<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Misyon Gazetesi</title>
      <link>https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Türkiye ve dünya gündeminden haberler ve son dakika gelişmeleri takip etmek, editör ve yazarların gündeme dair kaleme aldıkları güncel köşe yazılarını ve analizlerini okumak için, doğru adrestesin!</description>
      <category>Newspaper - Mizah</category>
      <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 22:56:16 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.misyongazetesi.com/rss/haberler/mizah/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Yörükler]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/yorukler/1598/</link>
            <description><![CDATA[*** Hiç unutmam, bir gün koşu sonrası, "Sen beni kolumdan tutup çektin, sen bana haksızlık ettin" diye tartışırken Fatmegül geldi ve dikildi karşımıza. "Ben de kaçacam sizinle!"dedi. Eyvah! Belaya bak şimdi. İster misin, bu kız hepimizi geçsin ve bizi ele güne rezil etsin...]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/yorukler/1598/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2020 14:44:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Sazcı Fehim&#39;in anılarından...</strong><strong>Yörükler ( 3. )</strong> <strong>Köyde otururken bizim sokakta beş oğlan ve beş de kız vardı. </strong><strong>Ben, Sami, Hayrettin, Nuri ve Yakup erkekleri temsil ediyorduk. Kız grubu ise bir Ayşe ve dört Fatme&#39;den oluşuyordu. Pardon, Fatmelerden birinin adı Fatmegül idi. </strong><strong>Fatmegül hariç, hepimiz de kırk sekiz doğumu idik. Olayın yaşandığı yıl, yedi veya sekiz yaşlarında olmalıyız. Kızlar bizden ayrı yerlerde oynuyor, biz oğlanlar da başka yerlerde oynuyorduk. </strong><strong>O günlerde biz oğlanlarda yörükçülük oyunu revaçta idi. Koşuda birinciliği daima Hayrettin ve Sami paylaşıyordu. Birine &quot;Aslarlı Çakal,&quot; diğerine da &quot;Söğütlülü Kır&quot; diye hitap ederdik. Ben sürekli ortalarda bir yerde geliyordum. </strong><strong>Hiç unutmam, bir gün koşu sonrası, &quot;Sen beni kolumdan tutup çektin, sen bana haksızlık ettin&quot; diye tartışırken Fatmegül geldi ve dikildi karşımıza. &quot;Ben de kaçacam sizinle!&quot;dedi. </strong><strong>Eyvah! Belaya bak şimdi. İster misin, bu kız hepimizi geçsin ve bizi ele güne rezil etsin... </strong><strong>Olurdu olmazdı derken onu da aldık yanımıza. Start çizgisine varmadan önce, Fatmegül kız ya, biraz tırsmış olsak da centilmenlik göstererek onu elli metre önümüzde bıraktık. Biz oğlanlar ise eskiden yaptığımız gibi start çizgisine gittik. </strong><strong>&quot;Biiir ikiiiii üüüç!&quot; dendi mi hepimiz öne fırladık. Final çizgisine varır varmaz, arkamıza baktık ki ne görelim. Fatmegül yüz metre arkalarda nal toplayarak gelmeye çalışıyor. &quot;Samana&quot; dört metre kala da katılarak çöktü aşağıya. Bir şeyler söyleyecek ama gülmekten kırılıyordu. </strong><strong>Fatmegül, kaçacakmış bizimle. Püh! Kaçarsın sen! Koşu işi ciddi iştir. Kocaya kaçmaya benzemez... </strong><strong>Not: Anlatıda adları geçen arkadaşlar, yanılmıyorsam şu an hepsi hayatta. Her birine tek tek özlem dolu selamlarımı iletiyorum. </strong><strong>Fehim KERVANCI</strong> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yorukler_1592481093_ZKG2aM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yörükler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yorukler_1592481093_ZKG2aM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bulgarcam Sakat]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bulgarcam-sakat/1597/</link>
