Bizi ayakta tutan iyiliği yaşatanlardır
Mümin TOPÇU
Bugün, Bulgaristan'da yaşayan bir okuyucumuzdan mesaj aldım. Satırlarında kırgınlık, yalnızlık ve hayal kırıklığı vardı. Daha ziyade bizim Türk toplumunda yaşanana bazı olumsuzluklardan bahsediyordu. Duygularını anlamaya çalıştım. Böyle anlarda doğrudan itiraz etmek yerine, önce duygusunu anlamak gerekir. Sonra da umudu tamamen kaybetmemesi gerektiğini nazikçe hatırlatmak...
Bir insan umudunu tamamen kaybetmemeli. Karanlığı anlatan çok insan bulunur; ama bir mum yakmayı deneyenlerin sayısı her zaman daha azdır. Ben o azlardan olmaya çalışıyorum.
Sevgili kardeşim, yazdıklarını dikkatle okudum. Yaşadığın hayal kırıklığını hissedebiliyorum. İnsan bazen iyilik yaptığı, emek verdiği yerlerden beklemediği tavırlar görünce üzülüyor ve umudunu kaybediyor.
Ancak ben bir toplumu birkaç olumsuz örnek üzerinden değerlendirmeyi doğru bulmam.
Bulgaristan'daki Türkler arasında da çok değerli, vicdanlı, kültürüne sahip çıkan insanlar tanıdım ve tanımaya devam ediyorum.
Elbette eksiklerimiz, yanlışlarımız var.
Belki dilimizi ve kültürümüzü korumakta yeterince başarılı olamadığımız zamanlar da oldu; ama bütün bir toplumu buna indirgemek haksızlık olur.
Asıl mesele, zor zamanlarda bile insan kalabilmek. Empatiyi, iyiliği ve birbirimize karşı saygıyı kaybetmemek.
Ben, Bulgaristan'daki Türkler için yazarken belirli kişiler için değil, ortak hafızamız, dilimiz ve kültürümüz için yazıyorum. Kırgınlıklar gelip geçer; fakat aidiyet ve hatıralar kalır.
Yaşadığın sıkıntının geçmesini diliyorum. Kırgınlığın geçince belki bugün farklı gördüğün bazı şeylere yarın daha sakin bakabilirsin; çünkü umut, insanın elindeki son ve en değerli sermayedir.
Bir ağacın bazı dalları kurudu diye onun köküne küsmem. İnsanlar da böyledir. Bazen bizi yaralayanlar olur; ama o toprağın içinde hâlâ gölge veren, meyve veren dallar vardır. Ben umudumu onlardan yana kullanmayı seçiyorum.
Sevgili kardeşim, satırlarının arasında büyük bir kırgınlık görüyorum. Yaşadığın hayal kırıklığını küçümsemem mümkün değil.
Ancak ben hiçbir zaman insanları bütünüyle yargılamamayı öğrendim.
Her toplumun içinde iyiler de vardır, kötüler de.
Bizi ayakta tutan ise kötülükler değil, iyiliği yaşatmaya devam eden insanlardır.