Bir şairin ölümünü sorgularken...
ÇALIKUŞU
*Bir şairin ölümü bazen bir milletin tarihine düşülmüş en ağır dipnottur.
Recep Küpçü, Bulgaristan Türk edebiyatının yalnızca önemli şairlerinden biri değildi. O, dilin kimlik olduğunu bilen, Türkçe yazmayı bir edebî tercih olmaktan çıkarıp bir millî varoluş meselesine dönüştüren aydınlardan biriydi.
Türk okullarının kapatılmasına karşı çıktı. Bunun bedelini öğretmenlikten uzaklaştırılarak ödedi. Sabun işçiliği yaptı, döküm işçiliği yaptı. Kaleminden vazgeçmedi.
Çalışma tezgâhını değiştirdiler, fakat onun dilini değiştiremediler.
Bu ayrıntı, Bulgaristan Türklerinin yakın tarihini anlamak açısından son derece önemlidir. Asimilasyon yalnızca isimlerin değiştirilmesiyle gerçekleşmez. Dilin eğitimden çıkarılması, kültürel kurumların zayıflatılması, basının denetim altına alınması, tarih bilincinin aşındırılması da aynı siyasetin parçalarıdır.
Recep Küpçü, bu siyasetin karşısında Türkçe yazmayı sürdürdü.
26 Nisan 1976 gecesi, henüz 42 yaşındayken Varna’da ölü bulundu. Ölümüne ilişkin yıllardır cevap bekleyen sorular vardır. Dosyanın etrafındaki belirsizlik, aradan geçen zamana rağmen tarihî hafızanın üzerindeki gölgeyi kaldırmış değildir.
Burada sorulması gereken soru açıktır:
Bir şairin ölümünü yalnızca edebiyat tarihinin bir satırı olarak mı okuyacağız, yoksa o dönemin siyasi şartlarıyla birlikte yeniden mi sorgulayacağız?
Bulgaristan Türklerinin tarihinde 1985 isim değiştirme kampanyasıyla görünür hâle gelen asimilasyon politikası, 1989 Büyük Göçü ile milyonlarca insanın hafızasına kazındı. Fakat bu tarihin öncesinde de Türk okullarına, Türkçe eğitime, Türk basınına ve Türk aydınlarına yönelik ağır baskılar yaşandı.
Recep Küpçü, işte o dönemden önceki sürecin sessiz tanıklarından biri değil, yazan tanıklarından biriydi.
Onun kalemi, bir dönemin siyasi iklimine karşı tutulmuş küçük fakat sarsılmaz bir bayraktı.
Dil sustu sanıldı, kelimeler kaldı,
Şair sustu sanıldı, şiirler kaldı.
Karanlık örttü sandılar bir milletin izini,
O izden yarınlara yürüyenler kaldı.
Bugün Recep Küpçü’yü anmak nostaljik bir edebiyat hatırlatması değildir.
Bu, millî hafızaya sahip çıkmaktır.
Türkiye’de yaşayan Bulgaristan Türkleri, Balkanlar’daki Türk varlığının tarihini konuşurken yalnızca göçün acısını değil, o göçe yol açan siyasi süreçleri de konuşmak zorundadır.
Küpçü’nün hikâyesi bize şunu hatırlatıyor:
Bir milletin dilini elinden almak, onun hafızasına müdahaledir.
Hafızasına müdahale etmek, kimliğine müdahaledir.
Bugün yapılması gereken öfkeyi büyütmek değil, hafızayı büyütmektir. Belgeleri ortaya koymak, arşivleri açmak, şiirleri yaşatmak, soruları sormak, genç kuşaklara bu tarihi anlatmaktır.
Recep Küpçü’nün kalemi sustu.
Türkçe susmadı.
Bulgaristan Türklerinin hafızası susmadı.
Tarih de susmayacak.
Unutmak, başkalarının yazdığı tarihe razı olmaktır.
Biz kendi tarihimizin tanığıyız.
Recep Küpçü unutulmadı.
Bulgaristan Türkleri unutulmadı.
Unutmayacağız.
RECEP KÜPÇÜ ŞİİRLERİ
KALBİMDE İNANÇLA
Yıllar var ki yalın günde
Nice yollar arşınladım
Adım adım, adım adım.
Kaldım toz toprak içinde
Yürümekten usanmadım
Sarıldım hayata kalpten
Ümidi kesmedim asla
Aydın aydın gelecekten.
Yandım bazen susuzluktan
Cayır cayır yandım durdum
Söz açmadım öz derdimden
Ellerin halini sordum.
Ve istemedim kimseden
İçmek için bir damla su,
İçimden aslan kesildi
Boyun eğmemek duygusu...
Yürüdüm ben bağrı yanık
Yokuşlu uzun yollardan
İlham aldım insanlardan
Olduk hayallere tanık.
Şimdi ateş var kanımda
Benim alevim bundandır
Duyun insan kardeşlerim
Yaratan insan insandır.
Ter kokusunu da sevdim
Menekşe kokusu kadar.
Bütün hünerli ellere
Kalbimde engin sevgim var.
Bu sevgidedir ümidim
Korkmam gayrı kurttan kuştan
Dünyaya gelmiş gibiyim
Yeni baştan
Yeni baştan...
İYİMSERLİK
Beklediğim sabah hala uyuklar
Garip kucağında dumanlı gözün
Saadeti dünya kimlere saklar
Kemirir içimi ezeli hüzün
Şimdi şu belirsiz günlerimde ben
Derinden ah çeker, ümit izlerim
Gözlerim nemlenir çaresizlikten,
Yine yeri öpmez ama dizlerim.
Zaman akıcıdır, tez elden geçer
Zaman sonsuzluğun içinde özgür
Elbette yılmayan murada erer
Yaz yağmuru gibi geçse de ömür