Hiçbir Dalga Boşuna Gelmez
ÇALIKUŞU
Deniz kıyısı gibiyim...
Dalgaların gelişini de gidişini de sessizce seyrediyorum.
Ne geleni durdurmaya çalışıyorum ne de gideni suçluyorum.
Biliyorum; denizin hikmeti, hiçbir dalganın
sonsuza kadar kıyıda kalmamasıdır.
Hayat da böyledir.
İnsanlar dalgalar gibi girer ömrümüze.
Bazısı fırtına olur, içimizi altüst eder.
Bazısı ince bir meltem gibi ruhumuza dokunur.
Bazısı ise sessizce gelir; ardından bıraktığı boşluk,
varlığından daha büyük olur.
Bilim, her karşılaşmanın beynimizde yeni sinir ağları
oluşturduğunu söyler.
Her sevgi, her acı, her ayrılık zihnimizde
silinmesi kolay olmayan izler bırakır.
Gönül bunu çok önceden biliyordu.
Kalp, unutmak için değil;
hatırlayarak olgunlaşmak için yaratılmıştır.
Eskiden mutluluğun, sevdiklerimi hep yanımda
tutabilmek olduğuna inanırdım.
Zaman öğretti ki gerçek olgunluk,
gitmesi gerekeni sevgiyle uğurlayabilmektir.
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil,
bizi değiştirmek için gelir.
Belki aşk; bir ele ömür boyu tutunmak değildir.
Asıl aşk, o el bıraktıktan sonra bile kalbinde
filizlenen iyiliği soldurmamaktır.
Gerçek sevgi, sahip olmakla değil; iz bırakmakla yaşar.
Deniz çekildiğinde kıyı bomboş görünür.
Oysa kumların altında her dalganın sessiz hatırası saklıdır.
İnsan yüreği de böyledir.
En derin izler, çoğu zaman kimsenin
göremediği yerlerde yaşar.
Sonra insan şunu anlar:
Hayatımıza giren hiç kimse tesadüf değildir.
Biri sabrı öğretir, diğeri vedayı...
Bir başkası affetmeyi, yeniden başlamayı...
Kimi zaman da yalnızca tek bir cümle ya da bir bakış,
bütün hayatın yönünü değiştirir.
Zamanın kıyısında beklerken anlarız ki
bizi büyüten yalnızca yanımızda kalanlar değildir.
Gelip geçen, ruhumuza dokunan ve bizi
eski hâlimizden farklı bir insana dönüştüren herkes,
bu yolculuğun sessiz mimarıdır.
Deniz hiçbir dalgayı boşuna göndermez.
Hayat da hiçbir insanı boşuna çıkarmaz karşımıza.
Her karşılaşma bir emanettir.
Her veda bir öğretmendir.
Her iz, insanın kendine doğru çıktığı
yolculuğun sessiz haritasıdır.