<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Misyon Gazetesi</title>
      <link>https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Türkiye ve dünya gündeminden haberler ve son dakika gelişmeleri takip etmek, editör ve yazarların gündeme dair kaleme aldıkları güncel köşe yazılarını ve analizlerini okumak için, doğru adrestesin!</description>
      <category>Newspaper - Balkanlar</category>
      <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 12:58:53 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.misyongazetesi.com/rss/haberler/balkanlar/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Geçmiş ile bugün arasında doğal bir köprü vazifesi görmekteyiz]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/gecmis-ile-bugun-arasinda-dogal-bir-kopru-vazifesi-gormekteyiz/2183/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/gecmis-ile-bugun-arasinda-dogal-bir-kopru-vazifesi-gormekteyiz/2183/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:01:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><br>Kuzey Makedonya&#39;nın Başkenti Üsküp&#39;te düzenlenen Rumeli Kanaat Önderleri 2. Uluslararası İnsan Hakları ve Kültür Ödülleri buluşmasında konuşan  Makedonya Başbakan Yardımcısı İzzet Mecidi, insan haklarının önemine değindi: <br><br>Bugün burada, barış için, insan hakları için ve halkları kültür aracılığıyla yakınlaştırmak için emek verenleri onurlandıran bu törende bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. </p><p>Barış ve kültürel iş birliği kendiliğinden gerçekleşmez; bunlar bilinçli çabaların, önyargıların aşılmasının ve katı tutumların ötesine geçme iradesinin sonucudur. Karşıdakini dinlemeye, anlamaya ve onur ile saygı çerçevesinde bir arada yaşamaya istekli olmayı gerektirir. </p><p>İnsan hakları yalnızca adaletsizlikten korunmakla ilgili değildir. Kamusal hayata tam anlamıyla katılma, inşa etme, katkı sunma, var olma, duyulma ve değer görme imknıyla da doğrudan ilişkilidir. Her zamankinden daha fazla, kültürü ayrıştırıcı değil, birleştirici bir araç olarak gören insanlara ihtiyacımız var. Birlikte yaşamı bir uzlaşma değil, sevgiyle korunması gereken ortak bir zenginlik olarak görenlere.' <br><br>Balkanlar farklılıkları tanır; ama bağları da bilir. Farklılıkların azaltılması, bağların karşılıklı saygı yoluyla güçlendirilmesi için iyi niyetle çalışıldığında, yalnızca halklar arasında değil, devletler arasında da köprüler kurulabilir. </p><p>Bu bağlamda Türkiye&#39;nin rolü özellikle önemlidir. Diplomasiyle sınırlı kalmayan, kültürel, eğitsel ve topluluklar arası iş birliğini de içeren bu ilişkiyi derinden takdir ediyoruz. Bu geniş tabloda, Kuzey Makedonya&#39;daki Türk toplumu, geçmiş ile bugün arasında doğal bir köprü vazifesi görmektedir. Onların kurumsal, sosyal ve kültürel hayattaki aktif katkıları, çok etkili toplumların, tüm üyelerini koruyup güçlendirdiklerinde daha da kuvvetli olduklarının bir kanıtıdır. Bu etkinlik, Balkanların en çok ihtiyaç duyduğu ve Türk topluluğunun katkı sunduğu şeyi simgeliyor. Bunu adı da barış vizyonu, diyaloğa bağlılık ve samimi bir iş birliği iradesi. Sizleri de sorumluluk bilinciyle, birbirimize saygı çerçevesinde ve barışı yalnızca çatışmasızlık hali değil, herkes için onurlu bir yaşamın ortak inşası olarak gören bir anlayışla ilerlemeye davet ediyorum' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gecmis-ile-bugun-arasinda-doga_1750140085_H8dcGf.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Geçmiş ile bugün arasında doğal bir köprü vazifesi görmekteyiz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gecmis-ile-bugun-arasinda-doga_1750140085_H8dcGf.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[AB kapıları kapatıyor]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/ab-kapilari-kapatiyor/2140/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/ab-kapilari-kapatiyor/2140/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 28 Dec 2024 06:12:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Avrupa Birliği Komisyonu, 1 Ocak 2025 itibarıyla Bulgaristan ve Romanya&#39;nın Schengen bölgesinde serbest dolaşımına onay verirken, Balkan ülkelerine kaçak göçün engellenmesi amacıyla yeni adımlar atacak.</p><p><br>Özellikle Bulgaristan&#39;ın Türkiye sınırına dikkat çekilirken, Türkiye&#39;den gelecek yolcular için yeni özel önlemler devreye sokulacak.</p><p><br>Avrupa Birliği (AB), son yıllarda uyguladığı vize politikalarında radikal değişikliklere giderken, özellikle Türk vatandaşlarına yönelik vize başvuru ret oranları tarihin en yüksek seviyelerine ulaştı. </p><p><br>Bugüne kadar AB&#39;ye üye olmasına rağmen Bulgaristan ve Romanya vatandaşları için pasaport kontrolleri uygulanırken, 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla iki ülkeye yönelik serbest dolaşım hakkı tanınacak.</p><p>Balkan ülkelerine yönelik son yıllarda artış gösteren düzensiz göçlerin engellenmesi için, Bulgaristan&#39;ın Türkiye sınırını korumaya yönelik ek tedbirler alması bekleniyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ab-kapilari-kapatiyor_1735355568_CFGxNj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ AB kapıları kapatıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ab-kapilari-kapatiyor_1735355568_CFGxNj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Balkan Medyası]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkan-medyasi/2134/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkan-medyasi/2134/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 26 Dec 2024 16:53:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p ><strong>BALKAN MEDYASI</strong></p><p > </p><p ><strong >Millet Gazetesi </strong></p><p >Batı Trakya&#39;da Türk azınlık temsilcileri ifadeye çağırıldı</p><p >Gümülcineli gazeteci Nikos Arvanitis&#39;in, 17 Türk azınlık temsilcisi aleyhine yaptığı suç duyurusu üzerine mahkemeye çağrılan Yassıköy Belediye Başkanı Caner İmam, Kozlukebir Belediye Başkanı Erdem Hüseyin, DEB Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Sedat Hasan, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, Kozlukebir eski Belediye Başkanı Rıdvan Ahmet, Doğu Makedonya-Trakya Eyalet Başkan Danışmanı ve Eyalet Meclis Üyesi Rıdvan Molla İsa ile DEB Partisi eski Başkanı Mustafa Ali Çavuş, avukat İlker Çavuşoğlu eşliğinde adliyeye gitti.</p><p > <br><strong >Yeni Balkan </strong></p><p >Kuzey Makedonya&#39;da çiftçi sayısında ciddi düşüş</p><p >Tarım, Orman ve Su İşleri Bakanı Tsvetan Tripunovski, ülke genelinde bağcılığın azaldığını ve hayvancılığın on yıl önceki 260 bin sığıra kıyasla şu anda 140 bin büyükbaş hayvana ulaştığını belirterek, ülke genelinde kayıtlı çiftçi sayısının 65 bin civarında olduğunu ve bu sayının, on yıl önce 90 bin olan çiftçi sayısına göre çok daha az olduğunu vurguladı.</p><p >Hükümetin, tarımsal üretimdeki düşüşe katkıda bulunan vadesi geçmiş sübvansiyonların ödenmesine odaklandığını belirten Tripunovski, 2024 yılında öncelik buğday, arpa, mısır gibi stratejik ürünlerin yanı sıra hayvancılık ve süt üretimi için olacağını bildirdi.</p><p >İlk olumlu sonuçların ise bir üretim yılı sonrasında alınması bekleniyor ve 2025 Programı sürdürülebilir ve kaliteli tarım ürünlerine odaklanacak.</p><p ><strong >Kosova Haber </strong></p><p >Göçmenlerin Seçimler İçin Kayıt Olmalarına Son Çağrı</p><p >Başbakan Albin Kurti, bir kez daha  diasporaya  9 Şubat seçimlerinde oy kullanabilmeleri için kayıt olmalarına çağrı yaptı.</p><p > Kurti,   bu çağrısında böyle bir şey için prosedürünün hiçbir zaman bu kadar kolay olmadığını da ileri sürdü.</p><p >'Sevgili göçmenler, yurt dışından büyükelçilik ve konsolosluklarımızda ve posta yoluyla oy vermek için kayıt yaptıran hepinize teşekkür ediyorum. Son kayıt süresi bu gece 23:59&#39;dur. Yani henüz kayıt yaptırmamış olan sizler, seçimlerimizin ve ortak kararlarımızın bir parçası olmanız için kayıt olun ve sizler için sağladığımız olanaklardan yararlanın. Hiç bu kadar kolay ve basit olmamıştı', dedi diğerleri arasında Başbakan Kurti. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/balkan-medyasi_1735221280_aPEApQ.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Balkan Medyası ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/balkan-medyasi_1735221280_aPEApQ.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koferime ( bavul ) şarkılar sığdırdım...]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/koferime-bavul-sarkilarimizi-sigdirdim/2067/</link>
            <description><![CDATA[* Babama sımsıkı sarılıp uyumaya çalıştığım gecelerde, onun kulağıma fısıldadığı şarkıları, dedemin memleket hasretiyle dolu anıları, amcamın düğünlerimizde oynadığı "oroları"...]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/koferime-bavul-sarkilarimizi-sigdirdim/2067/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 23 Mar 2024 17:24:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Balkanlar&#39;dan göç eden yalnızca bedenlerdi, koferlerine (bavul ) sığdırabildikleri kadardı hayalleri, umutları ve hatıraları...Doğdukları evlerini, ilk aşklarını, komşularını, dostlarını, gençliğini, mezarlarını geride bırakmışlardı göçmenler...Yanlarına alabildikleri kadardı hatıraları, birkaç resim ve taş plaktı özlemi hafifletebilecek olanlar...Balkanlar&#39;dan ana vatana göçü yaşamış bir ailenin ferdi olarak, büyüdüğüm sosyal çevrede, repertuarımı oluşturmak hiç zor olmadı. Çünkü babama sımsıkı sarılıp uyumaya çalıştığım gecelerde, onun kulağıma fısıldadığı şarkıları, dedemin memleket hasretiyle dolu anıları, amcamın düğünlerimizde oynadığı &quot;oroları&quot;;Bulgaristan göçmeni bakkalımızın dükk&acirc;nında çalan eski radyo kayıtları; komşumuz Boşnak amcanın mırıldanırken gözünden yaşlar akıtan Sevdalinkaları;yaşlı Arnavut teyzenin genç yaşta yitirdiği kardeşine yaktığı ağıtlar; maalesef bir sandığa sığmayacak kadar büyük ve bir o kadar da ahenkliydi...İşte tüm bunlar, müziğimin alt yapısını oluşturmama kaynak oldu.Makedonya&#39;dan Bosna&#39;ya, Kosova&#39;dan Arnavutluk&#39;a ve oradan Bulgaristan&#39;a, hatta Yunanistan&#39;a; Balkanlar&#39;ın her yerinden göç almış ve bütün Balkan göçmenlerinin uyum ve barış içinde yaşadığı bir mahalle düşünün; işte benim dünyam!&ldquo;Balkantoloji&rdquo; isimli albümümün içerisindeki repertuarım, bu mahallede yaşamış, acı ve tatlı mirasın günümüze yansımasıdır.&ldquo;Balkantoloji&rdquo;, insanların akıllarından hiç çıkarmadıkları ve torunlarına aktardıkları halk şarkıları ile yetişen bir nesil olan bizlerin eseri olmakla birlikte, sahip olduğumuz kültürel harmanlamayı sizlere keyifle hissettirebilme arzusu ile hazırlandı.Tüm göçmen kuşların anısına, gurur, muhabbet ve saygıyla...Gamze MATRACI ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/balkanlar_1711203868_dWKmjh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koferime ( bavul ) şarkılar sığdırdım... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/balkanlar_1711203868_dWKmjh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Границата не е проблем за побратимените ротарианци]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/rotari-klub/2043/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/rotari-klub/2043/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 17:35:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Празник на българо-турското приятелство в Бурса, ротарианци от двете държави започват съвместени проекти.</p><p> Истински празник на българо-турското приятелство се състоя в Бурса при посещението на членове на Ротари клуб Кърджали в община Нилюфер. Домакини бяха ротарианците от клуб Нилюфер.</p><p>Двете дружества се договориха да започнат съвместен проект насочен към здравеопазването в Кърджалийска област.</p><p>Проектът предвижда закупуване на мобилен мамограф за изследване на жените във всички общини на нашата област.</p><p>Проектът се подкрепя от изселническите дружества на момчилградчани и ардинци в Бурса. Президентите на двата ротари клуба Севдалин Огнянов и Мюмин Кърджали подписаха протокол за побратимяване.</p><p>Заедно с председателите на изселническите дружества Местани Ефе и Юксел Юртсевер бе подписан протокол за партньорство при осъществяването на проекта. Това стана в присъствието на консула на Република България в Бурса Момчил Русинов и търговското аташе Любомир Любенов.</p><p>Президентите на Ротари клуб Кърджали и Ротари клуб Нилюфер представиха накратко успешните проекти в служба на общностите, в които работят в служба на мира и разбирателството.</p><p>Доаенът сред присъстващите ротарианци Джевдет Адем разказа за първия съвместен проект между клубове от Кърджали и Бурса, осъществен през 2008 г.</p><p>Тогава с помощта на големия приятел на Кърджали Шабан Родоплу се събират средства и се закупуват два ковьоза за болницата в Столицата на Източните Родопи.</p><p>Спасен е животът на 1073 недоносени бебета. Самият Шабан Родоплу, който отговаря за връзките между Турция и България в турския дистрикт получи признание в България. Той бе награден като Посланик на Ротари.</p><p>Родоплу, разказа за тесните връзки на ротарианците от Кърджали и Бурса, датиращи от 2003 г. Ротари е движение,което залага на хуманизма, подчерта Шабан Родоплу.</p><p>Търговското аташе Любомир Любенов подчерта,че двата клуба трасират приятелските отношения между двете държави в служба на хората. Момчил Русинов посочи,че както консулите,така и Посланиците на Ротари са с мисията да служат на хората.Отделят време и енергия в полза на другите.Това е присъщо и за Ротари движението като цяло, което работи за просперитета на обществото. Границата не представлява проблем за побратимените ротарианци, категоричен бе консулът.</p><p>Президентът на Ротари клуб Нилюфер Мюмин Кърджалъ обобщи:Ротарианците от двата клуба,са част от неделимото братство между Турция и България.</p><p>Георги Кулов,</p><p>Кърджали БG VESTI</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/rotari-klub_1701960798_Eo6VP4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Границата не е проблем за побратимените ротарианци ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/rotari-klub_1701960798_Eo6VP4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Komitacı Fuat Balkan'ın anılarından]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/komitaci-fuat-balkan-in-anilarindan/2035/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/komitaci-fuat-balkan-in-anilarindan/2035/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 23 Oct 2023 23:58:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Balkan Harbi&#39;nden beri Bulgar idaresine boyun eğmeyerek dağlarda çetecilik, eşkıyalık yapan gurupları tümüyle etrafımda toplamaya teşebbüs ettim.</p><p>Koşukavak&#39;tan Topal Kadir, Eğridere&#39;den Kopuk Sait, Paşmaklı&#39;dan Kara Cehennem namında dağlarda gezen üç gurup ile bizzat faaliyet gösterdikleri yerlere giderek anlaşıp hepsini emrim altına aldım.</p><p>O ana kadar hiç bir kuvvetin itaat etmemiş, hiç bir emir tanımamış olan, bu eşkıya ruhlu adamlar, kendilerine memlekete hizmet edeceklerini anlatığım anda bir an bile tereddüt etmeden, vatana vazifemiz canımıza kurban, diye maiyetlerindeki kuvvetlerle beraber ve ittifakla gelip müfrezelerime katıldılar...</p><p>Yunanlılarla gırtlaklaşmaya dünden hazır Bulgarlar da vardı, Çiftci Partisi Hükümeti zamanında, Filibe Polis Müdürü Gospodin Karanfilov, harakete geçtiğinde benide al, sakın unutma, der dururdu ve zamanı gelince bir bir niceleri geldi.</p><p>Maksada göre, İskeçe&#39;nin kuzeyinde Şahin köy - Çapaladi köyü istikametinde intişaf etmek üzere, Küçükdere köyünde, iki yüz tüfekli, Teğmen Abdülgani kumandasında, İpdere köyünde yüz tüfekli üç eşkiya çetesi, Fuat Balkan nezdinde hazırdı.</p><p>21 Kasım 1922 gecesi, hareketle şafakla beraber, Şahin - Mahkova - Çalapedi köyleri sarılarak 3. Yunan tümeninin 6. alayı basılmış, Şahin köyünde yüzden fazla nefer öldürülerek askeri barakalarda yakılmış yıkılmış.</p><p>Mahkova - Ilıca köylerinde subaylarla beraber, altı nefer haklanarak iyice sarılan alayın birinci bölüğünün bulunduğu Çalaperdi köyünde de bölük etrafı tümüyle imha edilmiş. Çalaperdi köyü iyi sarıldığından bölükten kimse kurtulamamış; fakat maalesef çatışma neticesinde eşkıya gurubundan Topal Kadir ile Teğmen Abdülgani Efendi dahil toplam on şehit verilmiştir.</p><p>Olayların cerayan ettiği mevkide, İskeçeli Pomak Hakkı namında bir kişinin bölgesinde Sadık, Usturalılar ve Kafalı namında üç müfreze teşkil ettiğini, bu müfrezelerden biri olan Sadık çetesinden bir kişinin yakalanarak kurşuna dizildiği haberi bize ulaştı.</p><p>İskeçeli Pomak Hakkı, İskeçe eşrafından İstanbul Mektebi Sultaniye de tahsil yaptıktan sonra, İskeçe&#39;ye dönerek Cemaat-i İslamiye Reisliği gibi yüksek makamlarda görev almış ve Hamdi Bey ismindeki bir kişiyle bölgede çeşitli çalışmalarda bulunmuş. Bu doğrultuda Fuat Balkanla yolları ayrışarak İskeçeli Pomak Hakkı ihanet suçuyla idam cezasına benim tarafımdan çaptırılmıştır.</p><p>Rodop, Batı Trakya ve Doğu Makedonya bölgesinde, Pomak tabir edilen hakiki Türklerden üç yüz bin kadarı oturmaktadır. Bulgar Papazları, bu halka Balkan Harbi esnasında siz Türk değilsiniz Bulgarsınız, diye kamilen dinlerini değiştirerek yapmadıkları zulüm bırakmamışlardı.</p><p>Fakat Balkan Harbi&#39;nin ardından Batı Trakya Geçici Hükümeti kuruldu, bunlar yeniden Kelime-i Şahadet getirerek Müslümanlığa dönmüşlerdi. Bu talihsiz ülke, daha sonra Yunan idaresine geçince, bu iki hain Pomak Hakkı ile Hamdi adında kişi, &#39;&#39;Pomakların Türk olmadıkları gibi, Bulgar soyundan da değildir, hakiki durumlarının Yunan soyundan da Agriyan değildir &#39;&#39; iddialarını ileri sürerek davalarının ispatını New York&#39;a giderek Birleşmiş Milletler huzurunda davalarına ispata uğraşacak kadar hemşerilerine hıyanet etmişlerdir.</p><p>Milli Mücadele&#39;de aldığı emri yerine getirmek esnasında,Yunanlıların benimle askeri kuvvetleri başa çıkamayacağını anlayınca, müfrezelerimi bertaraf etmek için çete usulünü tatbike kalktılar ve bu vazifeyi Pomak Hakkı&#39;ya verdiler.  Pomak Hakkı, ortalama on silahlıdan aşağı olmamak üzere teşkil ettiği Azılı Sadık, Usturalılar. ve Kafalılar çeteleriyle aleyhime harekete geçer.</p><p>Bu teşkilatı haber alır almaz, vaktiyle Teşkilat-ı Mahsusa kurulduğundan lağvedildiği güne kadar Şeref Sokağı&#39;nda merkez binasında emniyeti sağlayan meşhur Darıdereli İbrahim Mahkovalı, Resuloğlu Kadir ve Yahyaoğlu Şevket kumandasında vazifelendirdiğim müfreze, Sadık ve avanesini imha eder ve kulağı kesilerek Fuat Balkan&#39;ın Bulgaristan&#39;daki karagahına götürülür.</p><p>Sadık&#39;ın müfrezesinden kurtulan arkadaşı Ahmet Uzunoğlu&#39;nu İbrahim Çavuş müfrezesi imha ederken, Kafalılar ve Usturalılar çetelerini de Şeremetoğulları namındaki üç Pomak kardeşlerden oluşan müfreze imha etmiştir.</p><p>Şeremetoğulları vazifelerini yaptıktan sonra, ilk önce Manisa&#39;ya, daha sonra İpsala bölgesindeki çiftliklere ve sürecinde Edirne&#39;ye gelerek seçkin bir semte ( Taşlık ) iskan edilir. Günümüzde Şeremetoğulları&#39;nın torunları Edirne&#39;nin en meşhur işkembe çorbacısı ve köftecileri olarak bilinir.</p><p>İskeçeli Pomak Hakkı, Batı Trakya&#39;da rey-i am&#39;a müracaat iddiamızı çürütmeye çalışan, bu adamı idama mahküm etmiştim; fakat bu sahte kahraman, silahı boynunda çapraz fişeklerle sadece şehir içinde çalım satarak bir adım İskeçe dışına çıkmaya cesaret edemediği için kararı tatbike imkan bulamamıştım.</p><p>Oysa ki İskeçeli Pomak Hakkı, bir müddet sonra tüm yapılanlar unutulurcasına elini kolunu sallaya sallaya Ankara&#39;ya ziyarete gelmesi işin başka bir boyutuydu. Bulgar çeteçileriyle Otel Moller solonunda yapmış olduğum gizli toplantıda, Bulgar ihtilalcilerinden meşhur anarşist çeteci Tane Nikolof, eski Bulgar elçilerinden Mihalçef, Tütün tücarlarından Gavril Volef, Dimitri Dujakof, Doktor Çilof, eski mebuslardan Paldof, Yorgi Minikof vb. gibi tanınmış şahıslar olmak üzere yüze yakın Trakya mümessilleri iştirak etmişti.</p><p>Kongreye ittifakla eski elçi Mihaleçef başkan seçilirken, Yunanlılara karşı Bulgar ve Türk milli davası için artık ortak hareket edilecekti. Doğu Trakya için Meşhur Gurcikof, Batı Trakya için de Fuat Balkan kumandan seçilir, benim yardımcılığıma da meşhur çeteci Tane Nikolof getirilir.</p><p>Trakya,Trakyalılarındır ibaresi yazılı Trakya bayrağının yapılmasında ittifakla kabul edilerek çatışmalar başlar.</p><p>1919 senesi, 5 Hazirandan, 1923 senesi 20 Temmuza kadar, dört sene kırkbeş gün zarfında Yunan kuvvetleri karşısında çarpışmalarda her iki taraftan 80 kişi kayıp verilir ve hiçbirinin mezarları da nerede olduğu belli değildir ve şehitlerimizin ailelerine maatteessüf bir yardım imkanı olmamıştır nedense...</p><p>Oysa ki, çatışmalara katılan gerek Trakyalı ve Rodoplu, Nevrekop, Dölen, Paşmaklı, Eğridere ve Darıdere den Türkiye&#39;ye iltica eden ( Pomak) ikiyüzden fazla kişiye efrat heyeti kararıyla,  kendilerine Edirne ve Kırklareli vilayetlerinde emvali metrukeden ev, dükkan tahsis edilerek hayat ve istikballeri emniyet altına alınmıştır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/komitaci-fuat-balkan-in-anilar_1698094784_g6UJGz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Komitacı Fuat Balkan'ın anılarından ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/komitaci-fuat-balkan-in-anilar_1698094784_g6UJGz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kaşif Kapsızov & Ahmet Sadık - İki Er, İki Aynı Kader]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/iki-er-iki-ayni-kader/2022/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/iki-er-iki-ayni-kader/2022/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 17 Aug 2023 15:59:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Balkanlar sahasında çalışmalarımı sürdürürken, iki yiğidimizin hayatı, çalışmaları ve mücadeleleri ilgimi çekmesin, olamazdı.</p><p>Biri, Bulgaristan vatandaşı Kaşif Ahmet Kapsızov, öbürü de D-r Ahmet Sadık, Yunanistanlı...</p><p>Kaşif, 13 Ağustos 1941 y., Smolyan sancağı Burevo köyünde dünyaya gelir. Çocukluk yıllarından itibaren çalışkanlığı, büyüklere saygısı ile dikkati çeker. İlk ve orta öğrenimini köyünde tamamladıktan sonra, Haskovo&#39;da Pedagoji Okulunu ve Sofya Üniversitesi, Bulgar Filolojisi&#39;ni bitirir. Bilgiye, sanata susamış olan bu genç adam, ulaştıkları ile tatmin olmaz. Moskova&#39;daki &ldquo;Maksim Gorki&rdquo; Edebiyat Enstitüsü&#39;nde uzmanlık dalını kazanır. Kaşif&#39;in edebiyat dalındaki başarıları takdir görür. O yılların meşhur &rdquo;Rodopi&rdquo; dergisinde bir süre çalıştıktan sonra, totalitarizme ayak uydurmadığı için dergiden uzaklaştırılır.</p><p>Yol ortasında bırakılan genç ve başarılı edebiyat uzmanı, geçimini sağlamak için vasıfsız işçi olarak, inşaatlarda çalışır, hayatın alt kademelerinde zorluklarla boğuşur. Tüm bunları, ak gün yüzüne çıkarmak için romana dökmeyi aklına koyar. Daha sonra, &rdquo;Halk kültürü&rdquo; ve &ldquo;Demokrasi&rdquo; gazetelerinde çalışsa da, tutunamaz. Yöneticilerin, partili patronların karşısında eğilmez, karakterinde dalkavukluk yoktur. Bir süre sonra, siyaset alanında da şansını dener. 1991&#39;de Hak ve Özgürlükler Hareketi sayesinde Meclis&#39;e girer. Asıl amacı, çocukluğundan ve gençlik yıllarından kafasına koyduğu, Bulgaristan&#39;da azınlık gruplarının insan haklarıdır.</p><p>İlk planda, Pomaklar! 3 Mart 1878&#39;den bu yana, hele Pomaklara, Türklere yapılan baskılar, her tür kısıtlamalar, bir an olsun, dur durak bilmemiştir. Göçlerin, kovulmaların, hatta ulu orta katliamların dahi ardı arkası kesilmemiştir. 9 Eylül, 1944 tarihinde güya eşitlik, kardeşlik ve beraberlik sloganlarıyla Bulgaristan devletini gasp edenler, azınlıklara karşı baskıları, kısıtlamaları, politikalarının temel hedefi haline getirirler. Sosyalist rejimin diktatörlerine göre, Bulgaristan&#39;da &ldquo;Pomak&rdquo; yoktur, &ldquo;Bulgar Mohamedanları&rdquo; vardır. Adları, dilleri, dinleri ve tüm gelenekleri de Bulgarlara göre olacaktır... Vatanlarına, yurt ve yuvalarına sonsuz sadakati olan ve devlete karşı hiçbir zaman karşı koymamış olan bu topluluk, bu kısıtlamaları kabul edemez. Yer yer çatışmalar olur, karşı gelenler sürgüne, Beleneler&#39;e sürülür, canlara kıyılır&hellip;</p><p>Kaşif Kapsız, gençlik ruhu ve dinamizmi ile Pomaklara karşı yapılan kısıtlamaların, baskıların önünü kesmek, onların gerçek, insani haklarına kavuşma zamanı geldiğine inanarak, konuşmalarında, yazılarında, hareketlerinde bunları dile getirir. Efsanelerdeki Orfeyus&#39;un şarkılarını kimse susturamamışsa, Pomakların, Rodoplar&#39;ın güzelliklerini dile getiren türkülerini de susturmak imkansızdır. Dinlerine, inançlarına da kimse dokunmamalı...</p><p>Ona göre &rdquo;yeniden doğuş&rdquo; projesi, bir safsatadan ibarettir. Eğer, demokrasiyi getirdik, diyorsak, her azınlık, her topluluk, kendi öz haklarına kavuşmalıdır. Vatanın her alanda yükselişi için de elinden geleni esirgememelidir. Kaşif&#39;in, azınlık ve milli topluluklar konularındaki uğraşıları, görüşleri şovenistler ve Bulgar milliyetçileri tarafından gözden kaçmaz. Bu, akıllı ve son derece ahlaklı adam, başlarına bela açabilir, düşüncesi onları bir an olsun terk etmez. Hukuk veya davalarla da O&#39;nun yolunu kesemezler. Eni sonu, şu Avrupa var ya, herkese, kendi fikrini, görüşünü savunma hakkını vermektedir. O halde, Kaşif&#39;i saf dışı etmek için başka çareler aranmalı...</p><p>Ve buluyorlar. 15 Eylül 1992&#39;de Rodoplar&#39;ın yetiştirdiği pırıl pırıl bir evladı yok ediyorlar. Neymiş be, &ldquo;bu bir kaza sonucu olmuşmuş.&rdquo; Oysa, en gözde trafik uzmanlarının dahi, bu alçakça bir ölümle sonuçlanan olayın, kasıtlı, planlı bir şekilde gerçekleştirildiğinden hiç şüpheleri yoktur. Rodoplu hemşerimizin elli yaşlarında, insanlara, topluluklara ve vatana en yararlı olacağı bir anda yok edilmesi yüreklere yaradır. Oysa, büyüklerin karşısında eğilip, onların dediklerini yapsaydı lüks bir yaşam sürdürebilirdi&hellip;</p><p>Bundan böyle Kaşif&#39;i unutmayacağız, unutturmayacağız! Kendisi ebediyete göçtü, bize de şiir kitapları ve bir de roman hediye ederek! Mekanı cennet olsun!</p><p>***</p><p>D-r AHMET SADIK</p><p>Batı Trakya Türklerinin gerçek liderliğini hak eden D-r Ahmet Sadık da, Kaşif Kapsız&#39;ın tıpa tıp kaderini paylaşır. D-r Ahmet Sadık, 7 Ocak 1947 yılında Gümülcine&#39;nin Küçük Sirkeli köyünde dünyaya gelir. 2. Dünya Savaşı&#39;ndan sonra, Yunanistan&#39;daki iç savaşlarda 185.000 kişi hayatını kaybeder. Bu yıllarda Batı Trakya köyleri ardı arkası kesilmeksizin çetecilerin saldırılarına uğrar, katliamlar hiç aralıksız devam eder&hellip;</p><p>D-r Ahmet Sadık, Batı Trakya Türklerinin tek öğretim kurumu olan Celal Bayar Orta ve Lise Okulu&#39;ndan mezun olur. Genç ve enerjik bir yapıya sahip olan delikanlı, Batı Trakya Türklerinin durumunu gözleriyle görür, yaşar. Hakaret üstüne hakarete uğrayan topluluğun sorunlarını gazete ve dergilere gönderdiği yazılarında dile getirir. Batı Trakya Türklerine en iyi tıp alanında yararlı olacağını aklına koyar ve 1966 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;ne kaydını yaptırır. Türkiye Cumhuriyeti başkentinde bir yıl okuduktan sonra Selanik&#39;teki Tıp Fakültesi&#39;ne aktarım yapar. Ve 1974 yılında doktorluk vasfı ile mezun olur.</p><p>Burada O&#39;nun Türklük bilinci daha geniş, daha derin anlam kazanır. Zira Selanik sıradan bir kent değildir. 1912 Balkan Savaşları&#39;na kadar, Osmanlı Devleti&#39;nin Balkanlar&#39;da en çok otorite sahipliğini kazanmış bir yerleşim yeridir. Yüzbinlerce Türk&#39;ün mekanı olmuştur... Bundan sonra, D-r Ahmet Sadık, askerlik görevini ifa edecektir. Orduya yedek subay olarak girer, lakin askerlik borcunu bir tıp uzmanı olarak yapmasına rıza göstermezler, sıradan bir er sıfatıyla vatanına hizmet verir. Ayrıca doktorumuzun vatani hizmetiyle ilgili şu gerçeği de örtbas edemeyiz. Asker olarak Mora Yarımadası&#39;na gönderilir. Mora&#39;da ise Batı emperyalistlerinin kışkırtmasıyla 1821&#39;de bir isyan vuku bulur. Bu tarihe kadar yarımadada 50 bin Türk, Yunanlılarla kardeşçe yaşamalarına rağmen yok edilir. İnsanlık tarihinde kültürel katkılarıyla tanınmış olan Batılı meşhur yazar ve sanatçılar, bu katliamı göremezlikten gelirler, hatta alkışlayanlar vardır. Viktor Hügo da bunların arasındadır...</p><p>D-r Ahmet Sadık, 34.5 ay süren askerlik borcunu tamamladıktan sonra, 1984&#39;e kadar birçok yerlerde doktorluk görevini sürdürür ve ilk fenni sünnetçi unvanını elde eder. Birkaç yıl sonra, Işık Müminoğlu ile evlendikten sonra, iki çocuk sahibi olurlar. Bir yandan sağlık hizmetleri veredursun, genç doktoru siyaset konuları da meşgul eder. Ve kısa bir süre sonra, &ldquo;Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi&#39;nin başkanı olur. O&#39;nun başlıca hedefi, Batı Trakya Türk azınlığının kültürel, entelektüel ve sosyal ilerlemesine elinden geleni yapmaktır. Ayrıca Türk ve Yunan halkları arasında dostluk, insani değerleri, kişisel hakları, demokrasi ve özgürlük ideallerini geliştirmek ve savunmak temel amaçlarından biridir.</p><p>&ldquo;Bağımsız Güven Listesi&#39;nden iki kez milletvekili seçilir. Parti, azınlığı bir merkez etrafında toplayarak, tek yönde doğru olarak bilinçlendirerek, toplumu idare edecek kişileri yetiştirmeyi ana hedef olarak belirler. Bu siyasi kurum, Batı Trakya Türklerinin sorunlarını uluslararası platformlarda da dile getirir, ortaya koyar. D-r Ahmet Sadık, sadece Türkler arasında değil, sağlıklı düşünceye sahip Yunanlılar tarafından da takdir görür, sevilir. O gerçek ve sembol liderliği çoktan hak etmiştir. Ne var ki, azılı Türk düşmanları olan Yunan milliyetçilerinin, bu denli D-r Ahmet Sadık&#39;ın görkemli bir otoriteye sahip olması, uykularını kaçırır. Azılı medeniyet ve insanlık düşmanlarını, tabelalarda &rdquo;Türk&rdquo; sözcüğü dahi rahatsız eder.</p><p>Ve o, uğursuz, lanetli gün gelir: 24 Temmuz 1995 tarihli sözde &ldquo;trafik&rdquo; kazası!</p><p>Tüm Batı Trakya Türkleri ve ahlak sahibi insanlar yas tutarlar. Takdir ettikleri, sevimli doktorlarını bundan böyle omuzlarda taşımayacaklar, her konuşmasını alkış tufanına tutmayacaklar. Ama yüreklerinde o ölümsüz olacak, unutmayacaklar, unutturmayacaklar! Mekanı cennet olsun, şehidimizin!</p><p>Mehmet ALEV</p><p>Ustina, 14.08.2023</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/iki-er_1692277574_kNLASu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kaşif Kapsızov & Ahmet Sadık - İki Er, İki Aynı Kader ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/iki-er_1692277574_kNLASu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Üsküp Sahafhane' ye çirkin saldırı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/uskup-sahafhane-ye-cirkin-bir-saldiri-gerceklestirildi/1992/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/uskup-sahafhane-ye-cirkin-bir-saldiri-gerceklestirildi/1992/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Wed, 17 May 2023 23:48:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kuzey Makedonya&#39;nın başkenti Üsküp&#39;te Türkçe kitap satan &ldquo;Üsküp Sahafhane&rdquo;ye çirkin bir saldırı gerçekleştirildi.</p><p>Üsküp Türk Çarşısı&#39;ndaki Kapan Han&#39;da bulunan Türkçe kitap satan &ldquo;Üsküp Sahafhane&rdquo; kitapçısına kimliği belirsiz kişiler tarafından çirkin bir saldırı gerçekleştirildi.</p><p>Üsküp Sahafhane&#39;den konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p><p>&ldquo;Türklük ve Türkçe şiarıyla yola çıkıp açtığımız Makedonya&#39;da yaşayan Türklerin ve Türkçe sevdalılarının ilk Türkçe kitapçısı Üsküp Sahafhane dün akşam kimliği belirsiz lakin hiç şüphesiz Türklük ve Türkçeden rahatsızlık duyan bir takım kansızlar tarafından iki defa yağmalanmış ve büyük zarar verilmiştir.&rdquo;</p><p>Time Balkan</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uskup-sahafhane-ye-cirkin-bir-_1684356507_5Pm64h.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Üsküp Sahafhane' ye çirkin saldırı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uskup-sahafhane-ye-cirkin-bir-_1684356507_5Pm64h.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[3 Mart, Bulgaristan Türklerinin yas günüdür]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/3-mart-bulgaristan-turklerinin-yas-gunudur/1973/</link>