            <description><![CDATA[*** - Şaavı'dan geliiken Tomaş Maalesi'ne uğrayıp oranın gazatalaanı daattım. Oodan Saltıklar'a geştim, çünküm nee deesen oranın poştacısı opuskaya(izine) çıkmış. Bir aydan beri orası da benim üstümde. Oodan gelip bizim kövü de daattım. İitiyaaların pensiyeleeni de ayaklaana götürüp verene kadar bastı mı sana avşam karannıı. Ekmek yiiken yarı yolda uyuyup kalmaz mı büüle adam? E e, nezman yörüycem ben, ba Feyim?]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bulgarcam-sakat/1597/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2020 14:31:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Sazcı Fehim&#39;in anılarından...</strong><strong>Bulgarcam Sakat ( 2. )</strong><strong>Gök gürültülü bir akşam üstü. Yağmur bastırınca, bizim kapıların altına sığınan bir erkek sesi duymamla hemen dışarıya fırladım.</strong><strong>Köy yaşantımızın bir dönemine damgasını vuran Postacı Ahmet idi haykıran. Gel işaretini görünce koşarak geldi. Zaten bize geliyormuş. Bizim hanıma mektup getirmiş, Bursa&#39;da oturan annesinden. Geçti oturduk. </strong><strong>Bundan yarım saat önce bir paket çerez getirmişti bir kadın, elden gönderilmiş; yine hanımın annesinden. İki yerden iki kısmet. </strong><strong>Ben kahve değirmenine sarılınca, tam da Ahmet aga, &quot; Çok durmaycam, gicem!&quot; diyordu ki, bizim hanım, oklavayı almış eline bizim üstümüze  doğru yürüdü. Dedim &quot; Aha, şimdi yandık!&quot; Kendimi korumak için ben hemen gardımı alırken, hanımda: </strong><strong>- Ben şindi Amed agama bii saan pide (börek) yapıcam, dedi. </strong><strong>Adam, &quot;Sakın yapma, yoksa kalkar giderim!&quot; dese de, bizimki aldırmadı. </strong><strong>Ben de hiç üstelemedim. Bilirim, gemi azıya aldı mı, önüne aykırı şekilde tır kamyonu çeksen durduramazsın. </strong><strong>- Bırak zorlama, dedim Ahmet aga&#39;ya, kalk geçelim yana odaya da, bari şu işin &quot;altını yapalım.&quot; </strong><strong>Lafın kısası, işte o akşam Ahmet aga&#39;nın bana anlattığı bir hadiseyi aktaracağım şimdi sizlere. </strong><strong>Yemeyi pek severdi rahmetli. Bir akşam fazla kaçırmış olmalı ki, karın ağrısı yüzünden sabaha kadar yatakta kıvranmış durmuş. Her sabah yaptığı gibi, kalkar kalkmaz komşu köy Şarvı&#39;ya postayı almaya gitmiş. </strong><strong>Varır varmaz da doktorun kapısına dayanmış. Yeni tayini çıkan eski doktorun yerine gelen başka bir doktora, yarım yamalak Bulgarcası ile derdini anlatmış. Stetoskopu kulaklarına takan doktor, onun orasını burasını dinlemiş ve gereken ilacı vererek &quot;Akşam yemeğinden sonra yarım saat yürüyeceksin!&quot; demiş. Çıkarken de arkasından: &quot;Yürümeyi boşlamayasın sakın!&quot; diye tembihlemiş. </strong><strong>Ötesini şöyle anlattı Ahmet aga:</strong><strong>- Şaavı&#39;dan geliiken Tomaş Maalesi&#39;ne uğrayıp oranın gazatalaanı daattım. Oodan Saltıklar&#39;a geştim, çünküm nee deesen oranın poştacısı opuskaya(izine) çıkmış. Bir aydan beri orası da benim üstümde. Oodan gelip bizim kövü de daattım. İitiyaaların pensiyeleeni de ayaklaana götürüp verene kadar bastı mı sana avşam karannıı. Ekmek yiiken yarı yolda uyuyup kalmaz mı büüle adam? E e, nezman yörüycem ben, ba Feyim? </strong><strong>Gülmekten kırıldığımı görünce ekledi: </strong><strong>- Bulgarcam sakat olmasaydı, ben gösterceedim dokturuya gününü ama Bulgarcam sakat... </strong><strong>Fehim KERVANCI </strong> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bulgarcam-sakat_1592480549_LlfCYb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bulgarcam Sakat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bulgarcam-sakat_1592480549_LlfCYb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yarın Ölcez...]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/yarin-olcez/1596/</link>
