Sessiz çöküş ve güven kaybı
ÇALIKUŞU
Bugün toplumun en büyük sorunu yalnızca ekonomi değil;
güven kaybıdır.
İnsanlar artık sadece siyaseti değil, birbirini de sorguluyor.
Televizyonlar başka bir gerçek anlatıyor, sosyal medya
başka bir dünya kuruyor, meydanlarda
başka cümleler yankılanıyor.
Gerçeğin sesi ise gürültünün içinde kayboluyor.
Siyaset sertleştikçe toplum da sertleşiyor.
Yargı kararları artık yalnız hukuk açısından değil,
siyasi açıdan da tartışılıyor.
Çünkü insanlar verilen kararın kendisinden çok,
o kararın hangi atmosferde çıktığına bakıyor.
Bir kesim “hukuk işliyor” derken, diğer kesim
“adalet eşit uygulanmıyor” diyor.
İşte tam bu noktada toplumun sinir uçları geriliyor.
Bugün Türkiye’de yalnız muhalefet ya da iktidar değil;
güven duygusu yıpranıyor.
En tehlikeli dönemler, insanların birbirini dinlemeyi
bıraktığı dönemlerdir. Çünkü korku büyüdükçe akıl küçülür,
kutuplaşma arttıkça ortak vicdan zayıflar.
Kaosa sürüklenmek bazen sokakta değil, zihinlerde başlar.
Sürekli kriz, sürekli öfke, sürekli taraf seçmeye zorlanmak;
toplumun ruhunu yoruyor.
İnsanlar artık huzur değil, yalnızca “haklı çıkmayı” arıyor.
Oysa güçlü devlet sadece sert güçle değil;
adalet duygusuyla ayakta kalır.
Gerçek güven, insanların mahkemeye, söze, bilgiye
ve birbirine inanabildiği yerde oluşur.
Bugün en büyük ihtiyaç; bağırmak değil,
sağduyuyu kaybetmemektir.
Çünkü tarih göstermiştir ki toplumları ayakta tutan
şey korku değil; adalet, vicdan ve ortak akıldır.