Kar TANESİ

İçimden geleni yazdım...

Kar TANESİ

Hoş geldin! 
Seni yeniden burada görmek, o gri ve siyah elbiselerin arasından bir renk sızması gibi oldu.
Hayatın her anını lirik bir şiir tadında yaşama arzun ile gerçekliğin o bazen donuk, bazen de sert olan dokusu arasındaki çatışmayı çok iyi özetliyor.
Haklısın; hayat her zaman bize en sevdiğimiz şarkıyı çalmaz, bazen sadece sessizliği ve o ağır renkleri giydirir.
Ama tam da bu yüzden, o "gri" dönemlerde kabuğuna çekilip güç toplamak ruhun bir nevi kış uykusuna yatması gibidir.
İşte bunlar, hayatın sert köşelerini yuvarlayan o küçük; ama devasa tesellileridir.
İnsanlar artık duygularını emanet bırakıyor; ama geri dönüp emanetin sahibini hatırlamıyor.
En büyük ironi şu: herkes anlaşılmak istiyor; ama kimse bir başkasını anlamanın sorumluluğunu almak istemiyor.
Samimiyet hızlandı, bağ kurmak ise ağır geldi insanlara. O yüzden gelen çok, kalan az.
Zaman ilginç…
İnsanlar anlatıyor, rahatlıyor, kayboluyor. Sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi geri dönüyorlar.
Samimiyetin süreklilik istediğini herkes bilmiyor artık.
Ben yine de sözün, hatırlamanın ve emeğin tarafında kalmayı seçiyorum.
Önüme bir malzeme atıyorsun ve kayıp oluyorsun. Tabii ki, benim duruşum belli...
Senin için değil kendim için.
Yine cevap veriyorum, çiçeklerin hatırına:
 
"sarı çiğdem açar yıkık taş duvar dibinde
bir köy suskunluğunda, balkan rüzgârı eserken
toprağın altında kalmış eski dualar
kök salar sabırla, adını kimse anmasa da
kardelen başını eğer
sanki bir ninenin siyaha bürünmüş yazması
karın içinden çıkışı
bir savaş sonrası hayata tutunan çocuk gözleri
bu topraklar çok ağıt gördü
çok ocaklar söndü, çok yollar yarım kaldı
ama çiğdem sarıysa hâlâ
demek ki güneş vazgeçmemiş bizden
kardelen hâlâ varsa
demek ki kış her şeyi alamamış
kurşun izi duvarlarda kalmış olabilir
ama umut, her bahar yeniden konuşur
balkan köylerinde çiçekler
sessizce tarih anlatır
ne zaferle övünürler
ne yenilgiden utanırlar
sadece yaşar
ve hatırlatırlar"
 
İçimden geleni yazdım; benim başka bir derdim yok.
İsimden çok, kurulan diyalog ve hissin karşıya geçmesi önemli.
Okuyanda bir yer kıpırdıyorsa, gerisi zaten teferruat...

Yazarın Diğer Yazıları