            <description><![CDATA[*** Önünde bir tabak ince doğranmış salam, üstü rendelenmiş peynirle dolu bir şopska salata, bir kutu lokum ve iki adet de kapakları açılmış sarı limonata var...]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/yarin-olcez/1596/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2020 14:22:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Sazcı Fehim&#39;in anılarından seçmeler...</strong><strong>Yarın Ölcez ( 1. )</strong><strong>Yaşı yetenler bilir, bir zamanlar akşam olunca karısından &quot;parayı tırtıklayan&quot; her Deliormanlı erkek köy meyhanesine koşuyordu. </strong><strong>Birileri kendisine nereye gittiğini sorsa yanıtı hazırdı: </strong><strong>&quot;Yaşamaya!&quot; </strong><strong>Bir gün öğle vakti meyhane kapısından girdim ki ne göreyim. </strong><strong>Meyhane nedir bilmeyen bizim Elman Dayı, meyhanenin en görkemli masasına kurularak ellerini sandalyenin arkalığından aşağıya sarkıtmış, kendine ziyafet çekiyor. </strong><strong>Önünde bir tabak ince doğranmış salam, üstü rendelenmiş peynirle dolu bir şopska salata, bir kutu lokum ve iki adet de kapakları açılmış sarı limonata var. </strong><strong>Sordum: </strong><strong>- Bu ne demek oluyor, ba dayı?</strong><strong>Kafayı bulmuş bir sarhoş edasıyla: </strong><strong>- Yarın ölcez, ba dayının, yaşamak lazım! dedi. </strong><strong>Fehim KERVANCI </strong> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yarin-olcez_1592479843_mKUvj1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yarın Ölcez... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yarin-olcez_1592479843_mKUvj1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Istrancalı çobanın volta atma sevinci]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com//1484/</link>
            <description><![CDATA[*** Saraydan ferman buyurdular!  ***  Yetti gari! ***  Yolda görenler bıyıklarıma bayılacaklar.  ***  Köfte Niyazi. Biz onun yanında Somalili fellah gibi duruyoruz.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com//1484/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2020 14:00:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Yetti gari! Duyduk duymadık demeyin, 65 yaş üstü bütün dedeler ve nineler, 10 Mayıs pazar günü artık sokağa çıkabilirmiş. Saraydan ferman buyurdular! Çıkın ama saat 11.00&#39; den 15.00&#39;e kadarcık. Biraz yürüyüş yapıverin gari. İyice pas tuttunuz evde. Akşamdan beri içim içime sığmıyor. Sevindirik oldum resmen.İlk nereye ve hangi yöne gitsem acaba? Yolda görenler bıyıklarıma bayılacaklar...Kırklareli, ne kadar yer zaten, çıkar şehirde şampiyon olmuş takım gibi bir tur atarım. Ramazan davulcusu da gezer, para toplar. Neyse hakkını vereyim. Davulla bir dolaşayım. Tam elli gündür evde kapalıyız. Yolda nasıl yürünüyordu, hatırlarım herhalde. Komşumuzun benden bir iki yaş küçük bir oğlu vardı.Toraman, balaban bir çocuk. Kolları bacakları boğum boğum et. Köfte Niyazi.Biz onun yanında Somalili fellah gibi duruyoruz. Niyazi&#39;nin bir kusuru vardı. Ayağa kalkıyordu ancak adım atamıyordu. Anne baba, olayı bayağı benimsediler.Niyazi&#39;nin önüne bir tabak yemek ver, sonra düğüne git yerinden kıpırdamıyor. Yemeği bittiyse ağlıyor. Bir gün annesi bırakıyor onu evde ve çeşmeye suya gidiyor.Biraz geç geliyor, çeşmede muhabbet bir başka olur.Eve geliyor ki, bizim Niyazi yok.Halası mı aldı, babası mı aldı, bir komşu mu götürdü? Bütün köylü halkı toroman Niyazi&#39;yi arıyor. Yok. Sonra bir komşu babasını görmüş yolda. - Ne çabuk geldin ya, daha az önce bağın oradaki bahçede değilmidin sen?- Benim kaç zamandır oraya uğradığım yok... Bunlar koşarak gidiyorlar bahçeye, bir de bakmışlar, Niyazi ayakta soğan söküp söküp yemekte. Ve Niyazi aldı yürüdü. Pazar gün de aksine Anneler Günü. Rast gele gidip varıp babalara gelmeyelim. Dışarı çıkmanın da bazı şartları varmış, galiba. Arabayla çıkmak yasak. Ve çoook uzağa gidilmeyecek. Basit bir daire çizip volta atacakmışız, galiba. Sabah haberleri dinler, doğrusunu öğrenmem lazım. Allah, kötü huylu virüsten korusun! Şaban Ali AYDIN ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/-Or5R.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Istrancalı çobanın volta atma sevinci ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/-Or5R.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BAŞ REHBER FIKRALARI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bas-rehber-fikralari/991/</link>
            <description><![CDATA[Restoranda oturan rehbere garson sorar:
" Dayı ne istersiniz?"
