Kara Diken
Kar TANESİ
Balkan dağlarına çıktım, çocukluğumu aramak için değil,
hakikati hatırlamak için.
Bahar vardı her yerde, ama o baharın içinde
unutulmuş bir tarih nefes alıyordu.
Doğa en dürüst hâliyle karşımdaydı.
İnsanlardan daha dürüst…
Bir çiçeğe eğildim ve kara diken battı elime.
Bir damla kan düştü toprağa ve o an,
benimle tarih konuşmaya başladı.
“Bal ve Kan” dediler bu topraklara; çünkü
burada yaşam ile acı aynı kökte büyüdü.
O kan sadece benim elimde değildi.
Sınırların, savaşların, göçlerin,
sessiz bırakılmış insanların hafızasıydı.
Sorgusuz göçler,
yarım bırakılmış hayatlar,
adı konmamış acılar…
Hepsi bir anda içime doldu ve soru aynı kaldı:
Nerede suçlular?
Zaman sustu. Arşivler sustu.
Ama hafıza susmadı.
Çünkü bazı şeyler unutulmaz.
Unutulursa eksik kalır insan.
Balkan, sadece bir coğrafya değil,
bir hafızadır. Bir yaradır.
Ama aynı zamanda koparılamayan bir bağdır.
Ne sürgünler silebildi onu,
ne zaman yok edebildi.
Bugün o kara diken bana şunu hatırlattı:
Gerçekler bazen çiçekten değil,
dikenden öğrenilir.