Skandal!
ÇALIKUŞU
Devlet ciddiyeti; tarihi sloganlarla değil, adalet duygusu ve diplomatik sorumlulukla ölçülür.
Bir belediyenin resmi yayın organında, tüm bir milleti hedef alan böylesine ağır ithamların kullanılması; sadece tarihi tartışmaları değil, Bulgaristan’daki toplumsal huzuru ve Türk-Bulgar ilişkilerini de doğrudan zedelemektedir.
Avrupa Birliği üyesi bir ülkede; etnik hafızaları kaşıyan, halkları karşı karşıya getiren ve geçmişi tek taraflı siyasi propagandaya dönüştüren söylemler kabul edilemez.
Çünkü gerçek demokrasi; farklı kimliklerle birlikte yaşama kültürünü koruyabilme olgunluğudur.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; tarih üzerinden düşmanlık üretmek değil, ortak geleceği inşa etmektir.
Türk toplumu Balkanlar’da asırlardır emeğiyle, kültürüyle ve sadakatiyle var olmuş bir halktır. Bu toplumu hedef alan dil; sadece Türklere değil, Bulgaristan’ın çok kültürlü yapısına da zarar verir.
Unutulmamalıdır ki;
Siyasi kazanç uğruna kullanılan ayrıştırıcı söylemler kısa vadede alkış toplasa da, uzun vadede devletlerin itibarını aşındırır.
Gerçek liderlik ise geçmişin acılarını istismar etmekte değil, halklar arasında güven köprüleri kurabilmektedir.
Türk-Bulgar dostluğu; provokatif ifadelerden, tarih mühendisliğinden ve nefret dilinden çok daha güçlüdür.
Resmi makamların görevi gerilim üretmek değil; sağduyuyu, hukuku ve toplumsal barışı korumaktır.