            <description><![CDATA[]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/3-mart-bulgaristan-turklerinin-yas-gunudur/1973/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 03 Mar 2023 16:22:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bugün 3 Mart. Bulgaristan Türkleri&#39;nin &quot;yas günü.&quot;</p><p>Müslüman Türklüğün Bulgar isyanı ve Rus işgalinde en fazla katliama uğradığı, sürgün edilişinin &quot;sembol&quot; tarihi.</p><p>Deliorman başta olmak üzere Koca Balkan&#39;ın y&acirc;d ellerde kaldığı dönemin başlangıcı. 93&#39; Harbi sonu büyük yıkım...</p><p>Balık hafızalı hemşehrilerimizden kimilerinin önceki yıllarda tam bir &quot;milli şuursuzluk&quot; örneği olarak Bulgar Konsolosluğu&#39;ndaki kutlamalara katıldığına da şahitlik etmiştik.</p><p>Oysa aklı başında Bulgarlar için bile Rus işgali anlamını taşıyan o dönem Türkler için ancak yas tarihidir.</p><p> Bizim en büyük kabahatimiz &quot;marazlı merhametimiz&quot;!</p><p>Bize yapılanı, devamında yapılmak isteneni unutup başkalarının propagandalarıyla ecdadımıza karşı bile dolmuşa gelme halimiz.</p><p> Elimizden çıkan koskoca bir vatanı unutursak, bugün elimizde olana nasıl sahip çıkabiliriz?</p><p>Akıl mantık bir yana, vicdanın varsa unutma!</p><p>Şıpka&#39;nın nasıl düştüğünü, Plevne&#39;nin ne şartlarda teslim olmak zorunda kaldığını, Koca Balkan&#39;ın ardına nasıl dolaşıldığını, Milletinin ırzının nasıl çiğnendiğini unutma! Ve illa ki o Rusun, Rusçunun sana asla dost olmayacağını da!</p><p>3 Mart, Bulgaristan Türklerinin yas günüdür!</p><p>Merhum Osman Yüksel Serdengeçti&#39;nin dediği gibi: &quot;Dedelerimden kalma intikam var kanımda...&quot;</p><p>Sinan Terzi</p><p>Söğüt Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/3-mart-bulgaristan-turklerinin_1677850401_8LBH7p.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 3 Mart, Bulgaristan Türklerinin yas günüdür ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/3-mart-bulgaristan-turklerinin_1677850401_8LBH7p.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mustafa Şentop, Sabri Mutlu'yu kabul etti]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/mustafa-sentop-sabri-mutlu-yu-kabul-etti/1899/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu ve Genel Sekreter Sami Ömer'i kabul ederek kapsamlı bir görüşme yaptı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/mustafa-sentop-sabri-mutlu-yu-kabul-etti/1899/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 28 Feb 2022 11:59:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu ve Genel Sekreter Sami Ömer&#39;i kabul ederek kapsamlı bir görüşme yaptı.TBMM&#39;nin İstanbul Beşiktaş&#39;taki ofisinde gerçekleşen görüşmede, BRTK yapılanması, faaliyetleri ve Balkan ülkelerinin Türkiye ile işbirliği noktasında yürütülen çalışmalar ele alındı.Kendisi de bir Balkan göçmeni olan Sayın Mustafa Şentop, bölgedeki Türk ve Müslümanların durumları ile yakından ilgilenirken, özellikle çocuklar ve gençler hakkında oluşturulan projelere odaklandı.Rusya&#39;nın Ukrayna&#39;yı işgal girişiminin de ele alındığı görüşmede, gündemin en ağırlıklı konusu yaşanan savaş nedeniyle mağdur olan Ahıska, Tatar ve Gagavuz Türkleri oldu. ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/mustafa-sentop-sabri-mutlu-yu-_1646039012_LFfVPJ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mustafa Şentop, Sabri Mutlu'yu kabul etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/mustafa-sentop-sabri-mutlu-yu-_1646039012_LFfVPJ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dava adamı Ali Ayazmalı'nın not defterinden]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/dava-adami-ali-ayazmali-nin-not-defterinden/1898/</link>
            <description><![CDATA[*  Kendi deyimimle, doyana kadar değil, bu sevda mezara kadar devam edecektir. Halkımızı çok seviyorum.* Haklı ile haksızları bir tutmayın. Haklıdan yana olun, Türk olduğumuzu da asla unutmayın! *  Görüşmemize kalmıştır çok az bir zaman. Sarmıştır yüreğimi bir ahtapot misali Batı Trakya'daki Türklerin yaman hali. Bu yaşlılık halimle, kader dinlemez Aganız.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/dava-adami-ali-ayazmali-nin-not-defterinden/1898/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 11 Feb 2022 19:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ ***Çok hastayım. 80 yıllık hayatım boyunca, bulunduğum her yerde gönüllü olarak yardımlaşma ve dayanışma derneklerinde aktif görevlerde bulundum. Bulunduk. Bu kelimeyi ben değil, başkaları, yani beraberce mücadele vermiş olduğumuz kardeşlerim veya arkadaşlarım yazıp söyleseydi daha iyi olurdu diye düşünüyordum. Lakin çok bekledim. Onlardan bir ses çıkmayınca ben yazayım dedim. Doğrusu da budur. Onlar, yani dürüst ve mert mücadele adamları, beni hiç üzmedi. Lakin, Federal Almanya&#39;dan Türkiye&#39;ye gelip yerleştiğimde, bilhassa Bursa&#39;da bulunan Batı Trakyalı Türklerin derneğinde beş on kişilik çıkarcı grup ve birkaç yandaşı tarafından, yarım asırlık derneğimizi nasıl siyasi basamak olarak kullandıkları gördükçe kahroldum durdum...***Son yıllarda bizi idare etmeye çalışanların bir çoğuna sesleniyorum: - Siz, sadece kendinizi düşünüyorsunuz! Bu kadar açık ve net söylüyorum. Yaşadığım ve gördüğüm kadarıyla, bazıları Atatürk&#39;e fırıncı küreği kadarda dil uzatıyorlar. Acaba Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarına dil uzatma cesaretini bunlara kim veriyor? Türkün tarihi asla yalan söylemez. Atatürk&#39;ümüz, Türk ulusunun daimi yaşayan capcanlı ruhudur. Ruhumuzda ve hatta gönlümüzün derinliklerinde bir sevgi yumağı oluşmuştur. Yazıklar olsun! Atatürk&#39;ün bize emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin bir benzerini, bir çok ülkeyi dolaşmış olmama rağmen, vallahide billahi de başka bir yerde ben hiç görmedim. Atatürk, sizlere ne yaptı ki?***Özgürlük. Uzun yıllar sonra da olsa Yunanistan&#39;a kaçak girip, emin adımlarla tam 28. gün boyunca, dere tepe, onlarca köy ve şehri dolaştım. Rodoplar&#39;ın yüce dağlarını. Önüne almış bütün verimli kiraz bahçelerini, yemyeşil olan tütün tarlalarını, ovalarını, ecdadımızın bu topraklara sıra sıra dizmiş Türk köylerini ve obalarını dolaştım durdum. Yüzümden okunsa da yorgunluğum, seni seven deli gönlüm çok üzgün. Yunanistan, genç yaşta içimdeki sevgi ateşimi söndürdü. Karlık dağlarından bir daha kahramanca ve cesurca haykırıyorum: Biz ne pahasına, ölümüne de olsak, bu topraklarda Türküz!  Böylesine haykırıyorum. Rodoplar&#39;ın en zirvesinden sana gelsin, ey özgürlük. Başı duman olmuş, Ayazma köyümün üstünde bulunan Boz Kayaları, sana da gelsin, Kartal dağındaki gibi özgürlük. Tırmanırken zirveye çok yoruldu ayaklarım. Oturdum ve baktım severekten Gümülcine&#39;nin güzelliğine. Birde ah, ah deyip içimdeki kin ve nefretimi derinden çektim. Baktıkça Eski Cami&#39;ye ve Yeni Cami&#39;ye. Saat Kulesi&#39;ne takmışlar mavi bir Yunan bayrağı. Bayrağa bakaraktan, her Türk düşmanı olan Yunanlıya lanet okudum. Bozkaya tepesinden köyüme inmek pek kolay olmadı. Bıçak gibidir keskin beyaz kayaları ve taşları. Kahpe Türk düşmanı, bütün verimli olan tarlalarımızı aldı. Sadece Türk olduğumuz için. Eritti bizim toplumu, aç bıraktılar. Sendelli, Ayazma, Eşekçili, Gebecili, Bulatköy ve Çepelli de bulunan bütün insanları. Üniversite yapacağız dediler. 3.850. dönüm arazi içine sadece birkaç bina diktiler. Gidin görün ne haldedir, orada yaşam mücadelesi veren insanlarımız. Alın ve başınıza çalın bizden gasp ettiğiniz toprakları! Tövbeler tövbesi, asla vazgeçmeyeceğim, yıllar boyu verdiğim çetin mücadelemden. Size asla uşak olmayacağız! Yunanın kahpe düzenine. Susmak da neymiş? İçimiz kan ağlasa bile, seni çok seviyorum, Batı Trakya&#39;m!***Ben dernekçiyim, biz canı gönülden derneklerimize bağlıyız. Rahat bırakın beni, bu güzel ülkemde yaşayan iyi insanlarımıza faydalı olmak için bir şeyler yapayım. Güzel güzel bir o kadar da doyurucu yazılar yazayım. Lütfen, bana engel çıkarmayın! 80 yıllık hayatımda tek istediğim, başta sağlık, huzur, mutluluk, bolluk ve berekettir. Sadece kendim için istersem eğer namertimdir...***1964 yılından beri hiç yılmadan, usanmadan, bıkmadan, bir an bile &quot;off&quot; demeden, Almanya ve ana vatanda bulunan yardımlaşma ve dayanışma derneklerinde aktif olarak çeşitli görevlerde bulunmayı tercih ettiğim görülmektedir. Kendi deyimimle, doyana kadar değil, bu sevda mezara kadar devam edecektir. Halkımızı çok seviyorum.***Bırakın hür yaşasınlar! Bir ömür boyu mücadele verenlerin ortak sözleridir bunlar. Hür yaşasınlar! Yunan, dokunma Türkün sözüne, özüne ve keyfine. Madem ki, Batı Trakya&#39;da dünyaya gelmişler, hür yaşasınlar. Yaşamak en doğal hakkıdır onların. Sesi kısık değil, gür sesle yaşasınlar. Hür yaşasınlar!  Sen, Müslüman, Pomak ve Çingene deyip üçe ayırma, birini hor görüp, diğerini sakın kayırma. Sizden olmayanı itip, yalakayı ve hafiyeyi kayırma. Hür yaşasınlar! Türk olmanın, eğer ayıbı varsa, sende Hristiyansın, zamanı geldi artık söylemenin. Bunları unutalım; ama onlar hür yaşasınlar! Haklı ile haksızları bir tutmayın. Haklıdan yana olun, Türk olduğumuzu da asla unutmayın! Hür yaşasınlar!***Beni yalnız bırakma, Batı Trakyalım! Rodoplar sel olup, ovalara aksa da, ruhum bedenden ayrılıp çıksa da, beni yalnız bırakma, Batı Trakyalım! Yollarında kul olup yandığım, daima sizi kardeş deyip andığım, sizin için hazırlandı mücadele sandığım. Beni yalnız bırakma, Batı Trakyalım! Uykularımı tütün dizilen ipliğe bağladım. Akan göz yaşlarımla, Karlık dağına çağladım. Belki bensiz sizde ağladınız. Kaderimizin çoktur bitmez tükenmez çilesi. Batı Trakya, benim aşkımdır. Olurum kölesi...***Batı Trakyalı sadık dostlarım, kalbimin köşesine işledim bir bir isimlerinizi. Dünya ve Ahirette benim dernekçi kardeşlerim, dostlarım. Unutmak mümkün değil, mezarda olsam da asla sizleri... Batı Trakyalı sadık dostlarım. Düşümde, hayalimde her zaman siz varsınız. Şu yaralı gönlümde merhemsiniz, ilaçsınız. Her kederli dertli anımda, Başkan Cafer Hasan gibi hal hatır sorarsınız. Batı Trakyalı sadık dostlarım. Yediğiniz lokma gibi helal olsun size haklarım. Dernekçiliğin en güzel duyguları sizdedir. Sizlerin mücadelenizi, yazdıklarınızı ben arşivim de sakladım. Sayılarınız yüzbinleri çoktan aştı. Hep sevginizle onur ve gurur duyup aklandım. Batı Trakyalı sadık dostlarım. Siz dünyanın çeşitli ülkelerinde, ben ise Anavatan Türkiye&#39;deyim. Görüşmemize kalmıştır çok az bir zaman. Sarmıştır yüreğimi bir ahtapot misali Batı Trakya&#39;daki Türklerin yaman hali. Bu yaşlılık halimle, kader dinlemez Aganız. Batı Trakyalı sadık dostlarım. Bir gün mutlaka sonu gelecek, yaşanan bu çilenin... ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dava-adami-ali-ayazmali-nin-no_1644597558_s0UoxR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dava adamı Ali Ayazmalı'nın not defterinden ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dava-adami-ali-ayazmali-nin-no_1644597558_s0UoxR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Patrik yatakta, Erdoğan ayakta, Balkanlar ateş fıçısı...]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/patrik/1865/</link>
            <description><![CDATA[* ABD, eski Sovyet etki alanında jeopolitik ödül peşinde. * Patrik, Amerika'da esir mi tutuluyor? Amerikalılar Patriği neden esir alsın? * Lakin Amerikalı sığır çobanları, akıntıya kürek çektiklerini bir türlü anlayamadılar. Sovyetler’i, Ortodoks Kilisesi değil Polonya’da örgütlü Katolik Kilisesi yıktı. * ABD ve Rusya istihbarat başkanları ne görüşüyor?]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/patrik/1865/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 04 Nov 2021 21:31:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Soru belli, &ldquo;her an patlama potansiyeli mevcut Balkan fıçısını, Arnavutlar mı yoksa Sırplar mı ateşleyecek?&rdquo;Çünkü bu coğrafyada ortaya çıkan jeopolitik zıtlaşma, bu tür bir çatışmayı her an başlatabilir.ABD, eski Sovyet etki alanında jeopolitik ödül peşinde.Türkiye&#39;nin Belgrad ve Saraybosna&#39;da yürüttüğü diplomasiye bakılırsa Sırplar ve Boşnaklar arasında tüm sürtüşmelere rağmen uzun süreli veya düşük yoğunluklu bir çatışma öngörülmüyor.Boşnak ve Sırp yetkililerin AB destekli Hırvatistan ile artan jeopolitik hırsından beslenen ABD destekli Balkan coğrafyasında büyük bir dinamik güç oluşturan Arnavut etnisitenin, bu coğrafyayı ateş çemberine dönüştürebileceği endişesini paylaştıkları söylenebilir.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın; Bosna Hersek Halklar Meclisi Başkanlık Divanı Üyesi Bakir İzetbegoviç ile İstanbul&#39;da Vahdettin Köşkü&#39;nde bir araya gelmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu görüşme, Erdoğan&#39;ın Ankara&#39;ya dönüşünden iki gün önce gerçekleşti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakir İzzetbegoviç&#39;i, Vahdettin Köşkü&#39;nde kabul ettiKonunun; &ldquo;her an patlaması beklenen olası yeni bir etnik savaşın önlenmesi&hellip;&rdquo; üzerine olduğu, Balkanlar&#39;daki gelişmelere bakılarak anlaşılabilir.Bu arada, yoğun gündemin ardından sessizliğe bürünen &ldquo;Erdoğan&#39;ın sağlık sorunları&rdquo; üzerinden sosyal medyada dezenformasyon içerikli iddialar dolaşıma sokuldu.Bugünkü muhaliflerin, Padişah II. Abdulhamid&#39;i tahtından indirmek isteyen İttihat ve Terakki fedailerinin Ermeni komitacılarla işbirliği yapmaları misali bir duruşları var.Her türlü süfli darbeye &lsquo;hayır&#39; denilmeli. Devlet aklı, mutlaka her türlü yozlaşma ve olağandışı gelişmeye karşı önlemlerini almıştır. Felaket tellallığı yapmanın kimseye faydası yok. Karadeniz ve Akdeniz&#39;de kara, hava ve deniz ulaşımını kontrol eden Türkiye&#39;nin, Avrasya jeopolitiğinde bir aktör olarak Rusya&#39;nın yanında ortaya çıkması AB ve NATO&#39;nun zayıflatılması kapsamında, ABD ve Avrupa başkentlerinde değerlendirildiği söylenebilir.Patrik, Amerika&#39;da esir mi tutuluyor? Ortodoksların ruhani lideri İstanbul Fener-Rum Patriği Bartholomeos, ABD seyahati öncesinde, İstanbul Tıp Fakültesi&#39;ne giderek koronavirüs aşısı yaptırmıştı. Gayet sağlıklı bir şekilde çıktığı yolculuk sonrası, New York&#39;ta hastaneye kaldırıldı. Asıl adı, Dimitris Arhondonis/&Delta;&eta;&mu;ή&tau;&rho;&iota;&omicron;&sigmaf; &Alpha;&rho;&chi;&omicron;&nu;&tau;ώ&nu;&eta;&sigmaf; olan, 29 Şubat 1940 doğumlu, 81 yaşındaki Fener Rum Patriği Bartholomeos&#39;un; ABD Rum Ortodoks Başpiskoposluğundan yapılan açıklamada, sağlık kontrolünün ve doktorlarla yapılan görüşmelerin ardından Manhattan&#39;daki Mount Sinai Hastanesi&#39;ne kabul edildiği belirtildi. Başka bir kaynakta ise ABD&#39;ye 23 Ekim&#39;de gelen Bartholomeos&#39;un, Washington ziyareti sırasında da rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı, uzun uçak yolculuğu ve yoğun programı nedeniyle kendisini iyi hissetmediği ve doktorların tavsiyesiyle George Washington Üniversitesi Hastanesi&#39;nde müşahede altına alındığı haberi yer almıştı. Patrik için öngörülen tedavi anjiyo ve kalb damarlarına stent takılması.Amerikalılar Patriği neden esir alsın?II. Dünya Harbi bitiminde başlayan soğuk savaş döneminde, Nazi istihbaratının bakiyesi çekirdek kadro, Amerikalıları, Sovyet tehlikesine karşı ideolojik açıdan mücehhez kılan yani donatan anti Sovyetik anti Komünist ideolojik bir politikaya ikna etti.Bu mücadelenin birden fazla cephesi vardı, bunlardan ilki; Sovyetler&#39;e yönelik Ortodoks kuşatma, ikincisi &ldquo;yeşil kuşak&rdquo; adı altında &ldquo;İslamcılık&rdquo;, üçüncüsü ise Sovyetler Birliği&#39;nde yerleşik her etnik topluluk arasında &ldquo;milliyetçilik&rdquo; akımlarının körüklenmesi.Lakin Amerikalı sığır çobanları, akıntıya kürek çektiklerini bir türlü anlayamadılar. Sovyetler&#39;i, Ortodoks Kilisesi değil Polonya&#39;da örgütlü Katolik Kilisesi yıktı.İlk adım, Fener Patrikhanesi üzerinden atıldı. ABD, Türkiye&#39;nin teolojik jeopolitiğine de müdahale etti. Sovyet Rusya lideri Stalin&#39;in, Türkiye&#39;den boğazların yönetimini ve ayrıca doğuda bulunan üç ili talep ettiğine dair Londra kaynaklı haberlerin ayyuka çıktığı süreçte, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü&#39;nün imzasını koyduğu Lozan Antlaşması&#39;nı hiçe sayarcasına hareket etti.ABD&#39;ye mesafeli Fener Patriği V. Maksimos&#39;u istifa ettirerek görevden alması ve yerine Kuzey ve Güney Amerika Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan, Milli Mücadele yıllarında Anadolu&#39;daki Rum azınlıkları kışkırtmak üzere faaliyete geçirilen Mavri Mira teşkilatının kurucusu Athenagoras&#39;ı Fener&#39;e oturtması, bugünkü sürecin kilometre taşlarını döşedi.Ancak Türk derin devleti, Amerikalı patriğin emeklerini boşa çıkaran birçok eylemde bulundu. Bunlardan biri de 1955&#39;te, 6 Eylül&#39;ü 7 Eylül&#39;e bağlayan gece yaşanan olaylardı. Olaylar sona erdiğinde dünya basınında Samatya Ayios Konstantinos Kilisesi&#39;nin harabeleri içindeki Patrik Athenagoras&#39;ın siluetini gösteren resimler yayınlandı. Yalnızca duvarları sağlam kalmış olan bir binada, Patrik&#39;in devleşmiş siluetinin, eğilmiş bir şekilde, felaketin büyüklüğünü anlamaya çalıştığı görülüyordu.Türkiye, ABD destekli patrik hamlesiyle SSCB&#39;ye gözdağı vermişti. Sovyetler&#39;in Türkiye&#39;yi işgal edeceği yalanı ile korkutulan Ankara&#39;nın elitleri, Pentagon&#39;un Ankara hattını manüple ederek Patrikhane&#39;ye Athenagoras&#39;ı seçtirmesine bırakın ses çıkarmayı, alkış dahi tuttu.Hatta paldır küldür ABD vatandaşı Athenagoras&#39;ın T. C. kimliği hazırlatıldı. Athenagoras, 26 Ocak 1949&#39;da, ABD Başkanı Truman&#39;ın kendisine tahsis ettiği özel bir askeri uçakla geldi ve Truman&#39;ın, İsmet İnönü&#39;ye özel mektubunu getirdi. İstanbul&#39;a ayak basar basmaz, 28 Ocak 1949&#39;da Fener Rum Patrikhanesi&#39;nde düzenlenen törenle patrik oldu. Ardından, hükümetin kendisine tahsis ettiği özel vagonla Ankara&#39;ya gitti. 5 Şubat&#39;ta İnönü tarafından kabul edildi ve İnönü&#39;ye Truman&#39;ın mektubunu verdi.Said Nursi&#39;nin Patrik Athenagoras ile ne işi olur?Bu atamanın muhafazak&acirc;r tabanda rahatsızlığa yol açmaması için de Türkiye&#39;deki bazı ikonik isimler harekete geçirildi. &ldquo;Risalei Nur&rdquo; külliyatının müellifi Said Nursi, 1953 yaz aylarında, hususi şekilde gidip İstanbul Fener Patriği Athenagoras ile görüştü. Bu görüşme Nur talebeleri tarafından İsl&acirc;m ve hakik&icirc; Hıristiyanlık dinlerinin barışmasının veya hiç olmazsa esas mes&#39;elelerde ittifakın tebliği gibi kabul edildi. Muhafazak&acirc;r camia açısından hazmedilmesi zor bu atamanın yasalaştırılması ve meşrulaştırılması görevi, dönemin kanaat önderlerine düşmüştü. İhale, Said Nursi&#39;de kaldı...Nurcu kaynaklar, Said Nursi ve Fener Rum Patriği arasındaki görüşmeyi şöyle anlatır:1953 senesi baharında Bediüzzaman Said Nurs&icirc;, İstanbul&#39;da üç ay kaldı. Bediüzzaman, yanında bulunan talebesi Ziya Arun ile Fener Patriği Athenagoras&#39;a gitti, onunla görüştü. Bu görüşme sırasında, Said Nurs&icirc; ona: &ldquo;Hıristiyanlığın din-i hakikisini kabul etmek, Hazret-i Muhammed&#39;i (asm) peygamber ve Kur&#39;&acirc;n-ı Ker&icirc;m&#39;i de Allah&#39;ın kitabı kabul etmek şartıyla, ehl-i necat (kurtulanlardan) olacaksınız&rdquo; der. Athenagoras ise cevaben &ldquo;Ben kabul ediyorum&rdquo; deyince, Bediüzzaman &ldquo;Pek&acirc;la, siz bunu dünyanın diğer manev&icirc; reislerine de söylüyor musunuz?&rdquo; diye sorar. Patrik ise, &ldquo;Söylüyorum, fakat onlar kabul etmiyorlar&rdquo; der. Bu görüşmeden sonra Nurculara, patriğin &ldquo;gizli Müslüman&rdquo; olduğunu ilan etmek kalmıştı, o da çelik-çomak işiydi.Türkçüleri de Hamdullah Suphi Tanrıöver ikna etmişti&hellip;Bir diğer arındırma işlemini de Hamdullah Suphi Tanrıöver üstlenmişti. Türk Ocağı merkezine Patrik Athenagoras&#39;ı davet etmiş ona konferans verdirmişti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Patrikhane&#39;nin &ldquo;Ekümenik&rdquo; sıfatını resmen tanımasa da fiili uygulama daha farklı. Çok iddialı bir ifade olacak biliyorum ama yine de belirtmeden geçemeyeceğim husus şu:Fener Rum Patrikhanesi&#39;nin, teolojik jeopolitiğinin parametrelerini Türk Dışişleri mi yoksa Washington mu belirliyor?Eğer şimdi yeniden Sovyetler Birliği&#39;nin yasal varisi Rusya Federasyonu&#39;nun eski demir perde ülkelerini kapsayan bir projesine karşı ABD bir şeyler yapmak istiyorsa en uygun ortam, Balkan coğrafyası olabilir.Belki ABD istihbarat birimleri Ankara ile Moskova arasında gizli bir mutabakat öngörüyorsa, Rusların Türkiye aracılığı ile Fener Rum Patrikhanesi&#39;ni etkisizleştirme operasyonunu boşa çıkarma kapsamında Patriği, &ldquo;hastalık mazereti&rdquo; adı altında rehin almış olabilirler.ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman Patrik Bartholomeos&#39;u ziyaret ettiBelki bu şekilde Rusya ve Türkiye&#39;nin Balkanlar&#39;daki ABD ve AB etkisini bertaraf etmek için birlikte hareket etmesinin önüne geçmek mi istiyorlar?ABD ve Rusya istihbarat başkanları ne görüşüyor?Küresel rekabet ortamında diplomatik çatışma alanlarına rağmen iki büyük emperyalist gücün diyalog kanallarını açık tuttukları bir gerçek. Mesela bu kapsamda Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin ile ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns&#39;un, Moskova&#39;da bir araya gelmeleri gibi. Tarafların bu teması, uluslararası terörle mücadele kapsamında Rus-Amerikan ilişkilerini istişare ettiklerinin aktarılmasına bakılırsa küresel bir felaket öncesi vaziyet alma çabası gibi görülebilir. ABD ihtiyaç duyduğu fosil yakıtı ne karşılığında Ruslardan temin etmeye çalışabilir, hiç düşündünüz mü?CIA Direktörü William Burns, Ruslara hangi ülkeyi satmış olabilir?İngiltere, Fransa, Çin, İran, Türkiye!.. Acaba hangisi?Yoksa Avrupa&#39;da enerji krizinin tekrarının olasılık dışı olmadığını mı masaya yatırdılar?Amerikalı sığır çobanları, Rus ayısını enerji krizinde doğalgazı jeopolitik bir silah olarak kullanmaya mı ikna etmeye çalıştı?Boşnaklar yeni bir etnik savaşın aktörü olmamalı...Avrupa Birliği, Bosna Hersek&#39;te Sırp lider Dodik&#39;in ayrılıkçı söylemleri sonrası tırmanan siyasi krizin ciddi endişe kaynağı olduğunu, bölücü söylemlerin sonlandırılması gerektiğini bildiriyor ama bu bence şaşırtma olabilir.Çünkü Balkanlar&#39;da en hareketli etnik fay hattını Arnavutlar oluşturuyor.Balkanlar&#39;da gerilimin, Kosovalı aşırılık yanlıları tarafından yürütüldüğü ve Batı&#39;nın göz yumduğu eylemler nedeniyle tırmandırıldığı bir sürece girildi.Priştina&#39;da geçtiğimiz yıllarda radikal Arnavut milliyetçileri, Türk bayraklarını yakmışlardı.Kosovalı aşırılık yanlılarının Batılı patronlarının göz yumduğu veya doğrudan kışkırttığı eylemleri nedeniyle Balkanlar her an tutuşabilir.Ruslar, Kosova&#39;daki Arnavut radikallerin &ldquo;Sırplardan kurtulmak&rdquo; için inatçı girişimlerini sürdürdükleri kanaatinde. Hatta Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Kosova özel kuvvetlerinin silahlanmış olarak iki kez (Eylül ve Ekim&#39;de) Sırp nüfuslu bölgelere &ldquo;düzeni toparlama&rdquo; bahanesiyle girdiğini söylüyor.Kosova yönetimi ile Moskova&#39;nın arası çokta iyi sayılmaz.22 Ekim&#39;de &ldquo;istenmeyen kişi&rdquo; ilan edilen Priştine&#39;de Sırbistan Büyükelçiliği&#39;nde görevli 2 Rus diplomat, 24 Ekim&#39;de ülkeyi terk etmişlerdi. Rus dışişlerinin Kosova makamlarının bu adımını &ldquo;Rusya&#39;ya karşı kasıtlı provokasyon&rdquo; olarak nitelendirmesi sürpriz sayılmaz.Yunanistan&#39;da, Bulgaristan ve Romanya&#39;da burnumuzun dibinde olağanüstü askeri yığınak yapan Pentagon, olası bir savaş durumunda Türkiye&#39;nin Boşnaklara askeri yardım ulaştırmasını engellemeyi mi planlıyor?Ömür Çelikdönmez ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/patrik_1636052169_03l5aL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Patrik yatakta, Erdoğan ayakta, Balkanlar ateş fıçısı... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/patrik_1636052169_03l5aL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye Kamuoyununa Açık Mektup]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/turkiye/1863/</link>
            <description><![CDATA[* Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek’te ortam oluşturuluyor.* Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki;  yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor.* Bosna Hersek’in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/turkiye/1863/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 04 Nov 2021 00:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Türkiye&#39;deki Boşnak, Rumeli ve Balkan sivil toplum örgütleri yayınladıkları ortak bir mektup ile Bosna Hersek&#39;te yaşanan gelişmelere karşı Türkiye kamuoyunu ve devlet yetkililerini göreve çağırdı.1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek&#39;te yaşanan soykırımlar, katliamlar ve nice insanlık suçu Avrupa&#39;nın yanıbaşında, milenyum çağının eşiğinde meydana geldi. Kimse Batı uygarlığının böylesi bir vahşete kayıtsız kalacağını öngöremedi. Bunun bedelini ise yüzbinlerce Boşnak canıyla ve yurtlarıyla ödemek zorunda kaldı. Srebrenica Boşnak Soykırımı&#39;nda birkaç günde katledilen on bine yakın sivil, sistematik tecavüzlere maruz bırakılan yaklaşık 50 bin kadın ve keskin nişancı kurşunlarıyla can veren 2 binin üzerinde çocuk&hellip;Tüm bu yaşananların ardından katillere ödül verircesine, uluslararası kamuoyunun baskılarıyla imzalatılan Dayton Anlaşması ve beraberinde Bosna Hersek&#39;i içine sürüklediği sistemsizlik, belirsizlik, istikrarsızlık&hellip;Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek&#39;te yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor. Ülkeyi parçalamak, uğruna binlerce kahramanın şehit düştüğü toprakları yine kan gölüne çevirmek için planlar yapılıyor, ortam oluşturuluyor. Ülkenin üç devlet başkanından biri olan Sırp Milorad Dodik&#39;in son günlerdeki açıklama ve girişimleri; Bosna Hersek topraklarının yüzde 49&#39;unu elinde bulunduran Sırp Entitesi&#39;nde ordu kurulacağına dair ifadeleri bize dünü hatırlatıyor.Avrupa&#39;nın orta yerinde Yugoslavya Halk Ordusu&#39;nun tüm ağır silahlarıyla savunmasız sivillerin üzerine ölüm yağdıran Sırp çetnikleri ve onların işbirlikçilerini&hellip;Bugün ne Bosna Hersek eski Bosna Hersek, ne de Boşnaklar eski savunmasız ve çaresiz Boşnaklar&hellip;Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; Bosna Hersek&#39;in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.Boşnaklar kendilerine medeniyet dersi vermeye çalışanlardan çok daha medeni, Avrupalı ve insan haklarına saygılıdır. Yanıbaşlarında yaşanan katliamlara gözünü, kulağını tıkayanlardan çok daha duyarlıdır.Bundan ötürüdür ki Alija İzetbegoviç&#39;in evlatlarının ne savaştan, ne de düşmanlardan zerrece korkusu yoktur! Ancak; Balkanlarda patlayacak bir merminin bölgeyi geri dönüşü olmayacak bir yola sürükleyeceği de ortadadır. Bunun önüne geçilmesi her şeyden önce bir insanlık vazifesidir.Uluslararası toplumun bu topraklarda bıraktığı acı tecrübeler göz önüne alındığında Bosna Hersek&#39;in Türkiye&#39;den başka dayanağı, dostu ve kader ortağı yoktur. Anavatanımızın desteği Bosnalı ve Sancaklı Boşnaklar için en büyük güçtür. Bosna Hersek&#39;in ve Boşnakların yalnız olmadığı, savaş tamtamları çalanların ve onları perde arkasında destekleyenlerin dikkatine net bir şekilde sunulmalıdır.Ay yıldızın gölgesinde huzur bulan muhacirlerin en büyük dileği ata topraklarını emanet ettikleri kardeşlerinin de aynı huzura sahip olmalarıdır. ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turkiye_1635974999_2X6aob.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye Kamuoyununa Açık Mektup ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turkiye_1635974999_2X6aob.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kestel ve Kosova'nın Podujeva belediyeleri artık kardeş]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kestel/1798/</link>
