Herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine
Mümin TOPÇU
* Her topluluk kendi liderini seçmeli; güçlü devlet, farklı kimliklerin eşit söz hakkıyla yükselir.
Bulgaristan’daki etnik Türkler artık kendilerine geldiler ve bundan sonra başka etnik kökenlerden liderleri pek kolay kolay kabul etmeyeceklerdir.
Mitko Gestapoto’nun adamları bizi bu ateş cehennemine sürükledi; önce başımıza bir Çingene monte ettiler, sonra saf bir Pomak, şimdi de bir sahtekâr Bulgar.
Sözde Türk partisi idik; ama başında bir Türk lider yoktu...
Sizler hiç Yunanistan'da bir Türk partisinin başında bir Yunan yönetici gördünüz mü?
Ya da Arnavutluk'daki Bulgar partisinin başında bir Arnavut lider?
Kuzey Makedonya'daki Goralıların başını bir Sırp çekebilir mi?
Bir sözle herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine…
İşte bugünkü Bulgar medyasına bakınız, hepsi bizim etnik kimliğimizi karikatürize ediyor, bizi rezil etmeye kalkışıyor, diğer etnik gruplarla karşı karşıya getirmeye çalışıyor.
Zamanında tam da bunu hedeflemişti sözde Türk partisinin kurucuları; uzun vadeli stratejilerinde, oylarımızı sürekli kendi çıkarları doğrultusunda sömürmek, sonra bizi alaya almak ve en sonunda Bulgaristan’a musallat olan tüm felaketlerin suçlusu olarak Türkleri göstermekti.
Ne yazık ki bütün bu kötülükler yüzünden kaybeden Bulgaristan’ın kendisi oldu, hem de tüm vatandaşları ile beraber…
Bugün artık açıkça söylemek gerekir:
Her topluluk kendi liderlerini seçmeli, kendi geleceğini kendi elleriyle çizmelidir. Başka topluluklardan ithal edilen liderler, çoğu zaman farklı iç ve dış güçlerin çıkarlarına hizmet etmiş, halkın gerçek sorunlarını perdelemiştir. Bu bağımlılık zincirini kırmanın artık zamanı gelmiştir.
Türk, Bulgar, Pomak, Roman…
Her topluluk, kendi kadrolarını yetiştirmeli, kendi sorunlarını kendi içinden çıkan seslerle dile getirmelidir.
Katunun sorununu katunda yaşayan bilir. Dışarıdan gelen ses, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, bu derinliği asla yakalayamaz.
Ama gerçeğe bakılırsa, hiçbir topluluk tek başına devlet yönetimini üstlenecek kaynağa ve güce sahip değildir.
Bu nedenle çözüm nettir:
Devlet demokratikleşmeli, topluluklar da kendi içlerinde demokratikleşmelidir. Liderler şeffaf seçimlerle belirlenmeli, hesap verebilir olmalı, halkın iradesine dayanmalıdır.
Bizim çağrımız şudur:
Her topluluk kendi liderlerini yetiştirsin.
Her topluluk kendi iç demokrasisini kursun.
Tüm topluluklar ortak bir demokratik çatı altında birleşsin; çünkü güçlü bir devlet, farklı kimliklerin eşit söz hakkına sahip olduğu bir senfoniyle yükselir.
Türklerin yolu, etnik toplum içinde birliktir.
Bütün toplulukların nihai hedefi, kendi kimliklerini korurken ortak devlet düzenine katkı sağlamak olmalı.