<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Misyon Gazetesi</title>
      <link>https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Türkiye ve dünya gündeminden haberler ve son dakika gelişmeleri takip etmek, editör ve yazarların gündeme dair kaleme aldıkları güncel köşe yazılarını ve analizlerini okumak için, doğru adrestesin!</description>
      <category>Newspaper - Ekonomi</category>
      <lastBuildDate>Sun, 07 Jun 2026 23:51:48 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.misyongazetesi.com/rss/haberler/ekonomi/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA['Pandemide kontrollü süreç devam ederse büyük bedeller ödemeyiz']]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/-pandemide-kontrollu-surec-devam-ederse-buyuk-bedeller-odemeyiz-/1612/</link>
            <description><![CDATA[Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs pandemisi günlük hayat dışında dünya ekonomilerini de altüst etti. Uluslararası Para Fonu(IMF) koronavirüs pandemisi nedeniyle küresel ekonomide küçülme tahminini yüzde 3'den yüzde 4,9'a çekti. Ekonomist Mahfi Eğilmez de, Mazars Denge'nin 4/4'lük webinarlar serisine katılarak Covid-19 sonrası süreçte dünya ve Türkiye ekonomisine pandeminin etkilerini değerlendirdi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/-pandemide-kontrollu-surec-devam-ederse-buyuk-bedeller-odemeyiz-/1612/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2020 10:31:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çin&#39;in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs pandemisi günlük hayat dışında dünya ekonomilerini de altüst etti. Uluslararası Para Fonu(IMF) koronavirüs pandemisi nedeniyle küresel ekonomide küçülme tahminini yüzde 3&#39;den yüzde 4,9&#39;a çekti. Ekonomist Mahfi Eğilmez de, Mazars Denge&#39;nin 4/4&#39;lük webinarlar serisine katılarak Covid-19 sonrası süreçte dünya ve Türkiye ekonomisine pandeminin etkilerini değerlendirdi.</p><p><br /><strong>'2020 YILI TAM ANLAMIYLA BİR KAYIP YILI'</strong></p><p><br />2020 yılını dünya ekonomisi açısından 'Kayıp yılı' olarak nitelendiren Eğilmez, dünyadaki süreci istatistiki bilgilerle birlikte şöyle anlattı: 'ABD, Euro Bölgesi ve Japonya&#39;nın ortalama büyümeler ile gittiğini ve bu dönemde tam bir çöküş içine girdiğini görüyoruz. Japonya uzun zamandır gerilerde kalıyor. En çarpıcı olan Çin&#39;deki büyük düşüş. Bu tahminlerden sonraki yapılan son tahminler Çin&#39;de de büyümenin eksi olabileceğini gösteriyor. 2020 yılı tam anlamıyla bir kayıp yılı ve işlerin çok kötüye gittiği çok net görülüyor. 2020&#39;de hep beraber eksiye iniyoruz. Avrupa&#39;nın çöküşü bizi çok ciddi etkiliyor çünkü ihracatın yüzde 50&#39;den fazlası Avrupa&#39;ya. Ayrıca Avrupa bize turist de sağlıyor. Böyle bir dünyada küresel ticaret önemli. O ivmenin kaybedilmemesi gerekiyor.'</p><p><br /><strong>'ÇİN DÜNYANIN ATÖLYESİ'</strong></p><p><br />Tüm dünyada satın alma yöneticileriyle gerçekleştirilen bir anket sonrası oluşturulan PMI (Purchasing Manager Index-Satınalma Yöneticileri Endeksi) verilerini açıklayan Mahfi Eğilmez, 'Çin PMI endeksinde müthiş bir çöküş yaşamış bu süreçte ama hemen arkasından müthiş bir toparlanma var. Burada bazı eleştiriler var Çin&#39;in gerçek rakamları yayınlamadığına dair. Bunu bilemiyorum. Bu verilere göre Çin&#39;in toparlandığını görüyoruz. Çin&#39;in toparlanması bir bakıma iyi çünkü Çin dünyanın atölyesi gibi. Çin&#39;in ayağa kalkması o nedenle önemli. Çin giderse hep beraber gideriz ama şimdi toparlanıyor. Bu önemli bir gelişme' dedi.</p><p><br /><strong>'2008 KRİZİNDEKİ DENGE YOK'</strong></p><p><br />2008 yılında ABD&#39;de Lehman Brothers&#39;ın iflası ile dünyada yaşanan küresel krize de değinen Eğilmez, '2008&#39;de dünya küresel bir krize girdi Lehman Brothers&#39;ın batmasıyla ABD&#39;de başlayan ve dünyaya yayılan bir krizdi ama gelişmiş ülkeleri çok fazla etkilemedi. Türkiye&#39;de de böyle oldu mesela. Çin hafif atlattı ama bu sefer iş biraz farklı çünkü o dönemde ABD, Japonya ve Avrupa&#39;daki büyük çöküşü gelişmekte olan ülkelerin durumu dengeliyordu. Bu sefer o da yok' diye konuştu.</p><p><br /><strong>'GEÇMİŞ YILLARDAKİ KRİZLERDE DE ÇIKIŞ YAKALADIK'</strong></p><p><br />Geçmiş yıllardaki krizlerden sonra da Türkiye&#39;nin çıkış yakaladığını belirten Eğilmez şunları söyledi; 'Türkiye&#39;nin büyüme çizgisi inişli çıkışlı bir çizgi. Mesela 2001&#39;deki çöküş net bir şekilde görülüyor ama Türkiye hızlı bir çıkış yakalamış. Sonra iyi bir toparlanma var. Sonra 2008&#39;de küresel bir kriz geliyor ve 2009&#39;da Türkiye tekrar küçülüyor ve sert bir cevap ile tekrar çıkıyor. IMF 2020&#39;de Türkiye&#39;nin büyümesinin eksi 5 çıkmasını öngörüyor. Kabaca kendi hesabımda da yüzde 5 görüyorum. Ancak salgın yenilenir, işler değişirse daha kötü olabilir ya da ilaç ve aşı bulunursa gerçekten bu iş burada biter'</p><p><br />Koronavirüsün ekonomiye etkileriyle ilgili Mahfi Eğilmez şöyle devam etti:  'IMF&#39;nin beklentisi gerçekleşirse Türkiye bir çıkış yakalar ve kendi çapında ucuz kurtulabilir, az hasar ile çıkabiliriz. Bunu yapabilecek durumu var Türkiye&#39;nin ama bu, şu anda elimizdeki verilerle yaptığımız bir tahmin. Geçen yılın Nisan ayına göre yüzde 34 oranında bir sanayi üretimi düşüşü var. Türkiye, sanayi üretiminde yüzde 77 gibi bir ortalamadadır. Geçen ay, bu yüzde 60 oranına düştü, Haziran ayında ise bize kapasite kullanımında tekrar yüzde 66&#39;ya doğru bir hareketlenme olduğunu gösteriyor'</p><p><br /><strong>KORONAVİRÜS EN ÇOK TURİZMİ ETKİLEDİ</strong></p><p><br />İnsanların ekonomiye güvenmesinin tüm sektörleri etkilediğine dikkat çeken Eğilmez, 'İnsanlar ekonomiye güvenmeye başlarsa ona göre karar alacaklardır. Konut sektörüne baktığımızda toparlanma var. Dış ticarette ciddi bir düşüş var. İhracatta yüzde 20&#39;lik bir düşüşümüz var ama ithal etmeye mecbur olduğumuz kalemler olması nedeniyle ithalatta yüzde 5 oranında bir düşüş var. Önümüzdeki dönemde bunun bir parça düzelmesini bekliyoruz.  