Zincirlerin Gölgesinde, Kartalların İzinde
Mümin TOPÇU
Milli davamıza gönül bağlayan, özgürlüğümüz için çetin bir mücadele içine giren, merhum ağabeyim Şükrü Topçu'nun aramızdan ayrılışının dördüncü yılında, kendisini hasret, sevgi ve özlemle anıyorum.
***
Topçular köyünün bulutlarında kartallar süzülürken, onun hatırası hâlâ gökyüzünde yankılanıyor.
Siyasi mahkûm olarak iki defa cezaevine düştü, ziyadesiyle işkence gördü, tamamen özgürlüğü kısıtlandı; ama düşman önünde hiç bir zaman boyun eğemedi; eğilmedi, kartal kanadı gibi dimdik durdu. Karanlık zindan damlarında, işkencelerin karanlığında bile özgürlüğün ışığını sakladı gözlerinde.
Şükrü Topçu’nun cezaevlerinde geçen yılları, Bulgaristan Türklerinin özgürlük arayışının aynasıdır. Bugün onun adı, yalnızca bir mezar taşında değil; halkımızın özgürlük türküsünde yankılanıyor; çünkü bellek, zincirlerin gölgesinde bile özgürlüğün sesini taşır. Onun adı, yalnızca bir bireyin hatırası değil; zincirlerin gölgesinde özgürlüğü arayan bir halkın sembolüdür.
Cezaevlerinin soğuk duvarları arasında bir nefes, bir direniş, bir umut olarak kaldı. Bugün bizlere düşen görev, bu hatırayı yalnızca anmak değil; onu yaşatmak, çoğaltmak ve geleceğe taşımaktır.
Ağabeyimin mücadelesi barışçıl ve demokratik değerlerle bağlıydı, kendisinin özgürlük direnişi, halkımızın iradesiyle yeniden doğdu. Onunkisi esaretin gölgesinde bir nefes, soğuk duvarların ardında bir direniş yankısı.
Bizler, vefalı kardeşleri ve dostları olarak, bu hatırayı yaşatmakla özgürlüğün türküsünü sürdürmekteyiz; çünkü gerçek mücadele, unutulmaya karşı verilen savaştır.
Bugün, onun adını ve mezarını soran birkaç vefalı dost dışında sessizlik hâkim olabilir; fakat bu sessizlik, hatıranın silindiği anlamına gelmez.
Tam tersine, kolektif belleğin derinliklerinde, zincirlerin gölgesinde bir nefes olarak yaşamaya devam eder. Bu hatıra, özgürlük mücadelesinin sürekliliğini hatırlatır ve yeni kuşaklara bir sorumluluk yükler.
Evet, son cıgara dumanını bütün vefasızların gözlerine doğru üfleyip, kartal yavrularına yuva örmeye gideli dört yıl geçti.
Kartallar, Topçular’ın bulutlarında hâlâ özgürce süzülüyor. Bu özgürlük, yalnızca gökyüzünde değil; halkımızın belleğinde, dilinde, iradesinde yaşıyor.
Belleğimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi koruyacağız.
Kartalların kanat çırpışı gibi, halkımızın iradesini gökyüzüne taşıyacağız; çünkü zincirler kırılır, gölgeler dağılır; ama özgürlük, halkın iradesiyle her zaman yeniden doğar.