Çevremizdeki arkadaşlarımız Bulgaristan seçimleri ile ilgili neden yazmadığımızı soruyor.
Bulgaristan’daki durumlarla ilgili sayısız yazı paylaştık. Aynı şekilde, bu hafta sonu yapılacak seçimlerle ilgili de birçok yazı yayımladık daha önce. Seçimlerden sonra yazarız, daha doğrusu konuyla ilgili yazılarımızı hatırlatırız; çünkü seçim sonuçlarını da, ortaya çıkacak tabloyu da zaten daha önce yazdık.
Seçimlerin sonucu yazdığımız gibi çıkacağından şüphemiz yok. Sadece şunu vurgulamakta fayda olabilir: Bakıyoruz da seçimlerle ilgili herkes bir şeyler sallayıp duruyor. Tabii ki herkes istediği gibi yorum yapabilir, fikrini beyan edebilir. En doğal hakları; ama bilen de, bilmeyen de atıp tutuyor.
Dünyadan bihaber olanlar bile yorum yaptığını görüyoruz. Bunların arasında soydaşlarımızı temsil etmek için kurulan bazı STK yöneticilerinin de olması hazin bir durum. Oysa bu pozisyonlarda bulunanlar en fazla bilgi sahibi olmaları gerekir ve insanımıza rehberlik etmeleri beklenir.
Ne diyor bunlar? Kimlere oy verip, kimlere oy verilmemesi konusunda ahkam kesmeye kalkışıyorlar. Resmen insanımızı binbir parçaya bölünüp parçalanmayı teşvik ediyorlar.
Sizi temsil eden bir partinin politikasını beğenmeye bilirsiniz. Yönetimini değiştirirsiniz.
Olmazsa sizi daha iyi temsil edeceğini düşündüğünüz başka bir oluşum kurarsınız o kadar.
Ama insanımızı üçe beşe bölünmesini teşvik etmek tam bir bozgunculuktur.
Burada gerçekten soydaşımız söz konusuysa, kime oy verilmesi konusu tartışılmayacak kadar nettir. Demokrasilerde temsilde çoğunluk esastır. Bu doğrultuda soydaşımız kime en fazla teveccüh gösteriyorsa onların bu tercihine saygı duymak lazım.
Aksi yaklaşım çoğunluğa, onların tercihine yapılan saygısızlıktır. Kaldı ki insanımızı bir arada tutmak stratejik öneme sahip bir durum. İnsanımızı kompakt tutmak bizim çıkarlarımızadır ve öncelikli hedeflerimizden biri olmalı. Oyları temsil noktasında bugün böyleyse yarın farklı, öbür gün bambaşka olur.
Burada önemli olan bir arada kalmayı başarmaktır. Öncelikli hedef bölünüp parçalanmayı engellemek olmalı.
***
Kendi şahsi fikrimize gelince, görüşümüzde en başından beri bir değişiklik yok. İnsanımızın kimliğini, varlığını, etnik, dini ve kültürel benliğini, çıkarlarını gerçek manada koruyan bir yapılanma. Bundan öte tarihsel bağımız olan ülkemizin çıkarlarını gözeten, ülkemizin kontrolünde bir örgütlenme. Bundan doğal bir şey de olamaz.
Hiç bir etnik bağı olmayan bazı dış odaklar, Rusya ve ABD gibi kendi destekledikleri parti ve örgütler olabiliyorsa, bizim ülkemizin çıkarlarını gözetleyen parti ve örgütler de olabilir, ki böyle bir oluşum herkesten çok ülkemizin hakkıdır.
Çünkü Bulgaristan’da azımsanmayacak düzeyde soydaşımız, ırktaşımız var. Ülkemizin kontrolünde böyle bir oluşuma klasik iç işlerine karışma teraneleri okunacak; ama hiç bir etnik veya tarihsel bağı olmayan ABD gibi ülkeler, kendilerine yandaş parti ve örgütler kurarken ve onlara açıktan destek verirken içişlerine müdahale olmuyor, bizim 1 milyon soydaşımız olan yerde onların haklarını koruyacak parti veya örgüt kurmak içişlerine karışmak oluyor, öyle mi?
Ama bundan öte, orada aynı şekilde düşünen çok bilmiş bazı soydaşlarımız da var, oranın iç işlerine karışılmaması gerektiği gibi abuk sabuk çıkışlar yapan kişiler. Ancak gün gelip işler sarpa sarınca, zulüm görmeye başlayınca yardım için ilk bunlar gözlerini ana vatana çeviriyor.
Ki dünyadaki gelişmeler, bu tür baskı ve zulümlerin yaşanmasına uygun. Ki zaten Balkanlar'da, bu tür baskı, zulüm ve hatta soykırıma varan katliamlar yakın geçmişte yaşanmadı mı?
Hatta çok fazla geriye gitmeye de gerek yok. Seksenli yıllarda Bulgaristan’da ve doksanlı yıllarda Bosna’da, bu durumlara bizzat şahit olmadık mı?
Özetle aramızda her türlü bağ mevcut olan soydaşlarımızı temsil eden bir örgütlenme ülkemizin kontrolünde olması elzemdir. Herkes için en iyi çözüm budur. Ancak bunun için stratejik akıl ve vizyoner kadrolar lazım. Bu iktidarda olmayan kadrolar...
Ama elbet günün birinde karar verici pozisyonlara işin ehli liyakatli kadrolar gelecek. Elbet günün birinde bahsettiğimiz oluşumlar gerçek olacak.
Daha fazlası da olacağından eminiz de, Bulgarların eninde sonunda etnik kökenlerini hatırlayıp yaklaşımlarının değişeceği gibi de, bu konularda zamanı gelince ayrıca daha kapsamlı yazarız.
Hafta sonu yapılacak Bulgaristan seçimlerine dönecek olursak sonuç bizim için malumun ilamı olacak.
Yani sağda solda atıp tutan siyaset bilimci ve yorumcuların anlatamaya çalıştıkları değişimlerin olması için uygun ortam meydana gelmeyecek. Yani eski tas eski hamam devam edeceğini söylemeye çalışıyoruz.
En azından bu seçimlerden öyle anlatıldığı gibi değişimler gerçekleşmeyecek. Onun sebeplerini daha önce anlatmıştık. Seçimlerden sonra bir kez daha hatırlatırız.