Karadayı'ya Mektup - Eşref RODOPLU

Karadayı'ya Mektup


24 Mayıs Kiril Alfabesi gününü kutlarken, ülkedeki milli azınlık olan Türklerin eğitimi hakkında sadece bir cümlenizi çok merak ettim.

Etnik dilimizden ve Türkçe eğitimden hiç söz etmemeniz, Ahmet Doğan'ın çizgisinde devam ettiğiniz anlamını taşır.

Bu durum bizleri derinden üzmekte, aynı zamanda o mevkide bizlerin oylarıyla seçildiğinizi unutmayınız.

Burada biz esas kutlama etkinliğini eleştirmiyoruz.

Ancak toplumsal şekillenmeye Türklerin verdiği önemi bilmeniz için çok geriye gitmenize hiç gerek yok.

Zamanın Tuna Valisi Mithat Paşa'yı anlatan Bulgarca bir kitap var: "Na kraçka pred vremeto."

Müelifi Teodora Bakırcieva'nın bu kitabını okumuş olsaydınız, son sergilediğiniz tavırdan biazcık utanırdınız.  Israrla, bu eseri okumanızı tavsiye ederim!

Kitaptan seçtiğim şu satırları bile çok şeyler anlatıyor:

" Bizi Rum asimilasyonundan kurtarınız! Bize dışarıda Bulgarca ana dilimizi konuşturmuyorlar. Çocuklarımız mecburen onların kiliselerinde okuyor; ama biz onları Osmanlı okullarına vermek istiyoruz..."

Sadece Bulgarlardan oluşan bir heyet, bu sözleri sarf ederek ünlü Mithat Paşa'nın huzuruna çıkıp şikayette bulunuyor.

Mithat Paşa'nın cevabı ise kısa oluyor:

"Önerinizi yazılı olarak Yüksek Porta'ya götürünüz!"

Bir kaç zaman sonra Yüksek Porta'dan şu cevap gelir:

"Çocuklarınızı ana dilinizde ve kendi okullarınızda okutacaksınız. Hemen bu okullar inşa edilsin ve kendi öğretmenlerinizi hazırlayınız..."

Açılan Bulgar okullarının, öğretmenlerin ve öğrencilerin sayısı kitapta verilmekte.

Sayın Mustafa Karadayı, şimdiye kadar bizler Bulgarları suçluyorduk; ama galiba suç sizde...

Türk dili ikinci resmi dil olursa, "Türklerin çocukları, İngilizce okumayı tercih ediyor" aldatmacasına gidemezsiniz! Bu çok tehlikeli!

Ağlamayan çocuğa meme vermezler...

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI