Kendim ektim kendim buldum
Mümin TOPÇU
Seçimler geldi çattı; ama şahsen ben sandıkta hangi partiye sahip çıkacağıma henüz karar vermiş değilim, diğer yandan oyumun güme gitmesini de hiç istemiyorum; çünkü siyaset anlayışımla da asla ters düşmemeliyim.
Bulgaristan seçimleri öncesinde seçmen davranışında belirgin bir kararsızlık gözlenmektedir. Bu yazımda, söz konusu kararsızlığın nedenlerini, siyasal partilerin niteliğini, sistemik sorunları ve toplumsal sorumluluk boyutuna birazcık dokunacağım.
Birçok seçmenle hemfikir durumdayım, bu sefer birçoğumuz gerçekten karar vermekte zorlanmaktayız ve kendi inancımıza ihanet etmekten korkmaktayız. İçimizdeki bir bastırılmış ses, sanki çığlık atamıyor, kimse yüksek sesle bağrış ve isyanını dile getir ( e ) miyor.
Kararsızlık, mevcut partilerin ideolojik netlikten uzak olmasıyla bağlantılıdır. Bastırılmış hoşnutsuzluk, örgütlü bir itiraza dönüşememektedir. İlkesizlik ve çıkar ilişkileri öne çıkmaktadır.
Aynı zamanda derin derin düşünmeden edemiyorsun, boş verip herkese uyum sağlayarak, kendi ilke ve duruşundan taviz vererek, gönüllerin hiç tasvip etmediği ne idüğü belirsiz siyasi partilere oy vermemiz istenmekte.
Ne idüğü belirsiz bir yığın insan vızır vızır, kapı kapı dolaşmakta, halbuki bunlar herhangi bir ilke ve ideolojiden yoksunlar, bir tek gayeleri var, sadece ceplerini "arpa" ile dolduranlara itaat etmek.
Bu tür "arpacılar" temiz bir toplum yaratmanın yolu temiz siyasetten geçtiğini bilmezler. İlkenin ve siyasi etiğin ne olduğunu idrak edemezler.
Siyasi liderlerin, ülke yönetmenin aracı olmaktan ziyade, bir ganimet olarak algıladıkları bir ortamda, doğal olarak demokrasiden bahsedemeyiz.
Bu tür bir anlayış toplumun en derin katmanlarına kadar yayılmış durumda.
Camiamızdaki derinleşen çürümüşlük, bunun en bariz örneğidir.
Çalışmadan ve üretmeden köşeyi dönme heveslerinin ağır bastığı bir dönemde temiz siyasetten ve temiz toplumdan bahsedemeyiz.
Düştüğümüz aciz durumdan dolayı genellikle statükoyu, oligarşiyi ve mafyayı suçlamaktayız; kendimiz ise ak kaşık gibi "tertemiziz".
Camiamızdaki toplumsal yozlaşma ve siyasal kirlilik büyümeye devam ederken, pazar gününden sonra geniş kitleler yine mağlup olacaklar; çünkü bizzat kendimiz tarafından seçtiğimiz zümre takımı, kolaylıkla mevcut iktidarını yeniden ilan edecektir.
Sonuçta, "kendim ektim kendim buldum" deyimi boşuna sarf edilmemiş…