Turizme bakarsak, bu yılın ocak ayında geçen yıla göre yüzde 16 oranında artış varken mart ayında yüzde 67&#39;lik bir düşüş var. Nisan ayında ise 3 milyondan 24 bine düşmüş. 4 ayda 4,5 milyon azalma var yabancı turist girişinde. Türkiye, turizmde geçtiğimiz yıla ulaşamayacak maalesef hatta 4&#39;te 1&#39;i kadar bile olmayacak' şeklinde konuştu.</p><p><br />Türkiye&#39;nin en çok Avrupa ile ticaret ve turist ilişkisi olması nedeniyle Avrupa&#39;nın ekonomik gidişatının Türkiye&#39;yi de etkilediğini belirten Eğilmez, 'Türkiye üretiminin çoğunu Almanya ve Avrupa&#39;nın diğer ülkelerine satıyor. Onların büyüme hızı düştüğü için Türkiye&#39;den yaptığı ihracatta da düşüş var. Ama işin kötüsü bu kalıcı olabilir ve bir politika haline gelebilir. Küresel ticarette daralma, dünya büyümesini de daraltacaktır ve bu kolay kolay toparlanamayacağını gösteriyor' dedi.</p><p><br /><strong>'PANDEMİ SONRASI TÜRKİYE&#39;DE TARIM GELİŞECEK'</strong></p><p><br />Tarımın tüm dünyada devlet desteğine muhtaç bir sektör olduğunu belirten Eğilmez, 'Önümüzdeki yıllarda tarım öne geçecek ve inşaatın yerini alacak. Büyük sanayiciler sofistike üretime, özel tarıma, pahalı tarıma gidecek. Bu önem kazanacak. E-ticaret daha da öne çıkacak. Yeni dünyada nitelikli insana talep artacak ve güvenlik, temizlik gibi sektörlerde çalışanlar önemli ölçüde azalacak ve yeni sistem buna göre şekillenecek. Tarımı ihmal ettik ve desteklenmeye ihtiyacı olan bir sektördür. ABD devlet desteklerine en çok karşı çıkan ülkelerden biridir ama tarıma inanılmaz destek çıkar. Türkiye&#39;de herkes tarım arazilerini sattı ve İstanbul&#39;a geldi. Biz anavatanı, Anadolu olan mercimeği Kanada&#39;dan alıyoruz. Kanada&#39;da üreten ise Türkler ve biz oradan ithal ediyoruz. Bizim tarımda oturup bunu düzenlememiz lazım. Pandemi sonrası bu konuda düzgün işler yapacağımızı düşünüyorum. Mesela Antalya&#39;da bazı yatırım yapan iş insanları olduğunu görüyorum. Özellikle ihracat amaçlı girişim yapanlar var. Bunun biraz daha gelişeceğini düşünüyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/pandemide-kontrollu-surec-devam-ederse-buyuk-bedeller-odemeyiz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Pandemide kontrollü süreç devam ederse büyük bedeller ödemeyiz' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/pandemide-kontrollu-surec-devam-ederse-buyuk-bedeller-odemeyiz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Emekliliği yakın olanlar yeni sisteme girmeyecek']]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/-emekliligi-yakin-olanlar-yeni-sisteme-girmeyecek-/1603/</link>
            <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte çalışmalarını yürüttüğü, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'ni (TES) işçi ve işveren açısından değerlendiren İstinye Üniversitesi İİSB Fakültesi Öğretim Üyesi İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Uzmanı, Doç. Dr. Resul Kurt, 2022 yılında yürürlüğe girmesi beklenen yeni sistemin birtakım yenilikler getirdiğini söyleyerek bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/-emekliligi-yakin-olanlar-yeni-sisteme-girmeyecek-/1603/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2020 16:08:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte çalışmalarını yürüttüğü, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi&#39;ni (TES) işçi ve işveren açısından değerlendiren İstinye Üniversitesi İİSB Fakültesi Öğretim Üyesi İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Uzmanı, Doç. Dr. Resul Kurt, 2022 yılında yürürlüğe girmesi beklenen yeni sistemin birtakım yenilikler getirdiğini söyleyerek bilgi verdi.</p><p><br /><strong> 'EMEKLİLİĞİ YAKIN OLANLAR YENİ SİSTEME GİRMEYECEK'</strong></p><p><br />Kıdem tazminatının hem işçiyi hem de işvereni yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Kurt, '2022 yılı başında yürürlüğe girmesi beklenen değişiklikle birlikte 30 günlük kıdem tazminatının 19 günü mevcut sistemdeki gibi işveren üzerinde devam ederken, 11 gününün ise Kıdem Tazminatı Fonu&#39;nda birikmesi öngörülüyor. Emekliliği yakın olanlar yeni sisteme girmeyecek. 1 Ocak 2022&#39;de işe yeni girenler TES&#39;e girecek. Emekliliğine uzun süre olanlara da tercih hakkı verilecek. Kıdem tazminatı hem işçiyi hem de işvereni yakından ilgilendiriyor.' dedi.</p><p><br /><strong>ÖZEL DURUMLARDA YÜZDE 10&#39;U ÇEKİLECEK</strong></p><p><br />Örneğin 2025 yılında emekli olup ayrılan bir kişinin, 2022 yılı öncesi haklarının tamamını işverenden alacağını söyleyen Kurt, '2022 ile 2025 yıllarında arasındaki 19 günlük kısmı yine işverenden alacak, 11 günlük kısmı ise bireysel fon hesabında birikecek. İşçi bu parayı 60 yaşına gelince alabilecek veya ağır hastalıkta, ilk defa konut aldığında, evlenme halinde gibi özel durumlarda yüzde 10&#39;una kadarını çekme hakları olacak' diye konuştu.</p><p><br /><strong>'DEVLETİN GÜVENCESİ ALTINDA BİR HESAPTA BİRİKMİŞ OLACAK'</strong></p><p><br />İşçinin 60 yaşını tamamladıktan sonra birikimlerinin en fazla yüzde 25&#39;ine kadar olan kısmını alabileceğini aktaran Kurt, 'Ödeme oranı toplamı (emeklilik ve kısmi çıkış toplamı) yüzde 30&#39;u geçemeyecek. TES hesabındaki birikimlerinden kalan tutar aylık olarak ikinci bir emekli maaşı gibi ödenecek. Kalan yüzde 70-75&#39;lik kısımda aylık belirlenen tutarda kişiye ödenecek. 11 günlük kısmı devletin güvencesi altına bir hesapta birikmiş olacak, işçi için avantajı budur' ifadelerini kullandı.</p><p><br /><strong>İŞÇİ İÇİN AVANTAJLARI </strong></p><p><br />Kıdem tazminatının yüzde 3&#39;lük kısmının devlet güvencesinde olacağını belirten Kurt, 'İşçi istifa bile etse kıdem tazminatı bireysel fon tazminatı hesabına ödenen yüzde 3&#39;lük kısmı için hakkı yanmayacak. İşveren iflas etse veya ödeme güçlüğüne düşse bile işçinin kıdem tazminatının yüzde 3&#39;lük kısmı yanmayacak ve şartlar sağlandığında TES&#39;den ödeme yapılacak. Bir yıldan az çalışanlarda da kıdem tazminatı hesabına yüzde 3&#39;lük kıdem tutarı yatacağından hesabında birikecek ve dolayısıyla yararlanacak. İşçi daha iyi bir iş bulduğunda kıdem tazminatının yanacağı kaygısıyla beklemeyecek ve işini değiştirebilecek' dedi.