Türkoloji Sürgünde: Mefküre Mollova
Hikmet EFRAHİM
“Türkoloji sürgünde: Mefküre Mollova” – Onur, kalleşlik ve yenilmez bir ruhun hikayesi.
Bir kitabın sayfaları bazen yalnızca bilgi taşımaz; kalbinize öfke ve hayranlığı aynı anda yerleştiren bir vicdan çağrısı olur. “Türkoloji Sürgünde: Mefküre Mollova” tam da böyle bir eser.
Bu, kuru bir tarih anlatısı değil; insanlık dışı bir sisteme karşı yazılmış bir hüküm. Sofya Üniversitesi’nde Türkolojiyi ilmik ilmik dokuyan Mefküre Mollova ve Rıza Mollov’un hikâyesi…
Peki, o dönemin komünist yöneticileri ne yaptı? Saf yürekli, gece gündüz çalışan bu iki bilim insanı, komünist yönetimin kalleş entrikalarıyla kürsülerinden koparıldı. Uydurma suçlamalar, aşağılık iftiralarla suçlu gibi damgalandılar. Amaç belliydi: susturmak, yok etmek, sürgüne yollamak.
Fakat hesap tutmadı. Kürsüleri ellerinden alındı, ama onurları alınamadı. Mefküre Mollova ve Rıza Mollov diz çökmedi, tiranlığın önünde eğilmedi. Onların direnci, bilimin ve vicdanın gerçek gücünü gösterdi.
Yazarlar Zeynep Zafer ve Nuriye Muratova’ya büyük saygı ve teşekkür! Onların emeği ve arşivleri didik didik etmeleri sayesinde bugün gerçek herkesin gözünün önüne seriliyor. Bu büyük ailenin adından çamur temizlendi, tarihî adaletsizliğe tokat gibi bir cevap verildi.
Bu kitap herkesin okuması gereken bir bellek çağrısıdır; çünkü unutulmamalı: totaliter Bulgaristan’da yalnızca aydınlarımız değil, bütün Türk halkı acı çekti ve unutulmamalı ki, bilim insanının temiz vicdanı karşısında her diktatörlük er ya da geç yenilir.