AL SANA BİR SINIR...
Sabri CON
Bulgaristan Türkleri için sınır denildi mi, ilk akla gelen Kapıkule veya Hamzabeyli olur.Bir de Dereköy (Malko Tırnovo) diyelim.
Gerçekçi olalım, bu sınırlardan kaç defa girip çıktıysak korkumuz ve şüphemiz hiç eksik olmadı.
Pasaport kontrolü, eşya kontrolü! Acaba ne olacak?
Acaba geçebileceğiz mi? Torbalarda saklı içkimiz var, etimiz ve sucuğumuz var…
Sanki sırat köprüsünden geçiyoruz.
Gümrük memurunun gözünü boyamak için bagajımızın görünür yerine her ne kadar kabak, patates, soğan ve sarımsak yerleştirsek de, korkudan titrememiz garanti.
Zor mu zor, bu kapılardan geçmek.
Dün, Utrech / Niderland çevresinde bir tur atalım dedik.
Gidiyoruz, gidiyoruz, yollar ayna yüzü gibi temiz. Bal dök, yala.
Trafik yağ gibi akıp gidiyor. Rahat bir yolculuk.
Ufkumuzda geniş bir dünya. Ağaçlar, kuşlar, çiçekler, tarlalar, ormanlar, su kanalları, iş yerleri, köyler ve kasabalar…
Nereye baksan gözün doymuyor güzellikleri seyretmeye.
Anderson masalları, şimdi tamamen canlı olarak karşımızdalar.
Özel evler ve kamu binaları sanki usta bir ressamın fırçasından taze çıkmışlar gibi.
Şaşıp kalıyorsun acaba bu gördüklerimiz gerçek mi diye.
Gide gide dayandık bir yerlere. Barka Nassau diye bir şehre inmişiz.
Bir adım ötesi Belçika imiş. Sınırdayız yani.
Bir şüphe aldı içimi. Aslında sokağa çıkar gibi çıkmıştım yola.
Cebimde kimliğim yok, pasaportum yok, şahsımı kanıtlayacak başka belge de yok.
Ne göreyim, bir noktada Niderland ve Belçika bayrakları yan yana.
İki kardeş ülke arasındaki sınırmış burası.
Daha da ilginç olanı, yol boyunca uzanan kafeteryada kahve içenlerin masası sınırın ucunda.
Masanın bir kenarında oturan kişinin sandalyesi iki ayağı ile Hollanda toprağında, iki ayağı da Belçika toprağında.
Olacak şey mi? Rüya mı görüyorum ben?
Yalanım olmasın diye bir fotoğraf çektirdim.
Oturduğum sandalyenin sol tarafı Niderland'ın Barka Nassau’su, sağ tarafı da Belçika’nın Barka Hertog’uymuş.
Oturduk, yedik, içtik ve kalkıp şehri turladık.
Yürürken bir bakıyoruz ki, Niderland'tayız, iki adım sonra bakıyoruz ki, Belçika’dayız.
Ne acayip, değil mi? Daha da acayibi, bazı evlerin kapısının Niderland'ta, pencerelerinin Belçika’da olması…
Bir evin sahibine soruyoruz, sen Niderlandlı mısın, yoksa Belçikalı mı, diye. Hemen cevaplıyor: İkisi de! Vergimin bir yarısını bir ülkeye, diğer yarısını da diğer ülkeye ödüyorum…
Al sana bir sınır!
Soran yok, arama tarama yok, pasaport kimlik soran yok, korkmak ve titremek yok, ceza yemek yok, huzur var, insanca yaşamak var…
Ama dünyanın bir başka bölgesinde İsrail ve ABD ekseni “haklı”!
Onlar “demokrasi” götürüyorlar Ortadoğu’ya, değil mi?
Lanet olsun!
Yaşasın akıl! Kahrolsun cehalet!
AB’den selam ve sevgilerimi gönderiyorum dünyanın güzel düşünen insanlarına…