            <description><![CDATA[*** Dünkü gün Kestel ve Kosova'nın Podujeva Belediyeleri arasında "Kardeş Şehir Protokolü" imza töreni gerçekleşti.*** Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır: "Bu protokolümüzle gelecek zaman dilimlerinde tarımda, turizmde ve ticarette karşılıklı işbirliğinin de kapısı aralanmış olduk. Gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği protokolü gelecek nesiller adına da köprü olacak."]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kestel/1798/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 04 Jun 2021 13:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bursa&#39;nın şirin ilçesi Kestel&#39;de Anadolu&#39;nun ve Balkanlar&#39;ın her bölgesinden gelip buraya yerleşmiş insanlar yaşamakta. Burada 1989 göçünde Bulgaristan&#39;dan gelen Türklerin yaşadığı göçmen konutları semti da bulunuyor.</p><p>Dünkü gün Kestel ve Kosova&#39;nın Podujeva Belediyeleri arasında &quot;Kardeş Şehir Protokolü&quot; imza töreni gerçekleşti. Podujeva bölgesinde ağırlıklı olarak Arnavut Müslüman kardeşlerimiz yaşamakta.</p><p>Bulgaristan göçmeni bir ailenin ferdi olan genç ve başarılı Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır, tören esnasındaki heyecanlı konuşmasında şunları belirtti:</p><p>&quot;Belediyemiz ile görüşmelerimiz neticesinde, bugün tabiri caizse, uzun yıllar arkamızda güzel bir hizmet diye anacağımız bir fidan diktik. Aynı duyguları, aynı kültürü ve aynı geçmişi paylaşan iki halkın torunları olarak imzalamış olduğumuz protokolle bu birlikteliği devam ettireceğiz. İnşallah, bu protokolümüzle gelecek zaman dilimlerinde tarımda, turizmde ve ticarette karşılıklı işbirliğinin de kapısı aralanmış olduk. Gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği protokolü gelecek nesiller adına da köprü olacak.&quot;</p><p>Uludağ&#39;ın yeşil eteklerinde bulunan Kestel&#39;in doğa ve kültürel güzelliklerinin tanıtıldığı özel ziyaretten çok etkilenen konuk Podujeva Belediye Başkanı ve beraberinde ki heyet gösterilen dostluk ve sıcak ev sahipliği için teşekkür ettiler. Türk misafirperverliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren konuk Belediye Başkanı Shepejtim Bulliqi, &quot;Bursa&#39;ya da ilk defa geliyorum ve hakikaten kendimi ayrıcalıklı ve mutlu hissetmekteyim. Böyle güzel bir ilçede bulunmaktan, Kestel Belediye Başkanımız ve kıymetli dostlarımızla birlikte bulunmaktan gerçekten memnunum. Güzel bir adım atarak güzel bir iş birliği yaptığımıza inanıyorum. Bende en kısa zamanda Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır başta olmak üzere diğer meclis üyelerini Kosova&#39;da ağırlamak istiyorum. Bugün adımın attığımız bu iş birliğinin, inşallah, zaman içerisinde somut verilerin alınacağına inanıyoruz. Kosova ve Türkiye halkları olarak gerçekten çok büyük benzerliklerimiz ve ortak noktalarımız var&quot; dedi.</p><p>Kestel Belediye binasında gerçekleşen törenin şeref konukları arasında Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu, Bal-Göç Genel Başkanı Veli Öztürk ve Cebel Yöresi Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Op. Dr. Gürçay Cem de hazır bulundular. Tören sonrası göçmen kuruluşları liderleri, toplu halde Kestel Göçmen Konutları&#39;nda yaşayan vatandaşlarımızı ziyaret ettiler.</p><p>Ali BALKANLI</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kestel_1622803987_tYX3mK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kestel ve Kosova'nın Podujeva belediyeleri artık kardeş ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kestel_1622803987_tYX3mK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Balkanlar'ın istikrarsızlığı istenmekte]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-in-istikrarsizligi-istenmekte/1790/</link>
            <description><![CDATA[*** Eski Yugoslavya'nın dağılmasından otuz yıl sonra, Slovenya'dan "etnik bakımdan temiz" Balkanlar devletleri fikri ortaya atıldı. *** Varlığı teyit edilen ve çok sayıda AB diplomatının gördüğü iddia edilen belgede, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğünün parçalanması, Bosna Hersek'in iki etnitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) Sırbistan'a bağlanması, Hırvatların yoğunlukta olduğu kantonların Hırvatistan'a bağlanması ve Kosova'nın Arnavutluk ile birleşmesi maddeleri yer alıyor.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-in-istikrarsizligi-istenmekte/1790/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 20 Apr 2021 16:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Eski Yugoslavya&#39;nın dağılmasından otuz yıl sonra, Slovenya&#39;dan &quot;etnik bakımdan temiz&quot; Balkanlar devletleri fikri ortaya atıldı.Şimdilik bu tehlikeli yeni durumdan fazla söz edilmemiş olsa da, 1878 yılındaki Berlin Kongre&#39;si kararları sonrasında bütün Güneydoğu Avrupa&#39;nın sınırlarının yeniden biçimlenmesi akıllara gelmekte.Birkaç ay öncesi, İngilizce &quot;Batı Balkanlar - Daha ileriye&quot; başlığıyla, Slovenya Başbakanı Janez Jansa&#39;nın bazı Avrupa Birliği liderlerine gayri resmi niteliğinde bir belge sunmuştu.Slovenya devletinin derdi nedir ve neler arzulamakta?Varlığı teyit edilen ve çok sayıda AB diplomatının gördüğü iddia edilen belgede, Bosna Hersek&#39;in toprak bütünlüğünün parçalanması, Bosna Hersek&#39;in iki etnitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti&#39;nin (RS) Sırbistan&#39;a bağlanması, Hırvatların yoğunlukta olduğu kantonların Hırvatistan&#39;a bağlanması ve Kosova&#39;nın Arnavutluk ile birleşmesi maddeleri yer alıyor.Türkiye&#39;nin bölgedeki boşluktan faydalandığı iddia edilirken özellikle Bosna Hersek ve Kuzey Makedonya&#39;da son derece etkili olduğu maddesi de yer alıyor.Skandal belgede 5 ülkenin sınırları yeniden çizilirken Bosna Hersek topraklarının bir bölümü Sırbistan ve Hırvatistan&#39;a veriliyor.Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Bisera Turkovic, belge için &quot;Pandora&#39;nın kutusunun açılması ve Batı Balkanlar&#39;ın istikrarsızlığı isteniyor belli ki.&quot; değerlendirmesi yaptı.Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Hırvat Üyesi Zeljko Komsic, belgeyi &quot;trajedi&quot; diye ifade ederek &quot;Belgede gördüğüm kadarıyla Bosna Hersek diye bir ülke kalmıyor. Savaş öncesi ve hatta savaşta bize sunulan maddeler bunlar. Tüm bunların arkasında İslam karşıtlığı var.&quot; dedi.MG ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/balkanlar-in-istikrarsizligi-i_1618926982_aiPmns.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Balkanlar'ın istikrarsızlığı istenmekte ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/balkanlar-in-istikrarsizligi-i_1618926982_aiPmns.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gönlümüzü rahatlatan cevap]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/gonlumuzu-rahatlatan-cevap/1726/</link>
            <description><![CDATA[*** Aslında etnik konular çok hassas ve önemlidir, çünkü daha Yunus Emre'yle diğer bazı mutasavvıf Türk, halk ve divan şairlerinin eserlerinde "72 millet"ten söz edildiğini görmekteyiz. *** Bir sözle, söz konusu ankette Bulgaristan'da gelen Türk asıllı göçmenler Türk olarak kaydedilmiştir ve bize bu cevap yeterli sayılır. ]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/gonlumuzu-rahatlatan-cevap/1726/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 25 Dec 2020 10:10:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Birkaç gündür kendi aramızda tartıştığımız mevzuya nihayet MetroPOLL Araştırma Merkezi&#39;nden açıklama yapıldı ve bir nebze rahatlatmış olduk.</p><p>İşte cevap;</p><p><strong>&quot;Etnik köken sorusu açık uçlu olarak soruluyor ve deneklerin söylediği kaydediliyor. Balkan muhaciri Türkler Türküm diyor ve oraya kaydediliyor. Balkan kökenli olup Boşnak, Arnavut, Pomak vs. diyenlerin Balkan muhaciri olarak kaydediyoruz. Sayıları az olduğu için ayrı yazmıyoruz.</strong></p><p><strong>Aynı durum Kafkas kökenliler için de geçerli. Kendisini Çerkez, Abaza, Gürcü vs. şeklinde tanımlayanları da ayrı yazamadığımız için Kafkas göçmeni ismi altında topluyoruz.</strong></p><p><strong>Dolasıyla Balkan muhaciri isminin altında Türk bulunmadığı gibi Kafkas göçmeni ismi altında da Türk bulunmamaktadır.&quot;</strong></p><p>Halbuki, paylaşılan anket sonuçlarına ilaveten küçük bir aydınlatıcı not düşürülseydi, bizler de hemen bir pire için yorgan yakmaya kalkışmazdık.</p><p>Aslında etnik konular çok hassas ve önemlidir, çünkü daha Yunus Emre&#39;yle diğer bazı mutasavvıf Türk, halk ve divan şairlerinin eserlerinde &quot;72 millet&quot;ten söz edildiğini görmekteyiz.</p><p>Belki de şimdilerde ülkemiz çok daha fazla etnos temsilcisi barındırmakta. Nüfus sayımlarında 1965&#39;ten bu yana etnik köken sorulmadığı için bir etnik kümenin nüfusunun ne kadar olduğunun tam olarak tespiti yapılamamaktadır.</p><p>Bir sözle, söz konusu ankette Bulgaristan&#39;da gelen Türk asıllı göçmenler Türk olarak kaydedilmiştir ve bizim için bu cevap yeterli sayılır. </p><p>Arnavut Medya çalışanlarından ise hatalarını düzeltmelerini bekliyoruz. Başka türlü Arnavut kardeşlerimizle bizim dostluğumuz bakidir ve böyle kalacaktır.</p><p>Sonuçta bütün Türkiye vatandaşları Türktür...</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gonlumuzu-rahatlatan-cevap_1608881463_3glJGC.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gönlümüzü rahatlatan cevap ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gonlumuzu-rahatlatan-cevap_1608881463_3glJGC.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Azınlık, Anadilini Konuşmayı Yazmayı Size Mi Soracak? Siz Kim Oluyorsunuz Ya?]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kaynak/1722/</link>
            <description><![CDATA[*** İşinize gelince “Ellines Muslumani”, işinize gelmeyince “Ekso i Turki apo tin Thraki” diye yazıyor ve avaz avaz bağırıyorsunuz. *** Ey Yunan basını! Uyanın, hastalık seviyesinde “Türk” “Türkiye” gibi kelimelere karşı alerjiniz, takıntılarınız, psikolojik bozukluğunuz var. *** Son olarak, bu Azınlığın kimliği vardır, dili de vardır ve nasıl konuşup nasıl yazacağını size sormayacak, siz kendi derdinize bakın. ]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kaynak/1722/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 17 Dec 2020 05:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Azınlık, Anadilini Konuşmayı Yazmayı Size Mi Soracak? Siz Kim Oluyorsunuz Ya?İnsan olun! İnsana değer verin. Sanki siz gökten zembille indiniz. Yok ya...Yunanistan&#39;da Yunan basını artık hepten ipin ucunu kaçırdı ve Batı Trakya&#39;da yaşayan Türk toplumunun anadilini konuşmasına ve Türkçeyi yazıda kullanımına da takmış vaziyette.O zaman İstanbul&#39;daki Rumlar da, Arnavutluk&#39;taki Rum Azınlık da Yunanca anadilini konuşup yazmasınlar bakalım bu hoşunuza gidecek mi?Kaldı ki, Arnavutluk&#39;un içinde yaşayan Yunanlılar, Yunanistan&#39;ın milli bayramlarında Yunanistan bayrakları dalgalanıyor, köylerin girişlerinde tabelalarda Yunanca yazıyor, eeee, bu hoşunuza gidiyor da, Batı Trakya&#39;da resmi bir statüye sahip ve uluslararası ve ikili anlaşmalarla Yunanistan&#39;a emanet edilmiş Müslüman Türk Azınlık kendi değerleri ve anadili olan Türkçeyi konuşamayacak mı? Yazamayacak mı?Nedir sizin zorunuz Batı Trakya&#39;daki bu insanlarla yahu!Alıp veremediğiniz nedir? Utanın!!! Utanın!!!İşinize gelince &ldquo;Ellines Muslumani&rdquo;, işinize gelmeyince &ldquo;Ekso i Turki apo tin Thraki&rdquo; diye yazıyor ve avaz avaz bağırıyorsunuz.Yunan basını! Yok öyle papuç bırakmak!Bu Türk Azınlık Türkçe de konuşacak!Türkçe de yazacak!Yunanca da konuşacak! Yunanca da yazacak!Yaşadığı ülkeye saygı çerçevesinde, yasaları ihlal etmeden hakkıyla yaşayacak.Ne isterseniz yazın, nasıl isterseniz saldırın umurumuzda olmaz!Bunu böyle bilin!Yassıköy (İasmos) Belediye Başkanı Önder Mümin veya herhangi bir Başkan veya Türk siyasetçiyi size asla yem edip yedirmeyeceğiz!Her daim kursağınızda kalacak!Ey Yunan basını! Uyanın, hastalık seviyesinde &ldquo;Türk&rdquo; &ldquo;Türkiye&rdquo; gibi kelimelere karşı alerjiniz, takıntılarınız, psikolojik bozukluğunuz var.Yıl 2021, kime, hangi hakla anadilini yasaklamaya kalkıyorsunuz siz?Kimsiniz siz ya?Ne dilde konuşacağımıza yazacağımıza siz mi karar vereceksiniz?Hadi be, hadi ordan!!!Akıllı olun, Yunanistan denilen bu güzel ülkede değişik ırk, din ve dile sahip olan insanlara yönelik ayrıştırıcı, ötekileştirici haberler yaparak dışlayacağınıza kucaklayan haberler yapın!İşinizi doğru yapın, basın ilkelerine bağlı kalın.İnsan olun! İnsana değer verin.Sanki siz gökten zembille indiniz. Siz kendinizi ne zannediyorsunuz ya?Hepimiz aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz bu deneme dünyasında, yazık değil mi bu kin ve anlamsız nefretinizin kurbanı oluyorsunuz?Düştüğünüz duruma inanın acıyorum hem de çoooookkkk!!!!Sabahtan sonraki günün sabahına kadar &ldquo;non-stop&rdquo; Türkler ve Türkiye ile yatıp kalkıyorsunuz.Kurtulun artık, eğer kurtulamıyorsanız yardımcı olalım!Son olarak, bu Azınlığın kimliği vardır, dili de vardır ve nasıl konuşup nasıl yazacağını size sormayacak, siz kendi derdinize bakın.Ne olur bizimle uğraşmayın, bizden korkmayın!Korkulacak bir Azınlık olduğumuzu gördünüz mü ki?Ülkemiz Yunanistan&#39;a hangi kötülüğü yaptık bu güne kadar?O kadar baskılara maruz kalmamıza, haksızlıklara uğramamıza rağmen yine de ihanet etmedik bunu unutmayın. Hatırlayın, işinize geldiğinde Batı Trakya&#39;daki Azınlığı Avrupa&#39;ya ve dünyaya örnek olarak gösteriyorsunuz. İşinize gelmeyince de yerden yere vuruyorsunuz. Kendinizle çelişkili oluyorsunuz. Seçin, Batı Trakya&#39;daki Azınlıkla ilgili kendinize yalan söylemeye devam mı edeceksiniz? Veya doğruyu söyleyip rahatlayacak mısınız?Yazık, Yunanistan&#39;ı savunalım, &ldquo;eyvah elden gidiyor&rdquo; derken daha çok batırıyorsunuz haberiniz olsun&hellip;&hellip;&Theta;&rho;ά&kappa;&eta;: &Delta;ή&mu;&alpha;&rho;&chi;&omicron;&sigmaf; &pi;&alpha;&rho;&omicron;&upsilon;&sigma;&iota;ά&zeta;&epsilon;&iota; &chi;&rho;&eta;&mu;&alpha;&tau;&omicron;&delta;&omicron;&tau;ή&sigma;&epsilon;&iota;&sigmaf; &alpha;&pi;ό &tau;&omicron; &epsilon;&lambda;&lambda;&eta;&nu;&iota;&kappa;ό &kappa;&rho;ά&tau;&omicron;&sigmaf; &sigma;&tau;&alpha; &tau;&omicron;ύ&rho;&kappa;&iota;&kappa;&alpha; &Sigma;&tau;&omicron; ί&delta;&iota;&omicron; &mu;&omicron;&tau;ί&beta;&omicron;, &omicron; &delta;ή&mu;&alpha;&rho;&chi;&omicron;&sigmaf; &Iota;ά&sigma;&mu;&omicron;&upsilon; &Rho;&omicron;&delta;ό&pi;&eta;&sigmaf; &ndash; &Epsilon;ί&nu;&alpha;&iota; &omicron; ί&delta;&iota;&omicron;&sigmaf; &pi;&omicron;&upsilon; έ&lambda;&epsilon;&gamma;&epsilon; ό&tau;&iota; &omicron; &Delta;ή&mu;&omicron;&sigmaf; &tau;&omicron;&upsilon; &laquo;&theta;&alpha; &alpha;&gamma;&kappa;&alpha;&lambda;&iota;ά&sigma;&epsilon;&iota; &tau;&eta; &mu;&eta;&tau;έ&rho;&alpha; &pi;&alpha;&tau;&rho;ί&delta;&alpha;&raquo; &Delta;ή&mu;&alpha;&rho;&chi;&omicron;&sigmaf; &epsilon;&lambda;&lambda;&eta;&nu;&iota;&kappa;&omicron;ύ &delta;ή&mu;&omicron;&upsilon;, &pi;&rho;&omicron;&beta;ά&lambda;&lambda;&epsilon;&iota; &sigma;&tau;&alpha; social media &sigma;&eta;&mu;&alpha;&nu;&tau;&iota;&kappa;ή &chi;&rho;&eta;&mu;&alpha;&tau;&omicron;&delta;ό&tau;&eta;&sigma;ή &pi;&omicron;&upsilon; &epsilon;&xi;&alpha;&sigma;&phi;ά&lambda;&iota;&sigma;&epsilon; &alpha;&pi;ό &tau;&omicron; &upsilon;&pi;&omicron;&upsilon;&rho;&gamma;&epsilon;ί&omicron; &Pi;&epsilon;&rho;&iota;&beta;ά&lambda;&lambda;&omicron;&nu;&tau;&omicron;&sigmaf; &kappa;&alpha;&iota; &Epsilon;&nu;έ&rho;&gamma;&epsilon;&iota;&alpha;&sigmaf;, &sigma;&tau;&eta;&nu; &tau;&omicron;&upsilon;&rho;&kappa;&iota;&kappa;ή &gamma;&lambda;ώ&sigma;&sigma;&alpha;! &Omicron; &lambda;ό&gamma;&omicron;&sigmaf; &gamma;&iota;&alpha; &tau;&omicron;&nu; &delta;ή&mu;&alpha;&rho;&chi;&omicron; &Iota;ά&sigma;&mu;&omicron;&upsilon; &Rho;&omicron;&delta;ό&pi;&eta;&sigmaf; &Omicron;&nu;&tau;έ&rho; &Mu;&omicron;&upsilon;&mu;ί&nu;, o &omicron;&pi;&omicron;ί&omicron;&sigmaf; &chi;&rho;&eta;&sigma;&iota;&mu;&omicron;&pi;&omicron;&iota;&epsilon;ί &tau;&eta;&nu; &tau;&omicron;&upsilon;&rho;&kappa;&iota;&kappa;ή &gamma;&lambda;ώ&sigma;&sigma;&alpha; &sigma;&tau;&alpha; &kappa;&omicron;&iota;&nu;&omega;&nu;&iota;&kappa;ά &delta;ί&kappa;&tau;&upsilon;&alpha;, &sigma;&epsilon; &mu;&iota;&alpha; &pi;&rho;&omicron;&sigma;&pi;ά&theta;&epsilon;&iota;&alpha; &epsilon;&pi;&iota;&beta;&omicron;&lambda;ή&sigmaf; &tau;&eta;&sigmaf; &sigma;&tau;&eta; &delta;&eta;&mu;ό&sigma;&iota;&alpha; &delta;&iota;&omicron;ί&kappa;&eta;&sigma;&eta;, &pi;&alpha;&rho;ά&lambda;&lambda;&eta;&lambda;&alpha; &mu;&epsilon; &tau;&eta;&nu; &epsilon;&lambda;&lambda;&eta;&nu;&iota;&kappa;ή. &Omicron; ί&delta;&iota;&omicron;&sigmaf; &mu;ά&lambda;&iota;&sigma;&tau;&alpha; &pi;&rho;&omicron;&beta;ά&lambda;&lambda;&epsilon;&tau;&alpha;&iota; &kappa;&alpha;&iota; &omega;&sigmaf; Yassıköy Belediye Başkanı. &Delta;&eta;&lambda;&alpha;&delta;ή &delta;ή&mu;&alpha;&rho;&chi;&omicron;&sigmaf; &tau;&omicron;&upsilon; &Iota;ά&sigma;&mu;&omicron;&upsilon; (Yassıköy) &sigma;&tau;&alpha; &tau;&omicron;&upsilon;&rho;&kappa;&iota;&kappa;ά. &Pi;&rho;ό&sigma;&phi;&alpha;&tau;&alpha; &omicron; &delta;ή&mu;&omicron;&sigmaf; &Iota;ά&sigma;&mu;&omicron;&upsilon;, &epsilon;&nu;&tau;ά&chi;&theta;&eta;&kappa;&epsilon; &sigma;&tau;&omicron; &pi;&rho;ό&gamma;&rho;&alpha;&mu;&mu;&alpha; &laquo;&Alpha;&sigma;&tau;&iota;&kappa;ή &Alpha;&nu;&alpha;&zeta;&omega;&omicron;&gamma;ό&nu;&eta;&sigma;&eta;&raquo; &tau;&omicron;&upsilon; &Pi;&rho;ά&sigma;&iota;&nu;&omicron;&upsilon; &Tau;&alpha;&mu;&epsilon;ί&omicron;&upsilon; &ndash; &pi;&omicron;&upsilon; &upsilon;&lambda;&omicron;&pi;&omicron;&iota;&epsilon;ί &tau;&omicron; &upsilon;&pi;&omicron;&upsilon;&rho;&gamma;&epsilon;ί&omicron; &Pi;&epsilon;&rho;&iota;&beta;ά&lambda;&lambda;&omicron;&nu;&tau;&omicron;&sigmaf; &kappa;&alpha;&iota; &Epsilon;&nu;έ&rho;&gamma;&epsilon;&iota;&alpha;&sigmaf;- &epsilon;&xi;&alpha;&sigma;&phi;&alpha;&lambda;ί&zeta;&omicron;&nu;&tau;&alpha;&sigmaf; 170.000 &epsilon;&upsilon;&rho;ώ &gamma;&iota;&alpha; &tau;&eta;&nu; &pi;&rho;&omicron;&mu;ή&theta;&epsilon;&iota;&alpha; 10 &eta;&mu;&iota;&upsilon;&pi;ό&gamma;&epsilon;&iota;&omega;&nu; &kappa;ά&delta;&omega;&nu; &alpha;&pi;&omicron;&rho;&rho;&iota;&mu;&mu;ά&tau;&omega;&nu; &kappa;&alpha;&iota; &alpha;&nu;&alpha;&kappa;&upsilon;&kappa;&lambda;ώ&sigma;&iota;&mu;&omega;&nu; &upsilon;&lambda;&iota;&kappa;ώ&nu;.Fotograflar: Arnavutluk&#39;taki Yunanlıların yaşadığı bölgede Kuzey Epir&#39;den.Yorum sizin! Ancak Batı Trakya&#39;da aynısını yapmaya kalsak eyvah!Kıyamet kopar! basın olarak topa tutarsınız&hellip;..Birlikgazetesi ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kaynak_1608172565_2BXAIg.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Azınlık, Anadilini Konuşmayı Yazmayı Size Mi Soracak? Siz Kim Oluyorsunuz Ya? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kaynak_1608172565_2BXAIg.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı; Sınır kapıları 1 Haziran'da açılabilir]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/cumhurbaskanligi-yardimciligi-sinir-kapilari-1-haziranda-acilabilir/1501/</link>
            <description><![CDATA[*** Bulgaristan ve Yunanistan özelinde ise ülkelerdeki salgının seyrine göre, bu tarihin 1 Haziran 2020’ye çekilebilmesi söz konusudur.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/cumhurbaskanligi-yardimciligi-sinir-kapilari-1-haziranda-acilabilir/1501/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 12 May 2020 18:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Yardımcılığı tarafından yayınlanan normalleşme planına göre, salgının kontrol altına alındığı ülkeler ile yolcu giriş-çıkışlarının 15 Haziran 2020 Yılı itibari ile yapılması öngörülmektedir.Bulgaristan ve Yunanistan özelinde ise ülkelerdeki salgının seyrine göre, bu tarihin 1 Haziran 2020&#39;ye çekilebilmesi söz konusudur.Ferhat ERSOY ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cumhurbaskanligi-yardimciligi-sinir-kapilari-1-haziranda-acilabilir-59mt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı; Sınır kapıları 1 Haziran'da açılabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cumhurbaskanligi-yardimciligi-sinir-kapilari-1-haziranda-acilabilir-59mt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bulgaristan ile mükemmel bir güvenlik işbirliğimiz ve dayanışmamız var.]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bulgaristan-ile-mukemmel-bir-guvenlik-isbirligimiz-ve-dayanismamiz-var/1374/</link>
            <description><![CDATA[*** " Bulgaristan'ın bu konuda sağduyulu bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Erdoğan, "Karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde Bulgaristan ile mükemmel olarak nitelendireceğim bir güvenlik işbirliğimiz ve dayanışmamız var. Bu işbirliği ve dayanışma anlayışının bütün Avrupa Birliği ülkeleri için örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlayışı benimseyen bütün ülkelerle Türkiye'nin de parçası olduğu Avrupa coğrafyasının tamamını ilgilendiren bu hassas süreçte işbirliğine hazırız."]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bulgaristan-ile-mukemmel-bir-guvenlik-isbirligimiz-ve-dayanismamiz-var/1374/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2020 13:00:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki görüşmeleri ve katıldıkları çalışma yemeği sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi. Borisov&#39;u Ankara&#39;da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden ve en son TürkAkım Açılış Töreni vesilesiyle İstanbul&#39;da bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, &quot;İlişkilerimizdeki olumlu ivmeyi inşallah bu sene Sofya&#39;da gerçekleştireceğimiz, büyük ihtimalle mayıs ayı son haftasında 2. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısıyla sürdüreceğiz.&quot; ifadesini kullandı. Görüşmelerinin ana gündem maddesini Suriye&#39;de yaşanan gelişmelerin oluşturduğunu söyleyen Erdoğan, &quot;Rejimin İdlib&#39;e yönelik saldırganlığının durdurulması yönünde atılabilecek adımları ele aldık. Bu kapsamda verdiğimiz mücadelede şehit düşen evlatlarımızın ailelerine bir kez daha şahsım ve milletim adına başsağlığı diliyorum. Gösterdiği dayanışma için Başbakan Borisov&#39;a teşekkür ediyorum.&quot; dedi.H&acirc;lihazırda İdlib&#39;de 1,5 milyon insanın evlerini terk ettiğini ve Türkiye&#39;nin sınırlarına dayanmış bir vaziyette beklediğini dile getiren Erdoğan, &quot;Görüşmelerimizde maalesef Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük bir çoğunluğunun bu konudaki duyarsızlığını da dile getirmek durumunda kaldım. 4 milyondan fazla sığınmacıya 9 yıldır ev sahipliği yapan Türkiye&#39;nin durumunu maalesef Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve tüm dünya hala anlamış değil.&quot; diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce &quot;Eğer adil bir yük paylaşımına Avrupa Birliği bizimle beraber destek vermezse kapıları açmak durumunda kalırız&quot; dediğini hatırlatarak, &quot;Türkiye ile Avrupa Birliği arasında varılan uzlaşı çerçevesinde 18 Mart 2016 tarihinde yayınladığımız bildiride yer alan taahhütlerimizi şimdiye kadar harfiyen yerine getirdik. Bu kapsamda adil yük ve sorumluluk paylaşımı beklentilerimiz ise ne yazık ki cevapsız kaldı. Avrupa Birliği ise 18 Mart Bildirisinin gereklerini tam olarak yerine getirmemiştir. Avrupa Birliği bugün de çifte standart uygulamaktadır. Bakınız hala Avrupa Birliği üyesi ülkelerin önde gelenleri bizim sınırlara şu anda yürüyen mültecilerle ilgili Türkiye&#39;nin burada yanlış yaptığını söyleyecek kadar çifte standart uyguluyorlar. Hani adil yük ve sorumluluk paylaşımı, bu yükü biz mi kaldıracağız?&quot; ifadesini kullandı. Türkiye&#39;nin 40 milyar doları aşkın bir harcama yaptığını hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: &quot;Söz verdiniz 1 yıl içerisinde 6 milyar avro Türkiye&#39;ye verecektiniz, onu da bize değil, milli bütçeye değil, STK&#39;lara vereceklerdi. Peki bunu verdiler mi? Hayır. Bu ara görüşüyoruz &#39;Size 1 milyar avro göndereceğiz.&#39; diyorlar. Kimi aldatıyorsunuz? Ben bu akşam Sayın Başbakana da söyledim, biz artık bu parayı da istemiyoruz dedim. 40 milyar doları harcayan Türkiye Cumhuriyeti onların vereceği parayı da bulur, üretir ve harcar. Türkiye&#39;nin onuruyla oynamaya kimsenin hak ve yetkisi yoktur. Avrupa Birliği hala çifte standart uygulamaya devam ediyor. Türkiye&#39;nin güvenlik kaygılarını görmezden gelirken Yunanistan&#39;ın 1951 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#39;nin hilafına aldığı ölümlere dahi yol açan tedbirleri desteklemektedir.&quot;Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye&#39;nin kendisinden koruma isteyen kişilere uluslararası koruma sağlamaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: &quot;Sığınmacılar, mülteciler bulundukları ülkeleri terk etmekte ve gidecekleri yeri seçmekte özgürdürler. Bu lokal bir hukuktan bahsetmiyorum, uluslararası hukuka göre bu kişilerin zorla bir ülkede tutulması mümkün değildir. Bu kişiler kendi özgür iradeleriyle ülkemizden ayrılmaktadır. Yunanistan gibi tüm ülkelerin uluslararası yükümlülüklerine riayet ederek sınırlarına ulaşan göçmenlerin, sığınmacıların başvurularını milliyetine bakmadan alıp inceleme ve gerekli korumayı sağlama zorunluluğu bulunmaktadır. Nitekim bugün Yunan askerleri 2 tane mülteciyi öldürdü, 1 tane de ağır yaralı var. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel de yarın Türkiye-Yunanistan sınırını ziyaret edeceğini açıkladı. Herhalde mültecilerin Yunan sınırında kaldığı insanlık dışı muameleleri görecektir. Yunanistan sahil güvenlik yetkililerinin Ege&#39;de yaptıklarını da izlemesini tavsiye ediyorum.&quot; Bulgaristan&#39;ın bu konuda sağduyulu bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Erdoğan, &quot;Karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde Bulgaristan ile mükemmel olarak nitelendireceğim bir güvenlik işbirliğimiz ve dayanışmamız var. Bu işbirliği ve dayanışma anlayışının bütün Avrupa Birliği ülkeleri için örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlayışı benimseyen bütün ülkelerle Türkiye&#39;nin de parçası olduğu Avrupa coğrafyasının tamamını ilgilendiren bu hassas süreçte işbirliğine hazırız.&quot; dedi.Borisov ve heyetine ziyaretinden ötürü teşekkürlerini ileten Erdoğan, Bulgar Milli Günü&#39;nü tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Borisov&#39;un konuşmasının ardından şunları söyledi: &quot;Özellikle şunu söylemem lazım; ülkemizden çıkmakta olan bu mülteciler her şeyden önce aylardır konuştuğumuz adil, hakça paylaşım konusundaki sürecin bir tezahürüdür. Eğer bugün 100 binler kapıları zorluyorsa bunun bir sebebi var. Avrupa Birliği maalesef sözünde burada da durmadı. Hele hele Yunan askerinin bugün 2 kişiyi öldürmesi, 1 kişinin de ağır yaralanması özellikle bu süreci olumsuz etkilemiştir. Bunların uluslararası göç hukukuna da saygıları yok. Nasıl olsa Türkiye 9 yıldır bütün bu göçmenleri baktı, besledi, barındırdı. Herhalde diyorlar ki &#39;Bir 19 sene daha bakar&#39;, kusura bakmasınlar artık böyle bir süreç yok.&quot; ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bulgaristan-ile-mukemmel-bir-guvenlik-isbirligimiz-ve-dayanismamiz-var.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bulgaristan ile mükemmel bir güvenlik işbirliğimiz ve dayanışmamız var. ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bulgaristan-ile-mukemmel-bir-guvenlik-isbirligimiz-ve-dayanismamiz-var.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aferin sana, Boyko!]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/aferin-sana-boyko/1365/</link>
            <description><![CDATA[*** Bunun karşısında, Boyko Borisov dik bir duruş sergileyerek, Mitsotakis'e; 
"Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili ilişkiler en yakın zamanda normale dönmeli. Kavga ve kargaşalardan uzak durmalıyız, aramızdaki komşuluk ilişkilerini adeta yüceltmeliyiz."diyerek haddini bildirdi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/aferin-sana-boyko/1365/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 02 Mar 2020 13:16:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov&#39;un gerçekleştirdiği Yunanistan ziyareti esnasında, Başbakan Mitsotakis, bunu fırsat bilip kapı komşusu Türkiye&#39;ye karşı zehir zemberek sözler sarfetti.Bunun karşısında, Boyko Borisov dik bir duruş sergileyerek, Mitsotakis&#39;e;&quot;Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili ilişkiler en yakın zamanda normale dönmeli. Kavga ve kargaşalardan uzak durmalıyız, aramızdaki komşuluk ilişkilerini adeta yüceltmeliyiz.&quot;diyerek haddini bildirdi.Aysel MERT ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/aferin-sana-boyko.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aferin sana, Boyko! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/aferin-sana-boyko.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Balkanlar sil baştan]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-sil-bastan/1218/</link>
            <description><![CDATA[***Coğrafi konumundan dolayı dünyanın en stratejik bölgelerinden. Ülkemiz açısından da bakıldığında gelişmiş dünyaya, medeniyete, çağdaşlığa açılan kapı. Ancak bugüne kadar bizim oralarla ilgili kalıcı, esaslı ve uzun vadeli geliştirilmiş politikalarımız olmadı. *** Kardeş belediyeler konusunda alınan son kararlarla ilgili neden yazmadığımızı veya yorum yapmadığımızı soruyorlar. Bu konular göründüğünden çok daha derin ve kapsamlı da ondan.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-sil-bastan/1218/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 07 Dec 2019 18:54:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Son haftalarda Balkanlar camiası sıkça gündemi meşgul etti. Bulgaristan&#39;da yapılan yerel seçimler, Naim&#39;in etkileyici biyografik filmi, camiamıza yönelik art niyetsiz de olsa söylenen rencide edici sözler ve en son da ülkemizdeki bazı belediyelerin Bulgaristan&#39;daki bazı belediyeler ile yapılan kardeş belediye protokollerini uygun bulmaması...   Balkanlar&#39;ın önemini anlatmaya gerek yok. Coğrafi konumundan dolayı dünyanın en stratejik bölgelerinden. Ülkemiz açısından da bakıldığında gelişmiş dünyaya, medeniyete, çağdaşlığa açılan kapı. Ancak bugüne kadar bizim oralarla ilgili kalıcı, esaslı ve uzun vadeli geliştirilmiş politikalarımız olmadı. Hep ortaya çıkan duruma göre eylem planları yürürlüğe sokuldu. Gelişmelere göre pozisyon alınma gayretleri içine girildi. Oysa soydaş nüfusumuz nezdinde ne denli stratejik bir gücümüzün olduğunu tam olarak idrak edip buna göre politikalar geliştiremedik. Bu soydaş nüfusumuz sayesinde oyun kurucuların arasında daha etkin rol alıp, daha fazla söz sahibi olabileceğimiz gerçeği yeterince önemsenmediği yaşanan gelişmelerden fazlasıyla belli.   Tüm Balkanlar coğrafyasında soydaşlarımız, kendi aralarında parçalanmış durumda ve bu durum tam da bizim varlığımızın o bölgelerden silinmesini isteyen odaklarını istediği durum. Öteden beri, Osmanlı&#39;nın oralardan ayrılmasından bugüne, bu odaklar bizi asimile ederek veya göçe zorlayarak, oralardaki varlığımızı yok etmek için her türlü mekanizmaları denediler, denemeye devam ediyorlar ve bu gayretlerinde bizlerden kişiler veya örgütler kullandıkları da bilinen bir sır. Ancak burada olumlu gelişmeler de söz konusu. Günümüz dünyasında Balkanlar&#39;ın giderek daha da artan önemine paralel, ülkemizin de kendi çıkarları doğrultusunda attığı adımlar söz konusu.   İki yıl önce yazmıştık; Balkanlar&#39;a yönelik esaslı ve uzun vadeli politikalar geliştirilme kararı gereği bu yönde adımlar atıldığını ve ileride oralarda çalışma ve işbirliği içine girilecek kişi ve kurumsal yapıların envanteri çıkarıldığını. Bugüne kadar oralarda güya bizim çıkarlarımıza değişik kurslar, kültürel faaliyetler göstererek sözde hizmet eden ve bundan dolayı buradan yardım ve destek alanların birçoğu aynı zamanda bizim oralardaki varlığımızı yok etmek için uğraşan odaklara hizmet ettikleri de tespit edilmiş durumda. İleriki dönemde bunların tasfiye edildiğini ve belirlenen kişi ve kuruluşlarla çalışıldığını hep beraber göreceğiz. İkili oynayan bu kişiler devre dışı kalacaklarını anlamış olacaklar ki, gerçek anlamda soydaşımızın çıkarlarına hizmet edenlere karşı her türlü saldırı, iftira ve yalana başvurmaya başladılar ama bu çırpınışlar boşuna. Artık herkes kimin kim olduğunu, kimlere hizmet ettiklerini öğrendi. Bunların kuyruk acısı bundan. Onları deşifre edenlere iftira atmaları ve karalamaya çalışmaları bundandır.   Arkadaşlarımız, kardeş belediyeler konusunda alınan son kararlarla ilgili neden yazmadığımızı veya yorum yapmadığımızı soruyor. Bu konular göründüğünden çok daha derin ve kapsamlı da ondan. Bahsettiğimiz bu odaklar buradan bazı yetkilileri de kendilerine çekmeyi başarmışlar ve bunlar da o odaklar lehine lobi faaliyetlerine devam ediyorlar. Kardeş belediyeler konusunun dışında başka olaylar da yaşanacak. O zaman ayrıntılı olarak gelişmelerin perde arkasını yazarız. Şimdilik sadece şunu belirtelim ki, belediyeler olayı Balkanlar&#39;la ilgili gidilen yeniden yapılanmanın sadece küçük bir yansımasıdır. Aysbergin sadece görünen kısmıdır.Dr. Gürçay CEM ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/balkanlar-sil-bastan.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Balkanlar sil baştan ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/balkanlar-sil-bastan.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Biz Türklüğümüzü unutmadık, siz de unutmayın!]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/biz-turklugumuzu-unutmadik-siz-de-unutmayin/1130/</link>
            <description><![CDATA[Bizi bizden başka kim anlayabilir ki? Çanakkale’de de anlayamadılar zaten. Çanakkale savaşında Balkan şehirlerinden gelip savaşanlar da vardı elbette, şehitlikte bütün bu şehirlerin adını görebilirsiniz. Sadece Balkanlardan mı? Kerkük’ten, Halep’ten, Filistin’den ve daha nice yerlerden. Bugünkü Barış Pınar Harekâtında bütün bu şehirlerin vefası var, özgürlüğü var, duası var. Bütün bu şehirlerin baş belası olan teröre topyekûn dur deme ruhu var. Aslan yattığı yerden kalkmıştır artık. Ve o aslan Türkiye’dir. İnsanlık için ayağa kalkmıştır, barış için, bağımsızlık için. Bunu anlamayanlar “savaşa hayır” diyerek manipüle etmeye çalışsa onların bu sözlerine inanan çok az insan kaldı. Bu bir savaş değil, bu terörle mücadeledir; aksini söyleyen vatan hainidir!]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/biz-turklugumuzu-unutmadik-siz-de-unutmayin/1130/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 14 Oct 2019 23:11:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Her ordunun bir kalkana ihtiyacı vardır. Diyeceksiniz ki &ldquo;kılıç kalkan çok gerilerde kaldı&rdquo;, haklısınız, şimdi kimse mertçe savaşmıyor; düşman karşına çıkmıyor, arkandan iş çeviriyor şimdi. Ama görünmeyen bir kalkandan bahsediyorum ben: Dua ordusundan!</p><p>Bizi bizden başka kim anlayabilir ki? Çanakkale&#39;de de anlayamadılar zaten. Çanakkale savaşında Balkan şehirlerinden gelip savaşanlar da vardı elbette, şehitlikte bütün bu şehirlerin adını görebilirsiniz. Sadece Balkanlardan mı? Kerkük&#39;ten, Halep&#39;ten, Filistin&#39;den ve daha nice yerlerden. Bugünkü Barış Pınar Harek&acirc;tında bütün bu şehirlerin vefası var, özgürlüğü var, duası var. Bütün bu şehirlerin baş belası olan teröre topyek&ucirc;n dur deme ruhu var. Aslan yattığı yerden kalkmıştır artık. Ve o aslan Türkiye&#39;dir. İnsanlık için ayağa kalkmıştır, barış için, bağımsızlık için. Bunu anlamayanlar &ldquo;savaşa hayır&rdquo; diyerek manipüle etmeye çalışsa onların bu sözlerine inanan çok az insan kaldı. Bu bir savaş değil, bu terörle mücadeledir; aksini söyleyen vatan hainidir!</p><p>O terör ki yüzlerce çocuğu yetim bıraktı senelerce, o terör ki kardeşi kardeşe düşman etti yıllarca, o terör ki çocukları vurdu, okulları vurdu, doktorları vurdu, o terör ki kadın demedi, yaşlı demedi, vurdu ve kaçtı yuvasına. Ardında gözü yaşlı analar bıraktı, boynu bükük yetim çocuklar bıraktı, yıkılmış okullar bıraktı, gerçekleşmeyi bekleyen hayallere kurşun sıktı. Güçlenmek isteyen, kimseyle sorunu olmayan bir ülkenin gelişmesine mani olmaya çalıştı. Her şeye rağmen Türkiye ayakta durdu, gücü de kuvveti de hep diri kaldı. Bütün güzelliklere kurşun sıkanlara, vurup kaçanlara, yuvalarında beslenmeye devam edenlere bir cevaptır Barış Pınar Harekatı Operasyonu.</p><p>Kardeşlerim, biz misak-ı milli sınırları dışında kalmış Türklerin umudu sizsiniz. O öyle bir vatan ki 81 ilden ibaret sanırlar, nüfusu 80 milyon sanırlar ama yanılıyorlar. Siz aslında gerçeği biliyorsunuz, biliyorsunuz ki kocaman bir coğrafyada kardeşleriniz var, sizin için dua eden analar var her yerde, yüreği sizinle çarpan, sizi her şekilde korumaya çalışan kardeşleriniz var.</p><p>Başka hangi ülkenin böyle bir gücü var? Bilmem kaç tankı, şu kadar askeri, son model uçaksavarları, jetleri, istatistikleri vesaireleri&hellip; Hepsini geçtim, kaç ülkenin dua ordusu var, hangi ülke için o ülkenin sınırları içinde olmayan şehirlerden gözyaşı döken kardeşleri var?</p><p>Üsküp&#39;te, Kalkandelen&#39;de, Gostivar&#39;da, Kırçova&#39;da, Ohri&#39;de, Resne&#39;de, Doğu Makedonya&#39;nın Yörük köylerinde sizinle uyuyup sizinle uyanan ne kadar çok yüreği dağlanmış insanlar var bilir misiniz? Her gece yatmadan önce, Allah&#39;ım sen Türkiye&#39;yi koru diyen ne kadar masum çocuk var bu dünyada biliyor musunuz? Onlar ki melekler zaten, dualarından şüphe mi olunur?</p><p>Kosova&#39;da, Prizren&#39;de, Priştine&#39;de, Sancak&#39;ta, Srebrenitsa&#39;da, Potoçari&#39;de, Saraybosna&#39;da ve daha nice şehirlerde. En zor günlerinde yanında olduklarınız, ekmeği bölüştükleriniz, gözyaşı döktükleriniz bugün sizinle. Kerkük&#39;teki analar, Gazze&#39;deki çocuklar, Karabağ&#39;dan Arakan&#39;a, Allahuekber Dağlarından Balkanlar&#39;a yüreği yanık tüm insanların dualarındasınız. Ancak, duyduk ki vatan sınırları içinde bu insanlık ve barış mücadeleniz için bırakın bir dua etmeyi, karşı gelenler de varmış. Onlara da söyleyecek birkaç sözümüz var elbette ama en kısası makuldür: Sevmiyorsan terk et!</p><p>Bizler yıllar önce ayrı kaldık sizden, yine de bu bizim sizden farklı olduğumuz anlamına gelmez; sınırlar çizilir ama et tırnaktan ayrılmaz. Balkan harplerinde yaşananları unutabilir miyiz biz, Batı&#39;nın oyunlarını, bizleri nasıl böldüklerini unutabilir miyiz? Siz de bunu unutmayın, hatırlayın: Tam yüz yıl öncesini hatırlayın, önce komşu ülkeleri karıştırmışlardı, sonra onları silahlandırdılar, çeteler kurdurdular, onları beslediler ve ellerini hiç kirletmeden onların üzerinden istedikleri oyunları oynadılar. Biraz daha geriye gideyim yine; Osmanlı&#39;nın son dönemlerinde bu gibi çetelerle güçlü biçimde mücadele edilseydi, onlar yok edilebilseydi durum belki daha farklı olurdu. Yaptılar da ne oldu, yüz yıldır türlü savaşların içine sürüklediler bizleri, ayağa kalkamadık artık, böldüler, her ne kadar özgürüz, demokratız desek de laf hepsi. Bizim adımıza buralarda biz karar veriyoruz zannediyoruz. Komşu ülkelerle aynı masaya oturup konuşabilmek için AB&#39;den arabulucular getirtiyoruz. O çetelere ne oldu biliyor musunuz, &ldquo;diğerleri&rdquo; hedeflerine ulaştıktan sonra birbirlerini vurdular, son pişmanlık çare etmedi yani. Kullanıp atıldılar bir kenara. Bu da bir kenarda dursun.</p><p>Kardeşlerim, haklı mücadelenizde sabırlı olun, bizler şehitlerimizin ölmediğine inanırız, onlar Çanakkale&#39;de şehit olan kardeşlerimizle aynı mek&acirc;ndalar. Zamanın ve mek&acirc;nın önemi yoktur bu saatten sonra. İnsanlık için, barış için kenetlenelim, elimizden bir şey gelmiyorsa bile bu haklı mücadelede vatana sahip çıkıp en güçlü kalkan olan dualarımızda, &acirc;minlerde, Fatiha&#39;larda buluşalım.</p><p>Biz yüz yıl önce vatansız kaldık, bayraklarımızı yüreğimize gömdük. Kalelerimiz evimiz oldu, Allah&#39;a hep dua ettik ama kendimiz için değil; bütün acılarımız ve hasretliğimiz bir kenara, sizler için dua ettik. Orada bir yerde bir devlet var dedik, kilometrelerce uzakta, o vatan sağ olsun, o vatan güçlü olsun, eğer oraya bir şey olursa işte o zaman bizler de burada kalamayız. Emanet bıraktıklarınız için buradayız bizler, yetim kalmasın bütün bu minareler diye buradayız biz. Sanki bir anne giderken bizi tembihlemiş gibi, &ldquo;sakın bu evi terk etme&rdquo; demiş gibi, kapıyı hiçbir yabancıya açmadık. Buralara geldiğinizde &ldquo;Türkçeyi nereden öğrendiniz&rdquo; demeyin diye biz kapılarımızı hiçbir yabancıya açmadık. Yine de sordunuz bazen o soruyu &ldquo;hiç unutmadık ki&rdquo; dedik, &ldquo;biz kardeşiz zaten&rdquo; diye de ekledik. Bir fırtına koptu ayrı kaldık, o kadar. Ama düşmedik ki acısın. Dert etmeyin düşmeyiz kolay kolay.</p><p>Bizler Türk bayrağının dalgalandığı o vatana geldiğimizde, bazen o bayrağı taşıyan kurumlarda olur da şımarırız, ilgi ve sevgi isteriz bazen. İnanın bu yüz yılın hasretliğindendir, bunu çok görmeyin. Bu hasretlik öyle derin ki dikenli tellerle çevrilmiş hep. Acıyan yerlerimiz sadece ve sadece hasretliğimiz, acıyan yerlerimiz sizin gözyaşı döktüğünüz nedenleriniz. İşte sizler de kapılarınızı koruyorsunuz şimdi, biliyoruz derdiniz büyük, büyük başın derdi büyük olur elbette. Allah Türk askerini korusun, korusun ki hiçbir çocuk, hiçbir anne ağlamasın artık. Allah güç kuvvet versin, versin ki barış gelsin, çiçek açsın, bayraklar kana bulanmasın, bölünmesin ülkeler, Allah yar ve yardımcınız olsun. Ertuğrul Gazi ne demişti hatırlayalım: &ldquo;Bir nefesine bile hükmedemediğimiz bu dünya için boyun mu bükeceğiz.&rdquo; Eğilip bükülmek yok, bu mücadele milli bir savunmadır artık, uzatılan sadece bir zeytin dalıdır.</p><p>Biz seni candan öte de sevdik be Türkiye&hellip;</p><p>Leyla Şerif EMİN</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_64320478.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Biz Türklüğümüzü unutmadık, siz de unutmayın! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_64320478.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Siyasette Balkanlar'ı dışlamak]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/siyasette-balkanlar-i-dislamak/1120/</link>
            <description><![CDATA[* Bu ülkede Balkan göçmenleri oldukça kalabalık ama hepsi birlikte hareket ediyor mu? Masaya hep birlikte yumruklarını vurabiliyorlar mı? Bir birlerini destekliyorlar mı? Bunlar önemli.
* Türkiye’deki Balkan göçmenlerinin yaklaşık toplam sayısı 18 Milyon dolaylarındadır. Bu sayıyı sizlerin de kabul etmesi için Türkiye göç tarihine bakmanızı öneririm. 
* Balkan – Rumeli insanı bu ülkenin çimentosudur. Onlarsız bir siyaset yapılamaz. Her şeyden önce ülke genelinde demokratik temsil dengesini bozarsınız. Yerel yönetimlerde, parlamentoda, kabinede, bürokraside bu denge şarttır.
*  Yaklaşık 1,8 milyon Balkan göçmeninin yaşadığı İzmir’de, “Bizden sağcı da çıkar solcu da ama vatan haini asla” temel mantığı ile bir “Balkan – Anadolu” partisi kurulma fikri ortaya atıldı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/siyasette-balkanlar-i-dislamak/1120/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 01 Oct 2019 22:17:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Siyasette nüfus yani kalabalık olmak önemlidir. Zira ne kadar kalabalıksanız o kadar oy kazanabilirsiniz. Ancak diğer taraftan da kemiyet ve keyfiyet denilen iki önemli ayırım vardır. Yani nüfusunuz çok kalabalık olsa da sonuç getirmeyen boş bir kalabalıktır ya da az kişi ile büyük davaları başarabilirsiniz. Bunu söylerken kimse üzerine alınmasın herkesi tenzih ederim.Üstat Necip Fazıl Kısakürek&#39;in güzel Şiir&#39;lerinden birinde şöyle der: &quot;Cenazemde olmasın çelengim top arabam. Tabutumu taşısın dört tam inanmış adam. &ldquo; Hakikaten de 4 inanmış adam bazen 4 milyar insanın karşılığı olur. Ancak futbolda da güzel bir söz vardır: &ldquo;Hatice&#39;ye değil neticeye bakalım&rdquo; Yani sonuçta aldığınız oy miktarı önemlidir ve o sizi iktidar yapar, nokta.Bu ülkede Balkan göçmenleri oldukça kalabalık ama hepsi birlikte hareket ediyor mu? Masaya hep birlikte yumruklarını vurabiliyorlar mı? Bir birlerini destekliyorlar mı? Bunlar önemli.Milliyetçilik yapmak için değil. Ama kantitatif konuşabilmek için sayıları ortaya koymanız önemlidir. Daha önceki yazılarımda pek çok kez yazdım. Türkiye&#39;deki Balkan göçmenlerinin yaklaşık toplam sayısı 18 Milyon dolaylarındadır. Bu sayıyı sizlerin de kabul etmesi için Türkiye göç tarihine bakmanızı öneririm. Ben 28 Ekim 1927 yılındaki nüfus sayımı sonuçlarına ulaşabildim. O tarihte 13 milyon 600 Bin kadar bir nüfusumuz olduğu görülüyor. Peki, ama bu 14 milyon insan bugüne gelindiğinde nasıl 80 milyon oldular? Aniden mi?Türkiye&#39;ye Balkan göçlerinin tarihi kronolojisiTürkiye&#39;ye Balkan göçlerine baktığınızda, 1912 Balkan savaşları sonrasındaki göçler, 1924 Mübadele göçü, 1956 Yugoslavya göçü, 1989 Bulgaristan göçü dikkat çekiyor. Tabi bunların öncesinde, arasında ve sonrasında da çeşitli göçler yaşanmış. Bu göçler ağırlıklı Trakya, Ege ve Marmara bölgelerine olmuş. Edirne, Çanakkale, Lüleburgaz, İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, İzmir, Manisa, Denizli gibi illerimiz bu göçlerin merkezleri olmuş. O yüzden örneğin İzmir&#39;in nüfusunun (Buca, Gaziemir, Çeşme, Dikili, Bergama, Bornova, Karşıyaka) neredeyse %40&#39;ı göçmendir. İstanbul&#39;da ise yaklaşık 6- 7 milyon dolaylarında Balkan göçmeni ( Bayrampaşa, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Pendik, Zeytinburnu, Esenler, Sultangazi) yaşamaktadır.2002 seçimlerinde kendisi bir Rumelili olan Cem Uzan&#39;ın kurduğu Genç Parti&#39;nin İzmir&#39;de ikinci parti olarak gösterdiği başarının arkasında Balkan göçmenleri olduğu unutulmamalıdır.Bu rakamları neden veriyorum? Siz eğer siyaseten güçlü olmak isterseniz demografik yapılara dikkat etmeniz gerekir. Ayrıca &ldquo;Siyasi Mukarenet (Siyasi uygunluk) &ldquo; denilen olgu da çok önemlidir.Siyasi Mukarenet, yani Siyasi Uygunluk, ne demek? Daha önceki bir yazımızda açıklamıştım, şimdi tekrar açıklamaya çalışayım.Diyarbakır&#39;a Selanikli, Trabzon&#39;a Malatyalı aday olur mu?Kafatası milliyetçiliğine karşıyız. Siyasette bölgesel demografik ölçülerde herkesin kendi yöresi, düşüncesi, yaşam tarzı, kültürü, ortak değer ve çıkarlarına göre aday tercihi olabilir. Bu gayet normaldir. Örneğin Diyarbakırlı bir kardeşimiz, kendi şehrinden kendisi gibi bir Kürt kardeşimizi isteyebilir ve aday olarak gayet tabi tercih edebilir. Bu doğaldır ve normaldir. Bir Trabzonlu kardeşimiz, yakın komşusu olsa bile Rizeli değil, özellikle Trabzonlu bir adayı tercih eder. Rizeli bir adayı bile kabul etmeyen Trabzon, mesela bir Malatyalı bir adayı belki de hiç kabul etmez. Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu bölgelerimizin bu konuda hassas olduklarını düşünüyorum. Ancak aynı hassasiyet Ege, Marmara ve Trakya bölgeleri için de neden geçerli değildir? Tabiki bu bölgeler diğer bölgelerden göç aldıkları için farklı bir dengede olabilirler. İstanbul veya İzmir&#39;in bazı ilçelerinde Kürt kardeşlerimiz, Erzurumlular, Mardinliler, Konyalılar ya da Karadenizliler daha kalabalık olabilir. Bu yüzden milletvekili, Belediye Başkanı ve Meclis üyesi adaylarını ve ilçe başkanı ile ilçe yönetimlerini dengeli seçmek çok önemlidir.AK Parti&#39;nin Siyasetteki Balkan paradoksları (Çelişkileri)Bunu yaparsan doğrudur ya da böyle yaparsan kazanırsın dediğin şeyleri yaparsın ama beklediğinden çok farklı sonuçlar alırsın. İşte bu çelişkidir.Örneğin, iktidardaki AK Parti hükümetleri Balkan ülkelerinde çok önemli hizmetler veriyorlar. Devletin, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Maarif Vakfı, Dışişleri Bakanlığı, Diyanet işleri Başkanlığı, TRT, Anadolu Ajansı, Ziraat Bankası, Halk Bankası gibi kurumları Allah var Balkanlar&#39;da çok güzel hizmetlere imza atıyorlar. Balkanlar&#39;daki ecdat yadig&acirc;rı eserler restore ediliyor, Balkanlar&#39;daki soydaşlarımıza ve akrabalarımıza maddi ve manevi destekler, burslar, yardımlar veriliyor. Balkanlar&#39;da yollar, havalimanları, sosyal kurumlar yapılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Balkanlar&#39;a gittiğinde Bosna&#39;da, Kosova&#39;da, Makedonya&#39;da, Arnavutluk&#39;ta, Bulgaristan&#39;da, Batı Trakya&#39;da kalabalıklarca muhteşem karşılanıyor, sevgi yumağı oluşuyor.Hatta bilmem bilir misiniz ama AK Parti&#39;nin temelleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın cezaevinden çıktıktan hemen sonra gidip toplantılar yaptığı Makedonya&#39;da atılmıştır.Türkiye&#39;deki Balkan göçmenleri, Balkanlar&#39;daki akrabalarından bunu çok iyi biliyor ve görüyor. Ama bu hizmetleri veren AK Parti hükümetlerine siyasal desteği vermeyebiliyorlar. Nitekim AK Parti&#39;nin zayıf olduğu yerler genellikle Balkan göçmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Batı ve Trakya bölgeleri. Bu çelişki değil midir?Diğer taraftan ise Balkanlar&#39;da (Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya) yılarca Komünizm veya Sosyalizm belasından çekmiş ve göç etmek zorunda kalmış Balkan göçmenlerinin, bu sistemlere yakın ve devamı sayılabilecek sol partilere destek vermemesi beklenirken, böyle olmuyor. Bu çelişki değil midir?Bunlar AK Parti&#39;nin Balkanlar&#39;a olumlu yaklaşımlarına rağmen Balkanlar seçmenlerinden yeterince ahde vefa bulamamasıdır. Ancak tam tersine şeyler de oluyor. Yani bu sefer AK Partinin Balkanlar&#39;a karşı yaklaşımı ters tepki oluşturuyor. İşte bu aslında AK Parti&#39;nin bile bile kendine yaptığı harakiridir.Örneğin, Balkan göçmenlerinin Türkiye&#39;deki sayısal gücünü bildiği halde bu durumu dikkate almayarak oy kayıpları yaşamak, Belediye Başkanlıklarını kaybetmek de bir çelişki değil midir?Bu durum açıkçası, Balkanlar&#39;ın demografik ve siyasi mukarenet açısından güçlü olduğu yerlerde teşkilatlarda, meclis üyeliklerinde, Belediye Başkan adaylıklarında, milletvekili seçimlerinde tam tersine farklı tercihlerle bulunarak adeta çelişkiye düşmektir.Yine oldukça ilginçtir ki; Osmanlıyı örnek alan siyasi bir düşünce içinde ayrıca bir çelişki yaşanmaktadır. Zira hem Osmanlıyı sevecek ve örnek göstereceksin hem de onu örnek almayacaksın. Bu çelişki değil midir? Osmanlı devletinde sadece Arnavutlardan 38, Boşnaklardan ise 44 vezir yani bugünkü tabiriyle başbakan hizmet vermiştir. Yani Osmanlı&#39;da 80&#39;den fazla Balkanlı Başbakan görev alırken, bugün Balkan göçmenlerinin milletvekili dahi olma konusunda çok fazla tercih edilmedikleri görülmektedir. Nüfusu 80 milyon olan Türkiye&#39;nin bağrında 18 milyon dolaylarında Balkan &ndash; Rumeli göçmeni olduğu düşünüldüğünde bu paradoksun mahiyeti anlaşılabilir. Bu kalabalığı safınıza çekmek varken bile bile kaybetmek büyük bir siyasi israftır. Hele hele önümüzdeki günlerde birkaç puanın bile çok değerli olacağı bir Türkiye düşündüğünüzde.Balkan &ndash; Rumeli insanı bu ülkenin çimentosudur. Onlarsız bir siyaset yapılamaz. Her şeyden önce ülke genelinde demokratik temsil dengesini bozarsınız. Yerel yönetimlerde, parlamentoda, kabinede, bürokraside bu denge şarttır. Bu denge sadece Balkanlar açısından değil, Kürt kardeşlerimiz için de geçerlidir. Demografik yapılarına göre bu denge sağlanmalıdır. Ama her şeyden önce Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve beraberliği muhafaza edilmelidir. Balkanlı da gelse, Kürt te gelse, Laz da gelse, öncelik Türkiye Cumhuriyetidir. Bu denge her şeyden önce gelir.Ateş İlyas Başsoy&#39;un &ldquo;AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder? &ldquo; isimli kitabını okudunuz mu? Okumadıysanız mutlaka okuyun. Yazar, 2009 yerel seçimlerinde Antalya Belediyesini CHP&#39;ye nasıl kazandırdığını anlatıyor. Bunu çok büyük bir başarı olarak gösterip AK Parti&#39;nin ilk başarısızlığına kendisinin ortaya koyduğu stratejilerle gidilerek gerçekleştiğini belirtiyor. Oysa şimdilere baktığımızda Antalya tekrar kaybedilmiş. Hata sanki bir k&acirc;bus gibi İstanbul, Adana, Ankara, Adana da kaybedilmiş. Şimdi yeni bir kitap yazıp ismini &ldquo;AK Parti neden kaybeder, CHP neden kazanır? &ldquo; koymak lazım. Bu kitapta yazılacak nedenler arasında Balkanlar mutlaka yer alacaktır.İstanbul seçimleri öncesinde televizyon programlarının pek çoğunda &ldquo;Kürtlerin oyu ne olacak? &ldquo; diye soruldu ve tartışıldı. Ama Allah için bir kere İstanbul&#39;daki 6 Milyon Balkan göçmeni ne yapacak diye sorulmadı ve merak edilmedi. Ya da İzmir&#39;deki 1,8 Milyon Balkan göçmeni nasıl hareket edecek, onları nasıl kazanırız diye sorulmadı.Ama Kürt kardeşlerimizin oyu ne olacak diye o kadar çok sorulmasına rağmen sonuçta onlar da kazanılamadı. Nereden mi biliyorum? Geçen hafta Kürt kökenli eski bir milletvekili ağabeyimle İstanbul&#39;da buluştuk ve sohbet ettik. Kendisi Kürt toplumunda kanaat önderi bir büyüğümüzdür. Bu milletvekili ağabeyime Kürt kardeşlerimizin AK Partiye İstanbul seçimlerinde destek verip vermediğini sordum. Bana dedi ki; İstanbul&#39;da milyonlarca Kürt var. Kaç tane Kürt kökenli İstanbul milletvekili var biliyor musun? Ya da İstanbul&#39;un 39 ilçesinde kaç tane Kürt kökenli Belediye başkanı var? Biliyor musun? Yok dedi ve İşte bu yüzden Kürtler İstanbul&#39;da bize destek vermediler, dedi. Sonra düşündüm de yahu Balkanlar ve Kürtler yoksa İstanbul&#39;da kimlerle siyaset yapılıyor?CHP&#39;nin Balkan yakınlığıAK Parti&#39;de durum böyleyken, CHP&#39;de ilginç bir Balkan çıkışı oldu. CHP, bünyesinde bir Balkan masası kurdu. Başına da kendisi de bir Balkan göçmeni olan Genel Başkan yardımcısı Faik Öztrak&#39;ı getirdi. Öztrak&#39;ın yardımcısı ise yine Balkan göçmeni olan Bursa Milletvekili Prof.Dr. Yüksel Özkan. CHP&#39;nin Balkan masası ilk istişare toplantısını İstanbul&#39;daki Balkan Federasyonu&#39;nda Balkan STK temsilcileriyle birlikte yaptı. Bu, CHP&#39;nin bir Balkan şovu mudur bilemiyorum?Diğer yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçen ay Arnavutluk&#39;a giderek orada Dünya Bektaşileri Başkanı Baba Mondi&#39;yi ziyaret etmişti. Bu şekilde Türkiye&#39;deki bir kesime önemli bir mesaj vermiş oldu.CHP, zaman zaman Batı Trakya ve Bulgaristan&#39;a da heyetler gönderiyor. Özellikle Bulgaristan&#39;da ülkenin en büyük üçüncü partisi olan ağırlıklı Türklerin oluşturduğu Halk ve Özgürlükler Partisi (HÖH-Bulgarcası DPS) ile yakın temaslar kuruyorlar. Bulgaristan&#39;daki bu parti AK Parti hükümeti ile arası bozuk. Zira AK Parti, bunlara muhalefet olan başka bir Türk partisine destek vermişti. Gerçi, bu desteğin farklı nedenleri de vardı ama burada detaylara girip esas konuyu dağıtmak istemiyorum. Bu durum sonrasında Bulgaristan&#39;daki HÖH partisi ile bağlantılı Türkiye&#39;de yaşayan Türk-Bulgar çift pasaportlu çok sayıda Bulgaristan göçmeni vatandaş, AK Partiye tepkili ve CHP&#39;ye yakın oldular. Esasen bunların çoğu zaten CHP&#39;ye yakın olan kimselerdi ancak arada olanlar da CHP&#39;ye sıcak bakmaya başladılar. Bu durum ayrıca onların AK Partiye tepkilerini de artırdı.CHP, 2012 yılı Kasım Ay&#39;ında İstanbul&#39;da Mövenpick otelde &ldquo;Değişen Zamanlarda Sosyal Demokrasi, Balkanlar&#39;da Dayanışma ve Refah&#39; başlıklı konferans&rdquo; düzenlemiş ve bu konferansa Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu da katılmıştı. CHP&#39;nin Balkanlar&#39;la ilgili bu toplantısına ben de davet edilmiştim. AK Parti Genel Merkezinin izni ile toplantıya katılmıştım. Hatta toplantının İstiklal Marşı ve Atatürk&#39;e saygı duruşu yapılmadan başlaması beni şaşırtmıştı. Oysa bu gibi kriterler CHP&#39;nin sözde hassas olduğu şeylerdi.İzmir&#39;de göçmen partisi kurma çalışmalarıYaklaşık 1,8 milyon Balkan göçmeninin yaşadığı İzmir&#39;de, &ldquo;Bizden sağcı da çıkar solcu da ama vatan haini asla&rdquo; temel mantığı ile bir &ldquo;Balkan &ndash; Anadolu&rdquo; partisi kurulma fikri ortaya atıldı. Türkiye&#39;nin birçok bölgesinde mevcut olan Balkan Rumeli STK&#39;ları tarafından teşkilatlanması düşünülen Balkan &ndash; Anadolu Partisi (BAP) fikri ses getirebilir ama hayata geçer mi bilemem? Partiyi kurmak isteyenler önümüzdeki seçim döneminde 1-2 puanın bile anahtar olacağından yola çıkarak bu düşünceye iskelet bulmaya çalışıyorlar. Balkan göçmenlerinin siyasi partilerde yer bulamamasından dolayı tepki gösteren bu arkadaşlar şimdilik bir siyasi Feyk (Fake) atarak tepkileri görmek istiyorlar. Ancak böyle bir yapılanma fikri milliyetçiliği körükleyebilir mi? Bunu da çok iyi düşünmek gerek. Olur mu olmaz mı bilemem ama eğer hayata geçirilirse İlk planda CHP&#39;den oy çalacağı düşünülüyor. Oysa MHP sempatizanı olan çok sayıda Balkan göçmeni de var. AK Parti içindeki küskün Balkan göçmenleri de diğer bir hedef kitle olabilir. Ancak AK Parti&#39;de de CHP&#39;de de MHP&#39;de de İP&#39;de de partisine çok sıkı bağlı olan göçmenler var. Asla ayrılıp gelmezler. Bazıları bunu milliyetçilik ve dolaylı ayrılıkçılık gibi görüp gelmeyebilir. Bazı Balkan Göçmenleri hiç siyasal değillerdir, karışmazlar. Böyle bir şey yapılacaksa bile isminde Balkan veya göçmen ibareleri olmaması daha iyi olur. Tıpkı Bulgaristan&#39;da aslında ağırlıklı Türklerin oluşturmasına rağmen içinde az da olsa Bulgarların da olduğu Halka ve Özgürlükler Partisi (HÖH) gibi. Ama bana soracak olursanız şu anda böyle bir Balkan partisi için Türkiye şu anda hazır değildir.Rifat SAİT,Balkan Günlüğü GazetesiGenel Yayın Yönetmeni ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_795754938.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Siyasette Balkanlar'ı dışlamak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_795754938.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[YTB'nin önemi ve statüko]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/ytb-nin-onemi-ve-statuko/1107/</link>
            <description><![CDATA[Bir ülkenin gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri, dış ülkelerde kendi soydaşlarından oluşturduğu diasporanın gücüdür.
