Vesayet Döngüsünde Kimliğimizin Mücadelesi
Mümin TOPÇU
* Başmüftü seçimlerindeki kriz, toplumumuzun iradesini yok sayan vesayet düzenini gözler önüne serdi.
* Liderlik boşluğu, statükonun korkularını besliyor.
* Kendi içimizden çıkan liyakatli ve insancıl liderler gerekiyor.
Toplumumuzun en ulvi değerleriyle bağlantılı kurumlarda yaşanan sorunlar, yalnızca bireysel değil, kolektif bir yaradır.
Başmüftü seçimlerinde ortaya çıkan rezillik, aslında daha geniş bir vesayet ve dayatma düzeninin göstergesidir. Bir kişinin kendi adına değil de başkaları adına karar alması, demokratik temsilin değil, dışsal müdahalenin işaretidir.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, kimliği belirsiz kişilerin “orkestra şefi” rolüne soyunarak bizleri aciz ve çaresiz göstermesidir.
Bu durum, toplumumuzun iradesini yok sayan bir vesayet anlayışının ürünüdür.
Attığımız her adım engellenmekte, sanki hedefimiz dünyayı ele geçirmekmiş gibi bir algı yaratılmaktadır.
Oysa bizim mücadelemiz yalnızca onurumuzla ve kimliğimizle yaşama mücadelesidir. Bizim ihtiyacımız olan, kendi içimizden çıkan liyakatli bir liderdir.
Başftülüğe genel sekreter mi gerekiyor, alın size Hristiyan asıllı ve Bulgar milliyetçisi Pankov'u, ya da fetöcü Ahmedov'u, bilemedin köçekçi Faik olsun…
Yahu, bu memlekette başka doğru düzgün bir insan mı kalmadı?
Bu tabloyu değiştirmek için öncelikle kendi içimizden çıkan, toplumun güvenini kazanmış, liyakatli ve insancıl liderlere ihtiyaç vardır.
Son günlerde başkent Sofya'da bazı tanıdık ve çoktan statükonun güvenini kazanmış isimler yine aktive edildi, kendilerini dur duraksızın sabah akşam ekranlara taşıyorlar.
Malum ya, yakında yeni cumhurbaşkanı seçilecek.
Doğan ve Şişi fiyaskosundan sonra, bazı odak merkezleri derin tereddüt içindeler.
Ya ülkedeki Türk toplumu yanlış kişilere ve siyasi güçlere yamanırsa, o zaman statükonun hali ne olacak?
Vesayet ve dayatma yerine, demokratik katılım ve şeffaflık esas alınmalıdır.
Kurumlarımızın ruhu yüceltilmeli, manevi ufuklarımız daha büyük bir anlam kazanmalıdır.
Korkunun ecele faydası yoktur…
Biz korkacak taraf olmamalıyız.
Asıl ihtiyaç, insancıl, sevecen ve efendice bir beraberliktir.
Onurumuzla yaşamak, kimliğimizi korumak ve kendi irademizle karar almak, toplumumuzun geleceğini güvence altına alacaktır.