" Menüyü getir de bi bakalım Hüsmen!"
" Benim adım Hüsmen değil dayı!"
" Öyle mi, o zaman ben de senin dayın değilim..."]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bas-rehber-fikralari/991/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Mon, 13 May 2019 17:56:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>BAŞ REHBER FIKRALARI</p><p>KUZU</p><p>Anadolu turunda bir bayan turist, Rehber Kumali&#39;ye sorar:</p><p>&quot; Şu hayvana ne derler?&quot;</p><p>&quot; Koyun.&quot;</p><p>&quot; Yanındaki yavruya ne derler?&quot;</p><p>Yabancı dilde kuzuyu bir türlü aklına getiremeyen Kumali:</p><p>&quot; Bir yıl hiçbir şey demezler. Bir yıl sonra ona da koyun derler...&quot;</p><p><br />HÜSMEN</p><p>Restoranda oturan rehbere garson sorar:</p><p>&quot; Dayı ne istersiniz?&quot;</p><p>&quot; Menüyü getir de bi bakalım Hüsmen!&quot;</p><p>&quot; Benim adım Hüsmen değil dayı!&quot;</p><p>&quot; Öyle mi, o zaman ben de senin dayın değilim...&quot;</p><p><br />MÖÖ...</p><p>&quot; Yahu Kumali, şu masada oturan turist yarım saattir möö diye bağırıyor, ne istiyor acaba?&quot;</p><p>&quot; Dana eti var mı diye soruyor.&quot;</p><p>&quot; Dana etimiz yok ağabey, kuzu eti var, ben ona nasıl diyeceğim?&quot;</p><p>&quot; Sen de mee diye mele...&quot;</p><p><br />ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI</p><p>Turistlerden biri, öküz altında buzağı ararcasına, gıcık sorular soruyordu:</p><p>&quot; Neden yan taraftaki restorana değil de buraya geldik?&quot;</p><p>&quot; Oraya gitseydik, neden diğerine gitmiyoruz, diye soracağınızı bildiğim için direkt buraya geçtik...&quot; dedi Rehber.</p><p>Nihat ALTINOK,</p><p>Emekli Baş Rehber</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1865457421.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BAŞ REHBER FIKRALARI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1865457421.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[HARAMİ DERE'DE 40 HARAMİ KARARI; O İTE 50 000 LEVA VERİLSİN...]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/harami-dere-de-40-harami-karari-o-ite-50-000-leva-verilsin/967/</link>
            <description><![CDATA[Bugün Eski Cuma'ın (Tırgovişte) Haramidere ( Razboyno) köyünde ilginç gelişmeler yaşandı.
Baş haremi ve lavkacı Ali Peevski voyvodanın 40 tane yerel haramisi Harami dere'de toplandı.
Ellerindeki bütün raporlar, yaklaşan seçimlerde harami çetesinin bu sefer mağlup olma olasılığını öngörüyordu.