YTB'nin asli misyonu ilgili ülkelerde bu soydaş nüfuslarımızı örgütleyip koordineli çalışmalar yürütmesidir.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/ytb-nin-onemi-ve-statuko/1107/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sun, 15 Sep 2019 15:38:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>YTB- Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ülkemizin stratejik çıkarları açısından en önemli kurumlarından biridir.</p><p>Dünyanın dört köşesinde olduğu gibi Balkanlar&#39;da da birçok faaliyete imza atmış bir kurumdur YTB.</p><p>Atmaya da devam ediyor.</p><p>Ancak bu faaliyetler çok daha etkili olmalı ki,bu da geniş soydaş kitlelere ulaşarak,örgütlü çalışma ile  mümkün olabilecek bir gerçektir.</p><p>Bu da STK ve benzeri örgütlerle işbirliğinden geçmektedir.</p><p>Gerçek anlamda sonuç alınması isteniyorsa bu olmazsa olmazdır.</p><p>Burada, kimsenin adını sanını duymadığı, geniş kitleler tarafından bilinmeyen STK ve bazı odaklarlardan bahsetmiyoruz .</p><p>Temsil noktasında, Bal-Göç gibi geniş kitlelere hitap eden, soydaş sorunları noktasında kapsamlı veri tabanına sahip örgütlerden bahsediyoruz.</p><p>Böyle büyük kitlelere hitap eden ve üstelik üstlendiği misyon gereği bizzat devlet tarafından &quot;Kamu yararı&quot; statüsü verilen kuruluşlarla stratejik işbirliği yapılması olmazsa olmazdır.</p><p>Bu tür örgütlerin dışında yapılan her etkinlik ve faaliyet eksik ve yetersiz kalmaya mahkümdur.</p><p>Nitekim öyle olduğu da ortada.</p><p>Bir ülkenin gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri, dış ülkelerde kendi soydaşlarından oluşturduğu diasporanın gücüdür.</p><p>YTB&#39;nin asli misyonu ilgili ülkelerde bu soydaş nüfuslarımızı örgütleyip koordineli çalışmalar yürütmesidir.</p><p>Ama her şeyden önce  bulundukları bölgelerde  soydaş nüfuslarımızın varlığını sürdürmelerini sağlamaktır.</p><p>Evet,</p><p>YTB,TİKA ile işbirliği içinde camii,türbe, tarihi eserler onarımı veya benzeri   bir çok faaliyette bulunduğu doğrudur.</p><p>Bunlar tartışmasız son derece önemlidir ancak bunlardan çok daha önemli mesele o bölgelerde soydaş nüfusumuzu muhafaza etmektir.</p><p>Siz o bölgelerde öncelikle soydaş nüfusumuzu muhafaza etmek için çalışmalar yürütmezseniz ve gerek ekonomik, gerek syasi, gerek sosyal  veya   asimilasyon gibi sebeplerden dolayı o nüfusumuz  yok olup giderse oralarda ne türbemiz kalır ,ne camimiz ne de bizi hatırlatacak bir eserimiz.</p><p>Bundan dolayı  soydaş nüfusumuzun kültürel, etnik ve dini kimliklerini korumanın yanı sıra  en önemli görev öncelikle soydaşımızın o topraklarda kalmalarını sağlama konusunda  faaliyetler yürütmek olmalı.</p><p>Şimdi birileri çıkıp karşı tez olarak:</p><p>Bu tür faaliyetler zaten yapılıyor diyecektir.</p><p>Biz ne yapıldığını ve ne kadar yapıldığını çok net biliyoruz.</p><p>Evet bir şeyler yapılıyor ancak sadece sınırlı olarak  yıllarca aynı kişi ve çevrelerin himayesinde ki bunlar da öncelikle kendi menfaatlerini düşünen  kişiler.</p><p>Bunun böyle olduğu ortaya çıkan tablodan fazlasıyla bellidir.</p><p>Çok dar kapsamlı, &quot;dost alışverişte bulunsun&quot; anlayışı ile bazı faaliyetlerin dışında tabana, geniş kitlelere ulaşan bir faaliyet yoktur.</p><p>Temennimiz YTB bundan sonra bu yönde hareket edip çok daha etkili ve netice getiren faaliyetlere imza atmasıdır.</p><p>Bundan dolayı YTB&#39;de radikal reorganizasyona gidilmeli.</p><p>Orada hakim olan ve yılarca hep aynı seviyelerde faaliyetlerde bulununan statükocu zihniyet, günümüzün çağına uygun, dünyada cereyan eden gelişmelere göre anında reaksyon verebilecek kapasitede bilgili donanımlı kişilerle değiştirilmeli.</p><p>Ancak geçtiğimiz hafta başında YTB&#39;ye yaptığımız ziyarette kurumun başına yeni atanan başkanda bu heyecanı ve iradeyi gördük.</p><p>Önümüzdeki süreçte bu reorganizasyonun yapılacağı mesajını da aldık  ki, aslında çok daha önceden yapılması gereken bir durumdur.</p><p>Gürçay Cem</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ YTB'nin önemi ve statüko ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkçe konuşarak Orta Avrupa'yı nasıl gezdim? Hristiyan Türkleri ve Yahudi Türkleri nerede buldum?]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/turkce-konusarak-orta-avrupa-yi-nasil-gezdim-hristiyan-turkleri-ve-yahudi-turkleri-nerede-buldum/1078/</link>
            <description><![CDATA[* Ömer Aga, bizi köydeki evine davet ediyor. Eşi öğretmen. Köydeki evlerin çoğu villa tipi. Her evin bahçesi park gibi. Düzenli ve bakımlı. Ortalıkta tarım aletleri görülmüyor, çünkü onlar kendilerine ait yerlerde. Aklıma birden Türkiye'deki köy evleri geliyor. Aradaki farkı anlamak için görmek lazım. 
* Romanya sınırından geçerek Başkent Bükreş'e ulaştık. Sıkıcı bir trafiği var.
* Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag çok pahalı. Su alkollü içeceklerden daha pahalı. Çek esnafı serbest piyasaya uyumda çağ atlamış.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/turkce-konusarak-orta-avrupa-yi-nasil-gezdim-hristiyan-turkleri-ve-yahudi-turkleri-nerede-buldum/1078/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 10 Aug 2019 23:05:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ramazan Bayramı&#39;nda Isparta&#39;da görüştüğüm, daha önce Avrupa seyahatlerini sosyal medyadan takip ettiğim Coğrafya öğretmeni Selvet Altuğ, bu yaz Hristiyan Türklerin yaşadığı Moldova&#39;ya gitmeyi planladığını söyleyince beynimde şimşekler çaktı. Beraber gitmeyi teklif ettim.</p><p>Ankara&#39;ya dönüşte eşime ve çocuklara bu geziden söz edince deyim yerindeyse balıklama atladılar. Gezi tarihi yaklaştıkça heyecan artıyordu. Son hafta kimlik, sürücü belgesi ve pasaportumu yeniledim. Yıllık izne ayrıldım. Kırklareli/Lüleburgaz buluşma noktası&hellip; Buluşma noktası Lüleburgaz&#39;a diğer arkadaşlardan önce ulaştık çünkü eşimin annesi Lüleburgaz&#39;da yaşıyordu. Bir gün sonra, 14 Temmuz Pazar gecesi Selvet Altuğ ve Türk Riders üyesi, Davraz of-rooads klubü kurucusu Halil Sarıkaya beraberlerinde eşleri ve çocukları ile Lüleburgaz&#39;a geldiler ve bir gece misafir oldular.</p><p>Bulgaristan Türklüğünün mücadeleci isimlerinden, yıllarca Todor Jivkov rejiminin zindanlarında hapis yatmış, Bulgaristan&#39;ın kuzeydoğusunda, Deliorman bölgesinde bulunan Şumnu Köklüce (Venets) köyü doğumlu, 1989&#39;da Türkiye&#39;ye sınırdışı edilen İrfan Bozkurt ile irtibata geçiyorum. İletişim kurduğum bir diğer isim de Bulgaristan muhacirlerinden, Misyon Gazetesi&#39;nin sahibi Mümin Topçu. Misyon gazetesinde yazılarım yayınlanmıştı.</p><p>Kapıkule&#39;den Bulgaristan&#39;a çıkış&hellip; 15 Temmuz sabahı, Edirne Kapıkule&#39;ye hareket ettik. Dört yıl önce Balkan gezisine İpsala sınır kapısından çıkmıştık. Bu sefer Kapıkule&#39;den Türkiye&#39;ye el salladık. Bulgaristan gümrük görevlileri zorluk çıkarmadan kontrollerini tamamladı. Sigara takıntıları vardı ve sadece iki pakete müsaade ediyorlardı.</p><p>Evladı Fatihan, eşimin Ata Topraklarında&hellip; Bulgaristan&#39;da ilk durağımız Hasköy (Haskova). Hasköy Bulgaristan&#39;ın, Türkiye ile Yunanistan sınırına yakın, 96 000 nüfuslu bir kent. Hasköy&#39;de Orada Türkiye&#39;de iken haberleştiğimiz Bulgaristan Türklerinden Ömer Aga ile buluşuyoruz. Eşim Funda Tunca Çelikdönmez&#39;in merhum babası Süleyman oğlu Lütfü Tunca 1952 muhacirlerinden olduğu için Bulgaristan vatandaşlığına müracaat hakkı var. Ancak babası vefat ettiği için bu işlemler biraz uzun sürebiliyor. Bu nedenle noterden Ömer Agaya vekalet veriyoruz. Ömer Aga bizi köydeki evine davet ediyor. Eşi öğretmen. Köydeki evlerin çoğu villa tipi. Her evin bahçesi park gibi. Düzenli ve bakımlı. Ortalıkta tarım aletleri görülmüyor, çünkü onlar kendilerine ait yerlerde. Aklıma birden Türkiye&#39;deki köy evleri geliyor. Aradaki farkı anlamak için görmek lazım. Çay kahve ikram faslından sonra Kırcaali&#39;ye dümen kırıyoruz. Eşimin dedesinin ve babaannesinin köyü Kuşallar (Komuniga) ile buranın üst bölgesinde bulunan Kara Tarla Köyünün ilerisindeki Bulgarca ismini bilmediğim Yeni Mahalle köyüne varıyoruz. Eşim Hacı Kiriş oğullarından. Akrabalarından Şevket Aga köydeymiş. Hoşbeşten sonra gezi kafilemizi &#39;Magazin&#39;e davet ediyor. Biz önce magazini gazino gibi eğlence merkezi sanıyoruz. Oysa buralarda bakkala magazin deniliyormuş. Her birimize ikramda bulunuyor. Gözyaşlarıyla vedalaşıyoruz. Akşam karanlığında Kırcaali&#39;deyiz. İlk işimiz otel bakmak oluyor. Gezi grubumuz üç otomobil ve 10 kişiden müteşekkil. Kaldığımız otelin diğer müşterileri Türkiye&#39;ye olimpiyatlarda altın madalyalar kazandıran merhum halterci Naim Süleymanoğlu&#39;nun belgeselini hazırlayan ekip. Çünkü merhum Cep Herkül Naim Süleymanoğlu Bulgaristan Kırcaali Ahatlı köyünde doğmuştu. O nedenle buradalar. </p><p>Kırcaali sokaklarında Türkçe konuşmayan yok gibi. Ömer Aga ile Ertesi gün yeniden Hasköy&#39;e geçiyoruz. Ömer Agayı köyünde bizi bekliyor. Köyünün adı Bulgarca Kozlec. Türkçesi Kozluk veya Kozlu olmalı. Köyde Bulgar nüfusta yaşıyor. Türkler Bektaşi olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılıyor. Bektaşiler daha örgütlü. Köyde cami ve kilise var. Ancak papaz ve İmamın toplu ibadetlerin yapıldığı günlerde köye geldikleri söyleniyor. Türkler Türk televizyon kanallarını izliyor. Öğleden sonra Hasköy tepesine çıkıyoruz. Dünyanın en yüksek Kutsal Bakire Meryem Ana heykeli 2003 yılında buraya dikilmiş. 2005 yılında Guinness Dünya Rekorları listesinde yer alan heykel, Polimer betondan yapılmış ve 80 ton ağırlığında. Hasköy&#39;de Ermeni kilisesi dikkatimizi çekiyor. Particilik Bulgaristan Türklerinin en büyük belası. Lütfü Mestan ve Ahmet Demir Doğan taraftarlığı onları bölmüş. Anladım ki dünyanın neresine gidersek gidelim hep aynı sorunlar peşimizi bırakmıyor. Ömer Aga ile vedalaşıp yola koyuluyoruz.</p><p>Bir sonraki istikamet Bulgaristan&#39;ın 5. büyük şehri Rusçuk. Tuna Nehri kıyısında kurulu. English House de kalıyoruz. İşletmecisi Bulgar bir bayan. Bulgarların eski bir Türk boyu olduğunda mutabık kalıyoruz. Kaldığımız yerin karşısında küçük bir manav var. Merhaba diyorum. Türk çıkıyor. Biraz muhabbet ediyoruz. Eşinin ve kendisinin Rusçuk imam-hatip lisesi mezunu olduğunu söylüyor. Bir şik&acirc;yeti var, Rusçuk İnamhatibe diğer illerden öğrenci gelmesi yasaklanmış. Küçük kızları Türkiye Türkçesiyle çok nezih konuşuyor. Meğer Türk televizyon kanallarını izleyerek öğrenmiş. Küçük kıza şeker babasına Türkiye&#39;den getirdiğim Al Bayrağımızı hediye ediyorum.</p><p>Trump&#39;ı sevmeyen Romanyalılar&hellip; Fatih&#39;in kellesini kopardığı Kont Drakula&hellip; Romanya sınırından geçerek Başkent Bükreş&#39;e ulaştık. Sıkıcı bir trafiği var. Gezi kafilemizin başkanı Servet Altuğ, her birimizi bir otele yerleştirdikten sonra ancak kendine yer bulabiliyor. Daha sonra ben, eşim ve oğullarım keşif gezisine çıkıyoruz. Hemen yakınımızda bulunan Hırvatistan ve Danimarka büyükelçiliklerinin bitişiğindeki kilise dikkatinizi çekiyor. Büyük bir bahçesi var. Kiliseye girmek için yaşlı bir bayandan izin istiyoruz. Tabi ki diyor ve bize yol gösteriyor. Birkaç konuşmadan sonra samimiyet oluşuyor aramızda. İsmi Romanita. Amerika&#39;da yaşıyormuş. Eşi ölmüş. Bir kızı olduğunu öğreniyoruz. Romanita, iyi bir Ortodoks, Romanya Ortodoks Patrikliği İstanbul Fenere değil Moskova ya bağlı. ABD &#39;de yaşayan Romanita, Trump ı sevmiyor, Türk dostu. Romanita aracımızı park ettiğimiz yeri soruyor. Gösteriyoruz. Güvenli buluyor. Hırsızlara karşı dikkatli olmamızı tembihliyor. Bize en ince ayrıntısına kadar Bükreş şehir merkezini tarif ediyor. Bükreşte yayalar ve sürücüler trafik kurallarına uyuyor. Akşam Bükreşli gençler Tiyatro binası önünde neredeyse kuyruk olmuş. Hemen hemen bütün binaların duvarları grefiti dolu. Bazı meydanlarda seyyar Tuvalet var. İçlerinde su bulunmuyor. Bükreş&#39;te Ermeni Kilisesi ve Lokantası var. Hemen bitişiğinde Moşe KOŞER yazılı lokanta var. Fastfood yaygın. Amerikan tarzı beslenme kültürü baskın. Rum, Grek, Ortodoksların kiliselerinin mimarisi diğerlerinden farklı. Avrupa ülkelerinin şanslı kedileri köpekleri&hellip; Sokak köpekleri yok veya ben hiç görmedim. Sahipli köpek sayısı fazla. Sokak kedisi görmedik gibi birşey. Köpekler kimseye hırlamıyor. Evcil hayvan popülasyonu bu şekilde kontrol altında tutulabilir. Goethe ne kadar haklıymış; &#39;Bir semtin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa orada yaşayın; çünkü komşularınız güzel insanlardır.&#39;&#39; derken. Sokaklarda araçların ezdiği köpek ve kedi cesetlerine rastlamak mümkün değil. Sezai Karakoç; &ldquo;Kim verecek kedilere trafik bilgilerini / Ki hayatlarıyla ödemekteler bir yandan öbür yana geçmeyi.&rdquo; dizelerinde ne güzel belirtmiş bu trajediyi. William Ralph Inge boşuna dememiş; &quot;Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi.&quot; Bu şeytanlar memleketimizde hiçte az değil.</p><p>Şaşırtıcı şekilde esnafı dürüst ve müşteriyi kandırmayı düşünemiyorlar. Suriyeli ve Iraklı Araplar lokanta işletiyor. Ertesi sabah Bükreş&#39;e veda etmeden Türk Şehitliğini ziyaret ettik. I. Dünya Savaşında şehit düşen askerlerimizin aziz ruhlarına Fatiha okuduk. Birinci Dünya Savaşı&#39;nda Altıncı Kolordu Romanya cephesinde ölümüne savaştı. Öyle ki Eylül 1916-Mayıs 1918 arasında yapılan muharebelerde 42 bin kişilik kolordu mevcudundan 19 bin 100&#39;ü şehit düştü. 1932&#39;de kapatılan Türk Ocaklarının efsane başkanı Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver&#39;in girişimiyle &quot;Bükreş Türk Şehitliği&quot; kuruldu. Aradan yıllar geçtikçe Türk Şehitliği zamana yenik düştü, harabeye dönüştü. Ta ki 1969&#39;da Başbakan Süleyman Demirel Bükreş&#39;e gidince &quot;yıkık dökük şehitliği&quot; görür ve &quot;- Derhal onaralım... Şehitlerimize layık, Türkiye&#39;ye yakışır bir hale getirelim.&quot; deyinceye kadar. Stefan oğlu Yani de Bükreş Türk Şehitliğinde&hellip; Şehitlikte beni en çok etkileyen; Mahmut oğlu Abdullah ile Stefan oğlu Yani&#39;nin yan yana mezarları oldu. Biri Müslüman biri Ortodoks Hristiyan ama ortak yönleri vatan. Şehitlikte Romanya Türklerinin de gömüldükleri mezarlık burada bulunuyor. Şehitlik çok geniş arazi üzerinde. 2000 yılında yeniden düzenlenmiş. Yemyeşil cennet bahçesi gibi. Temiz ve bakımlı. Yol boyunca hediyelik eşya standları göze çarpıyor. Bizim beğenmediğimiz koyun ve sığır derilerini işleyerek kazanç kapısına dönüştürmüşler. Braşov&#39;da Macar Protestan&hellip; Bükreş&#39;ten sonra rotamız, ülkenin orta kesiminde yer alan Braşov. Bu şehir Transilvanya (Transylvania) bölgesinin en güzel Orta Çağ şehirlerinden biri. Braşov, Orta Çağ Alman Rokoko üslubunda inşa edilmiş. Braşov&#39;da kaldığımız hostel yaşlı karıkoca ögretmen bir çiftin tek katlı ama çok sevimli evlerinde kalıyoruz. Kızları avukat. Damat adayları ise savcı. Marton (Martin) Domokos Macar asıllı Romanya vatandaşı. Protestan. -Braşov meydanında Martin yol güzergahımızı soruyor. Kazıklı Voyvoda&#39;nın sarayına gideceğimizi öğrenince gevrek gevrek gülerek &quot;-Türklere ne yapmıştı, biliyor musunuz? diyor. -Kazıklı Voyvoda&#39;nın Şatosu Sözlerini İngilizce&#39;den Türkçeye çeviren büyük oğlum Aytuğ, &quot;-Fatih&#39;te buraya geldi kellesini kopardı&quot; cevabını verince Marton mosmor. Marton ve nişanlısı geçen yaz İstanbul&#39;a gitmişler. Ev sahibi bayan Türk dizilerine hayran. Marton&#39;un Macar kökenli olduğunu öğrenince ona Pal Sokağı Çocukları romanını soruyorum. Romanın kahramanı Nemeçek diyor. Macarların Türk olduğunu söylüyorum evet ama çok önceydi diyor. Atila&#39;nın Torunları olarak mutlu ayrılıyoruz. Aytuğla sosyal medyadan arkadaş oluyorlar. Fatih&#39;in kan kardeşi Vampir kral Kont Drakula&hellip; Voyvoda III. Vlad Tepeş, ya da diğer ismiyle Drakula rivayetlere göre, Fatih Sultan Mehmet&#39;in çocukluk arkadaşı olduğu gibi kan kardeşi de. Voyvoda III. Vlad Tepeş, Kont Drakula ya da Kazıklı Voyvoda 1448, 1456-1462 yılları arası ve 1476 yıllarında Eflak beyliğinin voyvodası idi. -Kazıklı Voyvoda&#39;nın arması 1476 yılında Osmanlı ordusu ile giriştiği savaşta esir alınan Eflak Beyliği prensi Kont Dracula Tokat kalesi zindanında esir tutulmuştu. Fatih Sultan Mehmet&#39;e baş kaldırdı başından oldu&hellip; </p><p>Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Eflak ve Buğdan beylerine voyvoda denilirdi. Osmanlı Devleti yönetim sisteminde b&acirc;zı yerlerin iltiz&acirc;mını/vergisini toplamaya memur edilen görevli demekti. Avusturya Hasburg Krallığının kışkırtmasıyla Voyvoda Vlad, İstanbul&#39;dan gelen elçiler sarayına ulaştığında elçileri tutuklatır. Ellerinde Fatih Sultan Mehmet&#39;in mührünün bulunduğu ültimatom mektupları taşıyan elçilere bizzat kendi elleri ile işkence yapar ve sonunda da, bu elçilerin hepsini kazığa oturtur. Fatih Akıncı beyi Mihaloğlu&#39;nu üzerine gönderir. III. Vlad&#39;ın 300 askeriyle birlikte kesilen başı öldürüldüğünü ispat etmek ve diğer zalim diktatörlere ibret için İstanbul&#39;a II. Mehmet&#39;e gönderilir. -Kazıklı Voyvoda&#39;nın Şatosu önünde Türklüğe selam​​​​​​​ İşkence yöntemleri sebebiyle Osmanlılar tarafından Kazıklı Voyvoda, Macarlar tarafından cellat anlamında kullanılan Tepeş, kendi milleti romenler tarafından ise şeytan anlamında Drakul olarak adlandırılmaktaydı. Voyvoda III. Vlad düşmanlarını kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçti, Sonradan Bram Stoker&#39;ın Drakula romanına ve Drakula filmlerine konu oldu. Gezi grubumuzla Karpatlar&#39;ın bir yay çizdiği kuzey batısında yer alan Transilvanya&#39;da Bran Kalesi&#39;ne gittik. Kastel Bronda bulunan Kont Drakula şatosunu ziyaret ettik. Bozkurt işaretemizle Türk&#39;ün izini bıraktık. </p><p>Romanya&#39;dan Moldova&#39;ya Türklüğün izinde&hellip; Yolcu yolunda gerek. Türk&#39;ün karnı doyunca gözü yolda olurmuş, bizimki de o hesap. Durmak yok yola devam. Sınır tabelasının yer almadığı yollardan gece karanlığında geçerek Moldova sınırına ulaşıyoruz. Pasaport kontrol işkenceye dönüyor. Kılı kırk yarıyorlar. Nereye gideceğimizi, hangi otelde kalacağımızı soruyorlar. Görevlilerin tamamı kadın ve hepsi silahlı. Gagauz Yeri başkenti Komrand&#39;a gece yarısı giriyoruz. Rezervasyon yaptırdığımız otel kapalı. Sesleniyoruz, zile basıyoruz boşuna. Otel arayışımız Komrand&#39;ın üç yıldızlı en lüks otelinde noktalanıyor. Sahibi kadın İstanbul&#39;da kendisinin nasıl kazıklandığını anlatıyor. Oldukça pahalı bir konaklama ücreti ödüyoruz. Otel lobisi çok kalabalık. Otelin önünden bir tabur polis geçiyor. O gece Gagauz Özerk Yeri Başkanı İrina Vlah yeniden göreve başlamasının kutlamaları yapılmış. İrina Vlahla arka arkaya oturuyoruz. Kazakistan Moldava elçilik görevlisi ile Türk dünyasını konuşuyoruz. Ona Ataman diye hitap etmem çok hoşuna gidiyor. Sabah tek başıma ön gezi yaparken siyahlar giyinmiş genç bir Ortodoks papazla tanıştım. İsmi Daniel. Gagauz Türk&#39;ü. Bizi pazar sabahı ayinini izlemeye davet ediyor. Kiliseleri Moldova&#39;ya onlarda Moskova&#39;ya bağlıymış. Ayinleri hem Rusça hem de Turkçe&#39;ymiş. -Komrat&#39;ta ben Kemal bey, Halil Sarıkaya, Kosti ve Kafile başkanı Selvet Altuğ Kahvaltı sonrası gezi grubumuzla Komrand&#39;ı geziyoruz. Gagauz Yeri başkenti Komrand da Lenin&#39;in Heykeli önünde Bozkurt işaretiyle Türklüğe selam gönderiyorum. </p><p>Gagauz Yeri başkenti Komrand&#39;da Lenin heykeli önünde​​​​​​​ Çarşı merkezinde pazar yerine yakın Türk Cafe&#39;yi görünce çölde vaha bulmuş Arap gibi seviniyoruz. Çünkü Türk çayı içebilecegimiz bir yer demek. İşletmecisi emekli polis, Ankaralı. Biz oradayken Komrand&#39;a yaşayan başka Türklerde geliyor. Sohbeti çay eşliğinde kaynatıyoruz. Kemal Çolak, bölgeyle ilgili bilgiler aktarıyor. Kumanlardan Kıpçaklardan söz ediyor. Beşalma köyünde bulunan Gagauz Etnografya Müzesini gezmemizi öneriyor. Dimitri ve Atanas Karaçoban&hellip; Müzenin kuruluşu yıllar öncesine uzanıyor. Gagauz etnograf, yazar, müzeci ve bilim insanı Dimitri Karaçoban (1933-1986) çok emek sarf etmiş. -Gagauz Yeri BeşAlma köyünde müze hakkında bilgi veren heykeltıraş Atanas Karaçoban ile​​​​​​​ Komrat&#39;a bağlı Beşalma köyünde doğan ve Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü&#39;nden mezun Dimitri Karaçoban etnolog, müzeci, ressam ve edebiyatçı. Doğduğu köyde bir etnoloji müzesi kuran ve burada 20 yıl boyunca müdürlük yapan Karaçoban eşinin bıçaklanarak öldürülmesinden sonra geçirdiği bir buhran sonucu 1986 yılında kendini trenin altına atarak intihar etmiş. Müzeyi bize Dimitri Karaçoban&#39;ın oğlu Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Öğretim Görevlisi Gagauz heykeltıraş Atanas Karaçoban gezdiriyor. Müzeye Türkiye karayolu haritası ve al bayrağımızı hediye ediyorum. Ertesi gün Papaz Daniel&#39;in pazar ayinine katılıyoruz. Ortodoks kiliselerinde oturma sıraları yok. Dua okunurken bazen secdeye kapanıyorlar. İsteyen mum yakıyor. Birgün önce eşim çocukların Vaftiz törenini videoya çekmişti. Gagauz Bozkurdu Stefan Topal&hellip; Bahadırın yerinde güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Ortodoks Hristiyan Türklerin yaşadığı Moldova&#39;ya bağlı özerk Gagauz Yeri İlk Başkanı Türkiye Cumhurbaşkanı merhum Demirel&#39;in yakın dostu Turan Ordusunun Avrupa Başbuğu, bir yıl önce vefat eden Stefan Topal&#39;ın mezarını ziyaret ettik. -Gagauz Yeri Başkanı Stefan Topal&#39;ın mezarında​​​​​​​ Süleyman Demirel&#39;in Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Stefan Topal altı kez Türkiye&#39;ye gelir. Bu gelişlerinden biri. 1994 yılına rastlar. Ankara&#39;ya sık gidip gelen Stefan Topal; Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinden, kendi ülkesi şartlarına göre de büyük yardımlar almaktadır. Bütün Gagauz Yeri&#39;nin içme suyu şebekesi kurulması ve arıtma (onlar paklama diyorlar) tesislerinin yapılması da bu teknik yardımlar arasındadır. -Gagauzlar Demirel&#39;i unutmamış​​​​​​​ Ankara&#39;da Cumhurbaşkanı Demirel ile aralarında şöyle bir diyalog geçer; &ldquo;-Söyle bakalım Topal, nüfusunuz kaç? Kaç Türk&#39;sünüz orada?&#39; Stefan Topal hemen göğsünü gere gere cevap verir &lsquo;-Yüz altmış bin&hellip;&#39; &lsquo;-Yanlış&#39; diyor Demirel. &lsquo;-Sorulduğu zaman, &lsquo;nüfusumuz yetmiş iki milyon yüz altmış bin&#39; diyeceksin.&#39; İşte gerçek Türk milliyetçilerinin fikri. Stefan Topal ülkesine döndükten sonra Türk cumhurbaşkanı Demirel&#39;le aralarında geçen konuşmayı yeri geldikçe Türklük gurur ve şuuru ile anlatıp durdu. Şimdi ikisi de sırlara karıştı, ruhları şad mekanları cennet olsun! Gagauz Türkleri Süleyman Demirel&#39;i unutmamışlar. Başkent Komrand&#39;a onun büstünü dikmişler. -Gagauz Türkü Kosti ile​​​​​​​ Ön isimleri Slav ve Hristiyanlık izleri taşıyor ama soyadları özbe öz Türkçe. Gagauz Yeri eski Sovyet politikasına sadık. Moldova ise Avrupa Birliğine girmek çabasında, o nedenle iki yakaları bir araya gelmiyor. Kşinev Moldova&#39;nın başkenti&hellip; </p><p>Hazar Türkü Yahudiler&hellip; Moldova&#39;da yaklaşık 15,000 Yahudi yaşıyor. Düzenli aralıklarla yayın yapan Yahudi gazeteleri var. Bunların en çok bilineni, Yidiş dili ve Rusça yayınlanan Nash golos - Undzer kol (&quot;Sesimiz&quot;) Gazetesi. -Moldova başkenti Kşinev de Hazar Türklerinin Sinagogu Orta Avrupa tarihinde Yahudilere yönelik katliamların arkasında Hasburg hanedanı var. Öyle ki Rus Çarlığını dahi Yahudilere karşı kışkırtmışlar. Moldovalı bir hahamın oğlu olan Neophite, işlediği suçlardan dolayı Yahudi toplumundan dışlanınca intikam hissiyle Yahudilikten çıktıktan sonra hristiyanlığı kabul edip rahip oldu. Eski Yahudi yeni Hristiyan rahip Neophite 1803&#39;te Yahudileri aşağılamak ve zor durumda bırakmak amaçlı yazdığı kitabı bastırır. Rahip Neophite&#39;ye bu konuda en büyük destekçi, 11/12 Mart 1803&#39;te ölen Moldova Metropolitanı Iacob (Yakup) Stamati oldu. Rahip Neophite yazdığı ve kilisenin bastırdığı kitabında bazı Yahudi tarikatlarının, insan kanı kullandıklarında Yehova katında daha &ldquo;üstün&rdquo; olduklarına inandıklarını iddia etmişti. Kitabın etkisi amaçlanandan daha çabuk etkisini gösterdi. Birçok ülkede kitaptaki iddialara bire bin eklenerek Yahudi aleyhtarlığı körüklendi. Yahudilere yönelik toplu saldırılar gerçekleşti, işyerleri tahrip edildi. </p><p>Kşinev Sinagogu&#39;da Hazar Türkü Haham ile​​​​​​​ 21 Temmuz Pazar günü gezi grubumuzla Moldova&#39;nın başkenti Kişinev&#39;de Turistlerin uğrak yeri tarihi Sinagoga gittik. Kapalı olmasına rağmen zile bastık. İçeri girdik. Türkiye Türk&#39;ü ve müslüman olduğumuzu söylüyoruz. Bizimle Rabbis Mendy Axelrod ve Mendy Gotzel ilgileniyor. Okudukları Tevrat Yidiş dilinde. İbranice bölümlerde var. Aydınlık bir mekan. İçeride üzerinde kitapların bulundugu masalar olmasa kendinizi Camide sanabilirsiniz. Yaşlı olan daha girişken daha konuşkan. Genç haham çekingen. Türkiye&#39;den gelen Müslüman bir kafilenin ziyaretine anlam veremiyorlar. Yüzleri Türk simasına benziyor. HAZAR bakiyesi bunlar. Ukrayna&#39;nın büklüm büklüm yolları&hellip; Moldova sınırını geçerken yine sıkıntı. Kılı kırk yaran işlemler. Yollar çok kötü adeta köstebek yuvası. Ukrayna yönetimleri ne yazık ki ulaşıma yatırım yapmamışlar. Rus karşıtlığı politikasıyla Avrupa Birliği ve Amerika&#39;dan kopardıkları yardım paralarını yöneticiler iç etmiş yani üstüne oturmuşlar. Ankara&#39;da uzun yıllar belediye başkanlığı yapan birisi için yiyor ama hizmette ediyor denilirdi. Şimdi gitsinde Ukraynalı yöneticilere ders versin. Sınırı geçince Ukrayna da Hotin de kaldık. Hotin Ukrayna&#39;nın batısında, Dinyester nehri üzerinde küçük bir şehir. İnsanları çok cana yakın. -Hotin&#39;de Sovyet döneminden kalma anıt​​​​​​​ Osmanlı tarihinde Sultan II. Osman yani Yeniçerilerin öldürdüğü Genç Osman&#39;ın ordusuyla 2 Eylül 1620&#39;de Hotin önlerine gelmişti. Kale kuşatılmış ve Hotin kalesi önlerinde yapılan meydan savaşında, düşman siperleri ele geçirilememişti. Askerlerin şevk ve heyecanı oldukça yıpranınca Yeniçerilerin de kendilerini tam olarak savaşa vermemeleri, bu savaşın kesin bir netice ile sonuçlanmamasına yol açmıştı. Ordu arkasına baka baka İstanbul&#39;a dönmüştü. HotinlilerTürk olduğumuzu duyunca hemen Sultan Roksana diyorlar. Kanuninin eşi Hürrem Sultanı soruyorlar. Türk dizileri Türkiyenin imajına çok olumlu katkılar sunmuş. Parktan geçerken alkol alan iki kişi beraber içmeye davet ediyor. Kibarca red ediyorum. Biraz konuşuyoruz. Türk olduğumu söyleyince Viktor ve Yaşa çok seviniyor. Sigara değiş tokuşu yapıyoruz. Onlarda bana kavanozdan yoğurt ikram ediyorlar. Putin&#39;i sevmeyen şehir Lviv&hellip; Lviv; Kanuni Sultan Süleymanın eşi Hürrem Sultan&#39;ın (Roksana) doğduğu şehir. Ukrayna&#39;nın batısında İkinci Dünya Savaşı sonrasında Polonya&#39;dan Ukrayna&#39;ya bağlanan kültür kenti. Lviv sokakları adeta Türk kaynıyor. Büfelerinde üzerinde Rus devlet başkanı Putin&#39;in resmi basılı Tuvalet kağıtları satılıyor. -Ukrayna&#39;nın turistik kenti Lviv&#39;de Putin&#39;in resmi basılı tuvalet kağıtları Çok iğrenç. Resimdeki heykel Rus kralı Danilo Romanoviç. Ukrayna eğer ikiye ayrılırsa Batı Ukrayna&#39;nın başkenti Lviv olur. Avrupa&#39;nın birçok ülkesinden turisti çeken bir kent. Ermenilere ait bir mahallesi var. Sokaklarında kime dokunsanız Türk. Yerleşik Türk nüfus işletmeci. Yehova Şahitleri bizi bırakmıyor&hellip; Ukrayna&#39;nın turizm merkezi Lviv&#39;den ayrılmadan önce şehri son bir kez turlarken Yehova Şahitlerine rastlıyoruz. -Lviv&#39;de Yehova Şahitleri ile​​​​​​​ İçlerinden biri yeni öğrenmeye çalıştığı Türkçesiyle çat pat bize birşeyler anlatmaya çalışıyor. Bize Türkçe broşür uzatıyor. Bir anda kadınlı erkekli etrafımızda toplanıyorlar. Lviv&#39;de çok güçlüler. Mabetleri biraz kentin dışındaymış. Müzeleri varmış. Bizi birkaç gün misafir etmek istiyorlar. Yehova&#39;nın Şahitleri, Hristiyan &acirc;lemi tarafından birçok temel dinsel konuda ciddi görüş farklılıkları nedeniyle Hristiyanlıktan ayrı bir inanç olarak görülüyor. Yehova&#39;nın Şahitleri&#39;ne göre Hristiyan &acirc;lemi Kitab-ı Mukaddes&#39;te geçen ilk yüzyıldaki Hristiyanlıktan oldukça uzaklaşmıştır. Kitab-ı Mukaddes&#39;i gerçek anlamda hayatlarında uygulamaya önem verirler. Teslise inanmazlar. İsa&#39;yı Tanrının oğlu değil peygamber kabul ediyorlar. Gerçek dini bugünkü Hristiyan &acirc;leminin değil, MS 1. yüzyıldaki Hristiyanların uyguladığına inanır ve buna bağlı kalırlar. Kitab-ı Mukaddes&#39;in oryantalistik özelliğine inanırlar. &Acirc;hiret inançları kuvvetlidir. Tanrı tek olduğundan gerçek dinin tek olduğuna, bunun hangi din olduğunun ise Kitab-ı Mukaddes&#39;te belirtildiğine inanırlar. Ruhun ölümsüz olduğuna ya da Tanrı&#39;nın cehennemde insanlara işkence ettiğine inanmıyorlar. Ayrıca dinsel faaliyetlere önderlik eden kişilerin onları diğer insanlardan üstün kılan unvanlar almaması gerektiği görüşündeler. Türkiye&#39;de ve dünyada Yehova şahitlerine yönelik eleştirilerin arkasında Vatikan var. Bu akım, ilk önce Amerika&#39;da Pensilvanya&#39;da ortaya çıkıyor. İsl&acirc;m dünyasındaki Kur&#39;an&#39;a dönüş anlayışını çağrıştırıyor. Selefi akımlarla benzerlikleri var. -Lviv de üç kafadar Türkiye&#39;de; İzmir, Ankara, Mersin ve İstanbul&#39;da aktif faaliyet içindeler. Eski Sovyet coğrafyasında faaliyetlerine CIA ajanları sızdığından Rus Yönetimi bunlara sıcak bakmıyor. Takım elbise giymeye özen gösteriyorlar. Bu yönleriyle biraz Adnan Oktar grubuna benzedikleri söylenebilir. Nazım Hikmet&#39;in dedesinin memleketi Polonya&#39;da&hellip; Nazım Hikmet&#39;in dedesi Mustafa Celaleddin Paşa&#39;nın asıl ismi Konstanti Bojenski&#39;dir. Lehistan olarak bilinen Polonya&#39;nın Klebow (Kleçof) köyünde yoksul, altı çocuklu asil bir ailenin ikinci çocuğu olarak 1826&#39;da doğar. Ailesinden iyi bir eğitim alır ve çocuk yaşında Latince, Fransızca, Almanca ve Rusçayı öğrenir. Gençlik yıllarında Leh milliyetçisi olan Mustafa Celaleddin Paşa, iki yıl güzel sanatlar eğitimi ve bir yıl papazlık eğitimi görür. Papazlığın geleceği için iyi bir meslek olmadığını düşünerek okulu bırakır ve Paris&#39;e gider. Paris&#39;te bir süre bohem hayatı yaşadıktan sonra 1448&#39;de gerçekleşen Poaznanyadaki Leh ve Macar ihtilallarına katılır. İhtilalin başarısızlığa uğraması sonucu bir grup mülteciyle birlikte Osmanlı&#39;ya sığınır. Nazım Hikmet ve Katyn Ormanı Katliamı&hellip; Ukrayna&#39;dan Polonya&#39;ya geçince Katyn Ormanı Katliamını hatırladım. 