Zayıf Siyasetin Gürültüsü
Kar TANESİ
Dünkü Radev’in sözleri tartışma değil, ithamdır. “Yüzde yedi destek bulamayan bir topluluk…”, diyerek başlayan cümle, bir siyasi analiz değil; bir toplumu küçümseyen, aşağılayan ve hedef gösteren bir söylemdir.
Daha da vahimi, “Osmanlı boyunduruğu” gibi tarihsel yaraları kaşıyan ifadelerle, Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarını adeta kolektif bir suçun taşıyıcısı gibi göstermeye çalışmasıdır.
Bu dil, siyaset değil; ayrıştırma mühendisliğidir.
Bir eski cumhurbaşkanının görevi, toplumu bir arada tutmak, farklı kimlikleri ortak bir gelecek etrafında buluşturmaktır. Oysa Radev’in tercih ettiği yol bunun tam tersidir: bölmek, kutuplaştırmak ve “öteki” yaratmak.
“Bayraktan utanıyorlar” gibi ifadeler ise artık siyasi eleştiri sınırını değil, toplumsal barışın kırmızı çizgisini aşmaktadır.
Daha da ironik olan şu: Radev, dış güçlerin Bulgaristan’a müdahalesinden söz ediyor. Oysa bugün Bulgaristan’ın iç huzuruna en büyük müdahale, kendi kullandığı dildir; çünkü bir ülkeyi dışarıdan değil, içeriden bölmek en kolay ve en tehlikeli yoldur.
Gerçekler nettir: Türk toplumu, bu ülkenin misafiri değil, kurucu unsurlarından biridir.
Bu gerçeği yok sayan her söylem, sadece o toplumu değil, Bulgaristan’ın geleceğini de inkâr etmektedir.
Ancak Radev’in anlamadığı, ya da görmezden geldiği bir şey var: Bu tür söylemler, Türk seçmeni sindirmez; aksine daha da kenetler. Haklarını savunacak iradeye yöneltir. Çünkü insanlar, kendilerini dışlayan değil, sahip çıkan bir dili tercih eder.
Sonuç olarak, bu hamasi çıkışlar Bulgaristan’ı büyütmez, küçültür. Güçlendirmez, zayıflatır.
Seçimler sandıkta kazanılır; ama toplumlar dil ile kaybedilir.
Ve bir lider, kendi halkının bir bölümünü “öteki” ilan ettiği gün, aslında seçimi değil, geleceği kaybetmeye başlar.
Türk toplumu, Bulgaristan’ın misafiri değil, asli unsurudur. Bunu yok sayan her söylem, sadece gerçeklerden değil, aynı zamanda ortak geleceğin kendisinden de kaçmaktır. Kimlikleri hedef almak, tarihi bir silah gibi kullanmak; güç değil, korkunun itirafıdır.
Radev’in dili açıkça bölücüdür. “Bayraktan utanıyorlar” diyerek insanları hedef göstermek, “dış güçler” masalıyla muhalefeti karalamak; devlet yönetimi değil, ucuz bir siyasi mühendisliktir. Bu, liderlik değil, kitleleri kutuplaştırarak oy devşirme çabasıdır.
Ama hesap edemedikleri bir şey var: Baskı, Türk toplumunu dağıtmaz - birleştirir. Ötekileştirme, onları susturmaz - daha güçlü konuşturur. Çünkü hak arayışı, korkuyla bastırılamaz.
Gerçek liderlik, farklılıkları düşman ilan etmek değil, onları eşit yurttaşlıkta buluşturabilmektir. Bunun dışında kalan her şey, günü kurtarmaya çalışan zayıf siyasetin gürültüsünden ibarettir.