ÇALIKUŞU

Ahmet Yazgan Baran Olayı

ÇALIKUŞU

 
Bugün Ahmet Baran Yazgan’la ilgili yaşananları hayretle ve dikkatle izliyoruz.
Öncelikle şunu açıkça ifade edelim: Ortaya atılan iddiaları veya yapılan herhangi bir eylemi savunmuyoruz. Kimseyi aklamıyor, kimse hakkında da peşinen hüküm vermiyoruz.
Bizim meselemiz kişi, unvanı ya da siyasi partisi değil.
Biz siyasi bir yargılama değil, hukukun gerektirdiği adaleti arıyoruz.
Eğer ortada hukuka aykırı bir eylem varsa elbette soruşturulmalı; deliller ortaya konulmalı ve hukuk neyi gerektiriyorsa o uygulanmalıdır; fakat bugün televizyonlarda ve sosyal medyada gördüğümüz tablo başka bir soruyu da beraberinde getiriyor.
Bir insanın görüntülerini, özel hayatını, ailesini ve hatta çocuklarını hiçbir sınır gözetmeden kamuoyunun önüne sermek; henüz yargı süreci tamamlanmadan toplumun önünde hüküm vermek ne kadar doğru?
Sosyal medya mahkeme salonu değildir. Televizyon ekranları da yargı makamı değildir.
Hukuk devletinde suçlamayı deliller ortaya koyar, savunmayı sanık yapar, hükmü ise yetkili ve bağımsız yargı verir.
Bir kişinin milletvekili olması onu hukukun üzerinde tutmaz.
Ama milletvekili olması, onu hukukun dışında bir teşhir ve linç kültürünün hedefi hâline getirmeyi de meşru kılmaz.
Aynı şekilde hangi partiye mensup olduğu da adaletin ölçüsü olamaz.
Hukuk, siyasi kimliğe göre değişirse hukuk olmaktan çıkar.
Bugün bir siyasi kimliği nedeniyle yapılan haksızlığı alkışlayan kişi, yarın aynı yöntemin kendi hayatında kullanılabileceğini unutmamalıdır.
Çünkü adalet, yalnızca sevdiğimiz insanlar için istediğimiz bir ayrıcalık değildir.
Adalet - sevmediğimiz, eleştirdiğimiz, hatta siyasi olarak tamamen karşısında olduğumuz insanlar için bile aynı hukuki ölçüyü koruyabilmektir.
Biz ne aklamanın ne de linç etmenin tarafındayız.
Biz hukukun üstünlüğünün tarafındayız.
Delil varsa ortaya konsun.
Suç varsa hukuk içinde gereği yapılsın.
Masumiyet varsa korunsun.
Kişilik hakları ve aile bireyleri, siyasi hesaplaşmaların malzemesi yapılmasın; çünkü bir ülkede adaletin gücü, yalnızca suçluyu cezalandırmasıyla değil; hakkında henüz hüküm verilmemiş insanın hakkını da koruyabilmesiyle ölçülür.
Bugün mesele Ahmet Baran Yazgan değildir.
CHP milletvekili olması hiç değil.
Mesele, yarın herhangi birimizin başına gelebilecek bir durumda hukukun yanında mı, yoksa sosyal medya linçlerinin yanında mı duracağımızdır.
Biz tercihimizi biliyoruz:
Siyaseti değil, adaleti.
Linçi değil, hukuku.
Önyargıyı değil, delili.
Hükmü ekranlardan değil, adaletten bekliyoruz, çünkü adalet, ancak herkes için adalet olduğunda gerçekten adalettir.

Yazarın Diğer Yazıları