Almanlar eve ayakkabı ile giriyor ama biz girmeyiz...
Erdinç KAHRAMAN
Bulgaristan’da yaşayan Türklerin din, dil ve kültürel anlamdaki insan haklarını kullanmada sorunları var.
Bu sorunların bazıları ülkeyi yöneten devlet mekanizmasının, bu hakları kullandırma da gerekli kolaylıkları sağlamaması olmakla birlikte; Türklerin, kendilerinden kaynaklanan sorunlar da mevcuttur.
Bizim insanımız, bulunduğu ortama uyum sağlamak ile o ortamda kaybolup gitmek arasındaki farkı anlamak zorundadır.
Örneğin Almanya’ya gidince, orasının düzenine göre yaşamak gerekir; ama Alman gibi yaşamak gerekmez.
Bizi bir Almandan ayıran kültürel farklılıklar vardır, onlar eve ayakkabı ile giriyorlar diye bizim de ayakkabı ile girmemiz uyum değil, dejenerasyon olur.
Bulgaristan Cumhuriyeti Anayasası'na uyum ve saygı başka bir şeydir; kanunlardaki bizi kültürel anlamda sınırlayan hususları değiştirmek için demokratik yollardan gayret göstermek başka bir şeydir.
Yurttaşın mevcut kurallara uyması bir ödev ve sorumluluk iken; diğer yandan kanunlardaki eksikliklerin giderilmesini talep etmek doğal bir haktır.
Türkleri ve diğer Müslüman grupları temsil etme iddiasındaki siyasetçilerde, birinci durum istisnasız olarak hepsinde var. Bu çok doğru ve güzel bir şey. Yani kanun ve nizama bağlılık olması gerektiği gibi örnek gösterilecek seviyede.
Ancak kültürel haklarımızdaki eksiklikler için gerekli yasal düzenlemeleri talep etme konusunda bizim siyasetçilerimiz çok çekingenler. Hatta çok mesafeliler. Demokratik yollardan mücadele etmeyi bırakalım, bu konuları dillendirmekte bile çok acizler.
İnsanımız, yani biz neysek, bizi temsil eden siyasiler de o olmalı. Büyük çoğunluğu “uyum” ile “ortamda kaybolup erime” farkına dikkat etmiyor.
Örneğin siyasi mitinglerde Bulgarca konuşulması çok doğru bir davranış. Ama Rodoplar'ın bir köyünde kala kala 10 kişi kalmış ve onları köy meydanındaki bir duvarın gölgesine oturtup, kendilerine siyasi nutuk çekmeye “Selamün Aleyküm kam, Agalarım!” yerine “Zdraveyte!” diye başlamak uyum değil, başka bir şey olur...
İftar yemeklerinde resmi dilde kısa bir selamlamadan sonra, konuşmayı ana dilde devam ettirmemek ve ısrarla resmi dilden konuşmak; uyumun değil, kültürüne sahip çıkmamanın ve eriyip gitmenin bir işaretidir.