Mümin TOPÇU

Kadınlarımızın sessiz gücü artık görünür zamanda

Mümin TOPÇU


Kadınlarımızdan söz etmenin vakti geldi. Bulgaristan’dan Türkiye'ye göç etmiş camiada çoğu kez erkeklerin gölgesi ağır basar; oysa gerçekte kadınlarımızın elleri daha yükseğe uzanır, başarıları daha parlaktır. Onlar, sessizce ama kararlı adımlarla, hayatın her alanında üstün performans sergilerler.

Biz, büyük bir toplumsal güce sahip olduğumuzu sanırken, yıllardır iki dere arasında sıkışıp kaldık. İnsanlarımız kabuklarına çekildi, kendi iç dünyasına gömüldü. Oysa artık ölü toprağını silkelemenin zamanı geldi. Camia yeni yüzlere, yeni liderlere muhtaç.

Aramızda çağdaş, eğitimli, kültürlü, ileri görüşlü kadınlar var. Onlar geleceği öngörüyor, strateji kuruyor, mantıklı düşünüyor. Akademisyenlerimiz, iş kadınlarımız, entelektüellerimiz var. Özel hayatlarında ve mesleklerinde ivme kazanmışlar. Ne var ki onları tanımıyor, toplumsal etkinliklere davet etmiyor, adlarını bile anmıyoruz. Oysa artık tanışma ve birlikte hareket etme zamanı.

Bugünden itibaren tanışacağız. Bugünden itibaren birlikte hareket edeceğiz. Nesrin, Fahriye, Zeynep, Saniye, Nebahat, Kadriye, Gülnaz ve daha niceleri. Hepsi bizim aydın gücümüzdür. Hepsi bizim geleceğimizdir. Çoğu profesör payeli, babaları ise eski siyasi mahkûmlarımız.

Kadınlarımızın adını anmak bir tercih değil, bir zorunluluktur. Onları tanımak, onlarla yürümek, onların liderliğini kabul etmek bizim toplumsal dirilişimizin şartıdır.
***
Muzaffer Mustafa Portresi

Siz hiç Muzaffer Mustafa ismini duydunuz mu? Evet, bugün birazcık kendisinden bahsedeceğiz. Bizim gazeteden bir arkadaşla, onu ofisinde ziyaret ettik.
Muzaffer Hanım, gayet sakin ve mülayim birisi. Bulgaristan’daki Türk toplumunun sorunlarını sıralarken, çözüm yollarını da berrak bir su gibi önümüze seriyordu, kendisi travmatik stres uzmanı, sistem psikodinamikleri yönelimli grup ve liderlik danışmanı, sosyoanalist, eğitmen, eylem araştırmacısı ve dağcı. Bunca bilimsel terimin içeriğini pek anlamadık; ama karşımızdaki şahsiyet birkaç üniversitede eğitim görmüş, birçok yabancı dil bilen ve uzmanlık alanlarında Avrupa çapında bilinen bir isimdi. Profesyonel angajmanları farklı olmasına rağmen, bizim toplumsal dinamiklerimizden asla kopmamıştı, sonuçta o da Bulgaristan'daki Türk kimliğine yönelik olan asimilasyon sürecinde yargılanan eski bir siyasi mahkumun öz evladıydı.
Muzaffer Mustafa, yalnızca kendi mesleğinin değil, bizim toplumsal hafızamızın da taşıyıcısıdır. Sohbetimiz esnasında, bizleri 4-5 odalı ofisinde gezdirdi, mesleğini anlattı, danışanlarından ve merkezindeki hizmetlerden bahsetti.

Kadınlarımızın sessiz gücü artık görünür zamanda

"Bulgaristan’ın Rodop dağlarının eteklerinde bulunan, içinden nehir geçen bir kentin sınırında olan dağ köyünde, Türk bir ailenin çocuğu olarak doğdum. 1989 yılında, Doğu Blok’unun çökmesiyle, Kırcaali'den ailemle birlikte Türkiye’ye göç ettik.
Toprak ile nehir, köy ile kent, farklı kültür, din ve dil sınırları arasında ne olduğunu yaşayarak, oynayarak, takdir ederek anlama çabam ve bu erken yaşam deneyimlerim, yaşamım boyunca düşünce ve eylemlerimi etkilemiştir. Ara yüzlerle çalışmayı çok sevdim. Bunların yaratıcı, büyüleyici aynı zamanda da öngörülemez olduklarını anladım.

2009 yılından beri İstanbul’da Yansıtıcı Öğrenme- Türkiye’nin, son 5 yıldan beri de Bursa’da faaliyet gösteren MUSE Travma & Dayanıklılık Merkezi'nin kurucusu ve klinik direktörüyüm. Merkezimiz trendleri belirleyen ve sistemleri şekillendiren programlar başlatmış ve modeller geliştirmiştir. Türkiye’de bu içeriklerle hizmet veren tek kuruluştur. MUSE Travma & Dayanıklılık Merkezi, benzer programları seri olarak geliştirerek büyümeden ziyade, her model için birkaç örnek program yürüterek ilerlemektedir. MUSE TDM, doğa bilinçli biyopsikososyal-spiritüel & nörogelişimsel esenlik modeli ile çalışmalarını sürdürmektedir.

Mesleki deneyimimde her zaman bireylerin, grupların ve kuruluşların gelişimi ile ilgilendim. 20 yıldan fazla farklı ülkelerde ve kentlerde, dönem dönem yaşadığım ve çalıştığım süreler boyunca kültürler arası farklılıklar, yenilikçilik, sosyal değişim, yaratıcılık konusunda önemli bir deneyime sahip oldum.