1940&#39;da Sovyet lideri Josef Stalin&#39;in emriyle yaklaşık 22.000 Polonyalı subay ve sivil bu katliam sırasında başlarına birer kurşun sıkılarak öldürülmüştü. Nazım Hikmet bu katliama tepkisini şu dizelerle göstermişti: Karlı Kayın Ormanında&hellip; Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. Efk&acirc;rlıyım, efk&acirc;rlıyım, elini ver, nerde elin? * Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? * Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak&hellip; Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur&hellip; Polonya Krakov&#39;da 35 yıl önce İzmir&#39;den kadim dost Avukat Murat Parlak ile karşılaştık. -Ukrayna Krakov&#39;da İzmirli avukat Murat Parlak ile yıllar sonra Şaban Düz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı. Kendisiyle İzmir&#39;e gelen öğrencilere kol kanat geren rahmetli Şaban Hocayı yad ettik. Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur sözü ne kadar doğruymuş. Bir de Muğla&#39;dan Salim Beyle tanıştık. Krakov tarihi ve turistik bir kent. Her taraf temiz. &#39;Temizlik imandandır&#39; diyoruz ama yaşadığımız kentler pislikten geçilmiyor. Esnafı dürüst. Türkiye&#39;de olduğu gibi turist bulduk kekleyelim anlayışı yok. Papa İkinci Jean Paul (Karol Jozef Wojtyla) Polonya Krakov&#39;lu&hellip; Adım başı kilise adım başı rahibe. Rahibelerin kıyafetleri tarikatlarına göre değişiyor. Katolikliğin kalesi Vatikan değil sanki Krakov. -Krakov sokaklarında bir rahibe ABD ve Vatikan işbirliği ile Sovyetlerin dağılma sürecinde halkı Katolik olan Polonya başı çekmişti. Polonya Katolikliği Ortodoks Rusya&#39;ya karşı bir inanç seddi, Avrupa&#39;nın bir güvencesi. Malatyalı Mehmet Ali Ağca&#39;nın vurduğu Papa İkinci Jean Paul, asıl ismiyle Karol Jozef Wojtyla, Katolik Kilisesi&#39;nin Polonya kökenli ilk papasıydı. Krakov&#39;a 50 kilometre uzaklıktaki Wadowice&#39;de 18 Mayıs 1920&#39;de doğmuştu. Kiliseler sürekli açık. Cemaatinin büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Krakovda Yahudiler var. Sinagog ve okulları mevcut. Yahudi mahallesi Kalenin dışında. Arap turistler çok. Türklerde turlarla burayı boş bırakmıyor. Polonya Tatarları İsl&acirc;m Merkezi kurmuş&hellip; Polonya Tatar Toplumuna ait İslam Merkezi var. Krak&oacute;w İslam Merkezi 2011&#39;de Müslüman topluluğu buluşturma amacıyla kurulmuş. Krak&oacute;w İslam Merkezi, Polonya Müslümanlar Birliği&#39;nin bir üyesi. Tatar Müftünün daveti üzerine Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Krak&oacute;w İslam Merkezinde bir imam görevlendirilmiş. Ayrıca Irak Telaferli Tarık Hoca da burada görevli. O Arap Turistlere Diyanetin gönderdiği de Türk turistlere hitap ediyor. Türk hoca Trabzon Araklı&#39;dan. Sözün bittiği Hazar Türkleri&#39;nin imha edildiği Auschwitz-Birkenau kampı&hellip; Krakov&#39;a geliş amacımız Avrupa İnsanlık tarihinin yüz karası Hitler&#39;in bir buçuk milyondan fazla insanı yok ettiği Auschwitz-Birkenau toplama kampını görmekti. Polonya Krokov&#39;dan Auschwitz-Birkenau kampına geçtik. Kampın kayıtlarına göre 1 milyon 600 bin Avrupalı insan bu kamplarda hayatını kaybetmiş. Öldürülenlerin çoğu Yahudi dininden olan Hazar Türkleri. Bu katliamı Katolik kilisesi Vatikan planlamış, Nazi ordusunu da kiralık katil olarak kullanmıştı. Burada Yahudilik değil İnsanlık katledilmişti. Kampı gezebilmek için oldukça sabır gerekiyor. Uzun kuyruklar var. Bilet alırken hangi dilde rehber istediğiniz soruluyor. Bilet sırasında Macaristanlı bir aile ile tanıştık. Atila&#39;nın torunları olduğumuzda mutabık kaldık. Kamp çok şey anlatıyor. Burada yaşananlar Avrupa ırkçılığının vardığı en son delirme noktası. Auschwitz-Birkenau, Nazi Almanyası tarafından II. Dünya Savaşı döneminde kurulmuş en büyük toplama, zorunlu çalışma ve sistematik katliam ve imha kampı. Burada toplanan insanları gaz odalarında zehirleyip cesetlerini fırınlarda yakıyorlardı. Savaşı planlayan Alman dehası toplu ölümler sonucu biriken cesedleri yok edecek çözümü de buldu. Alman mühendisliği devreye girdi. Krematoryum yani ölü yakma fırınlarını yaptılar. Auschwitz toplama kampı ya da bir diğer adıyla &#39;ölüm kampı&#39;nda hayatta kalmaya başarabilenler 27 Ocak 1945&#39;te Sovyet birliklerince kurtarılmıştı. - . . Auschwitz, Nazi döneminin en büyük toplama ve imha kampıydı. Vatikan, Hitler&#39;i kullandı, Katilleri korudu&hellip; Burada mükemmel şekilde işleyen korkunç bir Nazi sistemi geliştirilmişti. Kitlesel ölümlerin organizatörü ise Adolf Eichmann&#39;dı. -Hitler&#39;in Yahudileri toplama ve imha kampı Aushwitz Eichmann, Reich Ana Güvenlik Baş Dairesi (RSHA) olarak adlandırılan kuruluşun Yahudi işlerinden sorumlu yöneticisiydi. Bu daire aslında SS yapılanmasının bir nevi terör aracıydı. Eichmann 2. Dünya Savaşı&#39;nın sonunda Vatikan&#39;ın desteğiyle Arjantin&#39;e kaçtı. Ancak İsrail gizli servisi, 1960 yılının mayıs ayında peşini bırakmadığı Eichmann&#39;ın izini buldu ve onu İsrail&#39;e kaçırdı. İsrail&#39;de h&acirc;kim karşısına çıkarılan Eichmann, Yahudilerin soykırıma uğratılmasında büyük rol oynamadığını iddia etti, ancak mahkemeyi ikna etme konusunda başarılı olmadı. Eichmann yargılama sonunda suçlu bulundu ve 1962&#39;de idam edildi. Yahudi soykırımı kan davasına dönüştüren İsrail&#39;in Yahudilere yapılanları Filistinlilere reva görmesi ne yaman çelişki. Zalimler için yaşasın cehennem! </p><p>Prag, paranı bırak!.. Çek Cumhuriyeti&#39;nin başkenti Prag çok pahalı. Birlikte yolculuk ettiğimiz arkadaşlardan Türk Riders üyesi, Davraz of-rooads klubü kurucusu Halil Sarıkaya&#39;nın eşi emekli öğretmen Vildan Sarıkaya; &quot;Prag bütün paranı bırak&quot; deyince hepimiz güldük. Su alkollü içeceklerden daha pahalı. Çek esnafı serbest piyasaya uyumda çağ atlamış. Bir şişe suya 25 Kuron da ödedim 50 Kuron da. Sigara da öyle. Çinli işletmeci sayısı çok. Aşıklar kenti Prag, Franz Kafka&#39;ya yaramadı&hellip; Bilenler bilir. Değişim öyküsünün yazarı Franz Kafka, Almanca konuşan Bohemyalı Yahudiydi. Roman ve hik&acirc;yeleri ile tanındı. 20. yüzyıl edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. Franz Kafka burada yaşamış. Prag&#39;taki Eski Kent Meydanı yakınlarında 3 Temmuz 1883&#39;te doğan Kafka&#39;nın ailesi, orta sınıf bir Aşkenaz Yahudisiydi. -Prag&#39;da Kafka&#39;nın evi Yaşarken kıymeti bilinmeyenlerden. Evini müzeye dönüştürmüşler. Kentin tarihi dokusu korunmuş. Ne yalan söyleyeyim ben tur şirketlerinin reklam yargarasına ve tanıtım broşürlerindeki abartılı anlatımlarına rağmen Prag&#39;ı sevmedim. Adım başı her milletten dilenciden geçilmiyor. Kiliseler kasvetli. Gotik mimari insanı dehşete düşürüyor. Selvet Altuğ&#39;un demesine göre Gotik tarzın amacı bireyi korkutarak kiliseye boyun eğdirmekti. Tramvayla bütün sehri dolaştık. Bilet basılıp basılmadığına kimse dikkat etmiyor. Sürücünün yolcularla fiziki teması mümkün değil. Kavalalı Mehmet Ali Paşa&#39;nın torunuyla tanıştık&hellip; Gezi boyunca helal yiyecek hassasiyetimiz bizi hep Türk dönercilerle buluşturdu. Prag&#39;da İstanbul dönercisi ve Türk usulü demlenmiş çay bizi memlekete götürdü getirdi. 25 yıldır Sinoplu Türk&#39;ün işlettiği mek&acirc;nda etrafında üç dört gencin pervane olduğu bir Mısırlı ile tanışıyoruz. Annesi Osmaniye Türkmenlerindenmiş. Baba tarafından Kavalalı Mehmet Ali Paşa&#39;nın torunu olduğunu söylüyor. Türkçe başladığı konuşmasına Arapça devam ediyor İngilizce bitiriyor. Mursi umurlarında değil. Ümmetçilik Türklere özgü. Türkler, Viyana önlerinde yarım kalan kuşatmayı tamamlıyor&hellip; 27 Temmuz 2019 cumartesi Sabah Çek cumhuriyeti başkenti Prag&#39;dan ayrıldık.</p><p> Yağmur eşliğinde Avusturya Başkenti Viyana bizi bekliyordu. -Viyana&#39;da eşim Funda Hoca ile beraber ıslandık İki milyon nüfuslu kentin dörtte biri Türklerden oluşuyor. Diğer Müslüman etnik unsurlar Boşnaklar ve Arnavutları da bu rakama ekleyin. Tarihi Alman milliyetçiliğinin ve kültürünün başkenti Berlin değil Viyana. Öyle ki İngilizce sorulara cevap vermiyorlar. Prag kadar sıkıcı kalabalığı yok. Araçlarda Türk plakasını görenler sel&acirc;m verip hoşgeldiniz diyor. Gurbetçi dayanışması had safhada. Ne yalan söyleyeyim Viyana&#39;yı Ankara ile karşılaştırmaya çekindim. Neden mi? Ankara&#39;nın son 25 yılına hükmeden yerel yönetim ne yazık ki havanda su döğmüş. Boş bulduğumuz yere AVM dikme hastalığından, kamuya açık alanları Rantiyeye dönüştürmekten ve kendimizi beğenmekten, bir an önce kurtulmalıyız. Siyonist Theodor Herzl, Viyana&#39;yı mesken tutmuştu&hellip; Viyana&#39;da aracımızı park ettiğimiz otopark yanında hemen Theodor Herzl, ismini görüyorum. Burada yaşamış. Ünlü Siyonist Theodor Herzl&#39;in Viyana&#39;da kaldığı bina​​​​​​​ Theodor Herzl, sünneti esnasında verilen ismiyle Binyamin Ze&#39;ev, Avusturya-Macaristanlı gazeteci, oyun yazarı, politik aktivist ve yazar olduğu gibi en önemli özelliği modern politik Siyonizm&#39;in kurucu babasıdır. Theodor Herzl, 1860 yılında Budapeşte&#39;de doğdu. Zengin bir ailenin çocuğu olan Theodor Herzl, Viyana&#39;da hukuk tahsili yaptı. Neue Freie Press gazetesinde muhabirlik ve yazarlık yaptı. Resimde görülen binada Siyonizm ideolojisini temellendirdi. Slovakya&#39;dan rüzgar gibi geçtik&hellip; </p><p>Viyana sonrası Slovakya&#39;nın başkenti ve en büyük şehri Bratislava&#39;ya ulaştık. Küçük ve Tarihi bir kent. Bratislava Viyana&#39;nın 50 km kadar doğusunda yer alıyor. Yaklaşık nüfusu 450.000 civarında. Tuna Nehri kıyısında yer alan şehir, hem Avusturya&#39;ya hem de Macaristan&#39;a sınır. Dar sokaklardan ve birkaç meydandan oluşan şehrin &ldquo;old town (stare mesto / tarihi şehir)&rdquo; bölgesi, ortaçağ kasabasını andırıyor. Turist kalabalığı burada. Pazar günü olduğu için kilise cemaatinin dağılışına denk geldik. Genelde orta yaş üstü. Bulgaristan&#39;dan başlayan gezi güzergahımizda Romanya, Gagauz Yeri, Moldova, Ukrayna, Polonya,Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Slovakya üzerinden Macaristan&#39;a geldik. </p><p>Hun bakiyesi Macaristan&#39;da Köse Kadı&#39;yı aradım&hellip; Bu ülkeye adım atmadan önce Bahaddin Özkişi&#39;nin (1928- 1975) Köse Kadı romanı ile Ferenc Molnar&#39;ın Pal Sokağı Çocukları romanı olay örgüsü ile gözümün önünden geçip gidiyor. Bahaddin Özkişi, &ldquo;Köse Kadı&rdquo; romanında, kendilerini, varlığının her zerresi ile Devlet-i Ebed Müddet&#39;e adamış Osmanlılar&#39;ın, serhadherdeki hikayesini anlatır. Avusturya İmparatorluğuna karşı Macarları arkalayan devlet politikasını, istihbarat faaliyetlerinden söz eder. Şahısların hemen hepsi birer adsız kahramandır. İmparatorluğa sadakat ve nefsini pervasızca feda edişlerdeki şaşırtıcı büyüklükler, mübalağa gibi görünebilir. Harap kulübelerde yaşayan casus dilenciler vardır; k&acirc;şanelerde gününü gün eden korkak yöneticiler de. Cihanşümul bir imparatorluğun daracık bir havalide can bulmaya başladığı vakitlerde, tarih yalnızca kılıçların gölgesinde serinleyen bir tembel değildir. Akıl oyunlarının ve bin bir türlü cambazlığın da bu oluşta bir rolü vardır. Köse Kadı kendisini devlete adamış, benliğini devlete feda etmiş bir hak ehlidir. Köse Kadı kimdir biliyor musunuz? İstanbul&#39;daki taht kavgalarına, ayak oyunlarına bulaşmadan kendisini sınır boylarına atan, gerçek kimliğini gizleyen, cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman&#39;ın Hürrem Sultan&#39;dan doğma kambur oğlu Şehzade Cihangir&#39;dir. Budapeşte&#39;ye gelir gelmez yağmurla karşılandık. Öyle ki akşam yemeği için çıktığımız Kent merkezinden kaldığımız otele sırılsıklam dönüyoruz. Tuna nehri şehri ikiye bölmüş. Programda Isparta Senirkent Ulugbeyli Gül Baba Türbesini ziyaret var. &ldquo;Pal Sokağı Çocukları&rdquo; bizi karşılıyor&hellip; Ferenc Molnar Macaristanlı yazar. İlkokul dördüncü sınıfa giderken okuduğum Pal Sokağı Çocukları romanı bende derin izler bırakmıştı. Budapeşte sokaklarında dolaşırken Ferenc Molnar&#39;ın romanından fırlayıp gelen Nemeçek&#39;in ruhu adeta rehberlik etti. Budapeşte de kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz. İnsanlar doğal. Yapmacık jest ve mimikleri yok. Tek tük Türk turiste rastlamak mümkün. Prag kadar rahatsız edici Katolik Gotik tarzı kiliseler yok.Türk /Törük-Török adında bir kaç sokak var. Budapeşte&#39;de Felsefe Bahçesi / The Garden of Philosophy&hellip; Budapeşte&#39;de kaldığımız Hotel Bara&#39;dan Budin merkeze doğru yürürken, Gell&eacute;rt tepesinin yanında &#39;The Garden of Philosophy&#39; yol levhasını görüyoruz. Bahçe peyzajı ve içindeki anıtlar, Macar heykeltıraş N&aacute;ndor Wagner&#39;e ait. Wagner, II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Budapeşte Sanat Akademisi&#39;nde okudu. Wagner &quot;Felsefe Bahçesi&rdquo; ni oluştururken &quot;daha ​​iyi bir karşılıklı anlayışı&rdquo; hedeflemişti. Türkiye&#39;de felsefeyi aşağılayan Eşari ve Selefi anlayış liselerde felsefe derslerini müfradattan çıkarmaya çalışırken Macaristan&#39;da Felsefe Bahçesi oluşturulması aramızdaki farkı gösteriyor. Budapeşte, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Budin&hellip; Ötme bülbül ötme yaz bahar oldu, Gül alıp satmanın zamanı geldi, Bülbülün fig&acirc;nı bağrımı deldi, Aldı Nemçe bizim nazlı Budin&#39;i Tuna&#39;nın batı kıyısında bulunan kısmına Budin veya Buda; doğu kıyısındaki kısma ise Peşte denirdi. Tuna Nehri&#39;nin ayırdığı Buda ile Peşte 1849&#39;da yapılan ilk köprüyle birleşince bugünkü Budapeşte ortaya çıktı. Charles de Lorraine komutasındaki Avusturya ordusu, 18 Haziran 1686&#39;da Budin&#39;i kuşattı. Budapeşte kalesinde Türkleri ezen Avusturyalı komutan heykeli​​​​​​​ Son Budin Valisi Arnavut Abdurrahman Paşa iki buçuk ay şehri savundu. Kendisi şehit düştü.Böylelikle Macaristanda Osmanlı egemenliği sona erdi. Kalenin içindeki Türbesinde bizleri bekliyor. Ruhaniyetiyle selamlaşıyoruz. Paylaştığım resimdeki heykel Avusturya Cermen kültürünün Türk&#39;e bakışını gösteriyor. Türk esirler çıplak ve aciz tasvir edilmiş. Uluğbeyli Veli Baba Sultan ve torunu İsmail Boyacı&#39;dan amcaları Gül Baba&#39;ya sel&acirc;m getirdim&hellip; Budapeşte&#39;ye geliş amaçlarından biri de Isparta- Senirkent Uluğbeyli Gül Babayı ziyaret etmekti. Gül Baba Türbesi Üç yıl önce Hacı Bektaş Veli Hünk&acirc;r&#39;ın ziyaretine gittiğimizde sanki gök delinmiş, bardaktan boşanırcasına yağmur yağmıştı. Mübarek Gül Baba da yağmurla yıkadı, pakladı bizleri. Maddi manev&icirc; kirlerimizden arındırdı. Kolonizatör Türk Dervişi, Yeniçerilerin Piri, Bektaşi Gül Baba&#39;nın türbesi Budin&#39;in Margit adasının doğru kısmında. Gül Baba bir Bektaşi dedesi. Evladı Res&ucirc;l. Şimdiki şeceresi uyduruk çakma şeyhler gibi değil. Budin&#39;i yurt yapmak için Kanuni tarafından gönderilmiş, bir tekke kurmuş. Tahta kılıcı ve sarığındaki gülüyle ünlü. 1541&#39;de Budin&#39;de şehit düşünce Kanuni&#39;nin de kıldığı cenaze namazı sonrasında bugün türbesinin bulunduğu yere defnedilmişti. Uzun yıllar unutulan türbesine 1926&#39;da genç Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Budapeşte Başkonsolosu türbeye sahip çıkmış, 1996&#39;da Isparta İslamköylü Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel&#39;in çabalarıyla yeniden onarılmıştı. Demirel, restorasyon tamamlandıktan sonra 1997 yılında dönemin Macaristan Devlet Başkanı Göncz Arpad&#39;ın davetiyle Budapeşte&#39;ye gitti. Ziyaret sırasında &ldquo;Gül Baba Türbesi&rdquo;nin açılışını yaptı. Allah rahmet eylesin ruhları şad mekanları cennet olsun. Uluğbeyli erenlere, İsmail Boyacı ya sel&acirc;m olsun. İsmail Boyacı; Senirkent Uluğbey (İlegüp/İlegöp)&#39;de yaşıyor. Gül Baba&#39;nın yeğeni Veli Babanın torunlarından. Evini müzeye dönüştürmüş. El yazma kitaplardan, şecerelerden, yöresel kadın erkek giysilerinden, eski paralardan, güğümlerden, hançer, kılıç, balta, mızrak, zırh, piştov, tabanca, tüfenk, ütü ve yüzlerce akla gelmeyen objelerden oluşan kişisel müzesi var. </p><p>Mohaç ovasından geçtik&hellip; Şehitlerimizi rahmetle andık&hellip; Mohaç; Macaristan&#39;ın güneyinde Baranya bölgesinde bulunan bir kasaba. -Mohaç ovasında bir deli​​​​​​​ Osmanlı Devleti&#39;nin 1353 yılından itibaren Rumeli&#39;ye geçmesinin ardından Katolik dünyasının öncüsü olarak Osmanlı&#39;nın karşısına çıkan Macarlar, yapılan savaşlarda ağır yenilgiye uğradı. 1440 ve 1456&#39;da iki defa kuşatıldığı halde alınamayan Belgrad&#39;ın 1521&#39;de Osmanlı Devleti tarafından ele geçirilmesi, Macar Krallığının sonu oldu. Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 29 Ağustos 1526 tarihinde Macaristan&#39;ın güney sınırı yakınlarındaki Mohaç ovasında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi, sadece Osmanlı Devleti&#39;ni değil, Avrupa tarihini de etkiledi. Macaristan&#39;ın tamamen parçalandığı ve Kanuni Sultan Süleyman&#39;ın Budin Kalesi&#39;nin anahtarlarını bizzat kendi elleriyle aldığı savaştır. Savaşın 2 saat kadar kısa sürmesindeki en temel etken savaş meclisinde uygulanacak taktiğin belirlenmesiydi. Macaristan Budapeşte&#39;ye uğradıktan sonra Mohaç zaferinin kazanıldığı tarihi mek&acirc;nda soluklandık. Bir sonraki istikametimiz Hırvatistan toprakları oldu. Herhangi bir kent merkezine uğramadan Sırbistan sınırına ulaştık. Düşen cüzdan, nasıl bulundu!.. Hırvatistan sınırında pasaport işlemleri kısa sürüyor. Sırp görevliler Türkiye plakamıza gülümseyerek bakıyor. Ankara ve Belgrad arasındaki yakınlaşma buraya da yansımış. -Hırvatistan&#39;a ayak bastık​​​​​​​ Gümrükten çıkınca biraz soluklanmak için duruyoruz. O arada Gruptan arkadaşımız Halil Sarıkaya aracından inip bizim araca yaklaşıyor. Kısa bir konuşma oluyor aramızda. İleride daha rahat bir dinlenme tesisi olduğunu öğrenince araçları sürüyoruz. Molada Halil Sarıkaya içinde kimlikleri, kredi kartı ve bir miktar dövizin bulunduğu cüzdanını sınır gecişinde düşürdüğünü fark ediyor. Panikle oğlum Aytuğ ve Göktuğu yanına alarak gecenin karanlığında yayan yapıldak yola düşüyor. Çakal ve tilki ulumaları köpek havlamasına karışıyor. Mesafe oldukça uzun. Yolda bizi arıyor. Araçla gelin diye. Grup Başkanı Selvet Altuğ&#39;un aracı ile onları yoldan alıyoruz. Sınır geçiş yeri mola yerine 5-6 kilometre mesafede. Aradan bir saat geçmiş. Orada onlarca insan duruyor. Araçla yaklaştığınızda küçük oğlum aracın penceresinden yerdeki cüzdanı görüyor. Cüzdan sahibi inip alıyor. Hiç eksiği yok. Herşey tamam. Geride bekleyenlere haber veriyoruz. Sevincimize diyecek yok. Belgrad&#39;da Botel yani gemi otelde kalıyoruz&hellip; Sırbistan&#39;a girerken ve çıkarken sağlı sollu yol güzergahı üzerinde Bayburt dinlenme tesisleri var. Genellikle Avrupa&#39;da çalışan gurbetçiler ve Tır sürücüleri tercih ediyor. Düşünsenize Sırbistan ortasında Türklerin işlettiği, Türkçe konuşulan, Türk mutfağından yemeklerin tüketildiği tesisler. Dört yıl sonra turla gittiğimiz Belgrad&#39;a aynı tarihte arkadaş grubumuzla ulaşıyoruz. Gezi boyunca hotel, hostelde kaldık. -Belgrad&#39;da kaldığımız Botel​​​​​​​ Kahvaltı sonrası istikamet Belgrad Kalesi. Oralarda soluklanmak sanki tarihe yolculuk gibi. Belgrad kalesi Tuna ve Sava nehirlerinin kesişme noktasında kurulu. Manzara müthiş, kelimeler anlatmada kifayetsiz. Kale Meydan Türkçeden Sırpçaya aynı şekilde geçmiş. Kalenin hendeklerini hem açık hava müzesine hem de tenis kortlarına dönüştürmüşler. İkinci dünya savaşından kalma toplar, tanklar, füzeler sergileniyor. Belgrad&#39;ın ünlü Knez Mihail caddesi adını Sırbistan Prensi III. Mihailo&#39;dan alıyor. Caddede 1870&#39;lerin sonlarına tarihlenen birçok büyük ve etkileyici binayı görmek mümkün. Knez Mihail caddesine çapraz sokakta Tuna Balığı/Tuna Steak yedik. Knez Mihail caddesinde dolaşırken Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümünden okul arkadaşım Keziban Hanım ve ailesi ile yıllar sonra Belgrad sokaklarında karşılaşıyoruz. </p><p>Dünya ne kadar küçükmüş. Sofya&#39;da Mimar Sinan&#39;ın Yadigarı&hellip; Dönüş yolunda gezimizi noktalamak üzere Sofya&#39;dayız. Bulgaristan&#39;ın başkenti Sofya&#39;da ibadete açık tek cami, Banyabaşı Camii (Banya Bashi). -Sofya&#39;da Diğer adı Kadı Seyfullah Efendi Camii. 450 yıldır ayakta. Önce yatsı sonrası uğruyoruz. Cemaat dağıldığı için kapalı. Balkan Yarımadasının merkezinde, Bulgaristan&#39;ın batısındaki havzada yer alan Sofya, Bulgaristan&#39;ın başkenti ve en büyük şehri. Nüfusu yaklaşık 1,3 milyon. Geniş meydanları var. -Sofya&#39;da Komünistlere sel&acirc;m böyle verilir​​​​​​​ İlk yerleşenler Serdi adlı Trakyalı bir kabilesiydi ve bilinen ilk adı Serdnopolis oldu. Roma devrinde Serdica, mil&acirc;ttan sonra II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ulpia Serdica, Bizans devrinde Triadica, IX. yüzyıldan sonra Bulgarca Sredec, İdr&icirc;s&icirc;&#39;de Atralissa diye geçer. XIV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Saint Sophia Kilisesi&#39;nin adından dolayı Sofia, Osmanlı döneminde Sofya&#39;ya dönüşür. 7 Milyon nüfuslu Bulgaristan&#39;ın başkenti Sofya&#39;da bir gece bir gündüz kaldık. Kaldığımız oteli Suriyeliler işletiyor. Helal kahvaltı veriyorlarmış. Araplar ve Yahudiler aynı mahallede&hellip; Hemen üst sokakta 1909 yılında Avusturyalı ve Macar mimar ustası Friedrich Grunanger tarafından inşa edilen Balkanların en büyük üçüncü sinagogu Sofya sinagogu bulunuyor. Hotel resepsiyonunda görevli bayan Bulgaristan doğumlu Filistinli olduğunu söylüyor. Diğer görevli Kamışlıdan Suriye Kürdü. Yahudilerin işlettikleri lokantaya yemeğe gelip gelmediklerini soruyorum. Çok sık değil cevabını veriyor. Onların KOŞER yemekleri satan başka lokantası varmış. Bulgaristan Yahudi cemaati kuruluşu &lsquo;Şalom&#39; oldukça etkin. 1939&#39;da Bulgaristan&#39;da, yüzde 90-95&#39;i Sefarad olan yaklaşık 49 bin Yahudi yaşamaktaydı. -Sofya meydanlarında.. Bu sayının yarısından fazlası Sofya&#39;da yerleşikti. Diğer önemli Yahudi yerleşim merkezleri: Plovdiv, Rusçuk, Varna ve Burgaz&#39;da bulunuyordu. Ankara&#39;nın bağları var meydanları yok!.. Sofya; Geniş meydanları, yeşil alanları ve insan önceliği ile kimse kusura bakmasın ama Ankara&#39;ya beş çeker. Ben Ankara ile karşılaştırıyorum çünkü en iyi bildiğim yer orası. Bir çok Balkan ve Orta Avrupa ülkesinde Türkçe adlandırmayla &#39;Meydan&#39; mevcut. Hem de İstanbul Kaldırım taşları döşeli. Sözde &#39;Medeniyet&#39; tartışmaları ekseninde İsl&acirc;m/insan denklemini kuran mandıra filozofları ezbere konuşuyor. Bu çöplük horozlarına tavsiyem, kuma gömdükleri başlarını çıkarsınlar. Müteahhit kafasıyla, müteahhitlerin beslediği İslamcı kafasıyla bu işler yapılmıyor. St. Michael Altın Kubbeli Katedrali, Sofya kent simgesi görülüyor. Altın kubbeli neo-Bizans Aleksander Nevski Katedrali Hristiyanlar için çok önemli. 1108-1113 yılları arasında inşa edilmiş. Altın Kubbeli Kiliseyi, Nazi Hatırası çevrelemiş&hellip; Etrafı boş. Yani geniş bir alan çevriliyor. Hemen ilerisindeki parkta seyyar satıcılar var. Kimse size birşey satmak için yapışmıyor. Tezgahlarda antika objeler var. Nazi ordusu amplemli kimlik kartları, bıçak, kama, tabaka, saat, matara envai çeşit malzeme sizi almanız için kışkırtıyor. Bu Nazi objelerin bolluğu Nazi yanlısı Bulgar Alaylar Birliği&#39;nin lideri General Hristo Lukov dönemine uzanıyor. General Hristo Lukov, 1935-1938 yıllarında Bulgaristan&#39;da Savunma Bakanlığı yaptığı süreçte Ülkedeki aşırı sağcı gençlerden Bulgaristan Ulusal Lejyonlar Örgütü oluşturmuş, Hitler&#39;in emrine vermişti. Lukov, Bulgaristan Komünist Partisi&#39;nin (BKP) görevlendirdiği iki kişi tarafından 13 Şubat 1943&#39;te evinde kurşunlanarak öldürüldü. Rodop bölgesinde Filibe&hellip; Sofya Filibe arası 145 km. Filibe Bulgaristan&#39;ın güney kesiminde bugünkü adı Plovdiv olan eski bir Osmanlı şehri. Otopark sorunu yaşıyoruz. Ücretsiz yer bulmak imkan dışı. Çarşı merkezinde dönerci görünce Hacı görmüş gibi oluyoruz. Meydana yakın caminin altındaki dükkanları cafeye dönüştürmüşler. Sıcaktan bunalmış yüreklerimizi buz gibi limonata ile serinletiyoruz. Ardından Türkiye usulü çayla keyfimize keyif katıyoruz. Caminin girişinde bir grup oturuyor. Sel&acirc;m verip gruba dahil oluyoruz. İmam Türkiye&#39;den gelmiş. Görev süresi dolmuş bir kaç hafta sonra Türkiye&#39;ye dönecekmiş. Bazı sorularıma cevap vermiyor. Kaderciler diye yerel bir akımdan söz ediyorlar. Ne yapıyorlarsa Allah istedi, kader böyleymiş anlayışındalarmış. İmam biraz küfürlü konuşuyor. Verdiği örnekte etik değildi. Aytuğ tepki gösteriyor. Şehirde 6000 Ermeni ve 4000 Roma Katolik Kilisesi&#39;ne bağlı cemaat h&acirc;l&acirc; burada yaşıyor. -Hasköy&#39;den Rusçuk&#39;a giderken Türkçe konuşan Çingenelerle​​​​​​​ Bunların dışında yaklaşık 20.000 müslüman mevcut. Çoğunluğu Türkçe konuşan Çingeneler&#39;den oluşuyor. Filibe&#39;den ayrılık vakti Türkiye&#39;ye dönüş&hellip; 15 Temmuz Pazartesi günü başlayan üç araçlık konvoyla, Bulgaristan, Romanya, Gagauz Yeri, Moldova, Ukrayna, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan ve Sırbistan&#39;ı kapsayan 18 günlük gezimizi, Kapıkule sınır kapısından girerek Edirne&#39;de noktaladık. Geziyi organize eden, rehberliği üstlenen Selvet Altuğ ve diğer yol arkadaşımız Halil Sarıkaya&#39;ya teşekkürler. Çan seslerinin paslandırdığı kulaklarımızı, Edirne molamızda Ezan sesiyle bir güzel temizledik. Türkiye, Balkanlar&#39;ın büyük abisi. Türklük gurur verici. Tanrı Türk&#39;ü korusun ve yüceltsin.</p><p>Ömür ÇELİKDÖNMEZ</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1229064444.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkçe konuşarak Orta Avrupa'yı nasıl gezdim? Hristiyan Türkleri ve Yahudi Türkleri nerede buldum? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1229064444.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[POMAKLAR ÜZERİNDEN YAPILAN HESAPLAR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/pomaklar-uzerinden-yapilan-hesaplar/1077/</link>
