Asıl yanmak, ışık olmakmış
ÇALIKUŞU
Bir zamanlar, kendimizi dünyanın
merkezinde sanırdık.
Bilmeden konuşur, düşünmeden yürür,
kalbimizin sesini bile tam duyamazdık.
İşte o hâlimizdi; hamdık…
Sonra gerçek hayat çıktı karşımıza.
Kimi zaman bir ayrılıkta,
kimi zaman bir dostun suskunluğunda,
kimi zaman gecenin tam ortasında
insanın kendi içine çöküşünde…
Acılar öğretti bize olmayı.
Sabretmeyi, susmayı, anlamayı…
İşte o zaman birazcık piştik…
Gün geldi; ne kibir kaldı içimizde,
ne de kendimizi ispat etme telaşı…
Bir sevdanın, bir özlemin,
bir hakikatin ateşi düştü yüreğimize.
İçimizde ne varsa yandı.
Öfke yandı, gurur yandı,
“ben” dediğimiz her şey küle döndü.
Geride sadece insan kaldı…
Sessiz, derin ve hakikate yakın.
Meğer ateşten geçmeden
insan olunmazmış.
İşte o vakit anladık;
yanmak, yok olmak değilmiş…
Asıl yanmak,
ışık olmakmış.