Gerçekler, silinemeyecek kadar derindir
Nebahat RODOPLU
"Türk Köylerini Pomaklaştırma Çabası: Gizlenen Bir Provokasyon" yazarının ellerine sağlık. Ne yazık ki son günlerde sosyal medya platformlarındaki bazı Pomak sayfalarında, Balkan coğrafyasındaki öz Türk köylerini, kültürel mirasını ve hatta sanatçılarımızı sistematik bir şekilde "Pomaklaştırma" çabasına tanık oluyoruz. Terziköy’den Hotaşlı’ya kadar Eğridere köylerinde, bölgenin tarihini ve ailelerin hafızasını yok sayan bu “kurgusal tarih” dayatması ciddi bir provokasyona dönüşmüş durumda. Tek örnek bu değil; fakat en yakından bildiğim için özellikle bu bölgeyi vurguluyorum.
Bu sayfaların ortak taktiği açıktır: Tarihi belgeleri (salname, harita vb.) veya görselleri çarpıtarak servis etmek, itiraz eden gerçek bölge sakinlerini anında engellemek ve dijital sansürle “tek sesli” bir alan yaratmak.
Bugün Terziköy, yarın Hotaşlı, ertesi gün Kadriye Latifova’nın kökleri… Peki, kendi ideolojik ajandalarına malzeme yapanlar aslında kimin ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında mı?
Kendi kültürlerini korumak istiyorlarsa bunu başkalarının mirasını devşirerek değil, özgün üretimle yapmaları gerekir. Hırsızlıkla, çarpıtmayla kültür inşa edilmez. Biz görüyoruz, duyuyoruz. Bizim nesil hâlâ her şeyi hatırlıyor. Belki bizden sonrası unutabilir; ama biz hâlâ hafızayı diri tutuyoruz.
Bu girişimler yalnızca akademik bir cehalet değil, aynı zamanda Balkanlar'daki “kırılmaz kardeşlik” dokusunu zedelemeye yönelik bir mühendislik projesidir.
Soruyoruz: Hangi bilimsel yöntemle, hangi tarihsel vesika ile Türk olan bir köyü “Pomak” ilan ediyorsunuz?
İtiraz ediyoruz: Yalanlarınıza karşı çıkan insanları engellemeniz, haklılığınızdan değil, deşifre edilme korkunuzdandır.
Uyarıyoruz: Geçmişte Balkan halklarına uygulanan acımasız asimilasyon politikalarının sosyal medya versiyonunu bugün yeniden sahneleyenler, tarihin vicdanında mahkûm olmaktan kurtulamayacaklar.
Bizler, hakikati dedelerimizin ve ninelerimizin sessiz çığlıklarında, arşiv belgelerinin tozlu sayfalarında saklı tutuyoruz. Köylerimizin kimliğini, yemeklerimizin tadını, türkülerimizin sözlerini “mikro-milliyetçi” ajandalarınıza kurban etmenize izin vermeyeceğiz. Gerçekler, uyguladığınız taktiklerle silinemeyecek kadar derindir.