            <description><![CDATA[Balkanlar coğrafyası yüzyıllardan beri başkalarının güç mücadelelerinden dolayı ortaya çıkan ihtilaf ve yapılan savaşlardan bıktı. Balkanlar halkları barış ve kardeşlik içinde yaşamak istiyor. Hiç kimsenin aklında farklı düşünceler yoktur, bu barış ortamına ancak aşırı milliyetçi akımlar zarar verebilir. Bu akımlara devlet yöneticileri, söylem ve eylemleri ile prim yaptırmamalı, yoksa Balkanlar'da haritaların yeniden çizilmesi kaçınılmaz olacaktır.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/pomaklar-uzerinden-yapilan-hesaplar/1077/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 10 Aug 2019 22:08:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Pomak popülasyonu, Balkanlar&#39;da yaşayan en eski topluluklardan biridir ve her ne kadar zaman zaman belli odaklar onları farklı etnik kimliklerden devşirilmiş gibi gösterme gayreti içinde olsa da, Pomaklar, kendilerine has kültürü ve gelenekleri olan ayrı etnik bir gruptur.93&#39; Harbi&#39;nden sonra Osmanlı Balkanlar&#39;dan çekilme sürecine girince, Türklerle beraber bir kısım Pomak nüfus da göç ederek, genelde Çanakkale ve Trakya bölgesine yerleşmiştir.Yüzyıllar boyu ortak paylaştıkları bölgelerde Türkler ve Pomaklar, her zaman barış ve kardeşlik içinde yaşamıştır.Bu durum günümüzde de, gerek Balkanlar&#39;da, gerek ülkemizde, aynı şekilde devam etmektedir. Ancak son yıllarda ülkemizde yaşayan Pomaklarla, birileri çok yakından ilgilenmeye başlamış ve özellikle Çanakkale ve Trakya bölgesinde yaşayanlarla ilgili birileri bazı faaliyetler yürütme gayreti içine girmiştir.Bu faaliyetler yakından takip edilmekle beraber, bazı STK yöneticilerinin bu alanlara girmeleri, ileride ciddi sıkıntılar yaşamalarına sebep olacaktır. Bu arkadaşlara tavsiyemiz, bu konularda dikkatli olmalarıdır.Buna paralel olarak aynı odaklar, Pomakların arasından belli kişileri kullanarak, Pomak Enstitü&#39;sü başta olmak üzere, değişik örgütler kurdurmuşlardır. Bunların ana hedefi Pomak milliyetçiliğini körüklemektir ve kullanılan kişilerin kimler olduğunu merak edenler, bu örgütlerde yer alanlara ve bu yönde yayınlar yapanlara bakmaları yeterlidir.Bahsettiğimiz kişiler, bir yerlerden beslenip gününü gün ederken, gariban Pomak halkı, özellikle Rodoplar bölgesinde yaşayanlar, zor yaşam şartlarında geçimini sağlama derdine düşmüştür.Öne çıkan bazı aktivistlerin arkasında kimler durduğunu ve neler amaçladıkları konusunda, burada ayrıntılara girmeye gerek yok, ileri ki dönemlerde nasıl olsa, bu konularda daha çok yazılar yazacağız.Şimdilik sadece şunu belirtmek yeterli olacaktır. Pomaklar üzerinden çeşitli hesaplar yapanlar, Bulgaristan&#39;daki totaliter rejimin yıkılmasından sonra, soydaşlarımızı kontrol altında tutmak için birilerine siyasi parti kurduranlarla aynı kişilerdir.Ancak ülkemizdeki Pomak kardeşlerimiz, her ne kadar bunlardan bazılarının kafaları karışık olsa da, bu tür yaklaşımlara prim vermeyeceklerinden eminiz. Kaldı ki, bu tür gayretlerin başarı şansı da yoktur. Bunun sebebi çok basittir, etnik aidiyet önemlidir, fakat gerçek dindar kişileri için her zaman ümmetçilik ağır basar, ki İslam&#39;ı kabul etmiş Pomak kardeşlerimizin dini bağlılıkları çok derin ve güçlüdür. Bundan dolayı etnik kökene dayalı ayrıştırma gayretleri içine giren kişilerle din uyuşmazlığı olduğundan, başarılı olma şansları da olmayacaktır. Dindar kesimler için ümmetçilik her zaman ağır basacaktır.Aslında bu yaklaşımlara gerek de yok. Balkanlar coğrafyası yüzyıllardan beri başkalarının güç mücadelelerinden dolayı ortaya çıkan ihtilaf ve yapılan savaşlardan bıktı. Balkanlar halkları barış ve kardeşlik içinde yaşamak istiyor. Hiç kimsenin aklında farklı düşünceler yoktur, bu barış ortamına ancak aşırı milliyetçi akımlar zarar verebilir. Bu akımlara devlet yöneticileri, söylem ve eylemleri ile prim yaptırmamalı, yoksa Balkanlar&#39;da haritaların yeniden çizilmesi kaçınılmaz olacaktır.Bunu kimse istemiyor, ancak ötekileştirme ve ayrıştırma yaklaşımları devam ederse, ki bu eylemleri bazı dış mihraklar kendi çıkarları doğrultusunda kışkırttığı ortada, bu kaçınılmaz olacaktır.Buna fırsat verilmemeli...Dr. Gürçay CEM ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1651289146.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ POMAKLAR ÜZERİNDEN YAPILAN HESAPLAR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1651289146.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Küresel güç olma yolu, Balkanlar'dan geçer]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kuresel-guc-olma-yolu-balkanlar-dan-gecer/1072/</link>
            <description><![CDATA[Büyük devletleri büyük devlet ve küresel güç yapan en önemli unsurlardan biri dış politikalarındaki devamlılık ve istikrardır. Oralarda on, hatta yüz yıl sonrası için stratejiler geliştirilip, planlamalar yapılır. İktidarlar değişse de, planlanan politikalara sadık kalınarak uygulanmaya aynen devam edilir.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kuresel-guc-olma-yolu-balkanlar-dan-gecer/1072/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sun, 28 Jul 2019 18:18:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Bu hafta bir dizi etkinliğe katılmak üzere doğup büyüdüğümüz toprakları ziyaret ettik.Batı Trakya&#39;da Sadık Ahmet&#39;i anma törenleri ve Mestanlı&#39;daki Naim Süleymanoğlu&#39;nun anıtının açılışı başta olmak üzere, değişik siyasi parti ve STK yöneticileriyle bir araya geldik.Balkanlar&#39;ın önemini anlatmaya gerek yok. Coğrafik konumundan dolayı, dünyanın en stratejik bölgelerinden biridir.Bundan dolayı, tarih boyunca buraları küresel güçlerin ilgi odağı olmuştur. Bu güçlerin çıkar mücadelelerinden dolayı, Avrupa&#39;nın kanayan yarası diye adlandırılan bu bölgenin yarası hiç kapanmamıştır.Ülke olarak buralarda sahip olduğumuz soydaş nüfusumuzdan dolayı, Balkanlar&#39;da en etkin güçlerin arasında olmamız gerekirken esaslı, sistematik ve uzun vadeli politikalarımızın olmamasından dolayı, ki özellikle son yıllarda gidilen anlayış değişikliği ile dış politikanın olmazsa olmazı olan istikrar ve devamlılık bozulduğundan, buralarda etkinliğimiz istenilen düzeyin çok altındadır.Büyük devletleri büyük devlet ve küresel güç yapan en önemli unsurlardan biri dış politikalarındaki devamlılık ve istikrardır. Oralarda on, hatta yüz yıl sonrası için stratejiler geliştirilip, planlamalar yapılır. İktidarlar değişse de, planlanan politikalara sadık kalınarak uygulanmaya aynen devam edilir.Bundan dolayı bu devletler büyüktür, küresel arenada söz sahibi ve oyun kurucudur. İstikrarlı ve devamlılığı olan, uzun vadeli projeksiyonu olan politikalarınız yoksa, bu oyun kurucuların arasında yer almanız mümkün değildir.Ülke olarak son yıllarda dış politikada peş peşe yaşadığımız başarısızlıklar, bölgemizin en önemli gücü olmamıza rağmen ve hemen yanı başımızda cereyan eden olaylar birinci derecede bizi ilgilendirmesine rağmen, oyun kurucuların arasında değil de ancak başkalarının kurduğu oyunlara figüran olarak yer almamızın temel sebebi, dış politikada devlet politikaları değil, parti politikaları uygulanmaya kalkışılmasındandır.Bu duruma, ilgili kurumlarda görev yapan deneyimli, bilgili ve birikimli kadroların değiştirilmesi de eklenince, önümüze bu tablonun çıkması kaçınılmaz olmuştur.Dış politikada yaşanan olumsuzluklardan Balkanlar da nasibini almıştır. Bütün Balkanlar coğrafyasında soydaşlarımız arasında bölünmüşlük ve iç çatışmalar h&acirc;kim ki, aramızdaki bu husumetleri alevlendiren fazlasıyla dış müdahaleler olduğunu söylemeye gerek yok.Oralarla ilgili soydaşlarımızın sorunlarını ve beklentilerini içeren uzun vadeli stratejilerimiz ve eylem planlarımız olmadığından, son yıllarda yaşanan bölünmüşlük, bu durumun kaçınılmaz yansıması olmuştur.Nasıl olsun ki? İlgili kurumlarda, Balkanlar&#39;la ilgili birimlerde, soydaşımızın sıkıntılarını, dertlerini, onların yaşam biçimini, kültürünü tanımayan, oralarla alakası olmayan kişiler görevlendirilirse, ortaya çıkan sonuç da ancak bu olur.Yıllarca STK&#39;larımız oralarla ilgili esaslı kalıcı ve istikrarlı politikalar üretilemezse, bundan öte oraları bilen donanımlı kişiler görevlendirilmezse, sıkıntıların çıkacağı konusunda defalarca uyarılarda bulunmuşlardır.Bu uyarılar dikkate alınsaydı, bu sorunların hiçbiri yaşanmayabilirdi. Oysa, o coğrafya ülkemiz için en stratejik bölgedir. Bu bölge gelişmiş dünyaya açılan penceredir.Bu bölge ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak yolun köprüsüdür. Küresel güç olmanın yolun, Balkanlar&#39;dan geçtiğini herkes anlamalı artık.Gürçay CEM ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1022230539.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Küresel güç olma yolu, Balkanlar'dan geçer ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1022230539.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bal-Göç heyeti, Dr.Sadık Ahmet'i anma törenlerine katıldı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bal-goc-heyeti-drsadik-ahmet-i-anma-torenlerine-katildi/1064/</link>
            <description><![CDATA[Bal-Göç Derneği Başkanı Veli Öztürk ve bazı yönetim kurulu üyelerinden oluşan bir çalışma heyeti birkaç günlük Yunanistan ve Bulgaristan gezisine çıktı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bal-goc-heyeti-drsadik-ahmet-i-anma-torenlerine-katildi/1064/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Wed, 24 Jul 2019 17:26:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bal-Göç Derneği Başkanı Veli Öztürk ve bazı yönetim kurulu üyelerinden oluşan bir çalışma heyeti birkaç günlük Yunanistan ve Bulgaristan gezisine çıktı.</p><p>Bugün Gümülcine&#39;de Türk Gençler Birliği Başkanı Necat Ahmet ile görüşen Bal-Göç heyeti, TBMM Başkanı Mustafa Şentop&#39;un da aralarında bulunan resmi konuklarla, Sadık Ahmet&#39;in anısına düzenlenen törene katıldılar.</p><p>Bal-Göç heyeti ile beraber Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Başkanı Sabri Mutlu, Edirne Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Erhan Pekkan, Akdeniz Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Mükremin Uygun, Cebel Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Op.Dr. Gürçay Cem,Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Bulgaristan&#39;dan gelen DOST Partisi Genel Başkanı Lütfi Mestan ve Cebel Belediye Başkanı Bahri Ömer, merhum Dr. Sadık Ahmet&#39;ın kabri başında dua ettiler ve çelenkler bıraktılar.</p><p>Yarınki gün ise, Mestanlı&#39;daki etkinliklere katıldıktan sonra, Bulgaristan&#39;ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türkler ziyaret edilecek.</p><p>Aysel MERT</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1980795575.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bal-Göç heyeti, Dr.Sadık Ahmet'i anma törenlerine katıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1980795575.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yunanistan'da Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi büyük başarı yakaladı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/yunanistan-da-dostluk-esitlik-baris-partisi-buyuk-basari-yakaladi/1015/</link>
            <description><![CDATA[Asafoğlu, "İskeçe ve Gümülcine illerinde birinci parti olduk. Yeni Demokrasi bu kadar revaçtayken onu da geçtik birinci olduk. İskeçe ilinde yüzde 26’yı, Rodop-Gümülcine ilinde ise yüzde 38’i yakaladık. Bu zaferin çok büyük anlamları var. Hem Avrupa’ya hem Atina’ya hatta dünya kamuoyuna birçok mesaj veriyor. İlk olarak verdiği mesaj şu, Bizler Türküz buradaki Türk kimliğimizi kanıtlıyoruz. Çünkü DEB Partisi buradaki Batı Trakya Türk Azınlığı bir milli azınlıkta yaşadığını söyleyen bir parti" ifadelerini kullandı. ]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/yunanistan-da-dostluk-esitlik-baris-partisi-buyuk-basari-yakaladi/1015/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 01 Jun 2019 12:41:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Yunanistan&#39;da Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi büyük başarı yakaladıYunanistan&#39;da, 26 Mayıs&#39;ta yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi büyük başarı yakaladı.Batı Trakya Türk azınlığının yegane partisi Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi (DEB) 26 Mayıs&#39;taki Avrupa Parlamentosu seçimlerine katıldı. Parti, tarihinde 2&#39;inci kez katıldığı seçimden büyük bir başarıyla çıktı.Batı Trakyalı Türkler, yüzde 3&#39;lük seçim barajı nedeniyle DEB&#39;in milletvekili çıkaramayacağını bile bile partilerine sahip çıktı.DEB&#39;in Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, aldıkları yüksek oy ile Türk azınlığın siyasi temsilcisi olduklarının bir kez daha kanıtlandığını vurguladı.Asafoğlu, bu sonuçlar ışığında DEB&#39;in Yunan siyasetindeki yerini herkesin kabullenmesi gerektiğini söyledi.Yüzde 3&#39;lük baraj engeline de dikkat çeken Asafoğlu, yakaladıkları seçim başarısının ardından hakaretlere maruz kaldıklarını ifade etti.Başarılarının hazmedilemediğini belirten Asafoğlu, tek amaçlarının Yunanistan&#39;da haklarına kavuşarak huzur içinde yaşamak olduğunu kaydetti.&quot;Bu zafer birçok mesaj veriyor hem Avrupa&#39;ya hem Atina&#39;ya&quot;Asafoğlu, &quot;İskeçe ve Gümülcine illerinde birinci parti olduk. Yeni Demokrasi bu kadar revaçtayken onu da geçtik birinci olduk. İskeçe ilinde yüzde 26&#39;yı, Rodop-Gümülcine ilinde ise yüzde 38&#39;i yakaladık. Bu zaferin çok büyük anlamları var. Hem Avrupa&#39;ya hem Atina&#39;ya hatta dünya kamuoyuna birçok mesaj veriyor. İlk olarak verdiği mesaj şu, Bizler Türküz buradaki Türk kimliğimizi kanıtlıyoruz. Çünkü DEB Partisi buradaki Batı Trakya Türk Azınlığı bir milli azınlıkta yaşadığını söyleyen bir parti&quot; ifadelerini kullandı. Asafoğlu, &quot;Aynı zamanda Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının siz de biliyorsunuz ki çok büyük kronikleşmiş sorunları var. Vakıflar, müftülük, kanayan yaramız olan eğitim sorunumuz var. Ancak bu yıl en çok vurguladığımız sorunumuz şuydu, ekonomik anlamda bölge olarak bu kadar geri kalmış olmamız. bu anlamda da güçlü bir mesaj gittiğini düşünüyoruz&quot; dedi. Kaynak: TRT Haber ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1856918341.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yunanistan'da Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi büyük başarı yakaladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1856918341.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BATI TRAKYA'DA SİYASİ SEFERBERLİK]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bati-trakya-da-siyasi-seferberlik/1000/</link>
            <description><![CDATA[Batı Trakya Türkleri ve Müslümanları kendilerini ötekileştiren, hedef gösteren, tehdit olarak gören, iten ve izole eden, talep ve beklentileriyle ilgili isteklerine dahi cevap vermeyen mevcut siyasi anlayışa gereken tepkiyi vermek için seçime hazırlanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bati-trakya-da-siyasi-seferberlik/1000/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 18 May 2019 14:17:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Batı Trakya Türkleri ve Müslümanları kendilerini ötekileştiren, hedef gösteren, tehdit olarak gören, iten ve izole eden, talep ve beklentileriyle ilgili isteklerine dahi cevap vermeyen mevcut siyasi anlayışa gereken tepkiyi vermek için seçime hazırlanıyor. Soydaşlar sandıkta yapacakları tercih ile Yunanistan&#39;a, hükümete, ülkenin siyasi sistemine, yöneticilere, Yunanistan&#39;ın kaderini elinde tutan siyasi partilere kuvvetli bir mesaj vermek amacında. Azınlığın temsilcisi konumundaki Dostluk Eşitlik Barış Partisi (DEB-KİEF) aracılığıyla 26 Mayıs 2019 tarihinde yapılacak belediye, eyalet Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Atina&#39;ya, Avrupa&#39;ya ve Avrupa Parlamentosu&#39;na &lsquo;&#39;Biz de varız&#39;&#39; mesajı göndermeye kararlı seçmen &lsquo;&#39;Türk&#39;ün oyu Türk&#39;e&#39;&#39; şiarıyla hareket ediyor. İzole edilerek ekonomik ve sosyal olarak geri bıraktırılan ve onyıllardır bu durumu değişmeyen Batı Trakya Türkleri 26 Mayıs 2019 Pazar günü gerçekleştirilecek belediye, eyalet ve Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için adeta seferber oldu. Yerel ve bölgesel seçimlerde belediye başkan ve meclis üyeleri ile eyalet başkan ve meclis üyelerinin de belirleneceği siyasi yarışta AP için de 21 vekil tayin edilecek. Avrupa Parlamentosu için sahaya çıkan Batı Trakya Türk toplumunun tek örgütlü ve büyük siyasi gücü konumundaki Dostluk Eşitlik Barış Partisi 26 Mayıs&#39;taki seçimler için 18&#39;i kadın 42 aday gösterdi. DEB listesinde yer alacak AP milletvekili adayları ramazan ayını da fırsat bilip bölgeyi karış karış tarıyor. DEB Partisi, &ldquo;Hadi bir daha&rdquo; sloganı ile yürüttüğü seçim çalışmasında Batı Trakya Türk toplumunun sesini ve taleplerini ikinci kez AP&#39;ye taşımaya hazırlanıyor&lsquo;&#39;TÜRK&#39;ÜN OYU TÜRK&#39;E GİTSİN&#39;&#39;Batı Trakya Türk azınlık adayları, 26 Mayıs&#39;ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerin ilk turu ve Avrupa Parlamentosu seçimleri için &lsquo;&#39; Türk&#39;ün oyu Türk&#39;e gitsin&#39;&#39; sloganıyla soydaşların desteğini talep ederken kendilerine bir destek de Avrupa&#39;dan geldi. Yunanistan&#39;ın 21 milletvekili göndereceği Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Türk azınlığın tercihleri ile varlığını güçlü bir şekilde hissettirmesini isteyen Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) da yaptığı çağrıda Türk ve Müslümanları yerel ve bölgesel seçimler için sandığa giderek oy kullanmaya ve oyları ile Türk adayları ve DEB Partisi&#39;ni desteklemeye çağırdı. Dostluk, Eşitlik, Barış Partisi (DEB-KİEF) Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu ise düzenlenen iftar vesilesi ile Meriç eyaletindeki Büyük Dervent Köyü&#39;nde bir araya geldiği soydaşlara 2014 hatırlatması yaparak destek istedi. Asafoğlu, &quot;Bizler DEP olarak 26 Mayıs Pazar günü gerçekleşecek olan AP seçimlerine katılma kararı aldık. Partimiz, 2014&#39;te bu seçimlere katılmıştı ve çok güzel bir başarı elde etmişti. Bizler yine bu başarıyı hatta daha fazlasını elde edeceğimize eminiz ama bunun için sizin desteğinize ihtiyacımız var.&quot; dedi.LOZAN&#39;DAKİ HAKLARIN İADESİ TALEBİAvrupa Parlamentosu seçimlerinde DEB bünyesinde toplanacak her oyun, Batı Trakya&#39;da Türk varlığının bir göstergesi olacağını söyleyen Asafoğlu, bu tercihin Atina&#39;nın Türk azınlık üzerinde uyguladığı politikaya bir tepki anlamı taşıyacağına da dikkati çekti. Asafoğlu, &quot;Batı Trakya&#39;da Türk kimliğini açıkça savunan DEB&#39;e verilecek oylar aynı zamanda burada, Batı Trakya&#39;da Türk kimliği varlığının kanıtı olacak. Tabii ki Lozan&#39;dan kaynaklanan haklarımızın iadesi için de mücadele verdiğimizi gösterecek&quot; dedi. Alınacak oyların Avrupa&#39;da daha önce ulaşılamayan bazı kapıların aralanmasında belirleyici olacağını da vurgulayan Asafoğlu, &quot;DEB olarak ne kadar çok oy toplarsak, hem Atina&#39;da hem de Avrupa&#39;da sesimizi daha güçlü bir şekilde duyurabileceğiz&quot; dedi. Asafoğlu, partisinin 2014&#39;te yapılan AP seçimlerindeki başarısından sonra Avrupa&#39;da bazı kuruluşlara üye olarak kabul edildiğini de hatırlattığı açıklamasında, &quot;Bunlardan biri Avrupa Parlamentosu&#39;nda 12 milletvekili bulunan Avrupa Hür İttifakı (EFA). Daha önce üyelik başvurumuza cevap bile vermeyen EFA, 2014 seçimlerinden sonra gelip kendileri kapımızı çaldılar ve bizi üye yapmak istediklerini söylediler. DEB&#39;in şu anda üyesi olduğu EFA Avrupa Parlamentosu içerisinde siyasi bir grup. EFA&#39;nın milletvekilleri bizim de milletvekillerimiz sayılır. Bugüne kadar EFA aracılığıyla AP&#39;ye Türk Azınlık sorunlarıyla ilgili 2 soru önergesi sunduk. Hedefimiz, seçimlerden güçlü bir şekilde çıkmak ve Avrupa&#39;da EFA gibi kuruluşlarla çalışmalarımızı devam ettirmek.&quot;BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ MESAJIMerhum Doktor Sadık Ahmet&#39;in 1991&#39;de kurduğu ve 23 yıllık aradan sonra ilk defa katıldığı 2014&#39;teki AP seçimlerinde büyük başarı sağlayan DEB, yürüttüğü siyasi seferberlik ile, Türk azınlığının sorunlarının Avrupa ve Atina tarafından dikkate alınmasını hedefliyor. Yunanistan&#39;da AP seçimlerine katılan 40 siyasi parti arasında yer alan ancak Türk azınlık oylarının yetersiz olması nedeniyle milletvekili çıkarması beklenmeyen DEB&#39;in &quot;Birlikte Daha Güçlüyüz&quot; sloganıyla sürdürdüğü seçim kampanyası dikkat çekiyor. Gruplar halinde kent ve köyleri gezen DEB&#39;in milletvekili adaylarından İskeçe bölgesinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ozan Ahmetoğlu da DEB&#39;in AP seçimlerine katılmasındaki temel amacın Batı Trakya bölgesinde yaşayan Müslüman Türk azınlığın sesini ve sorunlarını duyurmak, gündeme getirmek olduğunu belirtiyor. Türk azınlığın uluslararası anlaşmalarla belirlenen hakların ihlalinden kaynaklanan birçok sorunla karşı karşıya bulunduklarını da vurgulayan Ahmetoğlu seçimlerde sağlayacakları başarı ile Yunanistan başta olmak üzere tüm Avrupa&#39;ya güçlü bir mesaj vermek istediklerini söyledi. Ahmetoğlu, &quot;1981 yılından bu yana Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan ne yazık ki azınlığımıza yönelik politikasında gereken demokratikleşmeyi sağlayamadı. Gereken açılımları yapamadı. Yunanistan&#39;da yaşayan Batı Trakya Türkleri&#39;nin yıllardır çözüm bekleyen sorunları var. Halkımızın feryadına tercüman olmak amacıyla bu seçim yarışına katılıyoruz. Amacımız Türk azınlığı olarak sesimizi duyurmak &lsquo;&#39; dedi.&#39;&#39;BİR GÜN HAKLARIMIZI MUTLAKA ALACAĞIZ&#39;&#39;DEB milletvekili adayı gazeteci-yazar İbrahim Baltalı da DEB&#39;in Türk azınlığın hak arama mücadelesinde önemli rolü bulunduğunu belirterek hedeflerinin 2014 seçimlerinde olduğu gibi rekor oyla seçimleri tamamlamak olduğunu belirtiyor. Batı Trakya&#39;da yıllardır süren mücadeleler sonucunda Türk azınlığın vatandaşlık haklarının bir bölümü iade edilirken, azınlık haklarında hiçbir ilerleme sağlanamadığına dikkati çeken Baltalı, &quot;Doktor Sadık Ahmet partiyi kurarken &#39;Bir gün haklarımızı mutlaka alacağız&#39; sloganıyla Türklerin karşısına çıkmıştı. Hedefi Batı Trakya Türklerini ekonomik, siyasi ve kültürel yönden kalkındırmaktı. İşte, DEB Partisi azınlığa yapılan baskıları gerek Yunanistan ve gerekse de dünya kamuoyuna duyurmak için 2014 yılında ilk defa AP seçimlerine katıldı ve rekor bir oy alarak adını tarihe yazdırdı. Şimdi, 2019 yılında da hedef yine aynı. Rekor oyla seçimleri tamamlamak&quot; dedi.DEB İLK SEÇİMDE 43 BİN OYLA REKOR KIRMIŞTISadık Ahmet&#39;in eşi ve DEB&#39;in Onursal Başkanı Işık Ahmet ise AP seçimlerinde Batı Trakya&#39;da Türk oylarının Türk adaylara gitmesi için ailece çalıştıklarını vurgulayarak, &quot;Bizler, her zaman DEB partisinin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Sadık Ahmet&#39;in çizdiği yolda devam ediyoruz. Bugüne kadar Sadık Ahmet&#39;in hatırasına sahip çıkan Türk azınlığın bundan sonra da çıkmaya devam edeceğine inanıyoruz. Önceki seçimlerde büyük başarı gösteren DEB&#39;in bu seçimlerde daha büyük başarılara imza atacağına ve sesimizi dünyaya daha güçlü şekilde duyuracağımıza inanıyorum.&quot; dedi. AP seçimlerine 42 milletvekili adayı ile katılan DEB&#39;in yanı sıra Radikal Sol İttifak (SYRİZA), Yeni Demokrasi Partisi (ND) ve Değişiklik Hareketi&#39;nin (KİNAL) listelerinde de birer Türk asıllı aday bulunuyor. DEB, 2014&#39;te ilk kez katıldığı AP seçimlerinde Rodop, Evros ve İskeçe illerinde Türk seçmenlerin büyük bölümünü bünyesinde toplayarak yaklaşık 43 bin oyla birinci sırada yer almıştı. Bu arada Türk nüfusunun az olduğu Meriç eyaletinde, ilk kez 3 Türk aday yerel seçimlerde meclis üyeliği adaylarının listesine girdi. Halihazırda Batı Trakya Türk toplumu mensubu belediye başkanlarının görev yaptığı Kozlukebir ve Mustafçova belediyelerinde belediye başkan ve meclis üyeliği adaylarının tümü Türk. Aynı şekilde belediye başkanının Batı Trakya Türk toplumu mensubu olduğu Yassıköy belediyesinde belediye başkanlığı ve meclis üyeliği için iki Türk listesi ve 1 Yunan listesi yarışıyor. Gümülcine, İskeçe, Maronya-Şapçı, Bulustra ve İnhanlı gibi belediyelerde ise Batı Trakya Türk toplumu mensubu adaylar çoğunluk listelerinden seçimlere katılıyor. Yine bölgesel yani eyalet seçimlerine çoğunluk listelerinden katılan Türk adaylar Doğu Makedonya ve Trakya Eyalet Meclisi&#39;ne seçilmek için yarışıyor.BÖLGE TİCARET MERKEZİ OLABİLİRBu adaylardan İrfan Hacıgene, Serkan Hatip, İbrahim Amuçka ve Suzan Kadri &lsquo;&#39;Hizmet için hep birlikte&#39;&#39; sloganıyla güç birliği yaptıkları seçimler için vizyonlarını aktarırken Batı Trakya&#39;nın bugün Avrupa&#39;ya açılan kapı durumunda olduğunu belirterek bölgenin jeopolitik ve jeostratejik avantajına dikkat çekiyorlar. Bu durumun oluşturulacak bir kalkınma planının ana dayanağı olduğunu vurgulayan bir siyasi deklarasyon yayınlayan Hacıgene, Hatip, Amuçka ve Kadri eyalette bulunan limanların geliştirilmesini, demiryolu ve karayolu ağı ile bağlantılarının sağlanmasını, dışa açılma ve Avrupa perspektifi gibi büyük projelerin tamamlanmasını istiyor. Bu çalışmaların bölgeyi ticaret, inovasyon, girişimcilik ve eğitim merkezi haline getireceğini belirten adaylar bölgelerinin bugünün insanlarına ve sonraki kuşaklara yarınlarını nezih ve insancıl bir ortamda planlama fırsatı sunabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguluyor.Seçim bildirilerinde Doğu Makedonya ve Trakya Eyaleti&#39;nin Türkiye ve Bulgaristan&#39;ın yanısıra Ege, Balkanlar ve Boğazlar&#39;ın yanında bulunduğundan jeostratejik avantaja sahip olduğunu vurgulayan adaylar bölgenin limanlarının bu açıdan uluslararası ticaret için sahip olduğu potansiele de dikkat çekiyorlar. Sunulacak yeni altyapı imkanları ile bölgelerinde transit merkezleri yaratılabileceğini belirten siyasiler, bununla birlikte turizm çeşitliliğini geliştirerek bölgenin kalkınmasının sağlanabileceği görüşünde. Açıklamada tarla bitkilerine uygun ürün gruplamasına da dikkat çekilerek &lsquo;&#39; Bölgemizde meyve, tütün ipek gibi ürünlerin varlığı yeni iş imkanları yaratılmasına katkı sağlayabilir. Ticari ve tarımsal çeşitlilik gençlerin ve bilim adamlarının yurtdışına çıkışını durdurmak için önemli bir başlangıç noktası olabilir. Çevreye saygılı olarak enerji ve doğalgazdan bölgesel olarak faydalanabiliriz.&#39;&#39; ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_162671413.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BATI TRAKYA'DA SİYASİ SEFERBERLİK ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_162671413.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BÖLGEMİZ  YENİDEN HEDEF TAHTASINDA]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/bolgemiz-yeniden-hedef-tahtasinda/898/</link>
            <description><![CDATA[Saldırı her ne kadar Müslümanlara yönelik olsa da ve Türklere mesaj verilse de asıl hedef; İngiliz Milletler Topluluğu/Commonwealth of Nations/. İşin içinde Hırvatlar var.
