Mümin TOPÇU

Eh ahali, Ernesto'nun kesilmiş ellerini unutma

Mümin TOPÇU


*** Hafıza çatladığında, gölgeler konuşur…

Bundan yetmiş altı yıl önce, Bursa Cezaevi’nin duvarları arasında Nazım Hikmet, “İnegöl Canavarı” olarak bilinen bir katilin portresini yağlı boya ile çizmişti.
O tablo, sanatın tutsaklık içinde bile bir direniş biçimi olabileceğini gösteriyordu.

Bugün aynı coğrafyada, aynı katilin oğlu işporta tezgâhında ayna, tarak ve pornoları yan yana satıyor.
Devrim arzusu, yüksek yevmiyeli fabrikaların gündelik tüketiminde eriyip gidiyor.
Gün ışığı görmemiş tablolar hâlâ karanlığa mahkûm; Ernesto’nun kesilmiş elleri ise beyaz duvarlara çivilenmiş bir piyasa nesnesine dönüşüyor.

Özgürlüğe biçilen yüz bin dolarlık bedel, devrimci ideallerin pazara sürülmesinin en çarpıcı metaforu.
Bu yalnız bireysel yozlaşma değil, kuşaklar arası bir hafıza kaybı.
Katilin varisi neşeli; çünkü suçun ve çürümenin normalleştiği bir düzenin içinde yaşıyor.

Ernesto’nun ellerinin köpeklere yedirilmesi olayı, korkunun ve ödlekliğin insanlık dışı finalini simgeliyor.
Sanatın tutsaklığı, devrimin metalaşması, özgürlüğün pazara sürülmesi…
Bunlar birer simge değil, birer uyarıdır.

Politik hafızanın çürümesi kader değildir.
Bizim sesimiz, bizim dayanışmamız, bizim direncimiz bu çürümeyi durdurabilir.
Sanat karanlığa mahkûm edilmemeli; özgürlük pazara değil, halka ait olmalıdır.
 

Yazarın Diğer Yazıları