ÇALIKUŞU

Srebrenitsa: İnsanlığın Sustuğu Gün

ÇALIKUŞU

Temmuz, Bosna'nın dağlarına yine aynı hüznü bırakıyor.
Her yıl aynı acı, aynı utanç ve aynı soru yeniden yükseliyor...
Srebrenitsa'da öldürülenlerin suçu neydi?
Bir toprağı işgal etmek mi?
Bir milleti yok etmek mi?
Hayır...
Onların tek "suçu", Müslüman olmaları, kimliklerini 
ve onurlarını korumaktan vazgeçmemeleriydi.
1995 yılının göbeğinde, Avrupa'nın kalbinde, 
dünyanın gözleri önünde sekiz binden fazla 
Boşnak erkek ve çocuk sistematik şekilde katledildi. 
Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" 
ilan edilen topraklarda insanlar ölüme teslim edildi. 
Vicdan sustu, siyaset sustu, güç odakları sustu...
İnsanlık ise sınıfta kaldı.
Bugün demokrasi, insan hakları ve özgürlük üzerine 
görkemli zirveler düzenleyenler...
O gün neredeydiniz?
Kürsülerden adalet nutukları atanlar...
O gün hangi sessizliğin arkasına saklandınız?
Srebrenitsa bize sadece bir katliamı değil, 
sessizliğin de suça ortak olabileceğini öğretti.
Toprak mı dardı?
Yoksa insanlığın vicdanı mı?
Aradan yıllar geçti...
Toplu mezarlar bulundu, annelerin gözyaşları dinmedi, 
çocukların büyüyemeyen hayalleri hâlâ Bosna'nın 
rüzgârında dolaşıyor.
Srebrenitsa, yalnızca Boşnakların acısı değildir.
O, insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir.
Unutulacak bir tarih değil; nesilden nesle aktarılması 
gereken bir vicdan dersidir.
Çünkü unutulan her soykırım, yenilerine davetiye çıkarır.
Srebrenitsa'yı unutmadık.
Unutturmayacağız.
Rahmet, dua ve sonsuz hürmetle...
Bosna'nın şehitleri, 
insanlığın vicdanında yaşamaya devam edecektir.

 

Yazarın Diğer Yazıları