</p><p><br /><strong>İŞVEREN İÇİN AVANTAJLARI</strong></p><p><br />İşverenin kıdem tazminatı fonuna aylık ödeme yapacağı için kıdem tazminatı yükü oluşmayacağını ve mali sıkıntı yaşamayacağını dile getiren Resul Kurt, 'İşverenlerin işçisiyle kıdem tazminatı için yaşadığı anlaşmazlıklar azalacak. İşveren, ekonomik daralma gibi nedenlerle çalışan işçiyi işten çıkartırken kıdem tazminatı yükünü düşünmeyecek. İşverenler, kıdem yükü nedeniyle yeni işçi almayarak fazla mesai yaptırmalarına gerek kalmayacak ve bu nedenle işçilik maliyetleri düşecek' ifadelerini kullandı.</p><p><br /><strong>İŞÇİ BİRİKİM YAPACAK</strong></p><p><br />Mevcut sistemde bir yıldan az kıdemi olanların tazminat haklarının bulunmadığını söyleyen Kurt, 'Yeni sistemde ise kıdem tazminatının 11 güne karşılık gelen yüzde 3&#39;lük kısmı aylık olarak bireysel fon hesabına yatacağından işçi bir yıldan az çalıştığı işyerlerinde de birikim yapabilecek. Mevcut durumda istifa ederek ayrılan işçinin hiçbir hakkı bulunmuyor. Ancak yeni sistemde 11 güne karşılık gelen yüzde 3&#39;lük kısmı aylık olarak bireysel fon hesabına yatacak. Bu durumda istifa eden işçinin 19 günlük kıdem tazminatı yanarken, 11 günlük kısmı işçinin bireysel fon hesabında birikecek ve şartlar sağlandığında çekme hakkını kullanabileceği gibi aylık ödeme de yapılacak.' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/emekliligi-yakin-olanlar-yeni-sisteme-girmeyecek.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Emekliliği yakın olanlar yeni sisteme girmeyecek' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/emekliligi-yakin-olanlar-yeni-sisteme-girmeyecek.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Sinan Alçın: İşsizliğe çözüm sektörler arası geçiş olmalı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/prof-dr-sinan-alcin-issizlige-cozum-sektorler-arasi-gecis-olmali/1584/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mart ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Türkiye'de işsizlik oranı, martta geçen yılın aynı ayına göre 0,9 puan azalışla yüzde 13,2 oldu. İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, işsizlik rakamlarını değerlendirdi. İstihdama yönelik açıklamalar da yapan Prof. Dr. Alçın, ekonomik istikrar kalkanı paketinin önemine değinerek gençlerin potansiyelinden sanayi sektöründe yararlanılması gerektiğini dile getirdi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/prof-dr-sinan-alcin-issizlige-cozum-sektorler-arasi-gecis-olmali/1584/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Wed, 10 Jun 2020 15:48:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mart ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Türkiye&#39;de işsizlik oranı, martta geçen yılın aynı ayına göre 0,9 puan azalışla yüzde 13,2 oldu. İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, işsizlik rakamlarını değerlendirdi. İstihdama yönelik açıklamalar da yapan Prof. Dr. Alçın, ekonomik istikrar kalkanı paketinin önemine değinerek gençlerin potansiyelinden sanayi sektöründe yararlanılması gerektiğini dile getirdi.</p><p>Pandemi sonrası dünyada fiyat rekabetinin belirleyici olmayacağını aktaran Prof. Dr. Alçın, nitelikli ürünlerin rekabet edeceği bir ekonomik küresel görünüme gidildiğini ifade etti. </p><p><strong>KORONAVİRÜS İSTİHDAM VERİLERİNE YANSIDI MI?</strong></p><p>Şubat ayına göre işsizlik rakamlarında 0,4 puanlık bir düşüş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alçın, 'Koronavirüs salgını 11 Mart&#39;ta Türkiye&#39;ye geldi. O dönemde güçlü işten çıkarmalar gözlemlemiştik. Bu durumun işsizlik oranlarına yeterince yansımamasının temel nedeni, istihdam oranı azalırken son bir yıl içinde işgücüne katılım oranında da azalmanın olmasıdır. Geçen yıl mart ayına göre istihdam, 1 milyon 662 bin kişi azalmış. Daha yüksek oranda işgücüne katılım da azaldığı için olumlu bir seyir ortaya çıktı. İstihdam, sanayi sektöründe 26 bin kişi artmış. Tarımda 538 bin, inşaatta 248 bin ve hizmet sektöründe istihdam edilenlerin sayısı ise 903 bin kişi azalmış' diye konuştu.</p><p><strong>'PANDEMİ DÖNEMİNİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ İSTİHDAM KAYIPLARI'</strong></p><p>Mart ayı işsizlik rakamlarının tam olarak reel ekonomideki durumu yansıtmadığını belirten Prof. Dr. Sinan Alçın, 'Pandemi döneminin en önemli özelliklerinden biri bütün dünyada yaygın ve sürekli istihdam kayıplarının olmasıdır. Türkiye&#39;de de aynı durum geçerli. Genç işsizlikte hafif bir düşüş var; yüzde 24,6. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 25,2&#39;ymiş. 2019&#39;un mart ayında yüzde 23,7 iken şimdi yüzde 27,9&#39;a kadar çıkmış durumda. Yani işgücüne katılmayanlar ağırlıklı olarak eğitime de devam etmiyor, evde kalıyorlar. İş arama sürelerinde 1-2 ay iş arayanlar yüzde 34,2&#39;yi oluşturuyor. Göstergeler bize hizmet sektöründe istihdam kayıplarının olduğunu işaret ediyor.' ifadelerinde bulundu. </p><p><strong>'EKONOMİK İSTİKRAR KALKANI PAKETİYLE ALINACAK ÖNLEMLER ÖNEMLİ'</strong></p><p>Prof. Dr. Alçın, 'Alınacak önlemelerin bir kısmını Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçtiğimiz günlerde &#39;Ekonomik İstikrar Kalkanı&#39; adıyla açıklamıştı. Dün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan paketle alınacak önlemler önemli. Bu önlemler arasında kısa çalışma ödeneğinin uzatılmasını, ücretsiz izin uygulamasının uzatılmasını gösterebiliriz. Bu konularda da beklentiyle uyumlu kararlar alındığını görüyoruz. Yapısal olarak sektörel geçişin sağlanması için özellikle Y ve Z kuşağı ile mevcut işsizlik rakamlarında ağırlıklı kitle oluşturan gençlerin genel olarak bilgi ve becerilerini sanayi ile buluşturmak gerekiyor. Yeni dönemin çoklu yetenekleri 21. yüzyıl yetkinliklerini içerecek biçimde sanayi sektöründe dönüşmelidir' dedi.</p><p><strong>'İŞSİZLİĞİ AŞAĞI ÇEKMEK İÇİN SEKTÖRLER ARASI GEÇİŞ OLMALI'</strong></p><p>Sektörel geçisin sağlanması gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Alçın, 'Hizmet sektöründeki istihdam kaybının yerine konulması mümkün gözükmüyor. O yüzden sanayi sektörünün işsizliği kapatacak şekilde genişlemesi gerekiyor. Buna yönelik adımlar atılmalıdır.' dedi.   </p><p><strong>'PANDEMİ SONRASI FİYAT REKABETİ BELİRLEYİCİ OLMAYACAK'</strong></p><p>Pandemi sonrası dünyada fiyat rekabetinin belirleyici olmayacağını aktaran Prof. Dr. Alçın, 'Bunun yerine nitelikli ürünlerin birbiriyle rekabet ettiği bir ekonomik küresel görünüme doğru ilerliyoruz. Buraya hazırlıklı olunabilmesi için de gençlerin potansiyelinden sanayide yararlanılmalıdır. Bunun olmadığı durumda, bütün dünyada ve Türkiye&#39;de, hizmet alanları bir anlamda köpük olarak son 40 yılda aşırı genişlemiş durumda. Buralarda istihdam kaybının yakın dönemde yerine konulmasını beklememek gerekiyor.' diye konuştu. </p><p><strong>İSTİHDAM İÇİN YAPISAL ÖNLEM ŞART</strong></p><p>Yapısal önlemlerin istihdam piyasası açısından oldukça önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sinan Alçın, 'Açıklanması düşünülen paket içerisinde yer aldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ifade edilen bir diğer uygulama da emeklilik sigortası. Ücretsiz izin döneminde sadece sağlık sigortası yatırıldı. Fakat bu ücretsiz izinde geçirilen 3 aylık süre içerisinde belki bir 3 ay daha geçirilecek süre emeklilik hesabına katılmıyor. Sanırım bununla ilgili bir uygulama yapılacak. Eğer öyle bir uygulama hayata geçerse en azından ücretsiz izin döneminde bin 170 lirayla geçinme durumuyla karşı karşıya olan yurttaşlar, bu süreci en azından emekliliklerinde saydırabilecekleri bir süre olarak hesaplayabilecek' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-sinan-alcin-issizlige-cozum-sektorler-arasi-gecis-olmali.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Sinan Alçın: İşsizliğe çözüm sektörler arası geçiş olmalı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-sinan-alcin-issizlige-cozum-sektorler-arasi-gecis-olmali.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tarladan sofraya 'Türk' koruması:Küflenmeyi 2 haftaya kadar engelliyor]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/tarladan-sofraya--turk--korumasikuflenmeyi-2-haftaya-kadar-engelliyor/1559/</link>
            <description><![CDATA[Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın desteğiyle genç girişimciler Buse Berber Örçen ve Arda Örçen'in kurduğu Nanomik şirketi, tarım ve gıda ürünlerinin tarladan sofraya kadar kayıp vermeden gelmesini sağlayan ve raf ömrünü uzatan doğal koruyucular geliştirdi. Koruyucu sebze ve meyvenin üzerine kontrollü bir şekilde yayılıp, zararlı mikroorganizmalardan ürünü temizliyor. Ürünlerin genetiğiyle oynanmıyor, tat ve koku değişmiyor. Çiftçinin üretim aşamasında kullandığı koruyucu, meyve ve sebzeyi sofraya gelen kadar koruyarak, israfı önlüyor.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/tarladan-sofraya--turk--korumasikuflenmeyi-2-haftaya-kadar-engelliyor/1559/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2020 12:46:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı&#39;nın desteğiyle genç girişimciler Buse Berber Örçen ve Arda Örçen&#39;in kurduğu Nanomik şirketi, tarım ve gıda ürünlerinin tarladan sofraya kadar kayıp vermeden gelmesini sağlayan ve raf ömrünü uzatan doğal koruyucular geliştirdi. Koruyucu sebze ve meyvenin üzerine kontrollü bir şekilde yayılıp, zararlı mikroorganizmalardan ürünü temizliyor. Ürünlerin genetiğiyle oynanmıyor, tat ve koku değişmiyor. Çiftçinin üretim aşamasında kullandığı koruyucu, meyve ve sebzeyi sofraya gelen kadar koruyarak, israfı önlüyor.</p><p>İSPANYA VE HOLLANDA&#39;YA SATIŞ HEDEFİ</p><p>14 kişilik bir ekibin geliştirdiği doğal gıda koruyucusu ile özellikle ihracat durumunda ortaya çıkan büyük çaplı gıda kayıplarının önlemesi hedefleniyor. 500 bin dolarlık ihracat hedefleri olan girişimciler, İspanya ve Hollanda ile görüşme halindeler.</p><p>ÜRÜNLERİN YÜZDE 14&#39;Ü SOFRAYA GELEN KADAR KAYBOLUYOR</p><p>Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü&#39;nün (FAO) 2019 yılında hazırladığı Dünya&#39;da Gıda ve Tarım&#39;ın Durumu başlıklı rapora göre, dünyada üretilen gıdanın yüzde 14&#39;ü hasat edildikten sonra perakendeye gelene kadar kayboluyor.</p><p>DÜNYADA YILLIK 1,3 MİLYAR TON GIDA ZAYİ OLUYOR</p><p>Dünya genelinde 821 milyon insan, yani her 9 kişiden 1&#39;i açlık çekerken, zayi olan ya da israf edilen gıdanın miktarı yıllık 1,3 milyar ton. Bu kayıp ve israfın yalnızca 4&#39;te 1&#39;inin önlenmesi ile açlık çeken 821 milyon insanın doyması anlamına geliyor. Yine FAO tarafından 2013 yılında Türkiye&#39;ye yönelik yapılan araştırmada, en fazla kayıp ve israfın yüzde 53 ile sebze ve meyvede olduğu belirlendi.</p><p>MEYVE VE SEBZENİN YÜZDE 25&#39;İ KÜFLENME NEDENİYLE ZAYİ OLUYOR</p><p>Mikrokapsüller ve biktisel mikroorganizmalardan oluşan doğal koruyucunun taze meyve ve sebzedeki küflenme sorununun önüne geçtiğini söyleyen Örçen, 'Her yıl Türkiye&#39;de üretilen taze meyve ve sebzenin yüzde 25&#39;i küflenme veya ticari limitler sebebiyle israf oluyor. Küflenmeye karşı kullanan pestisit ve tarım ilaçları ise insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Geliştirdiğimiz ürünler, kalıntı bırakmayan, insan sağlığına dost içeriğe sahip. Gıda ve tarım ürünleri dalından koparılıp sofraya gelen kadar ki süreçte meydana gelen zayiatı doğal yollarla önlemeyi hedefliyoruz. Çiftçiden alınan ürünler markete ulaşana kadar küfleniyor, bozuluyor ve israf oluyor. Üreticinin, market çalışanının ve tüketicinin kaybı oluşuyor' diye konuştu.</p><p>3 FARKLI ÜRÜN GELİŞTİRİLDİ </p><p>Amaçlarının ürünlerin daha yollarla korunup uzun süre kalmasını sağlamak olduğunu aktaran Örçen, 'Şu anda tarım ürünleri için bağlarda ve seralarda küf kaynaklı hastalıklara karşı doğal koruyucu, otel, kafe, restoran gruplarında sebze ve meyvedeki zararlı mikroorganizmaları tüketiciye taşımamak için doğal yıkama ürünü, yine aynı şekilde eve alınan sebze ve meyveyi temizlemek için yüzde 100 doğal ve etkili yıkama solüsyonu geliştirdik' ifadelerini kullandı.