Siyasal Çoğulculuk Geri mi Dönüyor
Cemal OSMAN
19 Nisan 2026 seçim sonuçları, kader belirleyici olarak tanımlanabilir. Bunun nedeni yalnızca 29 yıl sonra bir siyasi gücün parlamentoda çoğunluğa sahip olması değil; aynı zamanda seçimlerin Bulgaristan’daki Müslümanların siyasal temsiliyetinde yeni bir eğilim ortaya koymasıdır.
Seksen yılı aşkın bir süreden sonra Müslüman topluluk artık tek bir siyasi oluşumun fiili tekelinde değildir. Sosyalizm döneminde siyasal çoğulculuk hiç yoktu; 1990’daki demokratik değişimlerin ardından ise Müslüman oylarının büyük kısmı Hak ve Özgürlükler Hareketi çevresinde yoğunlaştı.
Yıllar boyunca, bu modeli değiştirme girişimleri olsa da, gerçek kırılma 2026 seçimlerinde yaşandı. Müslüman seçmenlerin bir bölümü desteğini Hak ve Özgürlükler Hareketi dışındaki oluşumlara yöneltti. Bu, giderek daha fazla insanın uzun süredir yerleşmiş bağımlılık, yerel nüfuz ve tek parti hâkimiyetinin ötesinde siyasal seçenek aradığının işaretidir.
Diğer partiler de önemli bir gerçeği kavramaya başladı: Tekeli kırmak yalnızca Hak ve Özgürlükler Hareketi’ni eleştirmekle değil, Müslümanları kendi listelerine ve yönetimlerine gerçek anlamda dahil etmekle mümkündür. Siyasal temsiliyet ikna edici olamaz, eğer partiler etnik ve dini açıdan homojen kalırsa.
Bu yönde en dikkat çekici adımı Rumen Radev, “İlerici Bulgaristan” aracılığıyla parlamenter seçimlere katılarak attı. Burada Müslüman milletvekillerinin geleneksel modelin dışında en görünür şekilde yer aldığını görüyoruz.
GERB-SDS, yıllardır Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin “bölgelerine” girmekten özenle kaçındı ve kendi gruplarında Müslüman varlığına yeterli siyasi irade göstermedi. Bu durum, 52. Ulusal Meclis’in mevcut yapısında da açıkça görülüyor: koalisyonun tek bir Müslüman milletvekili yok. “Değişimi Sürdürüyoruz – Demokratik Bulgaristan” ise konuya dair kararsız ve çekingen görünüyor. Seçim serileri ve gruplarındaki tekil Müslüman varlığı, bu kesimin siyasal katılımı için tutarlı bir strateji olmadığını gösteriyor.
52. Ulusal Meclis’te Müslüman Milletvekilleri
İlerici Bulgaristan – 131’den 3
GERB-SDS – 39’dan 0
Değişimi Sürdürüyoruz – Demokratik Bulgaristan – 37’den 1
Hak ve Özgürlükler Hareketi – 21’den 13
Vazrajdane – 12’den 0
Toplam: 240 milletvekilinden 17’si Müslüman (%7).
Bu tablo ne anlama geliyor?
İlk bakışta Hak ve Özgürlükler Hareketi hâlâ Müslüman milletvekilleri arasında en güçlü varlığa sahip. Ancak artık bu topluluğun tek siyasi adresi değil. Bu, niteliksel olarak yeni bir durum.
Manzara giderek Bulgaristan Krallığı dönemini hatırlatıyor: Müslümanlar tek bir örgüte hapsolmadan, inançlarına, bölgesel çıkarlarına ve toplumsal konumlarına göre farklı partilerde yer alıyorlardı.
Eğer bu eğilim devam ederse, Bulgaristan yavaş yavaş daha olgun bir demokrasi modeline girebilir. Müslümanlar “seçmen paketi” olarak değil, farklı görüşlere sahip vatandaşlar olarak – sol, sağ, muhafazakâr, liberal – değerlendirilecektir. Bu yalnızca seçim istatistiklerinde bir değişim değil, siyasal normalleşmeye doğru önemli bir adımdır.
Birileri itiraz edebilir: “Siyasal olarak birleştiğimizde daha güçlü ve etkili değil miydik?” Cevap sonuçlara bağlıdır. Bu tekel Müslüman kültürüne, Türkçenin korunmasına ve gelişmesine, topluluğun sosyal, ekonomik, eğitimsel ve manevi durumuna ne kattı? Gerçekten sıradan insanlara temsil sağladı mı, yoksa öncelikle Hak ve Özgürlükler Hareketi çevresindeki dar bir parti elitinin ve ekonomik çıkar gruplarının hizmetinde mi oldu?