Sabri CON

Satranç - En çok sevdiğim oyun...

Sabri CON

 
Açıkça söyleyeyim, bütün oyunlar içerisinde en çok sevdiğim oyun satrançtır. 
Fizik olarak güçlü, kilolu kilosuz, hızlı yavaş, çevik uysal olmanı gerektirmez, sadece zeki olmanızı gerektirir. 
Ne yazık ki, dünyada fantastik satranç ustaları olmasına rağmen, bu zekâ oyununu istenilen seviyeye getiremedik. 
Şimdi uzatmadan, bu oyunun kısa tarihçesini vereyim.
Satrancın bir rahip tarafından bulunduğu ve ilk kez MS 570 yıllarında Hindistan’da oynandığı söyleniyor.
Günün birinde bu rahip, İran Şahı'na bir ders vermek ister ve der ki: 
”Sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin ve askerlerin olmadan hiçbir iş yapamazsın…"
Şah, sevinmiş ve  demiş ki: “Bu dersi beğendim, seni ödüllendirmek istiyorum, ne dilersen dile benden. "
Rahip, Şah’ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek, ”Bir miktar buğday istiyorum,” diye yanıt vermiş.
”Senden, bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece her karede, bir önceki karede bana verdiğinin iki katı buğday istiyorum. Sadece bu kadarcık buğday istiyorum.” demiş.
Şah, benim gibi güçlü bir şahtan isteye isteye üç beş tane buğday mı istemiş, bu rahip diye sinirlenmiş. 
Sonra, Şah hazretleri de ona karşı bir ders vermek istemiş. Yanındakilere seslenmiş, “Hesaplayın verin; ama hak ettiğinden fazlasını vermeyin,” demiş.
Hesaplamalar ilk karelerde çok kolay. 
1. Kareye bir buğday, 2. Kareye iki buğday, 3. Kareye dört buğday…
Ancak 10. kareye gelindiğinde 1023 buğday, yani yaklaşık bir avuç buğday. 
Hesaplama böyle gideceğini, rahibe de böyle üç beş çuval buğday vereceklerini düşünerek, bu işin üstesinden geleceklerini düşünmüşler.
1 + 2 + 4 + 8 + 16 + 32 + 64 + 128 + 256 + 512 + 1024 = 2047 buğday tanesi.
15. Kare, yalnızca 1,5 kilo buğday... 
Ama 25. kareye gelince 1,5 ton olduğunu görmüşler, kafaları karışmaya başlamış, yine de hesaplamaya devam etmişler.
31. kareye gelince, artık bu işin şakasının olmadığını anlamaya başlamışlar. 
31. karede, buğday 92 tona ulaşmış.
49. karede , 24 milyon ton buğday. Şaka gibi ama şaka değil, gerçek.
2021 yılı verilerine göre, ülkede ortalama 18-20 milyon ton buğday üretiliyormuş. Yemeyip içmeyip ürettiklerimizin hepsini versek bile, rahip efendiye borcumuzu karşılayabilmek için dışarıdan da 5 milyon ton buğday dışalımı yapmamız gerekecek.
54. kareye gelindiğinde iş iyice zıvanadan çıkıyor. 
Rahip, anasının gözü… 
Verilecek buğday 771 milyon ton. 
Bütün dünya, bu adama çalışsa yine de borç bitmiyor. 
Bir yıllık dünya buğday rekoltesi 500 milyon ton civarında… 
Tam püsküllü belâ.
64. karede ne mi oldu? Hiç söylenmese daha iyi olur. 
Tüm koşullar aynı olursa bütün dünya, bu rahibe borcumuzu ödeyebilmek için hepimizin 1500 yıl çalışması gerekecek…
Bu öykünün sonu bilinmiyor, en azından ben bilmiyorum. 
Bu upuzun ifadelerle anlattığımız sayının matematik dilindeki anlatımı şöyledir:
1+2+22+23+24+…+263 = 264 – 1 = 18 446 744 073 709 551 615
Yazdım ama bu rakamlar, bu sayı nasıl okunacak? 
Meraklısı onun da bir yolunu bulmuş.
(On sekiz kentilyon dört yüz kırk altı katrilyon yedi yüz kırk dört trilyon yetmiş üç milyar yedi yüz dokuz milyon beş yüz elli bir bin altı yüz on beş).
Rivayet, bu kadar.
Umarım, satranç oynayan arkadaşlar taşların adlarını bilmek isteyecek. 
İşte:
Taşların Türkçedeki adları: Şah, vezir, kale, at, fil ve piyon
Taşların Fransızca karşılıkları: Roi, Reine, Tour, Chevalier, Évêque, Pion
Taşların İngilizce karşılıkları: King, Queen, Rook, Knight, Bishop, Pawn.
Arkadaşlar! 
Satranç hakkında söylenecek milyonlarca sözler, cümleler var. 
Ben size sadece şunu söyleyeyim: 
Kendinizin, çocuklarınızın ve torunlarınızın zekâsını “uyanık” tutmak isterseniz ,satrancı daha 4-5 yaşlarında öğrenmeye ve öğretmeye başlayın, pişman olmayacaksınız, bilâkis gururlanacaksınız! 
Saygılarımı sunuyorum!
(Ali Can Polat’ın uzun yazısından yararlanarak yazdım.)

Yazarın Diğer Yazıları