Op. Dr. Gürçay CEM

BALGÖÇ KONGRESİNİN ARDINDAN, KAZANIRKEN KAYBETMEK…

Op. Dr. Gürçay CEM

BALGÖÇ KONGRESİNİN ARDINDAN, KAZANIRKEN KAYBETMEK…
 
Mevcut başkan, Fahriye Hocanın adaylıktan çekilmesiyle 800 kusur oy ile seçimi “kazanmış” oldu. Bunun bir zafer olmadığını söylemeye gerek yok.
Son haftada, tüzüğe, etiğe, ahlaka, onura ve haysiyete aykırı olarak eklenen 400 yeni üye ile 2500 ‘ e yükseltilen hazirundan sadece 800 kusur oy almak başlı başına bir rezillik.
Kağıt üzerinde kongre kazanılmış olabilir; ama mevcut başkan ve yönetimi o kadar çok kepazeliklere imza attılar ki, camiamızın ve kamuoyu nezdinde onur ve itibarları yerle bir oldu. O kadar itibar kaybına uğradılar ki, kendine saygısı olan biri utancından dışarı bile çıkamaz. Ama bunlar utanacaklarına zafer çığlıkları atabiliyor…
Burada altını çizmek gereken başka bir konu da kaybeden sadece, bu yönetim değil, kaybedenlerin arasında insanımızın dışarıda yağmurda, soğukta kalmalarına ve yönetimin yaptığı çirkefliklere göz yumanlar da oldu. Bunun da camiamızda zerre itibarı kalmamasının ötesinde artık ne siyasette, ne camiamızın içinde herhangi bir görev alma ihtimali kalmamıştır.
 
APAR TOPAR SON HAFTADA NE İDÜĞÜ BELİRSİZ YENİ ÜYELER YAPILMASININ SEBEBİ NE?
 
Tabii ki, korku! Balgöç yönetimini iliklerine kadar kongreyi kaybetme korkusu sarmış olacak ki her türlü çirkef önlemler ile bunu kanıtladılar.
Ki bu korkularında haksız da sayılmazlardı. Eşit şartlarda gidilecek bir kongrede yerle bir olacaklarını idrak etmişler; çünkü bizzat kendi yaptıkları veya aidatlarını kendileri ödediklerinin arasında yaklaşık 200 kişi, oylarını Fahriye Vatansever Ağaca'ya vereceklerdi...
Bunların arasında bizzat Emin Balkan’ın akrabaları da olduğunu çok net biliyoruz, ki bu durum camiada ne kadar çok istenmediğinin en büyük kanıtlarından biri.
Ancak bu kişiler mevcut yönetimin üye yaptığı ve aidatlarını ödediği için Fahriye Hoca’nın destekçileri ile beraber salondan ayrılamadılar.
Bu kişilerin sandık başına gittiklerinde, Fahriye Hanıma destek vereceklerini çok iyi biliyoruz.
Balgöç yönetimi de bunun farkına varmış olacak ki, apar topar son haftada tüzüğe tamamen aykırı olarak ilave 400 yeni üye yapıldı ve hazirun listesi bizim camiamızla alakası olmayan tiplerle 2100 ‘dan 2500 ‘e yükseltildi.
Ki alınan sonuç bu durumu fazlasıyla teyit etmiştir, bu militan üyelikler olmasa, kendi gerçek üyeleriyle bırakın Balgöç’te kongre kazanmayı, bizim yöre derneğimizde bile kongre kazanma şansları yüzde sıfırdır.
 
BALGÖÇ’ÜN KURUCULARI DIŞARIDA, CAMİAMIZ İLE İLGİSİ OLMAYAN ABUK SUBUK ELEMANLAR İÇERİDE
 
Yetmedi! O kadar korkmuşlar ki, kendilerine militan üye yapmakla kalmamışlar, seçime katılma şartlarını taşıyan ve aidatlarını ödemiş birçok kişiyi haziruna eklemeyerek içeriye almamışlar. Alınmayanlar arasında Balgöç kurucu üyeleri de olduğu anlaşıldı. Neyse ki daha sonra hatadan dönülmüş ve içeriye alınmışlar.
Ama diğerleri, seçime katılma hakları olmasına rağmen dışarıda kalmıştır. Bu kışta, soğukta ve yağmurda, çilekeş ve cefakar insanımızı dışarıda bırakanlar gün gelecek hesabını mutlaka verecekler…
Ki bunun bizzat not ettik, bizi tanıyanlar iyi bilir. Bizim nezdimizde yapılanların gün aşımı yoktur. Gün gelir önlerine mutlaka bir fatura konulur.
Bu olayda başkalarının itibarı da camiamız nezdinde yok olup gitti. İnsanımızı kışta ve soğukta dışarıda bırakanlara maşalık ederek, bu kararlara göz yumanlara da bir fatura çıkacak.
 
BALGÖÇ’Ü “ÖLDÜREN” ADAM OLARAK TARİHE GEÇMEK
 
Yer yüzünde her yaşayan organizmanın miadı vardır. Canlılar, kurumlar, şirketler, hatta nice devletlerin bile varlığı son bulmuştur.
Balgöç kongre sürecinde yaşananlar tam bir rezalet. Seçimi kazanmak için yapılan bin bir türlü şarlatanlık ortaya saçıldı.
Bu şekilde seçim kazananlar aslında camiamızın nezdinde kendilerini bitirdiklerini, itibarlarını ve saygınlıklarını yerle bir ettiklerini nasıl anlayamazlar ki hayret.
Fazla uzatmaya gerek yok. Ne demek istediğimizi ileriki süreçte şüphe bırakmaz şekilde onlar da anlayacaktır. Ama bundan öte Balgöç’ün seçilen düşük profilli yönetim kuruluna bakınca, camiamıza zerre katkıları olmayacağı gibi daha da dibe vuracakları tartışma götürmez bir hakikat.
Bir önceki yönetim, mevcut Balgöç Başkanı'nın eleştirdiği Veli Öztürk yönetiminden çok daha zayıftı; ancak bu son yönetim tam bir facia. Bu yönetim kurulu, bir kaç kişiyi ayrı tutma kaydıyla, tam bir fiyasko.
Ne demiş Niccolo Makhiavelli: “ Liderlerin kalitesini anlamanın en kestirme yolu etrafındaki insanlara bakmaktır”.
Allah aşkına, bunlar mı camiamızın kılavuz derneğini yönetecek? Camiamızın sahip olduğu muazzam değerlerin olduğu bir yerde, bunlar mı camiamızın amiral gemisi olacak?
Böyle süper zayıf yönetim kurulu her şeyden öte müthiş değerlere sahip camiamıza hakarettir. Bu tür zayıf yönetim kurulları başka bir şeyin de göstergesi. Özgüvensiz, zayıf başkan göstergesidir.
Bu tür kişiler yönetime özellikle güçlü şahsiyetler almaz, onların önünde ezilme korkusundan dolayı. Bu tür kişilerden hiçbir zaman lider olamaz. Olamadığı da ortada zaten…
Camiamızın kılavuz derneğinin ana misyonu göç ettiğimiz topraklarda etnik, dini ve kültürel varlığımızı korumaktır, bu yönde Ankara’daki karar vericilere politikalar üretmelerine kılavuzluk edeceklerine, tam tersi, özellikle bu dönem oradaki iş bilmezlerin güdümünde oradan oraya savrulmakta.
Kimse kusura bakmasın, amacımız kimsenin şahsına laf söylemek değil; ama ülkemizi yönetecek potansiyele sahip olan camiamızın vitrin STK’sı buysa, bu STK’nın “öldüğünün” teyidinden başka bir şey değil. Başındaki kişi de bunu başaran kişi olarak tarihe geçecektir.
Bunların önünde iki seçenek var: Ya daha fazla rezil olmadan görevi camiamızı şahlandıracak kadrolara bırakacaklar, ya da bir zamanlar sayısız başarıya imza atan, bu derneğe yazık edecekler.
Evet, bundan dolayı bizim nesil birliğimizi sağlamak için son nesil diyoruz. Bu camiada aklı selim, liyakatli ve donanımlı kişilerin bir araya gelip, bu camiayı şahlandırması gerektiğini savunuyoruz ısrarla.
 
