Hafta sonu yapılan genel seçimlerde beklendiği gibi
eski Cumhurbaşkanı Radev birinci çıktı.
Sürpriz olan, bu kadar yüksek oyla seçilmesi - %45 oy aldı.
Yüksek protesto oyları alması bekleniyordu; ama anket şirketleri
dahil, bu kadar ezici zafer elde edeceğini kimse beklemiyordu.
Yapılan anketlerde en yüksek oranı %38 Market Links
araştırma şirketi veriyordu ve eleştiriliyorlardı Radev’in
lehine ısmarlama sonuç yayınlıyorlar diye.
Diğer %30-34 bandında oy oranı öngörüyordu.
Hatta sandık başlarında yapılan exit poll anketlerinde bile
%38 -39 gibi oranlar çıkıyordu.
Yüksek oy alacağı belliydi; ama tek başına iktidar olacak
kadar yüksek oy alacağını kendisi dahil, ki verdiği
demeçlerde bunu belirtiyor, kimse beklemiyordu.
Tamamen konjonktürden kaynaklı bir sonuç.
Oluşan tepkilerin yansıması.
Oportünizm temelli başarı. Fırsattan istifade.
Yoksa Radev’in ne doğru dürüst bir programı var,
ne bir stratejisi,
ne de ülkeyi bu çöküşten çıkaracak net bir görüşü.
Seçimi tamamen mevcut sisteme karşı
oluşan inanılmaz tepki sayesinde böyle bir sonuç ile kazandı.
Açıkçası biz de beklemiyorduk, bu kadar büyük bir destek alacağını
ve bu seçimlerde bizim için tek sürpriz olan buydu.
Bunun dışında genel olarak her şey beklediğimiz gibi gelişti.
Radev’in sahaya inmesinden en büyük zararı diğer Rus yanlısı
(BSP, Vyzrajdane, Velichie, İTN gibi ) partiler göreceğini söylemiştik.
Nitekim, Vyzrajdane dışında o da inanılmaz oy kaybı yaşadı,
hepsi baraj altında kaldı.
Başka? Peevski ile Doğan arasındaki mücadeleyi
Peevski’nin kazanacağını ve onu yok edeceğini sebepleriyle birlikte
daha ilk araları açıldığında söyledik.
Aynen de öyle oldu. Birileri çıkıp; Ama Peevski çok fazla oy
kaybetti diyebilir. Ama biz de hiç bir zaman Peevski birinci
parti olacak ve iktidar olacağını demedik ki.
Biz sadece parti içi mücadeleyi açık ara Peevski
kazanacağını iddia ettik.
Başka ne dedik? Radev iktidara gelse de değişen
pek bir şeyin olmayacağını söyledik.
Tek başına iktidar olmayı başarsa da bu hakikat değişmeyecek.
Neden değişmeyeceğini ileride yazacağız. Şimdi yazsak da
birçok kişi ne dediğimizi algılayamayabilir.
Herkesin adrenalini bi düşsün bakalım, herkes bi sakinleşsin
ondan sonra sindire sindire yazarız.
Şimdilik sadece birkaç noktaya vurgu yapalım: Radev
tek başına iktidar oldu, çoğunluğu elde etti;
ama bu pek bir şey değiştirmeyecek; çünkü bir iktidarın
başarısını belirleyen bürokrasidir.
Yargı dahil ( baş savcı Sarafov’un istifa etmiş olması,
bu gerçeği değiştirmez) üst düzey bürokrasiyi
değiştiremediği ve kendi adamlarını atayamadığı sürece
istediği gibi yönetmesi zor.
Bunun için tek başına iktidar olmaktan daha fazlasına ihtiyaç var.
Parlamentoda 2/3 çoğunluk bunlardan biri.
Bu çoğunluğu beş partili parlamentoda ancak
ПП-ДБ‘nin desteği ile elde edebilir.