</p><p>'İÇERİĞİNDEKİLER GIDA OLARAK TÜKETİLİYOR'</p><p>Dünya genelinde büyük bir marka olmayı hedeflediklerini söyleyen Örçen, 'En büyük avantajımız ürettiğimiz bütün koruyucu ürünlerin içeriğindekiler gıda olarak tüketilebiliyor, izinleri var. Katkı maddesi değil, gıda sınıfında yer alıyor. Pestisitler meyve ve sebzenin üzerinde kalıntı oluşturuyor, koruyucu ürünümüz hiçbir şekilde kalıntı bırakmıyor. Doğal olduğu için tarım ürünlerinde kimyasal leke oluşturmuyor' dedi.</p><p>ÜRÜN KEKİK YAĞI GİBİ BİTKİLERDEN OLUŞUYOR</p><p>Koruyucu ürünün kekik yağı, biberiye, lavanta gibi bitkisel yağlar ve mantarlardan elde edilen biyopolimerlerden oluştuğunu aktaran Örçen, 'Üzüm, domates gruplarında sera ve bağlarda yaptığımız uygulamalarda son derece etkili olduğunu gördük. Sebze ve meyvelerde kalıntı bırakmayarak katma değerini artırıyor' diye konuştu.</p><p>BAĞ VE SERACILIKTA KULLANILAN KORUYUCU; 2 HAFTA ETKİLİ</p><p>Koruyucu ürünlerin bağcılık kullanılmasının ilk hedefleri olduğunu söyleyen Örçen, 'Türkiye, dünyada üzüm üretiminde ilk 4 ülkeden biri, bağcılıkta külleme ve kurşuni küfe karşı etkili bir biyopestisit geliştirdik. Kullanılan kimyasallara muadil doğal koruyucudur, kalıntı yapmaz. Tekirdağ ve Manisa&#39;daki üzüm bağlarında çiftçiler kullanıyor, ilerlemiş hastalıklarda bile kimyasal koruyuculara göre çok daha başarılı sonuçlar aldık. Koruyucunun içerisindeki mikrokapsüller üzümdeki mantarlara yapışıp aktif hale geliyor ve temizleyip, ürünü 2 haftaya kadar koruyor. Narenciyeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor, önümüzdeki sene geliştirilen koruyucu ürünlerimizin narenciyede ruhsat çalışmalarını başlatacağız' dedi.</p><p>RESTORAN VE KAFELER İÇİN; VİRÜSÜ 5 DAKİKADA ÖLDÜRÜYOR</p><p>Otel, kafe, restoran gruplarında sebze ve meyvedeki zararlı mikroorganizmaları tüketiciye taşımamak için doğal yıkama ürünü geliştirdiklerini aktaran genç girişimci Örçen, 'Aynı zamanda koronavirüsü de öldürüyor, bu bağımsız laboratuvarlar tarafından da onaylandı. Sebze ve meyveler bakteri ile küflerden de temizlenmiş oluyor' ifadelerini kullandı.</p><p>EV TİPİ; 1 ŞİŞEYLE 120 YIKAMA YAPILIYOR</p><p>Ev tipi üretilen yerli ürün ile her türlü sebze ve meyvenin yıkayabileceğini belirten Örçen, 'Zararlı mikroorganizmalardan doğal yollarla kurtuluyorsunuz. Temiz ürünü uzun bir süre saklayabilirsiniz, sebze ve meyvenin üzerindeki küf, mantar, virüs ve mayalar temizlenince herhangi bir küflenme problemi yaşanmaz. 1 şişeyle 120 yıkama yapılıyor, bu açıdan da sirkeden bile ekonomik' dedi.</p><p>TARIM ÜRÜNLERİNİN RAF ÖMRÜNÜ 2 AYA KADAR ÇIKARIYOR</p><p>Bağcılık ve sarıcılıkta kullanılan koruyucunun ise kimyasallara göre depoda saklanan üzüm, domates gibi ürünlerin raf ömrünü ekstra 2 aya kadar artırdığını söyleyen Örçen, 'Domateste de toplandıktan sonra nakliye sırasında oluşan her türlü kaybın önüne geçiyor. Ürünlerin organik yapısına zarar vermiyor. Normalde çiftçi kayıpların önüne geçmek için bağda veya serada kimyasal koruyucu kullanıyor. Geliştirdiğimiz ürün aynı korumayı sağlıyor ayrıca hasta sonrasında ve nakliye sırasında da kayıp olmasını engelliyor' diye konuştu.</p><p><br />Derin teknoloji ödülü dahil Türkiye ve dünyada birçok ödül alan Nanomik, şimdiye kadar 4 milyon lira proje desteği aldı. Ayrıca, TRAngels yatırım ağı ve melek yatırımcılardan da 2 turda 2,3 milyon liraya yakın destek aldı. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/tarladan-sofraya-turk-korumasikuflenmeyi--haftaya-kadar-engelliyor.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tarladan sofraya 'Türk' koruması:Küflenmeyi 2 haftaya kadar engelliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/tarladan-sofraya-turk-korumasikuflenmeyi--haftaya-kadar-engelliyor.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dacia'nın Türkiye'de satışları 387 bini geçti]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/dacia-nin-turkiye-de-satislari-387-bini-gecti/1552/</link>
            <description><![CDATA[Renault Grubu'nun 1999 yılında satın alması sonrası Dacia, 2004 yılında ilk modeli Logan Sedanı müşterilerinin beğenisine sundu. Marka, güvenilirlik ve güvenlikten ödün vermeden ulaşılabilir fiyatı ile müşterilerin beğenisini elde ettiğini duyurdu. Basın lansmanı 2004 yılında Türkiye- Kapadokya'da gerçekleştirilen Logan dünya genelinde toplamda 1,8 milyon adet satış gerçekleştirdi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/dacia-nin-turkiye-de-satislari-387-bini-gecti/1552/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2020 11:13:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Renault Grubu&#39;nun 1999 yılında satın alması sonrası Dacia, 2004 yılında ilk modeli Logan Sedanı müşterilerinin beğenisine sundu. Marka, güvenilirlik ve güvenlikten ödün vermeden ulaşılabilir fiyatı ile müşterilerin beğenisini elde ettiğini duyurdu. Basın lansmanı 2004 yılında Türkiye- Kapadokya&#39;da gerçekleştirilen Logan dünya genelinde toplamda 1,8 milyon adet satış gerçekleştirdi.</p><p><br />Dacia, ürün yelpazesini 2008 yılında Sandero ve Sandero Stepway modelleri ile zenginleştirdi. Kompakt ve ferah bir iç mekana sahip olduğu belirtilen B segment modeli Sandero&#39;nun kısa sürede beklenen ilgiyi gördüğü ifade edildi.  Renault&#39;tan yapılan açıklamada, Dacia markasının 2010 yılında devrim niteliğinde olduğunu ifade ettiği bir SUV model olan Duster&#39;ı erişilebilir bir fiyatla pazara sunduğuna, Dacia ürün gamına katılan iki modelin de kısa zamanda ticari başarıya dönüştüğüne dikkat çekti. Sandero (Stepway dahil), bugüne dek toplam 2,1 milyon, Duster ise 1,6 milyon adet satış kaydetti. Marka, 2007&#39;de Logan MCV (station wagon) ve 2012&#39;de Lodgy (MPV) ve Dokker (Multix ve Van) lansmanı ile ürün gamına sahip oldu.</p><p><br /><strong>TÜRKİYE PAZARINDA TOPLAM 387 BİN 866 SATIŞ</strong></p><p><br />Dacia, Türkiye&#39;de pazara sunulduğu 2004 yılından bugüne (Nisan sonu 2020) toplam 387 bin 866 adet satış gerçekleştirdi. Dacia&#39;nın, Türkiye marka sıralamasında 7 bin 175 satış adedi ve 4,8 pazar payı ile bugün 8. sırada yer aldığı belirtildi. Yapılan açıklamada Türkiye&#39;de Duster&#39;ın, lanse edildiği Nisan 2010&#39;dan bugüne müşterilerin büyük beğenisini kazandığı, C-SUV segmentinde liderliğe oynayan bir model olduğuna dikkat çekildi. Duster 2013–2019 yılları arasında son 7 yılda 4x4 liderliğini bırakmadığı da kaydedildi. B segmentinin başarılı oyuncularından Sandero&#39;nun ise Türkiye&#39;de 2008 yılındaki lansmanından bugüne dek 104 bin 881 adet, Duster ise 2010 yılından bu yana 119 bin 327 adet satış gerçekleştirdiği belirtildi.  