BİR ÖNCEKİ KONGREDE DE AYNI ŞEYLERİN YAŞANDIĞI İLERİ SÜRÜLÜYOR; AMA OLAYLAR TAM OLARAK ÖYLE DEĞİL
 
Bir önceki kongre ile ilgili en önemli iddia, 600 kusur üyenin yapılmasıdır. Bu kadar fazla üye başvurusu birikmesi yaz ayları boyunca pandemiden dolayı toplantıların yapılamamış olmasındandı. Bu konuda olayların tam içinde olan biri olarak daha o tarihlerde ayrıntılı olarak yazmıştık ki, haftaya bu yazımızı bir kez daha hatırlatırız. Kongreler öncesi bütün STK ve siyasi partilerde yeni üyelikler yapılır. Bundan doğal bir şey olamaz.
Burada kıstas adil davranılmasıdır. Bu başvuruların arasında bütün adayların destekçilerinin üyelik başvuruları vardı. Yaklaşık 400 kişi yönetim yanlısı, diğerleri diğer iki adayın destekçilerinin başvurularıydı. Diğerleri, 1000 üye başvurusu getirse onlar da kabul edilirdi. 200 kusur getirmişler onlar kabul edilmiş.
Ne kadar getirebildiyseler o kadarı kabul edilmiştir.
Bir de kabul edilmeyen üyelik başvuru ithamları var; ama bu üyelikleri bizzat yönetimin içinde diğer iki adayın yandaşları tarafından kabul edilmemişti. Hani çoğunluğu ele geçirip Veli Öztürk’ü başkanlıktan ettikleri dönemde. Yani suçu, kendilerinde aramaları lazım. Diğer bir itham da kongrenin yaz ortasında yapılması. Evet, yaz aylarında yapılması nedeni ile dezavantaj oluştuğu doğrudur. Herkes aynı pozisyondaydı, bizim de destekçilerimizin çoğu tatilde veya şehir dışındaydı; ama sağ olsunlar, bazı destekçilerimiz oy kullanmak için şehir dışından gelmişlerdi.
Herkes neler olduğunu öğrensin. Yoksa bilen de konuşuyor, bilmeyen de. Herkes ayrıntılarıyla hakikatleri öğrensin.
Aslında camiamızda yaşadıklarımızı ileriki yıllarda kitap haline getirip paylaşmayı düşünüyoruz. Sadece bu son iki kongre sürecini değil, STK yöneticisi olduğumuz günden bu yana ki gelişmeleri anlatacağız.
Bizi hayal kırıklığına uğratanları, hainlikleri, sırtımızdan bıçaklamaya kalkışmaları, camiamızda kimler gerçekten bu camiayı yüceltmek için samimiyetle gayret sarf ettiğini, kimler işgal ettikleri pozisyonları kendilerini pazarlamak için kullandığını, kimler bulundukları pozisyonları zimmete avanta geçirmek için kullandığını, kimler bu uğurda camiamızın aleyhine olan şeylerde bile sırf kendilerine menfaat sağlamak için o koltuklarda camiamıza ve camiamızın içinde yer alan kişilere hainlik ettiklerini, hepsi bunları kitap haline getirip yayınlayacağız. Söyleyeceğimiz her şey de delilli, ispatlı olacak.
Geçen hafta paylaşmıştık, önceki kongrede mevcut Balgöç başkanını hangi şartla desteklediğimizi. Balgöç başkanından öte camianın başkanı olacaksa çıksın bu yola diye konuşmuştuk kendisiyle. Aynen öyle olacağını söylemişti.
Derneklerle, iş dünyasıyla, kanaat önderlerimizle, karar verici mekanizmaların içinde yer alan insanlarımızla sıkı işbirliği içinde olacağını. İstişare mekanizmaları kurulacağını bu güç unsurlarıyla sık sık bir araya gelip camiamıza yönelik stratejik planlamalar yapılacağı şartıyla destek vermiştik. Daha önce başarısız başkanlık dönemleri geçirmesine rağmen, o şartlarda en tanınır olması ve bundan dolayı kongre sonrası daha birleştirici olabileceği düşüncesiyle ona destek vermiştik.
Desteğin ötesinde bu mevcut Balgöç başkanı için adeta militanlık yapmıştık. Diğer aday arkadaşlar ve onların destekçileri ile zaman zaman şiddetli tartışmalar içine girmiştik, ki bundan dolayı bazıları ile aramız hala bozuk. O dönem onun seçilmesini sağlayan bizzat biz olduk ancak beklentilerimizin çok uzağında bir performans gösterdi. İlk aylarda bir kaç defa diğer derneklerimiz ile toplantılar düzenledi; ama bunlar daha çok “ laf olsun torba dolsun” ayarında toplantılardı.