Mestan Paşanın tugayları bir kere saldırıya geçmişlerdi, hızlı ve gizli bir şekilde ilerliyorlardı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/harami-dere-de-40-harami-karari-o-ite-50-000-leva-verilsin/967/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Sat, 04 May 2019 23:25:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ HARAMİ DERE&#39;DE 40 HARAMİ KARARI; O İTE 50 000 LEVA VERİLSİN...Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi, Bulgaristan&#39;daki siyasi partiler çalışma dozunu gün geçtikçe artırmakta.Bugün Eski Cuman&#39;ın (Tırgovişte) Haramidere ( Razboyno) köyünde ilginç gelişmeler yaşandı.Baş haremi ve lavkacı Ali Peevski voyvodanın 40 tane yerel haramisi Harami dere&#39;de toplandı.Ellerindeki bütün raporlar, yaklaşan seçimlerde harami çetesinin bu sefer mağlup olma olasılığını öngörüyordu.Mestan Paşanın tugayları bir kere saldırıya geçmişlerdi, hızlı ve gizli bir şekilde ilerliyorlardı.Yakın bir zamanda ortalıkta ne harami, ne de güvendi kalabilirdi.Ali baba ve 40 harami, ilk tedbir olarak, Mestan Paşa&#39;nın tugayına gizlice sızdırdıkları haini, geri çekmek oldu. Harami dere topraklarına el koymuş ve bunların üzerine göstermelik altın kubbeli cami yaptıran harami bozuntusu, cebinden hemen 50 000 levayı çıkardı ve o ite gönderilmesini emretti.Ne de olsa haram bir şekilde kazanılmıştı bu paralar...Bora TAMER,Şumnu ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1234221320.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ HARAMİ DERE'DE 40 HARAMİ KARARI; O İTE 50 000 LEVA VERİLSİN... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1234221320.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ISTRANCALI ÇOBANIN TABLET NOTLARI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/istrancali-cobanin-tablet-notlari/502/</link>
            <description><![CDATA[Yağcılara gelirsek. Onlar her dönemde var olmuşlardır ve var olacaklardır. Sadece yağları değişir; Ayçiçeği yağı, Susam yağı, Pamuk yağı, Mısır özü yağı, Margarin ecnebi kökenli sanırım. Tere yağı, Halis muhlis inek yağı, Zeytin yağı ve Kuyruk yağı. En makbulü bu. Kuyruğa yapışan, çek babam çek. Eller cıvık cıvık, suratta gülücük.  Yağ çekmenin, makam ve mevki ile bir ilgisi yoktur. En tepedekinden en diptekine kadar her insan biraz yağcıdır.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/istrancali-cobanin-tablet-notlari/502/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Sat, 21 Apr 2018 21:51:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ISTRANCALI ÇOBANIN TABLET NOTLARI</p><p>***</p><p>   Ekmek, ekmek olmadan illa ki bir değirmenden geçmiştir. Eskiden su değirmenleri var idi. Çocukken, henüz değirmen görmeden, su içinde nasıl kupkuru un olduğunu merak ederdim. Sırf bu merak yüzünden bir gün okulu kırınca, değirmenciye çırak olmuştum.</p><p>   Bir baba oğluna vasiyet eder. Sakın köse değirmencinin değirmenine gitme. Senin buğdayının bir azını ambarda bırakır. Unun da bir kısmını sandıkta bırakır ve bir de para alır. Oğul değirmene gider, bir bakar değirmencinin sakalı benimki gibi seyrek bir şey. Durmaz, deh der atına, ikinci değirmene gider. İkinci değirmencinin hiç sakalı yoktur, döner birincisine.Ve babasının dediği başına gelir. İki çuval tahıldan bir buçuk çuval un alır. Yapılacak başka iş yoktur.</p><p>   Fırınların çoğu Kara denizli esnafın elinde. Vakfıkebir, Yeşil Rize gibi isimler altında faaliyet gösterirler. Gramajdan çalarlar mı? Sanmam, adamlar dini  bütün Müslüman. Eh günümüzde Müslümanlık da zaten ticaret demektir. Adı üstünde; &quot;- Allah bereket versin!