Op. Dr. Gürçay CEM

Beklenen sonuç, ya sürpriz olan neydi

Op. Dr. Gürçay CEM

 
Hafta sonu yapılan genel seçimlerde beklendiği gibi 
eski Cumhurbaşkanı Radev birinci çıktı.
Sürpriz olan, bu kadar yüksek oyla seçilmesi - %45 oy aldı.
Yüksek protesto oyları alması bekleniyordu; ama anket şirketleri 
dahil, bu kadar ezici zafer elde edeceğini kimse beklemiyordu.
Yapılan anketlerde en yüksek oranı %38 Market Links 
araştırma şirketi veriyordu ve eleştiriliyorlardı Radev’in 
lehine ısmarlama sonuç yayınlıyorlar diye.
Diğer %30-34 bandında oy oranı öngörüyordu.
Hatta sandık başlarında yapılan exit poll anketlerinde bile
 %38 -39 gibi oranlar çıkıyordu.
Yüksek oy alacağı belliydi; ama tek başına iktidar olacak
 kadar yüksek oy alacağını kendisi dahil, ki verdiği 
demeçlerde bunu belirtiyor, kimse beklemiyordu.
Tamamen konjonktürden kaynaklı bir sonuç.
Oluşan tepkilerin yansıması. 
Oportünizm temelli başarı. Fırsattan istifade.
Yoksa Radev’in ne doğru dürüst bir programı var, 
ne bir stratejisi, 
ne de ülkeyi bu çöküşten çıkaracak net bir görüşü.
Seçimi tamamen mevcut sisteme karşı 
oluşan inanılmaz tepki sayesinde böyle bir sonuç ile kazandı.
Açıkçası biz de beklemiyorduk, bu kadar büyük bir destek alacağını
ve bu seçimlerde bizim için tek sürpriz olan buydu.
Bunun dışında genel olarak her şey beklediğimiz gibi gelişti.
Radev’in sahaya inmesinden en büyük zararı diğer Rus yanlısı
 (BSP, Vyzrajdane, Velichie, İTN gibi ) partiler göreceğini söylemiştik.
Nitekim, Vyzrajdane dışında o da inanılmaz oy kaybı yaşadı, 
hepsi baraj altında kaldı.
Başka? Peevski ile Doğan arasındaki mücadeleyi 
Peevski’nin kazanacağını ve onu yok edeceğini sebepleriyle birlikte 
daha ilk araları açıldığında söyledik.
Aynen de öyle oldu. Birileri çıkıp; Ama Peevski çok fazla oy 
kaybetti diyebilir. Ama biz de hiç bir zaman Peevski birinci 
parti olacak ve iktidar olacağını demedik ki.
Biz sadece parti içi mücadeleyi açık ara Peevski 
kazanacağını iddia ettik.
Başka ne dedik? Radev iktidara gelse de değişen 
pek bir şeyin olmayacağını söyledik.
Tek başına iktidar olmayı başarsa da bu hakikat değişmeyecek.
Neden değişmeyeceğini ileride yazacağız. Şimdi yazsak da
 birçok kişi ne dediğimizi algılayamayabilir.
Herkesin adrenalini bi düşsün bakalım, herkes bi sakinleşsin
 ondan sonra sindire sindire yazarız.
Şimdilik sadece birkaç noktaya vurgu yapalım: Radev
 tek başına iktidar oldu, çoğunluğu elde etti;
ama bu pek bir şey değiştirmeyecek; çünkü bir iktidarın
 başarısını belirleyen bürokrasidir.
Yargı dahil ( baş savcı Sarafov’un istifa etmiş olması,
 bu gerçeği değiştirmez) üst düzey bürokrasiyi 
değiştiremediği ve kendi adamlarını atayamadığı sürece 
istediği gibi yönetmesi zor.
Bunun için tek başına iktidar olmaktan daha fazlasına ihtiyaç var.
Parlamentoda 2/3 çoğunluk bunlardan biri.
Bu çoğunluğu beş partili parlamentoda ancak 
ПП-ДБ‘nin desteği ile elde edebilir.
Asıl sıkıntı burada çıkacak. Her ne kadar bir önceki hükümetin 
indirilmesinde Aralık ayı protestolarında Radev yandaşları 
ile beraber hareket etmiş olsalar da,
 bu defa seçimlerden sonra Radev’e destek vermezler.
Birincisi: Radev’e istediklerini atama fırsatı vererek
 mutlak güç elde etmesini istemeyecekler.
Siz bakmayın seçim sonuçlarından sonra verilen 
demeçlerde PP-DB tarafında bulunan bazı isimlerin 
yargı reformundan bahsetmelerine.
İleriki zamanda her ne kadar karşılıklı atışmalarda
 bulunsalar da PP-DB, GERB ile beraber hareket ettiklerine
 hep beraber şahit olacağız. Bunu not edin bir kenara.