Kariyerimin başında birkaç yıl Berlin-Almanya, Viyana-Avusturya, Bratislava-Slovakya’da ve Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’de sınır kentlerini de dahil eden ‘Kültürel hareketlilik biçimleri, kimlik ve göç’ konulu Avrupa Birliği Kültürel Araştırma Fonları tarafından desteklenen sınır ötesi araştırma ve işbirliği projelerinde klinik yönelimli sosyolog, kültürlerarası eylem araştırmacısı, eğitmen, danışman ve ülke koordinatörü olarak çalıştım. TBMM’de parlamenter ve liderlik danışmanı, Avrupa ve Orta Doğu’nun farklı ülkelerinde ve üniversitelerde yarı zamanlı öğretim üyesi olarak da rol aldığım dönemlerdeki deneyimlerimden duygularımızın, yaşantılarımızın, beklentilerimizin, korkularımızın ve kırılganlıklarımızın çalışma ilişkilerimizi ne kadar etkilediğini gördüm.

Bu deneyimler bende paylaşılan psikolojik serüvenlerin, sosyal travmaların, gruplar arası ilişkileri nasıl etkilediğini, büyük grup kimliklerimizin etkisinin ne olduğunu, ‘önyargıları’ nasıl deneyimlediğimizi, ‘ötekiler’ hakkındaki duygularımızı bizden sonraki nesillere nasıl aktardığımızı anlamaya dair süregiden merakımın gelişmesine; etnik, milli, dini, ideolojik karşıt gruplar arasında barışçıl bir birlikteliğin oluşmasında duyguların yerinin ne olduğuna dair sorularımın oluşmasına, ilgilerimin gelişmesine ve kariyer dinamiklerimin evrilmesine yardımcı oldu.

İnsanların ve sistemlerin değişimine, dönüşümüne tanıklık etme ayrıcalığına sahip oldum. Kendimi tutkuyla, sistem değişiminin bir aracı olarak gerçek, sürekli değişimin doğduğu yer olarak da bilinen ‘ duygu alanları’ ile bağ kurmalarını sağlamaya yönelik, insan düzeyinde çalışmalar yapmaya adadım.

Sistemler insanlara yakından bağlıdır. İnsanlar değişmezse sistemler değişmez. Sistemler, insanlar değiştiğinde; insanlar da birşeyler ‘hissettiklerinde’ değişirler. Değişen insanlar sistemleri değiştirir.

Asıl sorum, ‘ Sistemlerin değişim sürecindeki “korkuyu” ortadan kaldırmasına nasıl yardımcı olabiliriz?’ oldu.

Travmatik stres danışmanlığı, eğitimi ve program geliştirme konusunda uzmanlaşmış danışmanım.

Klinik travma uzmanı olarak çocuklara, gençlere, yetişkinlere yönelik psikofizyolojik ve nörogelişimsel yaklaşımla travma değerlendirmesi yapmakta, kanıta dayalı uygulamalar ve programlardan yararlanarak travma bilgili dayanıklılık odaklı müdahaleler geliştirmekteyim.

Çocuk ve yetişkinlerle zihinbeden sağlığı, aileler, evlat edinen aileler ve bireylerle travmatik stres danışmanlığı ve eğitim programları; kamu ve özel okul sistemleri, kurumlarda yürütme ekipleri, sosyal ve eğitim politika uygulayıcıları başta olmak üzere, iş yaşamında travmatik stres düzenlemesi, travma bilgisine dayalı liderlik alanında danışmanlık ve koçluk hizmeti geliştirmekte; travma terapisti, vaka yöneticisi ve eğitmen olarak hizmetler vermekteyim.

Birçok katılımcı MUSE TDM’nin programlarından destek alır çünkü geleneksel terapötik desteklerden başarı sağlanamamıştır. Katılımcılar, genellikle günlük yaşamın talepleri karşısında sıkıntılı ve bunalmış durumdalar. Bahçecilik Terapisi’nin, doğa ve macera odaklı deneyimsel öğrenmenin, esenliğe dair bütünsel bir yaklaşımın ve nörobilim, sosyal çalışma ve biopsikososyal yaklaşımlardaki en son kanıtların temellerine dayanan MUSE TDM programları, Sürdürülebilir Büyüme’ye dair bütünleştirici bir klinik uygulama modelini kullanır.

MUSE TDM travma ve kayıp yaşayan çocuklar, ergenler ve ebeveynlere yönelik bağlanma ve travma bilgisine dayalı hizmetler sunmaktadır. Gençlik Öğrenme Stüdyosu ile mücadele eden ergenlere ve genç yetişkinlere yönelik yaşam değiştiren deneyimler oluşturur. Sürdürülebilir Büyüme modeli, gençlere kendileri ve dünya hakkında daha fazla farkındalık hissi kazanmalarına, daha iyi seçimler yapmalarına; üretken, sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olacak, program bitiminden sonra gündelik yaşamlarına aktarılabilecek olan araçlar geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Merkezimiz, ebeveynlere yönelik travma ve dayanıklılık bilgisine dayalı grup çalışmaları ve öğrenme stüdyoları ile kapsamlı destek hizmetleri sunmaktadır.

Ayrıca okul profesyonellerine, travma ve dayanıklılık bilgisine dayalı okulların ve sınıfların nasıl oluşturulacağına dair destek sunarak, travmanın çocukları ve okul deneyimlerini nasıl etkilediğini anlamaya yardımcı olacak programlar geliştirmektedir."

Yazarın Diğer Yazıları