Asıl sıkıntı burada çıkacak. Her ne kadar bir önceki hükümetin
indirilmesinde Aralık ayı protestolarında Radev yandaşları
ile beraber hareket etmiş olsalar da,
bu defa seçimlerden sonra Radev’e destek vermezler.
Birincisi: Radev’e istediklerini atama fırsatı vererek
mutlak güç elde etmesini istemeyecekler.
Siz bakmayın seçim sonuçlarından sonra verilen
demeçlerde PP-DB tarafında bulunan bazı isimlerin
yargı reformundan bahsetmelerine.
İleriki zamanda her ne kadar karşılıklı atışmalarda
bulunsalar da PP-DB, GERB ile beraber hareket ettiklerine
hep beraber şahit olacağız. Bunu not edin bir kenara.
İkincisi: Radev’in ve PP-DB arkasındaki güç odakları
tamamen farklı cephede yer aldıklarından, bu iş hiç olası değil.
Burada PP-DB’nin yapısını iyi bilmek lazım.
PP ( Prodıljavame Promyanata) ve DB
( Demokratichna Bylgariya) peş peşe yapılan seçimler
sürecinde aralarında ittifak kurdular. PP’nin başında
Kiril Petkov ve Asen Vasilev vardı. Ancak Petkov,
bir takım işlere adı karışınca liderliği Vasilev’e bırakmak
zorunda kaldı. PP’nin ittifak ortağı DB iki oluşumdan ibaret -
“Demokratichna Bylgariya “ (önceki ismi DSB )
lider Atanas Atanasov ve “Da Bylgariya“ lider
İvaylo Mirchev ( bu oluşumun asıl lideri Hristo Ivanov;
ama onun da adı Kiril Petkov gibi bazı işlere karışınca
liderliği İvaylo Mirchev’e bıraktı)
Yani bu karmaşık yapının kolay kolay Radev’e destek
için kendi aralarında konsensus sağlamaları çok mümkün değil.
Siz bakmayın sıcağı sıcağına verilen demeçlere.
Hatta şimdiden şunu not düşelim, siz de not edin,
bu ve başka bazı konulardan dolayı bu ittifakın
bozulacağını şimdiden söyleyelim.
Sebebini olaylar gelişince yazarız.
Yani Radev, kendi bürokrasisini oluşturamadığı
sürece etkili olma şansı olmayacak.
Yani daha önce dediğimiz gibi her ne kadar
Radev ezici üstünlükle kazanmış olsa da,
fiiliyatta değişen pek bir şey olmayacak.
Özellikle halkın yaşam standardı açısından.
Devleti kontrol edenler etkili olmaya devam edeceklerdir.
Devleti de kimin kontrol ettiği belli. Sadece şunu söyleyelim
ki kontrol edenler artık Rus yanlıları değil.
Yani Radev öyle seçim kazandı diye her şeyin bir anda
değişeceğini bekleyenler hayal dünyasında yaşıyor.
Boyko Borisov seçimlerden sonra bunu ima etti aslında.
“Seçim kazanmak ayrı şey, ülke yönetmek başka şey”
dedi de, bu konuda fazla ayrıntıya girmeye gerek yok.
Çünkü Bulgaristan’ın yakın demokrasi tarihinde
daha önce de birkaç defa bazı partiler buhranlı dönemlerden
sonra açık ara tek başına iktidar olmayı başarmışlardı.
Ama çok geçmeden hızla yıpranıp halkın gözünden düşmüşlerdi.
Bazıları da siyaset sahnesinden tamamen yok olup gitmişlerdi.
Yani şimdilik bırakalım da ortalık sakinleşsin.
Nasılsa çok fazla şeyler yazacağız daha.
Yani Radev yanlıları yerinde olsak o kadar da eufori içine
girmezdik. Ayrıca şimdiden bir not da aramızdaki Radev sevicileri
için düşelim.
3-5 ay sonra, Radev’in gerçek yüzü ortaya çıktığında
bakalım o zaman ne diyecekler.
