ÇALIKUŞU

Leylekleri Uğurlarken...

ÇALIKUŞU

 
Leylekler gidiyor…
Gökyüzü biraz daha sessiz, akşamlar biraz daha hüzünlü şimdi. Yaz, sanki giderken ardına bakıyor; güneş son ışıklarını toprağın üzerine bırakıp ağır ağır çekiliyor.
Ben leyleklerin ardından bakarken yalnızca bir kuş sürüsünün göçünü görmüyorum.
Bir ayrılığın anatomisini görüyorum.
Her kanat çırpışlarında biraz özlem, biraz telaş, biraz da dönüş umudu var.
Doğa, milyonlarca yıldır kendi matematiğiyle yolunu buluyor. Leylekler binlerce kilometreyi manyetik alanın, güneşin, rüzgârın ve içlerindeki biyolojik pusulanın rehberliğinde aşıyor.
Biz insanlarsa bazen bir şehrin içinde bile birbirimize giden yolu kaybediyoruz.
Onlar nereye gideceklerini biliyorlar.
Biz ise çoğu zaman kimden uzaklaşıp kime yaklaşmamız gerektiğini bilemeden yaşıyoruz.
Belki bu yüzden leyleklerin gidişi içimi bu kadar acıtıyor.
Çünkü her göç, insana kendi ayrılıklarını hatırlatıyor.
Gidenleri…
Yarım kalan konuşmaları…
Söylenemeyen sözleri…
Bir daha aynı şekilde yaşanamayacak akşamları…
Ve insanın içinde sessizce büyüyen o tuhaf soruyu:
“Gidenler gerçekten gider mi?”
Hayır!
Bazıları bir insanın hayatından gider; ama hafızasından hiç çıkmaz.
Bir koku olur, bir şarkı olur, bir sokak olur, sonbaharda gökyüzünden geçen bir leylek sürüsü olur…
Ve yıllar sonra hiç beklemediğiniz bir anda kalbinizin kapısını çalar.
Bilim, hafızanın geçmişi olduğu gibi saklamadığını; her hatırlayışta onu yeniden kurduğumuzu söylüyor.
Belki de bize verilen en büyük imkânlardan biri budur.
Geçmişi değiştiremeyiz; ama geçmişin içimizdeki yerini değiştirebiliriz.
Bu yüzden ruhumu yoran her şeyi geride bırakmak istiyorum.
Onların yerine güzellikleri koymak istiyorum.
Bir dostun sesini…
Bir sevdanın heyecanını…
Bir annenin duasını…
Bir çocuğun gülüşünü…
Ve gökyüzünde kaybolmadan önce son kez bize bakan leylekleri…
Çünkü hayatın bütün güzelliği biraz da burada.
Bazı şeylerin biteceğini bilerek onları sevebilmek.
Yaz bitecek.
Leylekler gidecek.
Akşamlar uzayacak.
Ama insanın içinde bir yer var ki, orada hiçbir mevsim tamamen sona ermiyor.
Ben o yere umut diyorum.
Belki leylekler de bu yüzden gidiyor.
Çünkü göç, yalnızca uzaklaşmak değildir.
Bir yere yeniden varabilmek için yola çıkmaktır.
Şimdi gökyüzüne bakıyorum.
Kanatları küçüldükçe uzaklaşıyorlar.
İçimde bir hüzün büyüyor.
Ama o hüznün içinde tuhaf, güzel bir umut da var.
Çünkü biliyorum, gökyüzü onları uğurladığı gibi bir gün yeniden karşılayacak.
Belki biz de…
Belki beklediğimiz insanlar…
Belki yarım kalan hikâyeler…
Belki de kendi içimizde kaybettiğimiz o eski, güzel insan…
Ve leylekler giderken, içimden sessizce bir cümle geçiyor.
Gitmek bazen vazgeçmek değildir.
Bazen sevdiğin gökyüzüne yeniden dönebilmek için uzaklaşmaktır.
Ben yine de gökyüzüne bakacağım.
Çünkü bazı gidişlerin ardında,
dönüş ihtimalini yaşatmak da bir aşk biçimidir.

Yazarın Diğer Yazıları