Arzuya Göre Değil, Belgeye Göre Olur
ÇALIKUŞU
Mert kardeşimizin dünkü "Türk Köylerini Pomaklaştırma Çabası: Gizlenen Bir Provokasyon" başlıklı yazısı bayağı bir yankı yarattı.
Son yıllarda bazı çevrelerin, Bulgaristan'daki öz Türk köylerini hiçbir bilimsel dayanak göstermeden "Pomak köyü" ilan etme çabaları, tarihçiliğin ve akademik ahlakın reddettiği bir yaklaşımdır.
Kimlik Belgeyle Sabittir
Bir köyün kimliği; sosyal medya paylaşımlarıyla, kişisel kanaatlerle veya ideolojik heveslerle değiştirilemez. Arşiv belgeleri, nüfus kayıtları, dil, kültür ve o köyde yaşayan insanların ortak hafızası ortadayken, aksi yönde iddialar ileri sürmek tarih yazmak değil, tarihi tahrif etmektir.
Pomakların Dramı, Türklerin Varlığı
Bu Müslüman kardeşlerimizin geçmişte maruz kaldığı baskılar ve zorla isim değiştirme politikaları inkâr edilemez acı gerçeklerdir. Ancak bu acılar, Türk köylerini başka bir kimliğe mal etmenin gerekçesi olamaz. Böyle bir yaklaşım hem Pomakların gerçek tarihine hem de Bulgaristan Türklerinin tarihî varlığına zarar verir.
Pomakların tarihî dramı, Türk köylerinin kimliğini değiştirmek için değil, ortak acılarımızı anlamak için hatırlanmalıdır.
Belge Yoksa Susun
Eğer elinizde belge varsa ortaya koyun. Yoksa insanların kökleriyle, köyleriyle ve kimlikleriyle oynamayın. Tarih; varsayımlarla değil, kanıtlarla konuşur.
Sessizlik Tehlikelidir
Bugün susarsak, yarın bir başka Türk köyü, ardından bir başka sanatçımız, daha sonra da bütün bir tarihimiz tartışmalı hâle getirilecektir. Buna sessiz kalmak, geçmişimize ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemek olur.
Hakikat Eninde Sonunda
Kimsenin, öz be öz Türk köylerini farklı bir kimliğe büründürmeye hakkı yoktur. Tarih; propaganda ile değil, hakikatle ayakta kalır. Hakikatten korkanlar geçici başarılar elde edebilir; fakat gerçekler gecikse de mutlaka gün yüzüne çıkar; çünkü tarih, hakikatin en sadık şahididir.