Muazzam potansiyele sahip olmamıza rağmen, yerimizde debelenip durmamızın tabi ki sebepleri var. En temel sebep içimizde fazlasıyla fitneci ve bozguncunun olması, bu tiplerin ortak özelliğidir.
Kimseye zerre katkıları olmaz; ama her fırsatta çirkeflik yapmak için elinden geleni arkasına koymazlar. Katkıları olmadığı gibi , katkı sağlamak , bir şeyler üretmek isteyenler hakkında da binbir türlü yalan ve iftiralarlarla karalamaya çalışırlar.
Bu tiplerden hayatımız boyunca çok gördük. Bundan dolayı sonlarının da ne olduğunu iyi biliriz. Kısa vadede attıkları iftiralarla inandırıcı olsalar da eninde sonunda gerçekler her zaman ortaya çıkar.
Attıkları iftiralar kendi aleyhlerine döner. Bulundukları çevrelerde dışlanıp, kimsenin saygı duymadığı kişiler olarak sap gibi ortada kalırlar. Herkesin çevresinde vardır bunlardan. Komşusudur, mesai arkadaşıdır, yakınıdır, hatta akrabasıdır.
Cebel Derneği yönetimi olarak hemşehrilerimize yakışır bir tesis kazandırmak için epey zamandır gayret sarf ediyoruz. Benzer dernek binaları içinde en iyisi olacak bir eser bırakmak için yönetim olarak bin bir türlü zorluklarla uğraşarak bitirme aşamasına geldik.
Cebellilerin gurur duyacağı ve birçok yönüyle kültürel, sosyal faaliyetler yapılabilecek tesis kazandırmak için varımızı yoğumuzu ortaya koyarak gayret ettiğimiz bir ortamda ikide bir şikayette bulunan bu tür bozguncu , fitne fesat tiplerle de zaman kaybediyoruz.
Bu süreçte daha ilk temelleri atarken bu bozguncu tipler tarafından şikayet edilmeye başlandık. Bazı Cebellilerin de işin içinde olmaları olayın asıl vahim tarafı. Bu neyin kafasıdır, ya?
Atıl durumdaki parka ve çevresine değer katacak bir tesis yapılıyor, bu tipler şikayet yarışına giriyor. Neyi şikayet ediyorsun? Ettin de ne oldu?
Zaten her şey yönetmenliklere, kanunlara, usulüne uygun yapılıyor.
Bunlardan biri yine geçtiğimiz gün şikayet ediyor. Neymiş? Kaldırım ve otopark taş döşeme çalışmaları esnasında iş makinalarından fazla ses geliyormuş…
Saat kaç? 19.00 civarı, günlerden hafta içi. Sabahın körü, gecenin bir vakti veya hafta sonu olan bir gün de değil. Yani rahatsız olunacak bir durum yok ortada.
Üstelik kırık dökük, yer yer çökmüş kaldırım da onarılıyor. Hangi kaldırım? Her gün evden çıkarken bizzat kendisinin üzerinde yürüdüğü kaldırım.
Orada rüzgarla toz toprağın sağ sola savrulduğu yere taş döşeniyor ve hem çevre düzenlemesi olarak hoş bir görüntü ortaya çıkıyor hem de tozdan topraktan kurtulmuş oluyor ama şikayet etmekten geri kalmıyor.
Yav, bunlar neyin kafasını yaşıyor, ya? Burada mesele şikayet değil, ki anlattığımız gibi şikayet edilecek bir ortam yok, burada apaçık fitnecilik ve bozgunculuk var. Üstelik şikayet eden utanmadan kendisinin de Cebelli olduğunu söylüyor…
Tam tersi, bırakın şikayet etmeyi, şikayet eden olursa yatıştırıp yapılanlara sahip çıkacağına, yapılanlarla gurur duyacağına, hatta gelip yapılan tesise maddi manevi elinden ne geliyorsa destek olacağına kalkıp bizzat şikayetçi oluyorsa burada art niyet söz konusudur.
Bunların kim oldukları tabi ki öğreniliyor. Şimdi kalkıp birileri de bunlarla uğraşsa, ki herkesin bir açığı gediği vardır, o zaman ne olacak? Bunun sonu var mı?
Ve bu durum sadece bize özgü değil. Diğer yöre yöneticilerimiz de benzer durumlardan muzdarip. Onların içinde de böyle bozguncu tiplerin olduğundan şikayet ediyorlar.
Camia olarak işte bu tür zihniyetten dolayı yıllarca yerimizde sayıp duruyoruz…