Karıştırma ( k )
Sabri CON
“Karıştırma” ile “karıştırmak” arasında dağlar kadar fark var.
Karıştırmanın ne olduğunu sanırım en iyi köylüler biliyor. Çocukluğumuzda seve seve yediğimiz un, süt ve tereyağı ile hazırlanan ucuz ama yararlı bir aş. Bilhassa çocuklar ve yaşlılar için değerli mi, değerli.
Ne var ki, Türkçe sözlüklerde “karıştırma” diye bir şey yok, bulamadım. Türkiye’de, “karıştırma yedim” veya “karıştırma yaptım” diye bir söz de duymadım. Bilinmiyor mu acaba? Aşevlerinde, restoran menülerinde de mumla arasan, yok. Nedenini bilmiyorum. Google amcaya bereket versin ki, “karıştırma’yı” tam tarifiyle verebiliyor.
Kafanızı karıştırmayayım ama siz çayınıza şekeri atın, 10 dakika kadar tıngır mıngır karıştırın, soğumadan için, bu arada ben de “karıştırmak” konusunu karıştırayım.
Günümüzde öyle insanlar ( pardon, yöneticiler ) var ki, ak ile karayı, yalan ile gerçeği, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini karıştırıp duruyorlar. Yetmedi, hizmet ile hezimeti, istifa ile istifadeyi, cefa ile sefayı, millet ile illeti, ayırma ile kayırmayı, cehalet ile sefaleti, ittifakçı ile itirafçıyı, düşman ile dostu, Konya ile Kenya’yı, Abdullah ile Fetullah’ı da fark edemeyip karıştırıyorlar. Din ile siyaseti, fen bilimleri ile ilahiyat bilimini karıştırmak da bonusu…
Bu da milletin kafasını iyice karıştırıp allak bullak ediyor. Hadi biz daha çok karıştırmayalım, dürüst olalım; ama bir yalanı bize gerçek diye, yanlışı doğru diye, yapılmayan bir şeyi yaptık diye, yapamayacakları bir şeyi yapacağız diye yutturmaları, başımızı da, belimizi de, midemizi de çok ağrıtıyor, dii mi?
Biz ne zaman iyiyi, doğruyu, güzeli, dürüstü konuşmayı öğreneceğiz arkadaşlar?