Şimdi yine aynı şey olacak. Göstermelik üç beş toplantı yapılacak o kadar; çünkü vizyoner ve stratejik düşünceye sahip bir kişilik olmadığı fazlasıyla ortaya çıktı bu son döneminde.
Onu seçtirmemizin sebebi camiamızı bir araya getirme beklentisiydi. Yoksa neden destekleyelim ki? Ki bakıldığında onu en son desteklememiz gereken kişi biziz.
Zamanında kendisinin milletvekili adaylığı konusu vardı. Balgöç ve yöre dernekleri olarak bunun adaylığını desteklemiştik, bu yönde basın toplantıları da yapmıştık; ama cesaret edip adaylık başvurusu yapamayınca o dönem onun yardımcısı, bu korkak tavrı ile camiayı zor durumda bıraktı diye isyan etmişti. Durumu kurtarmak için o günlerde federasyon başkanı olmamdan dolayı benim aday çıkmamı önermişti.
Ben de kendisine, bu saatten sonra aday olunmaz; çünkü listeler çoktan yapıldı; ama bu işin nasıl yapılmaması gerektiğini göstermek için, bir daha böyle hata yapılmaması adına formaliteden aday olabileceğimi söylemiştim.
Buna bizim yöre dernekleri ve Balgöç yöneticileri şahittir ( bu konuda kronolojik olarak çok daha ayrıntılı yazı yazacağız; çünkü olayların çok öncesi de var, olaylar bir önceki 2007 seçimlerine kadar dayanıyor)
Konuyu dağıtmama adına söylemek istediğimiz noktaya gelelim.
Onun yerine son dakikada adeta kendimizi feda edercesine aday olmamıza rağmen, çünkü üstte dediğimiz gibi listeler şekillenmiş olur o saate kadar, kendisinin yerine aday olduğumuz bu kişi dönemin AKP İl Başkanını arayıp: “ Balgöç olarak Gürçay Cem’in adaylığının arkasında değiliz“. diyen birisi.
Bunu bizzat o dönemin il başkanı bizi arayarak söylemişti, ki kendisiyle aramız çok iyiydi , hala da iyidir.
Anlatmak istediğimiz, bu hainliğe rağmen, camiamızı birleştirilmesine öncülük eder umuduyla, şahsi duygularımızı bir yana bırakarak, geçen dönem onu destekledik.
Desteklemekle kalmadık militanlığını da yaptık, diğer aday arkadaşlarımızla ve destekçileriyle sık sık ciddi tartışmalara girerek.
Ama geldiğimiz nokta ortada. Şimdi o dönem bunun hakkında bizi uyaran birçok arkadaşımız haklı olarak, “biz bunun böyle olduğunu, kendinden başka kimseyi düşünmediğini, bunda camiayı birleştirecek kapasite olmadığını söylemiştik dimi” diye haklı sitemlerini iletiyorlar.
Camiamızı hak ettiği yerlere getirmek için aklı selim bahsettiğimiz unsurlar bir araya gelmesi elzemdir.
Kılavuzluk etmesi beklentisi içinde olduğumuz dernek, bu yönetim kadrolarıyla bunu başaracak çapta olmadığı fazlasıyla aşıkar.
Rahmetli Mümin Gençoğlu’nun kurduğu dernekle bu derneğin arasında uçurum var.
Nereden nereye! Yüzbinleri peşinden sürükleyen bir STK’dan, bırakın camiayı, kendilerine bile faydası olmayan iki buçuk kişiden oluşan bir kalabalık.
 
2025 GERİDE BIRAKIRKEN, 2026 CAMİAMIZIN YILI OLACAĞINI HİSSEDEBİLİYORUZ
 
Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. İçeride, dışarıda, ailemizde herkesin iyi ve kötü günleri olmuştur. Aslında beklentimiz 2025 yılı içindi; ama belli ki sapma olacak. En azından olacakların temelleri atıldığını söyleyelim o zaman.
Yeni yılda, Allah herkese gönlüne göre vermesini temenni ediyoruz!
İyisini de , kötüsünü de! Herkes hak ettiğini alsın1
Ki, öyle de olur zaten…

Yazarın Diğer Yazıları