ÇALIKUŞU

Sessiz vicdanın nöbeti

ÇALIKUŞU

 
Tıp, insan bedenini tedavi etmeyi öğretir. Vicdan ise insanın acısına kayıtsız kalmamayı…
Yıllarımı sağlık hizmetine verdim. Sayısız hastanın elini tuttum, sayısız ailenin umuduna tanıklık ettim. Zaman içinde anladım ki hekimliği ya da sağlık yöneticiliğini yalnızca bilgiyle, teknikle ve yöneticilik becerisiyle açıklamak eksik kalır, çünkü sağlık, bilimle yürür; ama insana dokunan tarafını vicdandan alır.
Hipokrat'ın "Önce zarar verme" ilkesi, aslında yalnızca tıbbi bir kural değildir. O ilke, insanlık tarihinin en güçlü ahlaki çağrılarından biridir. Bilim bize nasıl tedavi edeceğimizi öğretir; vicdan ise neden tedavi etmemiz gerektiğini hatırlatır.
Ben, yıllardır buna sessiz vicdan diyorum.
Ne zaman bir hastanın gözünde çaresizliği görsem, ne zaman yalnız bırakılmış bir yaşlının sessizliğine rastlasam, içimde görünmeyen bir nöbet başlar. Kimsenin duymadığı bir ses, bütün gürültüleri susturur.
"Git…"
"Bir insanın acısını azaltabiliyorsan, gecikme."
Bu çağrının kaynağı ne makamdır ne de meslek; çünkü meslek mesaiyle sınırlıdır; vicdanın mesaisi ise hiç bitmez.
Psikoloji, insanın başkasının acısını hissedebilme yetisini empati olarak tanımlar. Nörobilim ise beynimizdeki ayna nöronların bu duyguda önemli rol oynadığını söyler. Fakat insanı gecenin bir vakti uykusundan kaldırıp bir hastanın yanına götüren şey, yalnızca biyolojiyle açıklanamaz. Orada devreye karakter, ahlak ve vicdan girer.
Bazı geceler elimden geleni yaparım; yine de bir hayatı kurtaramam. İşte insanın en ağır imtihanı o andır. Çünkü sağlık çalışanını yoran yalnızca nöbet değildir; yetişememenin yüküdür. Başaramamanın hüznü değil, daha fazlasını yapamamış olmanın vicdani muhasebesidir.
Gece başımı yastığa koyduğumda, içimdeki sessiz vicdan bana aynı soruyu sorar:
"Bugün bir insanın acısını azaltabildin mi?"
Bu soruya gönül rahatlığıyla "Evet." diyebildiğim gün huzurla uyurum. Diyemediğim gün ise uykum hafif, vicdanım uyanıktır.
Belki de insanın gerçek itibarı, taşıdığı unvanlarda değil; yokluğunda kaç kişinin duasında yaşayacağındadır. Çünkü makamlar emanet edilir, görevler devredilir, alkışlar unutulur. Fakat bir insanın yüreğine dokunabilmiş olmak, zamanın silemeyeceği en büyük mirastır.
Bu yüzden inanıyorum ki sağlık hizmeti yalnızca bir meslek değil, insanlıkla yapılmış sessiz bir sözleşmedir. O sözleşmenin tek tanığı ise vicdandır.
Ve benim sessiz vicdanım…
Hâlâ nöbette.
Hâlâ bana, bu dünyaya karşı ödenmesi gereken bir borcum olduğunu fısıldıyor.
"Bilim, hastalığı tanımlar; vicdan ise hastayı görür. Tedavi protokollerle başlar, ama şifa çoğu zaman insanın insana dokunuşunda filizlenir."

Yazarın Diğer Yazıları