Reha Muhtar hakkında konuşanlar...
ÇALIKUŞU
Ölünün Ardından Konuşulanlar, Yaşayanların Aynasıdır
Reha Muhtar'ın ardından yapılan yorumları, cenazesinde yaşananları ve sosyal medyada yükselen yargı dalgasını izlerken aklıma tek bir soru geldi:
Ne ara, bu kadar merhametsiz olduk?
Bir insanın ardından konuşmak, aslında biraz da kendimiz hakkında konuşmaktır. Çünkü ölen artık cevap veremez; ama yaşayanlar vicdanlarını ortaya koyarlar.
Reha Muhtar, yaşadığı döneme damga vurmuş bir gazeteciydi. Sevenleri oldu, sevmeyenleri oldu. Takdir edenler kadar eleştirenler de vardı. Başarıları da herkesin gözleri önündeydi, hataları da. Tıpkı hayatın kendisi gibi...
Fakat dikkat çekici olan, ölümünden sonra yapılan değerlendirmelerin büyük kısmının bir muhasebeden çok bir infaza dönüşmesiydi. Sanki bazı insanlar, bir cenazeyi son vedadan ziyade son hesaplaşma fırsatı olarak gördü.
Oysa ölüm, intikam duygularının değil, insanlık duygularının öne çıkması gereken yerdir.
Medeniyet dediğimiz şey tam da burada başlar. Bir insanı hayattayken eleştirebilirsiniz. Fikirlerine karşı çıkabilirsiniz. Hatalarını ortaya koyabilirsiniz. Ancak ölüm karşısında gösterilen tavır, karakterimizin ve kültürümüzün aynasıdır.
Bugün Reha Muhtar hakkında konuşurken aslında onu değil, kendimizi anlatıyoruz. Çünkü cenazenin başında söylenen her söz, ölenin değil yaşayanın ahlakını gösterir.
Ne yazık ki, çağımız, anlamaktan çok yargılamayı; düşünmekten çok etiketlemeyi; vicdandan çok öfkeyi besliyor. Sosyal medya ise insanlara, hiçbir sorumluluk hissetmeden hüküm verme cesareti kazandırıyor. Birkaç satırla ömürler yargılanıyor, birkaç cümleyle insanlar mahkûm ediliyor.
Oysa insan hayatı bir manşetten, bir görüntüden veya bir hatadan ibaret değildir.
Hiç kimsenin biyografisi, yaptığı yanlışların toplamı değildir.
Ve hiç kimsenin mezar taşı, sosyal medyada açılan bir mahkemenin karar defteri olmamalıdır.
Belki de bugün dönüp kendimize bakmanın zamanıdır.
Kusursuz olan kim?
Hayatı boyunca hata yapmamış olan kim?
Hiç kimseyi kırmamış, incitmemiş, yanlış karar vermemiş, nefsine yenilmemiş olan kim?
Eğer böyle biri yoksa, ki yok, o halde bu kibir nereden geliyor?
Ölüm bize başkalarını yargılamayı değil, kendi faniliğimizi hatırlatmalıdır.
Çünkü bir gün aynı sessizliğin içine hepimiz gireceğiz.
Ve o gün arkamızdan söylenecek sözleri belirleyecek olan; başkaları hakkında verdiğimiz hükümler değil, geride bıraktığımız insanlık olacaktır.
Bir cenaze, ölüye değil diriye ayna tutar.
Bugün, o aynaya baktığımızda gördüğümüz manzara ise Reha Muhtar'dan çok, merhameti unutmaya başlayan bir toplumun fotoğrafıdır..
Ölünün ardından konuşulanlar, yaşayanların aynasıdır.