Lodgy lanse edildiği 2013 yılından beri 8 yıldır açık ara C-MPV (Multi Purpose Vehicle) segmentinin lideri olarak konumlandığına açıklamada yer verildi.</p><p><br />Renault&#39;tan konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle;</p><p><br />'Dünya satışları toplam 6,5 milyon adede ulaşan ve Avrupa&#39;da 15. yılını kutlayan Dacia, müşterilerinin temel beklentilerini yalın, güvenilir ve sağlam otomobillerle karşılarken pazardaki trendleri takip etmeye devam ediyor. Dacia, bu yıl ayrıca Avrupa&#39;nın en uygun fiyatlı elektrikli otomobili olmayı hedefleyen Spring modelinin tanıtımını gerçekleştirdi. Orijinal fabrika çıkışlı Dacia LPG&#39;li versiyonları da yakın zamanda müşterilerle buluştu.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dacianin-turkiyede-satislari--bini-gecti.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dacia'nın Türkiye'de satışları 387 bini geçti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dacianin-turkiyede-satislari--bini-gecti.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kadın girişimciler koronavirüs deneyimlerini anlattı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kadin-girisimciler-koronavirus-deneyimlerini-anlatti/1504/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Boyner Grup iş birliği ve Bank of America Merrill Lynch'in finansal desteğiyle gerçekleştirilen 'İYİ İŞLER: Tedarik Zincirlerinde Yer Alan Kadın Girişimcileri Güçlendirme Programı'nın 2018 ve 2019 yılı katılımcısı kadın girişimciler, video konferansla bir araya gelerek pandemi dönemindeki deneyimlerini paylaştı. Buluşmaya KAGİDER Başkanı Emine Erdem, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Kurucu Üyesi Ümit Boyner ile Morhipo ve boyner.com.tr Genel Müdürü Barış Akyürek de katıldı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kadin-girisimciler-koronavirus-deneyimlerini-anlatti/1504/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2020 13:00:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Boyner Grup iş birliği ve Bank of America Merrill Lynch&#39;in finansal desteğiyle gerçekleştirilen &#39;İYİ İŞLER: Tedarik Zincirlerinde Yer Alan Kadın Girişimcileri Güçlendirme Programı&#39;nın 2018 ve 2019 yılı katılımcısı kadın girişimciler, video konferansla bir araya gelerek pandemi dönemindeki deneyimlerini paylaştı. Buluşmaya KAGİDER Başkanı Emine Erdem, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve KAGİDER Kurucu Üyesi Ümit Boyner ile Morhipo ve boyner.com.tr Genel Müdürü Barış Akyürek de katıldı.</p><p><br />Moderatörlüğünü KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Alev Akın&#39;ın yürüttüğü buluşmada, 2018 ve 2019 yıllarında programa katılarak bireysel ve kurumsal kapasite geliştirme desteğine layık bulunan girişimciler, zorlu pandemi sürecindeki deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları ve fırsatları anlattı. Kadın girişimciler görüşmede birbirleriyle dayanışma olanaklarını da konuşarak fikir alışverişi yaptı.</p><p><br /><strong>EMİNE ERDEM: BAŞARININ ANAHTARI TEKNOLOJİNİN ELİNDE</strong></p><p><br />KAGİDER Başkanı Emine Erdem yaptığı konuşmada, teknolojinin fırsat eşitsizliğine karşı dengeleyici katkısının altını çizerek, şu ifadelere yer verdi: 'Kadınların yeniden toparlanma sürecine yapacağı katkı ve ortaya çıkacak yeni dünyada oynayacakları rol vazgeçilmez bir öneme sahip olacak. Kadınların ekonomideki varlığını ve gücünü artırabildiğimiz ölçüde, gelecekteki benzer krizlere karşı ekonominin direnci de güçlenecektir' diye konuştu.</p><p><br />Erdem, 'Sadece Türkiye&#39;nin değil bütün ülkelerin COVID-19 krizini atlatmaları ve yeniden kalkınma yoluna girmeleri, bu sürece herkesi eşit şekilde dhil etmekle mümkün olacak. Başarının anahtarı ise artık teknolojinin elinde. Üstelik teknolojinin iş dünyasındaki fırsat eşitsizliğine karşı dengeleyici, koşulları biraz daha eşitleyici bir katkısı da olacak.  Bu sebeple önümüzdeki dönemde girişimci kadınların teknolojiden çok daha fazla yararlanmalarının önemi çok büyük' ifadelerini kullandı.</p><p><br /><strong>ÜMİT BOYNER: KADINLAR VE KADIN GİRİŞİMCİLER GÜÇLENDİKÇE EKONOMİ İYİLEŞECEK VE ÜLKE OLARAK GÜÇLENECEĞİZ</strong><br /><br />Ümit Boyner ise konuşmasında, 'Toplumsal cinsiyet eşitliğini bir eşitlik ve demokratik haklar meselesi olarak görüyoruz. Değerlerimiz ya da bugüne kadarki doğrularımız kriz, pandemi ya da ekonomik daralma dönemlerinde &#39;ilk vazgeçilecek&#39; değil &#39;ilk sahiplenilecek&#39; kavramlar. Eski ya da yeni &#39;normal&#39; ayırt etmeksizin, biliyoruz ki kadınlar güçlendikçe ekonomi iyileşecek, kadın girişimciliği yaygınlaştıkça ve kadın istihdamı arttıkça ekonomik ve sosyal olarak güçleneceğiz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kadin-girisimciler-koronavirus-deneyimlerini-anlatti.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kadın girişimciler koronavirüs deneyimlerini anlattı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kadin-girisimciler-koronavirus-deneyimlerini-anlatti.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gençler tarımsal üretimde sahaya inmeli]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/gencler-tarimsal-uretimde-sahaya-inmeli/1498/</link>
