Hastane Önünde İncir Ağacı
ÇALIKUŞU
Hastane önünde bir incir ağacı durur. Ne gölge sayılır ne de sıradan bir hatıra. Bir bekleyişin içine sinmiş sessizliği taşır. Yapraklarında unutulmuş dualar gibidir.
Yeşil yapraklı incir ağacı her şeyi görür; ama hep susar. Hiçbir şey söylemez.
Kocaman bir şehir vardır yorgun ışıklarla uyanan. Gecenin içinden geçerken bile acıları saymayı unutmayan bir şehir.
Ağır hasta bir delikanlı getirirler o kapıdan içeri, solgun bir sabahın kırık nefesi gibi.
Bir sevdalı kız varmış. Her gün aynı yere gelen, hastaneye giremeyen; ama içinden de hiç çıkamayan.
Camların ardında bir hayat duruyordu, el uzatılsa değmeyecek kadar yakın, seslenilse dönmeyecek kadar uzak.
Bir gün yoğun bakım ünitesi kapıları farklı açılır. Rüzgâr bile ağırlaşır o an. Şehirden bir haber geçer: "Gitti!"
O kelime toprağa düştü. Bir insanı değil, bir dünyanın kalbini gömdü sanki.
Sevdalı kız sustu; çünkü bazı acılar konuşmaz, insanın içine çöker.
İncir ağacı o gün gövdesinden biraz daha eğildi.
Beklemek bazen yaşamak değil, yavaş yavaş eksilmektir.
Ve sonrasında türkü doğdu.
Anadolu'nun ve Balkanlar'ın hafızasında dolaşan, camların ardında kalmış bir sevdanın hiç dinmeyen sesi oldu.
Bu türkü, Anadolu sözlü geleneğinde yer alan hüzünlü aşk anlatılarından biridir. Yerel varyantları değişse de çekirdek hep aynıdır: Hastalık, bekleyiş ve ölümle yarım kalan bir sevda.
İncir ağacı hâlâ orada durur. Sessiz. Ama her yaprağında bir bekleyişin izini taşır.
Genç bir delikanlı, ağır bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılır. Tıbbi imkânların sınırlı olduğu bir dönemdir, iyileşme umudu belirsiz ve yavaştır. Onu seven genç kız her gün hastanenin önüne gelir. İçeri giremez, sadece camların ardından bir umut arar.
Hastanenin önündeki incir ağacı, bu bekleyişin sessiz tanığına dönüşür. Ağaç, hem fiziksel bir mekân unsuru hem de halk anlatısında zamanın ve acının simgesi olur.
Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Sözleri ( 1935 )
Hastane önünde incir ağacı annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı
Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı annem oy acı
Garip kaldım yüreğime dert oldu annem dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu annem yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra düze annem oy düze
Yönünü çevirin sıladan yüze annem oy yüze
Yönünü çevirin sıladan yüze annem oy yüze
Benden selam edin sevdiğinize sevdiğinize
Başına koysun karalar bağlasın annem bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın annem ağlasın
Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsünün Hikayesi
Yozgatlı bir genç askere gider ve askerdeyken verem hastalığına tutulur. Genci doğduğunda komşu kızı ile beşik kertmesi yaparlar. Hastalandıktan sonra izin verilir ve Yozgat'a dinlenmesi için gönderilir.
Kız tarafı gencin askerde verem hastalığına yakalanıp geldiğini duyunca kız ile çocuğu görüştürmezler. Günden güne hastalığı daha kötü bir hale gelmiştir. Genç beşik kertmesini görmek ister ama ailesi ne yaptıysa da kız tarafı izin vermez ve görüşemezler. Kız tarafı gencin tedavi olup sağlığına kavuştuğunda görüşmesine ancak izin vereceğini söyler. Gencin ailesi çok üzgündür. Genç o gece İstanbul'a rapor aldığı hastaneye yatmak tedavi olmak için yola çıkar. O zamanlarda ince hastalık diye bilinen verem çaresiz bilinirdi ve öyle idi. Hastalığı iyice ilerleyince İstanbul'a getirilip tedavi için hastaneye yatırılır. Hastanede tedavi görürken bahçedeki incir ağacına gözü takılan genç, hep ailesini ve sevdiği kızı düşünmektedir. Hastalığı çok ilerleyince dilinden dökülen sözcükleri kağıda döker. Hastaneye yatırıldıktan 1 ay sonra daha fazla dayanamayıp vefat eder. Bütün eşyalarıyla birlikte yazdığı bu beyitte ailesine teslim edilir.
Aile maddi olarak zor durumda olduğu için gencin mezarını memleketine taşıyamaz. Gencin mezarı halen İstanbul'dadır.