&quot;&quot; - Allah&#39;a çok şükür!&quot; Namazda okunan Rabbena-atina orada kalıyor. İş bilenin, kılıç kuşananın. İşini bilen fırıncı bir de ekmek kesme makinesi koymuş oraya. &quot;- İki ekmek verir misin.&quot; &quot;- Keseyum mi ha oni.&quot; &quot;- Kesme.&quot; Gramajdan çalamadığını kırıntılardan çıkarıyor adam. Köse midir nedir. Bir de şu poşet sevdamızdan vazgeçebilsek. Yer gök poşet. Bu poşet konusunu birileri reise söylese de, sigarayla uğraşmayı bıraksa da bu işlere bir el atsa. Sigaradan daha zararlı...</p><p>***</p><p><br />   Bu yıl pek kış olmadı ve arsanın içindeki otlar, dikenler boy attı yemyeşil. Haliyle şehir içi keçi, kuzu, inek, at ve eşek yok. Sabahtan güzel bir yağmur vardı. Yağmur otlara yağıyor. Onlar da şükreder gibi hışırdıyor. Sonra yağmurun sesi çatıdan geldi. Sanki kalk kalk der gibi cama vurmaya başladı. Kalktım tabi. Bu çağrıya yürek mi dayanır.  Bu yağmurun tadını çıkarmak lazım da; Beyaz yün keçeleri ayaklarının dizine kadar saracaksın. Üzerine siyah meşin tasmaları çatacaksın ve kancalarını keçeye batıracaksın. Hafif olması için çizme bot değil, çarık giyeceksin.</p><p>Attın mı sırtına keçi kılından kebe yi, yağmur yağdıkça ağırlaşacak. Ve yürüyeceksin davarın gittiği yere doğru. Şu koyun milleti otlar, biraz ıslanınca otlamaz. Islak otların burunlarına değmesini sevmezler. Yürür giderler, sen de peşlerinden Yörük olursun. Kebe çok ağırlaşınca bir ağacın dalına asar, bir kaç sopa atarsın. Kebe, keçi kılından yapılmış kalın bir tür kilim gibi bir keçedir. Kullanmasını bileceksin. Bazen karsız geçen kışlar olur, sürüyü dağ bayır dolaştırırsın. Hazırdan yiyeceklerine biraz tasarruf edelim ve kara yel estikçe, gelir kebenin içinde seni bulur. Bu durumda kebeyi ıslatırsın, ıslak kebe rüzgarı içeri almaz.</p><p>   Koyunlar kuru ot kalmadığına kanaat getirince, mecburiyetten yürümeye ara verip, otlamaya başlar. İşte o zaman oturursun bir çalının üzerine, şöminenin önündeki koltuğa oturmuş gibi, çıkarırsın kavalını ve kavalın söyler;</p><p>&#39;&#39;Fındık serdim harmana</p><p>Kız ne darıldın sen bana</p><p>Darıldıysan sen bana</p><p>Dalgalanma yeşilim</p><p>Yar bulunmaz mı bana&quot;</p><p>***</p><p><br />   Yağcı ve yağcılık denilince, aklıma ilk memuriyetimde vergi takibine aldığım  dört yüz seyyar yağ satan Aksekili yağcı esnafı geliyor. Vergicinin elinden kurtulmak zordur. Kasım Paşa&#39;da toptan yağ satan bir tüccarın kayıtlarını inceleyen bir vergi uzmanı, bir yıl içinde belli bir tutarın üzerinde mal alanları tespit etmiş ve vergilendirilmesi için rapor yazmış. 400 yağ alan kişiden %95&#39;nin adresi; Kasım Paşa, Piri paşa Mahallesi Hasan efendinin kahvesi. Bu garip insanlar, rızkını aramak için İstanbul&#39;a gelmişler. Amca, dayı, enişte, kayınço ve hepsi de bir birinden göresi aynı işi yapıyor. Yani aynı toptancıdan yağ alıyorlar.  Aldıkları yağı içerler mi, dökerler mi, kol böreği mi yaparlar? Aldıklarına göre, satıyorlardır mantığı ile yakalayın vergi kaçakçılarını...</p><p>   İstanbul, Kasım Paşa denilince, bir beş dakika düşüneceksin. Günümüzün Gazi Mahallesi gibi belalı bir yer. Canavarı var. Yan kesicisi, cepçisi, hırlısı, hırsızı hep  orada. Bir Hacı Hüsrev var. Oxford. Ve oradan yetişen hacılar Türkiye&#39;nin başına  hırsızlığın ordinaryüsü oldular.