            <description><![CDATA[İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Hamzaoğlu, Koronavirüs (Covid-19) pandemisi koşullarında Türkiye ve dünyada, gıda ve tarımın durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/gencler-tarimsal-uretimde-sahaya-inmeli/1498/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Tue, 12 May 2020 10:53:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Bölümü&#39;nden Dr. Öğr. Üyesi Merve Hamzaoğlu, Koronavirüs (Covid-19) pandemisi koşullarında Türkiye ve dünyada, gıda ve tarımın durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p><strong>'ÜRETİMDE DEVAMLILIK ŞART'</strong></p><p><br />Çiftçilerin üretime devam etmesi için motivasyona ihtiyaçları olduğunu belirten Hamzaoğlu, kısa vadede Türkiye&#39;de kıtlık olacağını düşünmediğini söyledi ve üretime devam etmenin şart olduğunu dile getirdi. Hamzaoğlu, 'Üretime devam etmek için de yeni normalde kişisel önlemlerin alınması, 65 yaş üstü çiftçinin tarlasına gitmesinde sorun yaşamaması ve mevsimlik işçilerin şehirlerarası seyahatinin sağlanması gerekiyor. Ekin ve bazı ürünlerde hasat dönemindeyiz, bunları devam ettirmeliyiz. Yoksa ürün tarlada kalır, israf olur.' dedi.</p><p><br /><strong>'TARIMDA DİJİTALLEŞME ÖNEMLİ'</strong></p><p><br />Tarımda dijitalleşme adımlarının yeni yeni atıldığını ve önemli olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hamzaoğlu, 'Sonuçlarını uzun vadede alacağımızı düşünüyoruz. Türkiye&#39;de yaşlanan bir tarım nüfusu var. Çiftçinin dijitalleşmeye uyum sağlaması için de birtakım uygulamalara ihtiyaç var. Gençlerin sahaya inmesi ve tarımsal üretimde bulunmaları için teşvik edilmeleri gerekiyor. Gençlerin üretimde yer alması, Türkiye&#39;nin kalkınmasında da önemli rol oynayacaktır.' diye konuştu.  </p><p><br /><strong>SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM POLİTİKALARI</strong></p><p><br />Bu dönemde üretimi artırmak için sürdürülebilir tarım politikalarının da ele alınması gerektiğine vurgu yapan Hamzaoğlu, 'Çiftçilerimiz geleneksel tarımdan kopamıyor. Gençler, tarımda yeni teknolojilere daha meraklı. Salgın sonrası Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihracata tekrar başlayacaktır. Tarımda teknolojinin kullanılması için gençleri teşvik edip, bu şekilde daha fazla kar elde edeceklerini görmelerini sağlamalıyız.' dedi.</p><p><br /><strong>KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİNE DESTEK</strong></p><p><br />Küçük aile işletmelerinin desteklenmesinin de önemli olduğuna dikkat çeken Hamzaoğlu, 'Üreticilerin gelirlerinin artması lazım ki üretimin devamı gelsin. Devlet, özellikle salgın sürecinde tarımda, üretimden tüketime kadar her alanda daha fazla destek sağlamalı, üreticileri daha fazla desteklemeli.' ifadelerini kullandı.</p><p><br /><strong>'TÜRKİYE ŞANSLI'</strong></p><p><br />Dünyada salgın sonrası açlık krizinin olabileceğini de aktaran Dr. Öğr. Üyesi Hamzaoğlu, 'Açlık krizinden en çok Afrika ülkeleri gibi geliri az ve yoksul ülkeler etkilenecek. Türkiye, bu konuda şanslı çünkü kendi kendimize yetme konusunda problem yaşamıyoruz. Ama üretimin devam etmesi şart. Sebze ve meyve üretiminde sorun yok ama yemde yüzde 60&#39;a yakın dışa bağımlıyız. O yüzden acilen daha fazla önlem alınmalı.' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gencler-tarimsal-uretimde-sahaya-inmeli.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gençler tarımsal üretimde sahaya inmeli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gencler-tarimsal-uretimde-sahaya-inmeli.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yenilenen Renault Master Türkiye'de satışa sunuluyor]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/yenilenen-renault-master-turkiye-de-satisa-sunuluyor/1362/</link>
            <description><![CDATA[Yeni Master'ın, binek otomobiller ile benzer konfor sunduğunu duyuran Renault aracın özelliklerini şöyle sıraladı;]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/yenilenen-renault-master-turkiye-de-satisa-sunuluyor/1362/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Thu, 27 Feb 2020 13:12:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni Master&#39;ın, binek otomobiller ile benzer konfor sunduğunu duyuran Renault aracın özelliklerini şöyle sıraladı;</p><p>'Yeni Renault Master, daha güçlü ve dinamik ön tasarımı ile birlikte Renault hafif ticari ürün gamındaki diğer modellerle ortak bir görsel kimlik sunuyor. Renault tasarım kimliğini yansıtan C şeklindeki LED gündüz farları ve yükseltilmiş kaput seviyesi, Yeni Master&#39;a güçlü bir görünüm kazandırıyor. Daha kaslı bir görünüme sahip yeni ön tampon ve krom çizgilerle detaylandırılmış yeni ön ızgara ise Yeni Master&#39;ın modern görünümüne katkı sağlıyor.</p><p>· TFT yol bilgisayarı ile donatılmış yeni bir gösterge paneli,</p><p>· Yeni görünümü ile kalite algısını yükselten yeni havalandırma kanalları,</p><p>· Binek otomobil konforu yaratan yeni direksiyon ve vites topuzu,</p><p>. Kullanıcı dostu ve modern yeni piyano tuş takımını içeren yeni orta konsol,</p><p> Acil Fren Destek Sistemi, Elektronik Denge Programı (ESP), Anti Patinaj Sistemi (ASR) ve Yokuş Kalkış Destek Sistemi gibi güvenlik ekipmanlarını standart olarak sunan Renault Master, ayrıca Yan Rüzgar Koruma Sistemi* gibi yeni sürüşe yardımcı destek sistemine de sahip.</p><p><br />Yeni Master, altı ileri manuel vites kutusu ile 2.3L dCi 145bg, 150bg ve 165bg olmak üzere üç farklı motor seçeneğine sahip: Zorlu ve engebeli yol şartlarına yönelik arkadan itiş ve şehir içi kullanıma uygun önden çekiş seçenekleri de Yeni Renault Master ile birlikte sunuluyor.</p><p><br />Yeni Renault Master, yeni nesil dizel motorları ile öne çıkıyor. Daha verimli ve emisyon normlarına uygun yeni 2.3L dCi motorlar, Euro 6d-TEMP / Euro VI standartlarına(versiyona bağlı olarak) uygun ve Twin Turbo teknolojisini içeriyor. 165 bg güç ve 385 Nm&#39;ye kadar tork sunan yeni dinamik motorlar, 5.8-8.1 l/100km ortalama yakıt tüketim değerleri ile dikkat çekiyor.</p><p>Yeni Renault Master&#39;ın, hafif ticari araç müşterilerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere panelvan versiyonunda 8, 9, 11, 13, 15 ve 17 m3 olmak üzere 6 farklı yükleme kapasitesi bulunuyor. Kamyonet versiyonları ise tek ve çift kabin olmak üzere kısa ve uzun boyutları ile sunuluyor.</p><p>Yeni &#39;Duman gri&#39; opak renk ise farklı bir seçenek olarak dikkat çekiyor.</p><p>Türkiye&#39;de 1998 yılından bu yana pazarda olan Renault Master, yenilenen yüzü ile 158.000 TL&#39;den başlayan fiyatlarla müşterileri ile buluşuyor.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yenilenen-renault-master-turkiyede-satisa-sunuluyor.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yenilenen Renault Master Türkiye'de satışa sunuluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yenilenen-renault-master-turkiyede-satisa-sunuluyor.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ELİMİZDE MAL VAR AMA ALICI YOK]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/elimizde-mal-var-ama-alici-yok/275/</link>
