Radev, Bizi Neden Yabancılaştırdı
Mümin TOPÇU
Seçimlere günler kala, Rumen Radev, bir kez daha kendi ayağına kurşun sıktı. Bugünkü konuşması, yalnızca siyasi rakiplerine değil, Bulgaristan’ın çok kültürlü yapısına da hakaret niteliği taşıyor.
Radev’in sözleri açık:
“Yüzde yedi destek bulamayan bir topluluk, tarihimizden ve bayrağımızdan utanıyor, Osmanlı boyunduruğundan kimin kurtardığını söylemeye korkuyor. Buna rağmen iktidarı hak gördüğünü iddia ediyor.”
Bu cümleler, aslında bir siyasi tartışma değil, bir toplumu hedef alan ithamdır. “Türk boyunduruğu” ifadesini tekrar tekrar dile getirerek, Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarını tarihsel bir suçlulukla damgalamaktadır. Bu, yalnızca milliyetçi seçmeni kışkırtmak için kullanılan ucuz bir retoriktir.
Radev’in iddiası, dış güçlerin Bulgaristan’a müdahale ettiği yönünde. Oysa asıl müdahale, kendi sözlerindedir: toplumu bölmek, bir kesimi “öteki” ilan etmek, vatandaşları kendi ülkelerinde yabancı hissettirmektir.
Türk toplumu, Bulgaristan’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Onların kimliğini yok sayan, tarih üzerinden suçlayan bir dil, yalnızca yabancılaşmayı derinleştirir. Bu söylem, Türk seçmeni daha da kenetler; onları haklarını savunacağını vaat eden liderlere yöneltir.
Gerçek şu ki, Radev’in milliyetçi hamaseti, Bulgaristan’ın demokratik geleceğini değil, kendi siyasi çıkarını besliyor. “Bayraktan utanıyorlar” diyerek halkı bölmek, “dış etkiler” diyerek muhalefeti karalamak, seçim meydanında ucuz kahramanlık oynamaktan başka bir şey değildir.
Sonuçta, bu tür polemikler Bulgaristan’ı güçlendirmez; tam tersine, toplumun damarlarına ayrılık zehri enjekte eder. Seçimler, halkın iradesiyle kazanılır; ama halkın bir kısmını sürekli “öteki” ilan eden bir dil, yalnızca kaybetmeye mahkûmdur.