Kalbin Yönü, Hayatın Yönü
ÇALIKUŞU
İnsan, yalnızca yaşadıklarıyla değil; düşündükleriyle, hissettikleriyle ve en çok da kendini neyle meşgul ettiğiyle şekillenir.
Her düşünce kalbe bir iz bırakır, her alışkanlık ruha bir yön verir.
Zamanla o izler karaktere, karakter de hayatın kendisine dönüşür.
Bugün etrafımıza baktığımızda öfkeyle beslenenlerin öfkeye, hırsın peşinden koşanların hırsa, nefreti dilinden düşürmeyenlerin ise nefrete dönüştüğünü görüyoruz; çünkü gönül, içinde neyi büyütürse onu taşır; akıl, neyi sürekli düşünürse onun diliyle konuşmaya başlar.
Benim gönlüm merhamet istiyor; çünkü merhamet, insanı yücelten en asil duygudur.
Aklım hikmet arıyor; zira bilgi yol gösterir, hikmet ise doğru yolda kalmayı öğretir.
Ruhum sevgiye susamış; çünkü sevginin olmadığı yerde huzur da yeşermez, umut da filizlenmez.
Modern çağ, insanı sürekli bir meşguliyetin içine çekiyor; fakat asıl mesele ne kadar meşgul olduğumuz değil, neyle meşgul olduğumuzdur.
Kalbimizi kinle doldurursak merhameti kaybederiz.
Aklımızı boş tartışmalarla oyalarsak hakikatten uzaklaşırız.
Ruhumuzu sevgisiz bırakırsak, kalabalıklar içinde bile yalnızlaşırız.
Öyleyse kendimize şu soruyu sormaktan vazgeçmeyelim:
Gönlüm neyle meşgul?
Aklım neyi büyütüyor?
Ruhum neyle besleniyor?
Çünkü insan, ömrünü verdiği şeyin izini taşır.
Meşguliyetlerimiz sadece zamanımızı değil, şahsiyetimizi de inşa eder.
Gönlümüzü merhametle, aklımızı hikmetle, ruhumuzu sevgiyle besleyelim.
Çünkü günün sonunda ardımızda bıraktığımız servet değil; kalplere dokunan merhametimiz, insanlara yol gösteren hikmetimiz ve hayatlara umut olan sevgimiz hatırlanacaktır.
İnsan, sonunda neyle meşgul olduysa, ona dönüşecektir.