Bir Göçmen Kızın İçsel Yolculuğu
Mümin TOPÇU
Geçenlerde Londra'da yaşayan genç bir kadından bir mesaj ulaştı bana, kendisini tanımıyor ve ismini ilk kez duyuyordum. Bizim Dobruca'nın Kurtpınar bölgesinde doğmuş ve yazdığı yeni bir kitabın varlığını duyurmak istiyordu. Asıl dikkatimi başka bir husus çekti, bu tür bir haber için, kendisinden ne kadar ücret talep edeceğimizi merak ediyordu. Vallahi, biraz garipsedim ve bozuldum; çünkü biz ücret karşılığında kalem oynatanlardan değiliz. Bir gurbetçi göçmen kızın sesi, bizim için ticaret değil, kültürel bir borçtur.
Resmiye İsmail’in Hormonların Fısıltısı adlı kitabını internet üzerinden okudum, bu eserinde kadınların bedensel değişimlerini değil, onların görünmeyen dünyasını, içsel yolculuğunu ve özgürleşme arzusunu dile getiriyor. Bu kitap, göçün sessizliğini, emeğin terini, kadın olmanın kırılganlığını ve gücünü aynı satırlarda buluşturuyor. Bizim görevimiz, bu sesi duyurmak; çünkü her kadın kendi fısıltısında bir manifesto taşır.
Rüzgârın Dobruca’dan taşıdığı ses, Londra sokaklarında yeniden yankılanıyor. Resmiye İsmail, çocuk yaşta göçmenliğin yükünü omuzlarında taşıyan bir kız çocuğu iken, bugün kalemiyle kadınların görünmeyen dünyasına ışık tutuyor. Atölyelerin gürültüsünden, göçmenliğin sessiz yalnızlığından, ana dilini yeniden öğrenmenin sabrından doğan bir kitaptır: Hormonların Fısıltısı.
Resmiye İsmail, 13 yaşında ailesiyle Türkiye’ye göç eden bir kız çocuğu. Konfeksiyon ve deri atölyelerinde çalışarak gençliğini emeğin içinde tüketmiş, eğitim fırsatını kaçırmış, erken yaşta evlenip anne olmuş. Hayatın sert dönemeçlerinde eşinden ayrılıp Londra’da babasının yanında yeni bir yol aramış. Resmiye İsmail’in çocuk yaşta göçmenlik deneyimi, işçi kadın kimliği ve Londra’ya uzanan yolculuğu ve bu yol, ana dilini yeniden öğrenerek edebiyatla buluşmak olmuş.
Bugün, “Hormonların Fısıltısı” adlı ilk kitabıyla okurun karşısında. İsmail’in kendi çabasıyla ana dilini öğrenmesi ve yazıya sarılması, şahsen bende büyük hayranlık uyandırdı. Dobruca’dan Londra’ya uzanan bir göç hikâyesi, sadece Bulgaristan Türklerinin kolektif hafızasına dokunan bir motif olmaktan çıkıyor. Bu kitap, kadınların içsel yolculuğunu anlamak isteyen herkese sesleniyor.
Küçük tirajda basılan eser kısa sürede tükenmiş; şimdilerde Türkiye ve Bulgaristan’da yayımlanma hazırlığında. İlk baskının tükenmiş olması, okurda yarattığı ilgi ve merakın bir göstergesidir. Bu, kitabın değerini göstermekte.
Dediğim gibi, bu eser, yalnızca hormonların bedensel değişimlerini değil, kadın olmanın içsel haritasını çiziyor. Psikolojik kırılmalar, toplumsal görünmezlikler, kültürel katmanlar… Hepsi bir araya gelip bir iç yolculuğun melodisini oluşturuyor. Hülya Özkoyuncu’nun sözleriyle: “Modern çağda kadın olmanın psikolojik, sosyal ve kültürel katmanlarını irdeleyen bir iç yolculuk kitabı niteliği taşıyor.”
Bu kitap, yalnızca bir edebi eser değil; aynı zamanda bir hayatın yeniden yazılışıdır. Bizim için böyle bir hemşehrimizin sesini duyurmak, bir görev ve onurdur.