'GÖÇMEN', 'GASTARBEITER', 'HAİN', 'YENİÇERİ'... YAHU İNSANLAR, SİZ İYİ MİSİNİZ?
Mümin TOPÇU
Editörün notu:
Bir insanın hayatı boyunca kaç kez yola çıkabileceğini kimse bilmiyor. Kimi doğduğu şehirden ayrılıyor, kimi ülkesinden, kimi de çocukluğunun seslerinden. Ama nereye giderse gitsin, ardında bıraktığı yerler onunla birlikte yaşamaya devam ediyor; çünkü insan bavuluna yalnızca eşyalarını koymuyor; anılarını, dilini, alışkanlıklarını ve aidiyet duygusunu da taşıyor.
Bugünün dünyasında milyonlarca insan çalışmak, okumak, sevmek ve yeni bir hayat kurmak için başka ülkelerde yaşıyor. Buna rağmen, bazı toplumlarda adres değiştirmek hâlâ kimlik değiştirmekle karıştırılıyor. Asıl mesele de tam burada başlıyor.
Uzun yıllardır Londra'da yaşayan Aleksandra isimli Bulgar asıllı bir kadının yazısı beni fazlasıyla etkiledi ve düşünceye sevk etti.
Sanki Bulgaristanlı Türk asıllı göçmenler için yazılmıştı...
“GÖÇMEN”, “GASTARBEITER”, “HAİN”, “YENİÇERİ”...
YAHU İNSANLAR, SİZ İYİ MİSİNİZ?
Son günlerde Facebook bana adeta bir sözlük armağan etti. Meğer Birleşik Krallık'ta yaşadığım için artık bir "gastarbeiter"mişim. Sadece "etnik bir Bulgar"mışım. Orada oturmalıymışım. Bulgaristan'ın işlerine karışmamalıymışım.
Bir dakika... Ben başka bir ülkeye taşınırken Bulgar vatandaşlığımı tam olarak ne zaman kaybettim? British Airways kontuarında mı (tezgah )? Herhâlde o işlemi kaçırmışım.
Bir İngiliz İspanya'ya taşınır ve der ki: "Taşındım." Bir Amerikalı İtalya'ya gider: "Taşındım." Bir İsveçli Avustralya'ya gider: "Taşındım."
Ama bir Bulgar ülke değiştirince sanki vatana ihanet etmiş gibi davranılıyor. Hemen biri çıkıp onu "göçmen" ilan ediyor, sonra "gastarbeiter", ardından "hain", çok öfkelenmişse doğrudan "yeniçeri"...
Yahu insanlar, adam bavulunu toplamış ve başka bir yerde yaşamaya gitmiş. Şipka Geçidi'ni satmadı. Rila Manastırı'nı bavuluna doldurmadı. Madara Süvarisi'ni ya da Panagyurişte Altın Hazinesi'ni çalmadı.
Gerçi bunları yapsa belki de tek kelime etmeyeceksiniz, değil mi? En çok da "yeniçeri" sözü beni şaşırtıyor. Bu kelimeyi birine fırlatmadan önce gerçekten ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Çünkü yeniçerilikle uçak bileti arasında epeyce tarihî bir fark var. "Gastarbeiter" ise artık favorim oldu. Özellikle de hiç tanımadığınız biri, sizi aşağılamak için kullandığında...
Sanki yaşadığınız adres zekânızı, eğitiminizi, başarınızı ya da insan olarak değerinizi belirliyormuş gibi.
Hayır, sevgili insanlar. Posta kodu bir IQ testi değildir.
Peki neden bizde "göçmen" sözü çoğu zaman bir kelime gibi değil de bir teşhis gibi duyuluyor? "Şu göçmenler var ya..." Hangi göçmenler? Sizin gibi insanlar. Sadece başka bir adreste yaşıyorlar.
Burada bir şeyi açıklamam gerekiyor; çünkü yorumlarda sürekli iki farklı kavram birbirine karıştırılıyor:
Vatan ve ev aynı şey değildir. Aralarında Mars'a kadar uzanan bir mesafe vardır. Bulgaristan benim vatanımdır. Orada doğdum. Çocukluğum orada geçti. Ailem, dilim, anılarım orada. Hayat hikâyemin büyük bir bölümü orada. Bunu hiç kimse elimden alamaz. Ben de asla vazgeçmek istemem. Nokta. Ama Birleşik Krallık benim evimdir. Nokta.