İkincisi: Radev’in ve PP-DB arkasındaki güç odakları 
tamamen farklı cephede yer aldıklarından, bu iş hiç olası değil.
Burada PP-DB’nin yapısını iyi bilmek lazım.
PP ( Prodıljavame Promyanata) ve DB 
( Demokratichna Bylgariya) peş peşe yapılan seçimler 
sürecinde aralarında ittifak kurdular. PP’nin başında 
Kiril Petkov ve Asen Vasilev vardı. Ancak Petkov,
 bir takım işlere adı karışınca liderliği Vasilev’e bırakmak 
zorunda kaldı. PP’nin ittifak ortağı DB iki oluşumdan ibaret -
“Demokratichna Bylgariya “ (önceki ismi DSB )
 lider Atanas Atanasov ve “Da Bylgariya“ lider
 İvaylo Mirchev ( bu oluşumun asıl lideri Hristo Ivanov;
 ama onun da adı Kiril Petkov gibi bazı işlere karışınca
 liderliği İvaylo Mirchev’e bıraktı)
Yani bu karmaşık yapının kolay kolay Radev’e destek
 için kendi aralarında konsensus sağlamaları çok mümkün değil.
Siz bakmayın sıcağı sıcağına verilen demeçlere.
Hatta şimdiden şunu not düşelim, siz de not edin, 
bu ve başka bazı konulardan dolayı bu ittifakın
 bozulacağını şimdiden söyleyelim.
Sebebini olaylar gelişince yazarız.
Yani Radev, kendi bürokrasisini oluşturamadığı 
sürece etkili olma şansı olmayacak.
Yani daha önce dediğimiz gibi her ne kadar 
Radev ezici üstünlükle kazanmış olsa da,
 fiiliyatta değişen pek bir şey olmayacak.
Özellikle halkın yaşam standardı açısından.
Devleti kontrol edenler etkili olmaya devam edeceklerdir.
Devleti de kimin kontrol ettiği belli. Sadece şunu söyleyelim
 ki kontrol edenler artık Rus yanlıları değil.
Yani Radev öyle seçim kazandı diye her şeyin bir anda
 değişeceğini bekleyenler hayal dünyasında yaşıyor.
Boyko Borisov seçimlerden sonra bunu ima etti aslında.
“Seçim kazanmak ayrı şey, ülke yönetmek başka şey” 
dedi de, bu konuda fazla ayrıntıya girmeye gerek yok.
Çünkü Bulgaristan’ın yakın demokrasi tarihinde 
daha önce de birkaç defa bazı partiler buhranlı dönemlerden 
sonra açık ara tek başına iktidar olmayı başarmışlardı.
Ama çok geçmeden hızla yıpranıp halkın gözünden düşmüşlerdi.
Bazıları da siyaset sahnesinden tamamen yok olup gitmişlerdi.
Yani şimdilik bırakalım da ortalık sakinleşsin.
Nasılsa çok fazla şeyler yazacağız daha.
Yani Radev yanlıları yerinde olsak o kadar da eufori içine
 girmezdik. Ayrıca şimdiden bir not da aramızdaki Radev sevicileri
 için düşelim.
3-5 ay sonra, Radev’in gerçek yüzü ortaya çıktığında 
bakalım o zaman ne diyecekler.
Bu Radev sevicilerine şimdilik sadece bir Bulgar 
atasözünü hatırlatalım:
“Vylkyt kozinada si meni, no nrava - nikoga ”
Diğer yandan, bu seçimlerde Bulgaristan için 
iyi bir tablo da çıktı ortaya.
Bir sürü ufak tefek partiden temizlenmiş oldu parlamento.
Merkez sol ve merkez sağı temsil eden partilerin 
yanı sıra bir de bizim soydaşımızı temsilen 
( ama ülkemizin kontrolünde olan ) dengeleyici 
parti gibi bir parti olması yeterlidir.
Bulgaristan seçimleri için bu kadar yeter.
Euforiya geçince ve ortalık sakinleşince tekrar yazarız.
Dediğimiz gibi, nasılsa yazılacak fazlasıyla sebep olacak.
Son olarak bir not düşelim ve şimdilik kapatalım.
Daha önce belirttik, bir kez daha belirtelim:
Bu yazdıklarımız durum tespitinden ibarettir.
Kimsenin yanında, karşısında, arkasında olduğumuz yazıları değildir.
Bir kez daha altını çizelim: Bizim tavrımız en başından 
beri açık ve net; ülkemizin kontrolünde oluşacak 
ve gerçek manada soydaşımızın ve ülkemizin çıkarlarını 
gözetecek bir oluşumdan yanadır.
***
HER SEÇİMDE OLDUĞU GİBİ 
KAZANANLARIN YANINDA KAYBEDENLER VARDI; 
AMA BİR DE HEZİMET YAŞAYANLAR OLDU 
 
