Nebahat RODOPLU

Onurumuz bir özürden daha değerli

Nebahat RODOPLU

 

Pazar günü yine sandık başındayız; ancak bu sefer mesele sadece hangi partiye oy vereceğimiz değil, 35 yıldır süregelen küçümseme, ihmal ve içi boşaltılmış vaatlerin ardından kimin gerçekten güvenimizi hak ettiğidir.
Bizim oyumuz bir siyasi ticaret malzemesi değil.
Somut adımlar istiyoruz, boş laflar değil...
Öncelikle kimliğimiz üzerindeki idari şiddetin son bulmasını istiyoruz, paslanmış zincirler artık kırılmalıdır.
2026 yılında, teknoloji çağında, zorla değiştirilen isimlerimizin iadesi için hâlâ "gönüllü beyan" beklenmesi bir utançtır.
Özellikle vefat eden yakınlarımızın isimleri, hiçbir talep beklenmeksizin, idari yoldan eski hallerine getirilmelidir.
Hayatta olanlar için de bir pasaport veya kimlik değişikliği ile birlikte halledilecek kadar kolaylaştırılmalıdır.
1989 yılında göç edip zaman, maliyet veya bürokrasi korkusuyla, bu işlemlerle ilgilenememiş binlerce insanımız var.
Eğer birilerinin zihninde o sözde "soya dönüş" süreci hâlâ devam etmiyorsa ve bu suça ortak değillerse, yarın öbür gün torunlarımızın kafasını karıştırmamak için o sahte isimli kütükleri saklamaktan vazgeçmeliler.
1989’un göç yollarında kaybolan isimlerimiz, torunlarımızın hafızasında bir yara gibi duruyor.
Ölenlerimizin isimleri sessizce iade edilmeli, hayatta olanlar için bürokrasi bir engel değil, bir kolaylık olmalıdır.
Kırdıkları fincanları, artık iz bırakmadan yapıştırmak zorundalar!
Gerçek bir tarih istiyoruz, yalanların arşivini değil…
Güvenilir kaynakçalara dayanmayan, tek taraflı yazılmış, bizi ezen ve asırlar önceki olaylardan sorumlu tutan tarihten bıktık usandık. Sözde "soya dönüş" sürecinde yaşadığımız acıların küçümsenmesini kabul etmiyoruz.
Ana dilimizde eğitim ve benzeri haklar talep ettiğimizde "ülkeye saygısızlık" ile suçlanmayı reddediyoruz.
Aksine, bir ülkeye duyulan en büyük saygı, o ülkenin kendi evlatlarını oldukları gibi kabul etmesidir.
Verdiğimiz emek ve katkı görmezden gelinemez!
Biz, Bulgaristan'ın sadece "sorunu" değil, asıl "gücü" ve "emeğiyiz". Yıllar boyu tarımdan sanayiye, inşaatından ekonomisine kadar memleketin her karış toprağında bizim alın terimiz var. Sadakatimizi her zorlukta kanıtladık.
Bulgaristan'a yaptığımız devasa katkıların görmezden gelinmesini, sanki burada "misafirmişiz" gibi davranılmasını artık kabul etmiyoruz.
Biz bu ülkenin kurucu unsurlarından biriyiz ve emeğimizin karşılığı olarak sadece "saygı" değil, "hakkaniyet" beklemekteyiz...
Oy devşirmek için yapılan kuru özürlere karnımız tok!
Oyumuz, bizi "kiralık seçmen" olarak görenlere değil, eşit vatandaş olarak görenlere gidecektir.
Adalet, saygı, anadilde eğitim, isimlerimizin koşulsuz iadesi…
Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir.
Artık onur ve itibarımızın iade vakti geldi.

Yazarın Diğer Yazıları