyunların piyonu olmakla yetiniyoruz.
Aslında bu konularda yıllardan beri birçok defa yazılar paylaştık.
Yazılarımızı takip edenler, bunu çok net bilir, ki artık bu Çarşamba yazılarımızı takip edenlerin sayısı iki binleri geçti.
 

Yazarın Diğer Yazıları