</p><p>   Yağcılara gelirsek. Onlar her dönemde var olmuşlardır ve var olacaklardır. Sadece yağları değişir; Ayçiçeği yağı, Susam yağı, Pamuk yağı, Mısır özü yağı, Margarin ecnebi kökenli sanırım. Tere yağı, Halis muhlis inek yağı, Zeytin yağı ve Kuyruk yağı. En makbulü bu. Kuyruğa yapışan, çek babam çek. Eller cıvık cıvık, suratta gülücük.  Yağ çekmenin, makam ve mevki ile bir ilgisi yoktur. En tepedekinden en diptekine kadar her insan biraz yağcıdır.</p><p>Şaban AYDIN,</p><p>Istranca</p><p > </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_970170372.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ISTRANCALI ÇOBANIN TABLET NOTLARI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_970170372.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com//251/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com//251/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Mon, 09 Oct 2017 12:01:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[  ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1557830582.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[  ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1557830582.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TÜRKLER SEÇİYOR, PAPAZ MADALYA TAKIYOR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/turkler-seciyor-papaz-madalya-takiyor/184/</link>
            <description><![CDATA[Bu adamı almışlar ve bir şekilde Türk partilerinin birisine resmen devşirmişler. Sözde bunu “Türkleştirmişler”, güya artık Mecliste bizim hak ve hukukumuzu savunacakmış. Bula bula bu mentereciyi bulmuşlar işte! Aslında bu bilinçli yapılıyor, ya da zeka kıtlığından. Geçenlerde meşhur Filibeli papazın, bunun boynuna bir madalya astı. Ne için biliyor musunuz?]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/turkler-seciyor-papaz-madalya-takiyor/184/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Sat, 26 Aug 2017 19:36:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ TÜRKLER SEÇİYOR, PAPAZ MADALYA TAKIYORDanço Mentata, klasik bir dolandırıcı Bulgar. Adı son dönemde bir çok yolsuzluğa karışmış. Memleketin başına, eli kolu güçlü bir Başsavcısı geçsin, bu Danço tipi mutralar, ömür boyu cezaevinden çıkamazlar.Bu adamı almışlar ve bir şekilde Türk partilerinin birisine resmen devşirmişler. Sözde bunu &ldquo;Türkleştirmişler&rdquo;, güya artık Mecliste bizim hak ve hukukumuzu savunacakmış. Bula bula bu mentereciyi bulmuşlar işte! Aslında bu bilinçli yapılıyor, ya da zeka kıtlığından. Geçenlerde meşhur Filibeli papazın, bunun boynuna bir madalya astı. Ne için biliyor musunuz? Kırcaali&#39;deki Medrese binasını iade ettirdiği, Şumnu veya Razgrad&#39;taki camilerimizi restore ettiği için değil, Sofya&#39;daki Rus Katedarlı &ldquo;Aleksandır Nevski&#39;yi tapusuna kavuşturduğu için. Yani, Kırcaali Medresesi&#39;ne ve Tombul Cami&#39;ye tapu filan yok. Aslında hepsinin kapı gibi tapuları var. Daha ne diyeyim ki...Mümin TOPÇU ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1804865976.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TÜRKLER SEÇİYOR, PAPAZ MADALYA TAKIYOR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1804865976.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[NİHAT ALTINOK'TAN  KUMALİ FIKRALARI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/nihat-altinok-tan--kumali-fikralari/32/</link>
            <description><![CDATA[Kırmızı ışıkta bekleyen Kumali'ye, dağdan ilk defa şehre inmiş, bir amca sorar;

"Hangi ışıkta kimler karşıya geçer be evlat?"