Ev; sabah uyandığınız yerdir. Çalıştığınız yerdir. Faturalarınızı ödediğiniz yerdir. Hayatınızı kurduğunuz yerdir. Vatan, yola çıktığınız yerdir. Ev ise yaşadığınız yer. Bazen ikisi aynı olur. Bazen olmaz. Ve biri diğerinin değerini azaltmaz.
Ama belli ki bu açıklama da yeterli olmadı. Yorumlarda konu savaşa kadar geldi. Birisi ciddi ciddi bana şunu sordu: "Birleşik Krallık Bulgaristan'a saldırırsa hangi tarafı savunursunuz?"
Yahu insanlar! "Senin evin neresi?" sorusundan üç yorum sonra "Hangi siperde olacaksın?" sorusuna nasıl geldik, hâlâ anlayabilmiş değilim.
Ben Birleşik Krallık'a yaşamaya geldim. İki ülke arasında hayalî bir savaşa hazırlanacağıma ve önceden taraf seçeceğime dair bir sözleşme imzalamadım.
Bulgaristan dışında yaşayan bizler, Bulgaristan'ı seviyoruz.
Aynı zamanda Birleşik Krallık'taki, Türkiye'deki, Yunanistan'daki, Danimarka'daki, Almanya'daki hayatımızı da seviyoruz.
Bizler Bulgaristan vatandaşıyız...
Aynı zamanda dünyanın neresinde olursa olsun seçtiğimiz evimizde mutlu insanlarız.
Hayal edebiliyor musunuz? Ne büyük şok!
2026 yılında insanlar şehir değiştiriyor, ülke değiştiriyor, kıta değiştiriyor. Okuyorlar. Çalışıyorlar. Aile kuruyorlar. Yeniden başlıyorlar. Dönüyorlar. Kalıyorlar. Tekrar taşınıyorlar.
Aslında insanlık tarihi de bir hareket tarihidir. Bulgaristan'ın nasıl kurulduğuna bile bakmanız yeterli.
Ama 2026 yılında Facebook'taki Bay Ivan ya da Bayan Bonka kararını vermiş: "Bulgaristan'da doğdun, orada kalacaksın!"
Neden? Bir insan, uçağı sınırın öte yanına indi diye hain olmaz.
Tek yön bilet aldığı için yeniçeri olmaz.
Evi başka bir yerde olduğu için Bulgaristan vatandaşı olma hakkını kaybetmez.
Bazen bir insan sadece taşınmıştır. Bu bir fiildir. Bir teşhis değil. Bir hüküm değil. Bir vatana ihanet değildir.
Ve bütün bu yorumlardan sonra gerçekten merak ettim: Yarın çocuğunuz Londra'da, Tokyo'da, Şanghay'da ya da Sidney'de harika bir fırsat yakalasa ve orada kalmaya karar verse, ona da "gastarbeiter", "hain" ya da "yeniçeri" mi diyeceksiniz?
Yoksa şöyle mi diyeceksiniz: "Hiçbir yere gitmeyeceksin! Burada kal! Annenin eteğini, babanın elini bırakma! Yoksa vatana ihanet etmiş olursun!"
Ona, hayallerinin, kariyerinin, aşkının ve hayatının gerçek bir vatandaş sayılması için doğduğu evin çevresindeki yirmi kilometrelik alana sığması gerektiğini mi anlatacaksınız?
Peki ya çocuğunuz giderse, başarılı olursa, güzel bir hayat kurarsa ve bir gün size: "Anne, baba, ben burada mutluyum." derse...
Onunla gurur mu duyacaksınız? Yoksa:
"Mutlu olman umurumda değil! Hemen geri dön! Çünkü Facebook'taki Bay Petır senin gastarbeiter olduğunu söyledi!" mi diyeceksiniz?
Yoksa bu sözler sadece başkalarının çocukları için mi geçerli?
Eğer böyle açık, dolambaçsız ve aynı fikirde olmak zorunda olmadığımız sohbetleri seviyorsanız, London With Alexandra sayfasını takip edin.
Her zaman aynı fikirde olacağımızı vaat etmiyorum. Ama sıkılmayacağımızı garanti ediyorum.
London With Alexandra