Bu Radev sevicilerine şimdilik sadece bir Bulgar
atasözünü hatırlatalım:
“Vylkyt kozinada si meni, no nrava - nikoga ”
Diğer yandan, bu seçimlerde Bulgaristan için
iyi bir tablo da çıktı ortaya.
Bir sürü ufak tefek partiden temizlenmiş oldu parlamento.
Merkez sol ve merkez sağı temsil eden partilerin
yanı sıra bir de bizim soydaşımızı temsilen
( ama ülkemizin kontrolünde olan ) dengeleyici
parti gibi bir parti olması yeterlidir.
Bulgaristan seçimleri için bu kadar yeter.
Euforiya geçince ve ortalık sakinleşince tekrar yazarız.
Dediğimiz gibi, nasılsa yazılacak fazlasıyla sebep olacak.
Son olarak bir not düşelim ve şimdilik kapatalım.
Daha önce belirttik, bir kez daha belirtelim:
Bu yazdıklarımız durum tespitinden ibarettir.
Kimsenin yanında, karşısında, arkasında olduğumuz yazıları değildir.
Bir kez daha altını çizelim: Bizim tavrımız en başından
beri açık ve net; ülkemizin kontrolünde oluşacak
ve gerçek manada soydaşımızın ve ülkemizin çıkarlarını
gözetecek bir oluşumdan yanadır.
***
HER SEÇİMDE OLDUĞU GİBİ
KAZANANLARIN YANINDA KAYBEDENLER VARDI;
AMA BİR DE HEZİMET YAŞAYANLAR OLDU
Kaybedenler vardı, ama bir de bir daha gelmemek üzere
yok olup gidenler de oldu bu seçimlerde.
Bir çok uyduruk partinin yanı sıra, Ahmet Doğan da
miadını doldurdu ve siyasi mevta oldu.
Artık soydaşımızı temsil etmediği şüphe bırakmayacak
şekilde tescillendi.
Zaten hiç bir zaman temsil etmedi de,
artık bu durum fiilen tescillenmiş oldu.
Biz bunun olacağını da yazmıştık, dimi?
Daha partide yönetim mücadelesi başladığında yazmıştık.
Herkes, buradaki karar vericiler dahil,
Ahmet Doğan’ın yanında yer alırken, parti içindeki
bu mücadelenin galibi Peevski olacağını sebepleriyle
birlikte yazmıştık. Hem de bir çok defa.
Partideki, bu yönetim mücadelesini danışıklı dövüş
olduğunu iddia edenler de vardı.
Biz ise böyle bir şey olmadığını, basbayağı yönetim
için mücadele olduğunu söylemiştik, ki zaman bu konuda da bizi haklı çıkardı.
Çünkü her ikisinin arkalarındaki güçler farklı olduğunu biliyorduk.
Yani güç mücadelesi perde arkasında yürütülüyordu.
Kazananın Peevski olacağının iddia etmemizin tabi ki bir nedeni vardı.
Bu nedenleri birçok defa paylaştık tekrar uzun uzun yazmaya gerek yok.
Başka zaman tekrar yazarız.
Sabırsız olanlar eski yazılarımıza bakabilir.
Ahmet Doğan ile birlikte tasfiye olan başkaları da oldu tabi.
Bazı STK yöneticileri mesela.
Hangi STK olduğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde.
Sandık, sandık dolaşarak propaganda yapanları öğrenmeyen kalmadı.
Kendi kendilerine zarar verdiklerine farkına bile varmadan.
Ne oldu şimdi? Bunca yoğun propagandalarına rağmen,
sonuçlar şunu net olarak gösterdi ki bunları dinleyen yok.
Yani Ahmet Doğan’ın artık insanımızı
temsil etmediğinin tescillenmesinin yanında,
bunların da camiamızı temsil etmedikleri
tartışma götürmez şekilde tescillendi.
Kendilerini yırtarcasına destekledikleri kim varsa
ülkemizde açılan sandıklarda yerle bir oldular.