Kumali, amcayla biraz eğlenmek ister ve şöyle izah eder;

"Kırmızı ışıkta komünistler,sarı ışıkta faşistler, yeşil ışıkta da herkes geçer!"]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/nihat-altinok-tan--kumali-fikralari/32/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Sun, 02 Apr 2017 16:54:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>NİHAT ALTINOK&#39;TAN</p><p>KUMALİ FIKRALARI</p><p>***</p><p>Bulgaristan&#39;da komünistler Türkçe konuşmayı tamamen yasaklamıştı. Ne var ki, bir düğün gecesi Kumali kafayı çeker, Türkçe türküler söyleyip insanları coşturur. Ertesi gün emniyet müdürlüğüne çağrılır. Emniyet müdürü sorar;</p><p>&quot;Dün gece Türkçe şarkılar söylemişsin!&quot;</p><p>&quot;Ne demişim?&quot;</p><p>Aliş&#39;imin kaşları karadır,demişsin?&quot;</p><p>&quot;Onun kaşları kapkaraydı zaten!&quot;</p><p>&quot;Dalgayı bırak. Bir defa daha gelirsen, hapsi boylarsın. Şimdilik serbestsin. Bundan böyle dikkatli ol, çünkü sen iyi bir insansın!&quot;</p><p>Kumali çıkarken ilave etti;</p><p>&quot;Aliş&#39;im de çok iyi biriydi...&quot;</p><p>***</p><p>Kırcaali&#39;de otobüse &quot;reis&quot; derler. Bir gün yaşlı usta, bir zaman ki çırağının belediyede en büyük şef olduğunu öğrenir, kapısını çalar. Çırağını görür görmez; &quot;Şaban,gülüm!&quot; diyerek,ona sarılmak ister;</p><p>&quot;Ne Şaban&#39;ı be, ne gülü?&quot;</p><p>&quot;Ama nasıl hitap edeyim sana be gülüm?&quot;</p><p>&quot;Reis yoldaş diyeceksin!&quot;</p><p>&quot;Nasıl olur, sen reis misin yoksa?&quot;</p><p>&quot;Reisim tabi, hem de belediye reisi!&quot;</p><p>&quot;Peki, mademki reissin, sana benzini nereden koyuyorlar be yavrum?&quot;</p><p>***</p><p>Kırmızı ışıkta bekleyen Kumali&#39;ye, dağdan ilk defa şehre inmiş, bir amca sorar;</p><p>&quot;Hangi ışıkta kimler karşıya geçer be evlat?&quot;</p><p>Kumali, amcayla biraz eğlenmek ister ve şöyle izah eder;</p><p>&quot;Kırmızı ışıkta komünistler,sarı ışıkta faşistler, yeşil ışıkta da herkes geçer!&quot;</p><p>&quot;Benim kim olduğumu nereden bilecekler?&quot;diye düşünen amca kırmızı ışıkta caddeyi kesmek ister.</p><p>Birkaç adım atar atmaz, keskin bir düdük sesiyle, polis (milis) onu geri gönderir. Hayretler içinde kalan amca, Kumali&#39;ye dönerek;</p><p>&quot;Şaşılacak şey, nasıl oldu da benim komünist olmadığımı anladılar...&quot; diye mırıldanır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1114816219.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ NİHAT ALTINOK'TAN  KUMALİ FIKRALARI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1114816219.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İÇ AÇICI RENKLERİN SANATÇISI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/ic-acici-renklerin-sanatcisi/20/</link>
            <description><![CDATA[Çizgi insanın aynasıdır. Herkes karikatüründen kendini çizer. Sanatçıyı tanımasanız da, çizgisini görünce onun kişiliğini tüm açıklığıyla görürsünüz.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/ic-acici-renklerin-sanatcisi/20/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/mizah/">Mizah</category>
            <pubDate>Mon, 27 Mar 2017 19:21:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İÇ AÇICI RENKLERİN SANATÇISI</p><p>Burhannettin Ardagil&#39;i sekiz yıldır tanıyorum. Bulgaristan&#39;dan ( kendisinin deyimiyle Kırcaali&#39;den) Türkiye&#39;ye gelişinden kısa bir süre sonra tanıştık.</p><p>Yorgun, bitkin bir haldeydi. Bu yorgunluk ve bitkinlik eserlerine de yansımıştı. Kolay değildi! Gelişinden bir süre sonra ilk karikatür kitabı yayımlandı. Tüm yarışmalara katıldı, ödüller aldı.</p><p>Ama her geçen gün karikatürlerinde gözle görünür bir gelişme, kendisinde de müthiş bir heyecan vardı.</p><p>Çizgi insanın aynasıdır. Herkes karikatüründen kendini çizer. Sanatçıyı tanımasanız da, çizgisini görünce onun kişiliğini tüm açıklığıyla görürsünüz.</p><p>Renk de böyledir. İçinizdeki fırtına, karamsarlık, rahatlık hemen renginize yansır. Tuvaline ya da kağıdına şıkır şıkır iç açıcı renkleri vuran bir sanatçı mutlaka mutludur ve eserlerine mutluluğun renklerini koymuştur.</p><p>Semih Balcıoğlu</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_730255000.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İÇ AÇICI RENKLERİN SANATÇISI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_730255000.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>