Kaybedenler vardı, ama bir de bir daha gelmemek üzere 
yok olup gidenler de oldu bu seçimlerde.
Bir çok uyduruk partinin yanı sıra, Ahmet Doğan da 
miadını doldurdu ve siyasi mevta oldu.
Artık soydaşımızı temsil etmediği şüphe bırakmayacak 
şekilde tescillendi.
Zaten hiç bir zaman temsil etmedi de,
 artık bu durum fiilen tescillenmiş oldu.
Biz bunun olacağını da yazmıştık, dimi?
Daha partide yönetim mücadelesi başladığında yazmıştık.
Herkes, buradaki karar vericiler dahil, 
Ahmet Doğan’ın yanında yer alırken, parti içindeki
 bu mücadelenin galibi Peevski olacağını sebepleriyle 
birlikte yazmıştık. Hem de bir çok defa.
Partideki, bu yönetim mücadelesini danışıklı dövüş 
olduğunu iddia edenler de vardı.
Biz ise böyle bir şey olmadığını, basbayağı yönetim
 için mücadele olduğunu söylemiştik, ki zaman bu konuda da bizi haklı çıkardı.
Çünkü her ikisinin arkalarındaki güçler farklı olduğunu biliyorduk.
Yani güç mücadelesi perde arkasında yürütülüyordu.
Kazananın Peevski olacağının iddia etmemizin tabi ki bir nedeni vardı.
Bu nedenleri birçok defa paylaştık tekrar uzun uzun yazmaya gerek yok.
Başka zaman tekrar yazarız. 
Sabırsız olanlar eski yazılarımıza bakabilir.
Ahmet Doğan ile birlikte tasfiye olan başkaları da oldu tabi.
Bazı STK yöneticileri mesela. 
Hangi STK olduğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde.
Sandık, sandık dolaşarak propaganda yapanları öğrenmeyen kalmadı.
Kendi kendilerine zarar verdiklerine farkına bile varmadan.
Ne oldu şimdi? Bunca yoğun propagandalarına rağmen,
 sonuçlar şunu net olarak gösterdi ki bunları dinleyen yok.
Yani Ahmet Doğan’ın artık insanımızı 
temsil etmediğinin tescillenmesinin yanında, 
bunların da camiamızı  temsil etmedikleri 
tartışma götürmez şekilde tescillendi.
Kendilerini yırtarcasına destekledikleri kim varsa
 ülkemizde açılan sandıklarda yerle bir oldular.

Yazarın Diğer Yazıları