ÇALIKUŞU

Zerreden Hakikate

ÇALIKUŞU

İnsan, hayatın içinden geçerken bazen 
görünmeyen bir güce yaklaşmak ister.
Çünkü ne kadar güçlü görünürse görünsün; zamanın içinde
 yorulan, eksilen ve anlam arayan bir varlıktır.
Bu dünya; kalabalığı, telaşı, hırsı ve bitmeyen gürültüsüyle 
ruhu çoğu zaman kendinden uzaklaştırıyor.
Bir yanda geçim kaygısı, bir yanda kırılmışlıklar, 
suskunluklar ve yetişemediğimiz zamanlar…
Bazen insan, günün sonunda yalnızca kendi kalbinin 
yorgunluğunu duyuyor.
Ve insan, bazı anlarda kendi içindeki o sessiz uçurumu 
seyrediyor.
Kalbin çırpınışı bir kuşun göğe yükselme çabası gibi;
ama hayatın ağırlığı onu yeniden yeryüzüne çağırıyor.
Bir yanımız yaşamaya tutunuyor,
diğer yanımız her şeyin geçici olduğunu biliyor.
Doğum ile ölüm arasında gidip gelen düşünceler içinde,
 insan olmanın ağırlığını taşıyoruz.
Belki de hakikat;
dünyadan bütünüyle kaçmakta değil,
onun içinde kaybolmadan kalabilmektedir.
İnsanların arasında insan kalabilmek…
Kibirden, öfkeden ve anlamsız yüklerden arınabilmek…
Az konuşup çok hissedebilmek…
Kalabalıkların ortasında bile içindeki sesi kaybetmemek…
Çünkü bazen en büyük yalnızlık, insanın kendi ruhuna
 uzak düşmesidir.
Ve en derin yolculuklar, kilometrelerle değil;
 insanın kendi içine yürüyebilmesiyle başlar.
İnsan mucizelerden çok yön arıyor artık.
Karmaşanın içinde kaybolmayan bir vicdan,
gürültünün içinde bozulmayan bir kalp,
ve gelip geçici olanın arasında hakikati unutmayan 
bir ruh…
Eğer hayat zerreyle başlayıp zerreyle bitecekse;
geriye kırmadan yaşamak, biraz iyilik bırakmak 
ve temiz bir iz taşıyabilmek kalmalı.
Belki de insanın bütün arayışı,
zerreden başlayıp hakikate ulaşabilme umududur...

Yazarın Diğer Yazıları