ÇALIKUŞU

Balkan Rüzgârının Cebel'de Yaktığı Meşale

ÇALIKUŞU

 
Cebel’de bir sabah doğar, bazen tarih. Sessiz değildir o sabahlar.
Toprağın altında susmuş dualar, göç yollarında yıpranmış ayak izleri,
bir milletin hafızasında hâlâ yaşayan hasret konuşur.
Ve sonra bir gün, 19 Mayıs gelir.
Bu gün, sadece bir bayram değil, küllerinden doğrulan bir halkın
“Boyun eğmeyeceğiz!” diye ayağa kalkışıdır.
Cebel’in sokaklarında esen rüzgâr, Balkanlar'ın sessizliğine karışırken,
bir annenin Türkçe ninnisi, bir dedenin susturulmuş hatırası,
bir çocuğun gözlerinde yeniden vatan olur.
Çünkü 19 Mayıs; sadece Samsun’a çıkan bir geminin hikâyesi değildir.
Aynı zamanda Balkanlar’da unutulmayan bir umut,
dağlarının sessizliğinde saklanan bir kimliğin
küllerinden doğuşudur.
Ey Cebel…
Sen bazen bir şehir değil, göç edenlerin kalbinde taşınan eski
bir fotoğraf gibisin.
Acının içinden geçen; ama kökünü kaybetmeyen bir çınar…
Bugün gençler bilsin: Tarih yalnızca kitaplarda yazmaz. 
Bazen bir türkünün içinde, bazen yaşlı bir çift gözün 
sessizliğinde, bazen de gurbet kokan bir “Ana” sözünde yaşar.
19 Mayıs yaklaşıyor…
İçimiz kıpır kıpır; çünkü bizler biliriz; özgürlüğün değeri en çok
hasret çekenlerin yüreğinde büyür. Dileriz ki çocuklarımız,
korkusuzca konuşulan dilleri, 
özgürce söylenen türkülerle büyüsün.
Acılar geride kaldı…
Gözyaşlarının yerini artık umut alsın. Bir zamanlar
susturulan sesler bugün yeniden gökyüzüne karışıyorsa,
bu bir milletin yeniden ayağa kalkışıdır.
Ve şimdi dileğimiz yalnız kendimiz için değil;
Özgürlük, adalet ve insanlık onuru bütün dünyada yaşasın!
19 Mayıs’ın yaktığı ışık, yalnız Türkiye’de değil, 
Balkanlar’dan dünyanın dört bir yanına kadar barışın 
ve kardeşliğin meşalesi olsun…
Mustafa Kemal’in Samsun’da yaktığı o meşale, 
sadece bir ülkenin değil, kimliğini, dilini ve onurunu
 korumaya çalışan bütün Türk yüreklerin
umudu olmuştur.
19 Mayıs’ın ateşi, Balkanlar’dan Anadolu’ya kadar 
aynı göğe bakıp dua edenlerin kalbinde hâlâ yanmaktadır…
Mustafa Kemal’in Samsun’da yaktığı o meşale, 
sadece bir ülkenin değil; kimliğini, dilini ve onurunu 
korumaya çalışan bütün Türk yüreklerin
umudu olmuştur.
Ne Cebel unutur,
ne Balkanlar susar,
ne de Türk milletinin hafızası küllenir…
19 Mayıs, yalnızca Türkiye’nin ulusal hafızasıyla değil,
Balkan Türklerinin kimlik mücadelesiyle de bütünleşiyor.
Cebel’in sokaklarında esen rüzgâr, göç yollarında 
kaybolmayan bir hafızanın haykırışıdır.
 
 
 
 

Yazarın Diğer Yazıları