            <description><![CDATA[Bizim buradaki Türkler işsiz ve güçsüz, bundan dolayı ceplerinde para filan yok. Zaten hepimiz maddi sıkıntı içinde yaşamaktayız. Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir devlet, yalnız İstanbul üç tane Bulgaristan eder.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/elimizde-mal-var-ama-alici-yok/275/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Tue, 24 Oct 2017 15:31:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ELİMİZDE MAL VAR AMA ALICI YOK</p><p>74 yaşındayım ve 20 yıldır iri baş hayvan bakıcısıyım. Bu sene 8 danadan sadece ikisini satabildim. Altısı alıcı bekliyor. Bulgaristan&#39;da mal var ama alıcı bulunmuyor. Bizim buradaki Türkler işsiz ve güçsüz, bundan dolayı ceplerinde para filan yok. Zaten hepimiz maddi sıkıntı içinde yaşamaktayız. Türkiye Cumhuriyeti, büyük bir devlet, yalnız İstanbul üç tane Bulgaristan eder. Türkiye&#39;nin bizim büyük ve küçük baş hayvanlarımızı satın almak istemesi bizleri çok sevindirdi. Bundan birkaç yıl öncesi, Katar Emiri, 15 milyon dolar gönderdi bizim gibi hayvan üreticilerine ama bize bir sent bile ulaşmadı. Umarım bu son anlaşma hepimiz için hayırlısı olur.</p><p>Bekir RAMADAN</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1800341339.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ELİMİZDE MAL VAR AMA ALICI YOK ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1800341339.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SAFRAN NEDEN TÜTÜNÜN YERİNİ ALAMIYOR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/safran-neden-tutunun-yerini-alamiyor/13/</link>
            <description><![CDATA[Bu sorunun cevabı bayağı zor olsa gerek, çünkü yıllar boyunca bir türlü safranı tütünün yerine geçiremedik.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/safran-neden-tutunun-yerini-alamiyor/13/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Wed, 22 Mar 2017 13:32:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>SAFRAN NEDEN TÜTÜNÜN YERİNİ ALAMIYOR</strong><br /><br />Bu sorunun cevabı bayağı zor olsa gerek, çünkü yıllar boyunca bir türlü safranı tütünün yerine geçiremedik.</p><p>Nedenlerini saymaya kalksam, adeta  roman olur ama başı çeken genel sebepler siyasal  ve coğrafi konum. Ayrıca tütünü, genelde azınlık etnosundan Türkler işler ve bundan dolayı bazı sorumlu makamlar, herhalde Türklerin zenginleşeceğinden dolayı bayağı endişelenmekte. Aslında ise, bizim gönüllerimiz  zengin, fakat bu meramımızı anlatmakta zorlanmaktayız...</p><p>Alman Radyosu&#39;nun, &quot;Tütün ve Safran&quot; konulu bir saatlik programında;</p><p>&quot;Bulgaristan&#39;da tütün üreticiliğini rafa kaldırmak, bu işle uğraşan Türk azınlığı yok etmek demektir,&quot; sonucuna varıldı.</p><p>Şahsen ben, Bulgaristan&#39;da safran üreticilerinin haddinden fazla çoğalması ve bu ürünün yaygınlaşması için  uzun yıllardır tek başıma büyük çaba sarf eden birisiyim ama belli ki bazı çevreler buna karşı koymaya meyilliler...</p><p>Bu fütursuzca hareketin kaynak adresini bulmak pek de zor sayılmaz, çünkü ülkemizde tütün ve sigara üretiminde halihazırda büyük yolsuzluklar gerçekleştirilebiliyor, fakat safran üretiminde bir tek üreticiler ve devletimiz zenginleşecek, hem de çok...</p><p>Herhalde bundan dolayı, Kırcaali bölgesindeki vatandaşlarımıza benimle  diyalog kurma yasağı getirildi, hatta,  safranı bir uyuşturucu bitkisi olarak tanıtmaya ve lanse etmeye devam ediyorlar. Ne yazık ki, bazı göçmen derneği yöneticileri bile buna katıldı  ve beni nedense Türk düşmanı olarak ilan etti. Belki de, kendileri Peevski ve çevresinin tütünden sağladıkları kazanç ve kayıp için kaygılıdırlar...</p><p>Vaktinde komünizmin &quot;cennetinden&quot; bir şekilde kaçmayı başardım. Ömrümün yarısı Batı&#39;da geçti. Orada, kendimi eğittim, haddinden çok çalıştım ve şimdi zengin sayılırım. Memleketime tam 28 yıl sonra dönebildim, fakat gördüm ki bu esnada bizim insanımız çok değişmiş, artık maddi imkanları kısıtlı, zor duruma düşmüş, yardıma ve yol göstericiye muhtaç.</p><p>Bu aıklı ve üzüntü verici manzara karşısında, kendi halkımın biraz da olsa, refaha kavuşması için bir şeyler yapmayı akıl edindim ve neden bu safran yetiştiriciliği olmasın dedim.</p><p>On yıldır, tamamen kendi imkanlarımla, 45 000 kilometre yol katettim, cebimden 50 000 avrodan fazla para harcadım.</p><p>Bulgaristan&#39;ın belki yüzlerce köyünde deneme ekimleri yaptık, ayrıca Devlet Araştırma Çiftlikleri&#39;nde safran ekimi gerçekleştirk. İran&#39;da Safran Araştırma Merkezi&#39;nde eğitim gördüm. Daha sonra İranlı ve Holandalı bilim adamlarıyla Bulgaristan topraklarında bir sürü araştırmalarımız oldu.</p><p>Ya sonuç ne çıktı, diye soracaksınız? İngiltere, Fransa, İsviçre ve Holanda gibi ülkelerde yapılan analizler neticesinde, Bulgaristan&#39;da dünyanın en kaliteli safranı yetişebileceği ispatlandı. Bu iş için, eğer devlet bize sahip çıkarsa, önümüzdeki beş yıl içinde, Bulgaristan&#39;ın, safran üretiminde dünyada birinci sırada yer alma fırsatları yakalanmıştır.</p><p>Bugün ülkemizde 4 500 dönüm safran tarlası işlenmekte.Bulgaristan Milli Safran Üreticileri Cemiyeti olarak, önümüzdeki beş yıl içinde, ülke bazında on binlerce ailenin bu işle uğraşmasını hedefliyoruz.</p><p>( Devam edecek)</p><p>Hasan TAHİROV</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1250069086.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SAFRAN NEDEN TÜTÜNÜN YERİNİ ALAMIYOR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1250069086.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>