Alman İstihbaratı var.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/bolgemiz-yeniden-hedef-tahtasinda/898/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 16 Mar 2019 09:46:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>BÖLGEMİZ  YENİDEN HEDEF TAHTASINDA</p><p>Iphon ve Huwai it dalaşını unutmadık.</p><p>ABD, Huwai&#39;nin kızını tutuklamıştı ve telefonu ülkeye sokmadı,  ama diğer devletler buna karşı çıktı.</p><p>Bunların arasında Almanya ve Fransa da vardı. </p><p>Merkel&#39;in uçağı kalkış esnasında düştü. </p><p>Deutsche Bank operasyon yedi. </p><p>Makron, Avrupa Birliği Ordusu isteriz demeye kalkıştı ve</p><p> Fransa&#39;nın başına hemen sarı yeleklileri sardılar.</p><p>***</p><p>Boing 737 uçağı yere çakıldı. (Belki de onu düşürenler var). </p><p>Uçak üreticisinin zararı 600 milyar dolar olduğu söyleniyor, </p><p>daha nice milyarlık uçaklar ellerinde kaldı ve satılmadı.</p><p>***</p><p>Yeni Zelanda&#39;daki vahşi terörist katliamından sonra, </p><p>bütün dünya medyası bu tür yorumlarla kaynamakta</p><p> ama biz Balkanlar&#39;a ve Türkiye üzerine odaklanalım, </p><p>çünkü silahlar dünyanın öbür ucunda patladı, </p><p>fakat sadece bizim bölgemiz hedef tahtasına oturtulmuş durumda. </p><p>Bu işin başında, Balkanlar&#39;ı karıştırıp ve asıl Türkiye&#39;yi bir kargaşa içine sokup, gücünü zayıflatmak isteyenlerin durduğu apaçık ortada.</p><p>***</p><p>Ayasofya, Miloş Obliç, Viyana, Şipka ve Bulair anılmakta. </p><p>Hem de Sırp milliyetçi marşı eşliğinde.</p><p>&quot;Watch out ustase and Turks (Dikkat edin Ustaşalar ve Türkler)&quot; uyarısı da dikkat çekmekte.</p><p>Avusturalyalı genç faşist son yıllarda Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan , Romanya ve Türkiye&#39;de bulunmuş ama belli ki, Çanakale Boğazı&#39;nın dibine bir göz atmaktan çekinmiş...</p><p>***</p><p>Beyaz yazılar, bayağı tedirgin edici ve dünkü günden beri Balkanlar&#39;ın istihbarat örgütleri ve hükümetleri teyakkuza geçti, hiç biri bu olayla ilişkilendirmek istemiyor. Zaten senaryo yazarının Balkanlar&#39;da oturmadığı ortada...</p><p>***</p><p>Silahlar uzak Yeni Zelanda&#39;da ateş aldı </p><p>ama bunun barut kokusu en yakın zamanda </p><p>Balkanlar&#39;a sıçrayacaktır...</p><p>***</p><p>Bu notlarımı Ankaralı tecrübeli araştırmacı- yazar arkadaşım  Ömür Çelikdönmez&#39;den aldığım bilgilerle noktalıyorum;</p><p>&quot;Saldırı her ne kadar Müslümanlara yönelik olsa da ve Türklere mesaj verilse de asıl hedef; İngiliz Milletler Topluluğu/Commonwealth of Nations/. İşin içinde Hırvatlar var.</p><p>Alman İstihbaratı var. Brenton Tarrant&#39;ın saldırıya giderken, </p><p>Hırvat faşist çeteleri Ustaşa&#39;ların dinlediği Sırp şarkısı &ldquo;Watch out ustase and Turks&rdquo;. </p><p>Ustaşalık veya Ustaşlık, İkinci Dünya Savaşı&#39;nda Yugoslavya topraklarında etkinlik gösteren faşist hareket...&quot;</p><p>Mümin TOPÇU</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1761315062.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BÖLGEMİZ  YENİDEN HEDEF TAHTASINDA ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1761315062.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[YAVUZ HIRSIZ YUNANİSTAN]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/yavuz-hirsiz-yunanistan/895/</link>
            <description><![CDATA[Yıllardır mesnetsiz, asılsız iddialar ve gerçekleştirdiği birtakım faaliyetler ile Doğu Karadeniz bölgesinde bir “Pontus Devleti” kurmak gibi olmayacak hayaller peşinde koşan Yunanistan’ın “Megali İdea" hedefleri içinde olan bu konuya dikkat etmek lazım.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/yavuz-hirsiz-yunanistan/895/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 15 Mar 2019 14:10:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ YAVUZ HIRSIZ YUNANİSTANGüzel ülkem Türkiye ve aziz Türk milleti üzerindeki sinsi planları hiç bitmeyen sözde müttefikimiz Yunanistan, Ege&#39;de adalarımızı işgal etmekle yetinmemiş, şimdi de Pontusçuluk faaliyetlerine hız verdi.Dünya kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla bir takım yalan ve iftiralarla süsleyerek, Ermenilerin yaptığı gibi, 2019 yılını sözde Pontus soykırımının 100.ncü yılı olarak ilan etmişler, bir takım etkinliklerle de bunu kutlayacaklar.Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış misali, kendi ayıp ve günahlarını kamüfle ederek, 1919&#39;da Anadolu&#39;yu işgale kalkışan Yunanistan&#39;ın, Karadeniz bölgesinde Pontusçu çetelerin, Ege bölgesinde Yunan işgal ordusunun katliamlarıyla masum sivil halka yaşattığı korkunç acıları unutturamaz.19. Yüzyılın ortalarında Doğu Karadeniz&#39;de Pontus adı altında sözde bir Yunan &ndash; Rum devleti kurulması amacıyla Yunan Megalo İdea&acute;sının bir uzantısı olarak ortaya çıkan Pontusçuluk yeniden ısıtılıyor.Yıllardır mesnetsiz, asılsız iddialar ve gerçekleştirdiği birtakım faaliyetler ile Doğu Karadeniz bölgesinde bir &ldquo;Pontus Devleti&rdquo; kurmak gibi olmayacak hayaller peşinde koşan Yunanistan&#39;ın &ldquo;Megali İdea&quot; hedefleri içinde olan bu konuya dikkat etmek lazım.İlkokuldan itibaren kin ve nefret tohumları ekerek, halkına sürekli olarak Türk Düşmanlığı aşılayan Avrupa&#39;nın şımarık çocuğu Yunanistan&#39;ın, bu ve benzeri densizliklerine karşı asla taviz vermeden, gerçek dışı tezlerine ve iftiralarına karşı öncelikle üniversitelerimizde gerekli çalışmalar yapılarak &ldquo;karşı tezler&rdquo; hazırlanmalı, konferans, sempozyüm ve seminerlerle kamuoyu bilinçlendirilmelidir.Doğu Karadeniz Bölgesi&#39;nde Trabzon ve ilçeleri, özellikle de Tonya ve köyleri, propagandaları için hedef seçilmiştir. Horon ve kemençenin Rumlara ait olduğunu, buralarda yaşayan vatandaşlarımızın Rum kökenli olduklarını ve akrabaları olduklarını söyleyerek, kendileri için çalışacak işbirlikçi aramaktadırlar. Bu amaçla bol bol para dağıtılmakta, Yunanistan`a davet edilmekte, orada beyinleri yıkanmaya çalışılmaktadır.19. ncu yüzyıl sonlarına doğru, özellikle ABD`den gelen Rum ve Ermeni yanlısı misyonerlerin öncülüğünde başta Merzifon ve Havza olmak üzere, Doğu Karadeniz Bölgesi`nin birçok yerinde Pontusçu silahlı çeteler kurulmuştu. Ayrıca Merzifon ve Harput`ta bulunan Amerikan Koleji`nde barınan misyoner adı altındaki provokatörler, Ermeni ve Rumları desteklemişlerdi. Osmanlı devletine karşı silahlanan bu örgütler, azınlık okullarını ve kiliseleri üs ve cephanelik olarak kullanarak, 1. nci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı`nda isyan etmişler, bölge halkını katletmişlerdi. İstiklal Savaşı ve sonrasında, bizzat Atatürk tarafından ezilip dağıtılan, bu silahlı örgütler ile birlikte bunları kışkırtan, hamiliğini yapan ve organizatörleri olan misyonerlerde faaliyet göremez hale getirilmişti.AB ilerleme raporlarına da yazılan &quot;Pontus Rum ve Süryanilere soykırım uygulandığına&rdquo; dair iddiaların varlığı, Türkiye&#39;nin geleceğine yönelik bir tehdittir. Bu yıkıcı ve bölücü düşmanlık konusunda hükümetimiz de Yunanistan nezdinde tepkisini göstermelidir.Süheyl ÇOBANOĞLU ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1092709605.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ YAVUZ HIRSIZ YUNANİSTAN ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1092709605.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KALKANDELEN'DE FECİ KAZA]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kalkandelen-de-feci-kaza/851/</link>
            <description><![CDATA[Kalkandelen – Üsküp otoyolunda meydana gelen otobüs kazasında ölü sayısının 13’e yükseldiği belirtildi.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kalkandelen-de-feci-kaza/851/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 14 Feb 2019 00:36:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ KALKANDELEN&#39;DE FECİ KAZAKalkandelen &ndash; Üsküp otoyolunda meydana gelen otobüs kazasında ölü sayısının 13&#39;e yükseldiği belirtildi.Sağlık Bakanı Venko Filipçe hastaneye giderken yaptığı açıklamada 7 kişinin olay yerinde hayatını kaybettiği otobüs kazasında 13 kişinin öldüğünü açıkladı.Kaza ile ilgili açıklamalarda bulunan Filipçe, &ldquo;8 Eylül Hastanesi&#39;nde 25 yaralı getirildi. 4 kişi taburcu edilirken 2 kişiye de cerrahi müdahale yapılacak. Acil Durum Merkezi&#39;ne toplam 5 hasta, 3&#39;ü hafif, biri hamile kadın olmak üzere getirildi&rdquo; açıklamalarında bulundu.Hayatını kaybeden 13 kişi için çok üzgün olduklarını belirten Sağlık Bakanı Venko Filipçe, &ldquo;Hastaneye kaldırılanlar ile bir problem olmayacağını umut ediyorum. Yaralılar arasında çocuklar yok ama 25-20 yaşlarında gençler var. 7 kişi olay yerinde, 5 kişi 8 Eylül Hastanesi&#39;nde ve biri de eski şehir hastanesinde hayatının kaybetti&rdquo; şeklinde konuştu.Yaralıların büyük çoğunluğunun Gostivarlı olduğu belirtildi.Cumhuriyet Başsavcılığı, Üsküp-Kalkandelen yolunda 13 kişinin hayatını kaybettiği kazada otobüs şoförünün kan ve idrar tahlillerinin yapılmasını talep etti. Bu ana kadar gelen resmi bilgilere göre olay yerinde 7 kişi ve Üsküp kliniklerinde 6 kişi olmak üzere toplamda 14 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.Kazanın nedenlerini belirlemek için savcı, vefat eden kişilerin otopsisi için ve aracın olağanüstü teknik incelemesi için emir verecek.Gece boyunca olay yeri araştırılacak ve otobüsün muayenesi ve çıkarılması çalışmaları yarın da devam edecek.İncelemelerden elde edilen ilk bilgilere göre, kaza, öğleden sonra &ldquo;Durmo Tours&rdquo; şirketinin Gostivar plakalı otobüsünün otoyolun karşı tarafındaki koruyucu çiti geçip ardından yoldan çıkarak Laskarcı köyü yakınlarında devrildi.www.balkantime.com ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_162054175.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KALKANDELEN'DE FECİ KAZA ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_162054175.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İKİ EVİ OLAN KİMLİK, DİL VE TARİH FORMÜLÜ BELİRDİ]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/iki-evi-olan-kimlik-dil-ve-tarih-formulu-belirdi/784/</link>
            <description><![CDATA[Bulgaristan Anayasası'nda hepimizi ilgilendiren 2. konu, Bulgaristan’da yalnız Bulgar yaşadığı iddiası ve başka bir kimliğin tanınmamasıdır. Böylece 4. Anayasaya göre etnik azınlık, etnik kimlik, kültürel kimlik, kültürel otonomi ve demokrasinin olmazsa olmazı olan çok kültürlülük yer almıyor. Böylece bu anayasa “demokratik bir anayasa olmadığını” kanıtlarken, etniklerin hak ve özgürlükleri konusunda totaliter komünist zihniyeti yeni bir kılıf içinde yaşatmaya ve etnik azınlıkları eriterek, dilsiz, dinsiz, kültürsüz, adet ve geleneksiz bırakarak asimile etme ve Bulgarlaştırma çabalarını devlet eliyle ve “meşru” olarak devam ettiriyor.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/iki-evi-olan-kimlik-dil-ve-tarih-formulu-belirdi/784/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 07 Dec 2018 13:34:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ İKİ EVİ OLAN KİMLİK, DİL VE TARİH FORMÜLÜ BELİRDİ12 Temmuz 1991 yılında Yeni Bulgaristan Anayasası kabul edildi. Dördüncü Anayasaydı ve buna &ldquo;demokratik&rdquo; dendi. Bu Anayasada biz, Bulgaristan&#39;daki Türkleri çok ilgilendiren birkaç madde var.Bunlardan birisinde, 42. Madde, 18 yaşını dolduran her vatandaş oy kullanabilir, 21 yaşını dolduranlar da seçilebilir dense de, (madde 65) çifte vatandaşların seçilme hakkı yok, diyor. Böylece 1989&#39;da kovulan 350 bin kardeşimiz ve daha sonra göç edip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan (Sadece Türkiye&#39;de, halen resmi sayıları 720 bin olan), ayrıca Avrupa, Amerika ve Kanada&#39;ya sığınan, daha sonra o ülkelerden birine vatandaş olan soydaşlarımız da, Bulgaristan vatandaşlığını seçme hakkını koruyabildiler.Bu hafta Sofya&#39;daki Meclis&#39;de İnternet üzerinden oy kullanma hakkının yasallaştırılması önerileri tartışıldı ve &ldquo;olmaz&rdquo; dendi.2018&#39;de, dış ülkelerde 18 yaş üzerinde öğrenci, işçi ve sığınmacı olarak 3 milyon Bulgaristan vatandaşı bulunuyor. Onların yüzde yetmişi, İnternet hesabı olan, aktif İnternet kullanıcısı olduğundan, ülkede seçim dengesinin değişeceğinden değil, allak bullak olacağından korkanlar var. Asıl korkan da &ldquo;üst akıl&rdquo;. Kuşkusuz Bulgaristan&#39;ı idare eden politik sahne oyuncuları da korkuyorlar ki, onlar üst akıldan emdikleri &ldquo;emanet akılla&rdquo; iş gördüklerinden, var olan durumun devam etmesinden yani dış ülkelerdeki katılımın % 3-5 oranında kalmasına &ldquo;evet&rdquo; dediler. AB ülkelerinde, İngiltere ve ABD&#39;deki &ldquo;oyu posta ile gönderme&rdquo; usulü ise tartışılmadı.Kimlik haklarımızı kısıtlayan Anayasa değişmelidir.Bulgaristan Anayasası&#39;nda hepimizi ilgilendiren 2. konu, Bulgaristan&#39;da yalnız Bulgar yaşadığı iddiası ve başka bir kimliğin tanınmamasıdır. Böylece 4. Anayasaya göre etnik azınlık, etnik kimlik, kültürel kimlik, kültürel otonomi ve demokrasinin olmazsa olmazı olan çok kültürlülük yer almıyor. Böylece bu anayasa &ldquo;demokratik bir anayasa olmadığını&rdquo; kanıtlarken, etniklerin hak ve özgürlükleri konusunda totaliter komünist zihniyeti yeni bir kılıf içinde yaşatmaya ve etnik azınlıkları eriterek, dilsiz, dinsiz, kültürsüz, adet ve geleneksiz bırakarak asimile etme ve Bulgarlaştırma çabalarını devlet eliyle ve &ldquo;meşru&rdquo; olarak devam ettiriyor. Bu nedenle, Bulgaristan imzaladığı Uluslararası İnsan Hakları Antlaşmaları&#39;nın hepsini imzalasa da &ldquo;anayasaya ters düştükleri için&rdquo; hiç birini uygulamadı ve uygulamıyor. Bu anayasayı, kimliğimizin düşmanı A.Doğan, Hak ve Özgürlükler Partisi (DPS) lideri olarak, 1991&#39;de onaylasa da, milletvekillerimizden (24) hiç biri oy ver(diril)medi...Bulgaristan&#39;daki Makedonlar.Bu durumu, biz Türkler açısından değil, bu defa Bulgaristan&#39;da yaşayan Makedonlar açısından ele alalım. Makedon devleti, 1945&#39;te ilan edildi. 1946 yılında, Bulgaristan&#39;da Makedon azınlığı yaşadığı kabul edildi. Aynı yıl Makedon dili azınlık dili olarak tanındı. Makedonların tarihsel kimliği, edebiyatı ve kültürü tanındı. Okullarda Makedonca okunuyor, Makedon dilinde gazete çıkıyor, kitap basılıyor, Radyolar Pirin yöresinde Makedonca haber ve yorum okuyor, Makedon şarkıları çalıyordu.O yıllardan başlayarak, Bulgar Bilimler Akademisi&#39;nde göreve başlayan Dina Stanişeva (BKP MK Sekreteri Dimitır Stanışev&#39;in eşi ve BSP Başkanı, 2005 &ndash; 2009 yılları arasında Bulgaristan Cumhuriyeti Başbakanı ve halen Avrupa Sosyalistleri (PES) Başkanı olan Sergey Stanişev&#39;in annesidir), Makedon dili konusunda bir bilimsel tez yazdı. Makedon dilinin sahih (gerçek) ve ayrı bir dil olduğunu savundu ve bu görüş kabul edildi. 2008 yılında D. Stanışeva Bulgar Bilimler Akademisi tarafından ödüllendirildi. Savunduğu görüşlerin doğruluğu ödüllendirme töreninde yeniden belirtildi.Şunları da vurgulamak zorundayım. Makedonya, İkinci Dünya Savaşı&#39;ndan sonra kuruldu, 30 yıldan beri bağımsız ve egemen bir devlettir. Sanki Makedon kimliği ve dilini tartışma zamanı doldu. Ancak ne var ki, Bulgaristan&#39;da Makedon Milli Kimliği konusunda esaslı kanıtlara dayanan ve kabul edilmiş bir tez henüz yayınlanmadı. Bu konuda Avrupa kamuoyunda ve kurumlarında tartışma yoktur.Strazburg Mahkemesinin kararları.Şöyle bir gerçek de var. Bulgaristan&#39;daki Makedon milliyetçileri OMO-İlinden-Pirin adlı bir örgüt kurdular. Bulgaristan mahkemesi bu örgütü tescil etmedi. Olay Strazburg İnsan Hakları Mahkemesi&#39;ne taşındı. Uluslararası Mahkeme, Bulgaristan aleyhinde birçok karar çıkardı.Sivrilen sorun şudur: Bulgaristan&#39;da, Makedon azınlığı var mıdır?Çok çelişkili bir durumdayız. Bulgaristan ile Makedonya arasında imzalanan anlaşmaların altında &ldquo;şu kadar nüshadır, Bulgar ve Makedon dillerinde imzalanmıştır&rdquo; yazmıyor. İki ülkenin resmi dilinde imzalanmıştır&rdquo; kaydı var. Aynı cümleyi yine bu yıl Rezen &#39;de imzalanan Yunan-Makedon Anlaşması&#39;nın altında da görüyoruz. Demek oluyor ki, Bulgaristan ile Yunanistan Makedon devletiyle art arda anlaşmalar imzalıyor, bu Balkan ülkesinin NATO ve Avrupa Birliği üyesi olmasından yana olduklarını beyan ediyorlar, fakat Makedon dilini ve ona dayanan Makedon kimliğini, kültürünü ve tarihini tanımıyorlar.İki evi olan dil, kimlik, tarih ve kültür tezi.Makedonya&#39;nın NATO ve AB üyeliği için can atan bazı akademisyenler son aylarda piyasaya &ldquo;iki evli&rdquo; kültür teorisi sürdüler. Onlardan biri olan Prof. Katitsa Külyankova, Sofya&#39;da katıldığı &ldquo;Batı Balkanlar&rdquo; konferansında Makedonlar ile Bulgarların iki evi olduğunu öne sürerek, gerginleşen durumu huzura kavuşturmaya çalıştı. Prof. Külyankova&#39;ya göre, tarihte Çar Samoil&#39;in Ohri ve Tırnovada olmak üzere 2 evi olduğunu, Kiril Alfabesini yaratan Kiril ve Metodiy kardeşlerin, Preslav ve Ohri olmak üzere 2 evi olduğunu söyledi, fakat Osmanlıya karşı alevlenen İlinden Ayaklanması ve asi Gotse Delçev için aynı tezi savunamadı, okullarda ise Makedon ve Bulgar dillerinin yan yana okunması gereğini savundu. &ldquo;Makedon dili, Bulgar dilinin bir lehçesidir&rdquo; tezini ise eleştirdi.Bulgaristan&#39;da etnik kimlikler tanınmalıdır.Şu da var. Bulgaristan Milli Azınlıklar Beyannamesi&#39;ni imzalasa da, Bulgaristan&#39;da milli, etnik ve kültürel azınlık olduğunu tanımıyor. Bunu yaparken, 1991 Anayasası&#39;na işaret ediyor ve Anayasada &ldquo;Bulgaristan&#39;da milli azınlık yok&rdquo; iddiasına vurgu yapıyor. Dolayısıyla tüm azınlık haklarını yasaklıyor ve kullananları cezalandırıyor. Bu kısıtlamaların bir AB üyesi ülkede yaşanması ise herkesi şaşırtıyor.TV&#39;de konuşulan anlaşılmıyor.Ortaya çıkan soru şudur. Bulgaristan&#39;da yaşayan Makedon vatandaşların çocukları anadillerini öğrenebilirler mi? Makedonlar kendi kültür evlerini açabilir mi? Totaliter devrin anadil ve kültürel kimlik yasağı ne zamana kadar devam edecek? Anayasa değişmeden etnik kimlik yasaklarını kaldırma yolu bulunabilir mi? 2017&#39;den beri Bulgaristan radyo ve TV yayınlarında Makedon vatandaşlarıyla söyleşiler, Başbakan Zoran Zaev&#39;in demeçleri vs tercüme etmiyor ve hele Türk, Çingene, Gagavuz, Ulah, Katolikler, Pomaklar ve başka vatandaşlar Sofya TV-lerinde konuşulanı anlayamaz duruma gelmiştir.Bulgaristan nüfusun çoğaltma oyunları ve Makedonlar.Son yıllarda Bulgaristan vatandaşlığı almak isteyenlerden Bulgarca bilmeleri isteniyor. Son 5 yılda kırmızı pasaport alan 80 bin Makedona da birkaç soru soruldu ve Bulgarca konuşamadıkları anlaşılmasın diye özel bir karar çıkarılarak, &ldquo;Bulgar ve Makedon dilleri birbirinin aynıdır&rdquo; denildi ve ardı aranmadı.Şöyle özetleyebiliriz, okumanın bir &ldquo;hak&rdquo; ve okula gitmenin &ldquo;serbest tercih&rdquo; (seçim) olduğu Bulgaristan Anayasası&#39;nda, okullarda anadil öğreniminin zorunlu olmaması ve öğrencilerin Bulgarca öğrenmeyi de boykot etmesi sonucu, günümüzde nüfusun % 40&#39;ı diplomalı okuryazar olmayan kör cahil durumdadır.Makedonya Başbakanı Z. Zaev, Yunanistan okullarında Makedon öğrencilere Makedon dili öğretilmesini istedi.Üsküp hükümet başkanı Zaev&#39;in siyaseti, Makedon halkının sadece % 50&#39;si tarafından destekleniyor. &ldquo;Kuzey Makedonya&rdquo; devlet ismi Makedon kimliği ve dili de böyle. Yunanistan&#39;da yaşayan Makedonların anadillerini Yunan okullarında öğrenmesi isteği, Üsküp&#39;te destek bulurken, Atina ve Selanik&#39;i yeniden kaynattı. Yunan basını gürledi. Atina Meclisi, &ldquo;Rezen Anlaşmasını unutsun&rdquo; yazdı.Bu haberler, yeni dalga Bulgaristan&#39;a sıçrarsa, okullarda Makedonca dersleri başlarsa ve öteki azınlıkların uyanması tehlikesi, Bulgar milliyetçi kamuoyunu ve iktidar çevrelerini titretti. Yunan ırkçı Makedonizmi kükredikçe, Bulgaristan&#39;ın etkilenmemesini düşünmek yanlış olur. Bulgar milliyetçiliğini sömüren ve son 30 yılda &ldquo;Makedonlar Bulgar&#39;dır&rdquo; sofrasından beslenen Bulgaristan İç Makedon Devrim Örgütü -VMRO &ndash; partisi kara kara düşünüyor.Bu çelişkiler içinde, uzun süreli stratejik istikrar düşünülemez.Pirin yöresi Makedonlarının etnik kimlik ve kültürel haklar kavgasını alevlenmesi, Bulgaristan&#39;da yaşayan tüm azınlıkları Sofya&#39;ya toplayabilir ve azınlık hakları isyanı parlayabilir. Bulgar siyası partilerinden hiç biri, polis, jandarma ve ordu bu isyanı durduramaz, Borisov&#39;un meydanlara para saçması da bu defa sonuç vermez.Hedefte köklü anayasa değişikliği, siyasi sistem değişikliği, çok etnikli, çok dilli, çok kültürlü Avrupa Birliği ve NATO üyesi Bulgaristan kavgası güç topluyor. Bu direniş dalgası seçim, seçme ve seçilme hakkını değiştirirken, seçim sandıklarını da çöpe atacak ve barışa, eşitliğe ve yeni bir ufka pencere açacaktır.Biz bu kavganın orta direğiyiz. 1989 Ayaklanmamızın hedeflerine ulaşamadık, şimdi tüm azınlıkların hak ve özgürlükleri, adalet ve gerçek demokrasi mücadelesinde buluşmak ve perçinlenmek zorundayız. &ldquo;Sokma akılın akıl olmadığı gibi&rdquo; şimdiki yönetimin ve sahte liderlerin bizi &ldquo;emanet akılla&rdquo; yönetme sayfası da kesin kapanacaktır.Başak KILIÇ ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1709108173.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İKİ EVİ OLAN KİMLİK, DİL VE TARİH FORMÜLÜ BELİRDİ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1709108173.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[GÜMÜLCİNE'DE DR.AHMET SADIK ANILDI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/gumulcine-de-drahmet-sadik-anildi/631/</link>
            <description><![CDATA[“Dr. Sadık Ahmet’in 23. ölüm yılında birleştirici rolünü görmek bizi çok memnun ediyor. Özellikle Batı Trakya’daki soydaşlarımızın bu hassasiyetlerinin devamını ülke olarak memnuniyetle izliyoruz. Sizlerin ‘Türk’ kelimesi kullandığınız için neler çektiğinizi, Sadık Ahmet’in zamanında nelerle karşılaştığını ve sizlere ‘Türk’ kelimesini nasıl miras bıraktığını ve sizlerin de bu mirasa nasıl sahip çıktığınızı gururla izliyoruz. Zor görev sizler için artarak devam ediyor. Bunu sonraki nesillere aktarmak, bu fedakarlığı yapmak sizlerin görevi.”]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/gumulcine-de-drahmet-sadik-anildi/631/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 24 Jul 2018 22:43:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ GÜMÜLCİNE&#39;DE DR.AHMET SADIK ANILDIKültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, Gümülcine&#39;de Batı Trakya Türklerinin sembol ismi olan Dr. Sadık Ahmet&#39;in kabri başında düzenlenen anma programına katıldı. Sadık Ahmet&#39;in Batı Trakya Türkleri üzerinde birleştirici bir rol üstlendiğini belirten Bakan Ersoy, şunları söyledi:&ldquo;Dr. Sadık Ahmet&#39;in 23. ölüm yılında birleştirici rolünü görmek bizi çok memnun ediyor. Özellikle Batı Trakya&#39;daki soydaşlarımızın bu hassasiyetlerinin devamını ülke olarak memnuniyetle izliyoruz. Sizlerin &lsquo;Türk&#39; kelimesi kullandığınız için neler çektiğinizi, Sadık Ahmet&#39;in zamanında nelerle karşılaştığını ve sizlere &lsquo;Türk&#39; kelimesini nasıl miras bıraktığını ve sizlerin de bu mirasa nasıl sahip çıktığınızı gururla izliyoruz. Zor görev sizler için artarak devam ediyor. Bunu sonraki nesillere aktarmak, bu fedakarlığı yapmak sizlerin görevi.&rdquo;Gümülcine&#39;deki anma törenine, DOST partisi Genel Başkanı Lütfi Mestan da katıldı. ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1097465374.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ GÜMÜLCİNE'DE DR.AHMET SADIK ANILDI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1097465374.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SREBRENİTSA;  NEREYE KADAR ?]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/srebrenitsa-nereye-kadar-/628/</link>
            <description><![CDATA[120 binden fazla Bosnalı yaşıyor İsviçre’de. Oysa Srebrenitsa’nın son belediye seçimlerinde, Boşnaklar oylamayı bir kaç yüz oyla kaçırmışlardı. Her sene daha az insan katılacak oylamalara. Her sene daha da bir Norveçlileşecek, İsveçlileşecek oralarda doğan, büyüyen nesil. Onların çocukları için Boşnaklık bir süre sonra Emir Kusturitsa’nın Boşnaklığı kadar kalacak. Gerçeği şu ana dek kimse dile getirmemiş olabilir. Burada bilinsin öyleyse. Gerçek acıdır. Reçetesi de zahmetlidir. Buna ne devletler yanaşır ne de uluslararası kurumlar.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/srebrenitsa-nereye-kadar-/628/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 23 Jul 2018 17:58:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ SREBRENİTSA;  NEREYE KADAR ?(Srebrenitsa için özel bir yazı)<br />   Gerçekçi olalım. 22 yıl geri gelmeyen adalet, asla ve asla yerini bulmayacak. Katledilip, kaçıp gitmeye zorlanmak tabi ki bir kaderdir. Ama bir de kural vardır. Beklemediğiniz topraklarda geri getireceğiniz bir adalet yoktur. Kurban dahi vermiş olsanız, önemli bir nüfus, suç mahallinde, acı mahallinde her zaman kalmalıdır. Otorite sende olur, birileri kalır, çoğalır, vazgeçmeden kaybedileni yerine koyardı. Yeni bir hayatı yeşerttiğiniz yerdir vatan olarak karar kıldığınız mekan. Savaş sonrasında Boşnaksızlaşmıştır Srebrenitsa. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi; Erkek nüfusunun önemli bir kısmının katledilmiş olması ile şehir ve çevresinin nüfus piramidindeki sol kısım ağır bir darbe almıştır. Genç ve yetişkin yaş grubunda, eşleşip çocuk yapabilecek partnerleri oluşturacak bu erkek nüfus, nüfus piramidinden adeta tıraşlanmış, kazınmıştır. İkincisi; Moğol taktiği işlemiştir. Katlet, korkut, kaçırt. Buna iki de Ortodoks taktiği eklenmiş, &ldquo;vatanından et&rdquo;, ve böylece temizlediğin toprakları &ldquo;kendine vatan et!&rdquo;    Srebrenitsa artık kaybedilmiş bir şehirdir. Otorite artık oradaki Sırplardadır. Orada kalan bir avuç Müslüman da yakında azalacak ve hepten gidecekler, Srebrenitsa&#39;dan. Gerçeği budur. Kanımıza, onurumuza dokunsa bile, gücümüze gitse bile budur! Yok, &ldquo;Adalet yerini bulacak&rdquo;, yok &ldquo;Her şey düzelecek&rdquo; ve sair laflar çoktur. Boş laflardır bunlar. Yüz yıl daha seni kelimelerin beşiğinde sallayan tesellilerdir, mağlup tesellileri, züğürt tesellileri.. Kendinizi avutmayın! Gerçekçi olalım. Gerçekçi olmazsak Filistin gibi yüz yıl aynı adalet şarkısını çığırır, aynı ağıtları yakarız. Ve yaban topraklarda doğan her bir nesil, o ağıtlara daha az ağlar. Filan Avrupa ülkesinin milli eğitim bakanı Boşnakmış. Filan Avrupa ülkesinin filan elçisi Boşnakmış. Dünyaya bir katliamla dağılıp, çingene gibi yayılmış olmanın övünülecek nesi vardır? Milyonda birlik bireysel başarı hikayelerine bakarken, İsviçre&#39;de Bern&#39;de, Cenevre&#39;de, İsveç&#39;te Uddevala&#39;da, Malmö&#39;de, Danimarka&#39;da Kolding&#39;de, Arhus&#39;ta doğan her bir Boşnak için ağlamalıdır Bosna. Ahalisi geri gelmeyecek ve ıssızlaştırılmış eski Boşnak şehirlerinin bir süre daha boşa okunacak ezanlarının uzaklara kaçmış cemaatidir bunlar&hellip;   120 binden fazla Bosnalı yaşıyor İsviçre&#39;de. Oysa Srebrenitsa&#39;nın son belediye seçimlerinde, Boşnaklar oylamayı bir kaç yüz oyla kaçırmışlardı. Her sene daha az insan katılacak oylamalara. Her sene daha da bir Norveçlileşecek, İsveçlileşecek oralarda doğan, büyüyen nesil. Onların çocukları için Boşnaklık bir süre sonra Emir Kusturitsa&#39;nın Boşnaklığı kadar kalacak. Gerçeği şu ana dek kimse dile getirmemiş olabilir. Burada bilinsin öyleyse. Gerçek acıdır. Reçetesi de zahmetlidir. Buna ne devletler yanaşır ne de uluslararası kurumlar. Yapılması gereken şey zahmetli olacağı için de anıt dikmek, cami onarmak ve toplu yemekler, konferanslar düzenleyerek bir şeyler yapıyor görünmek ister çoğu yetkili. Zira yapılması gereken şey, hem zahmetli hem de masraflıdır. Peki nedir? Srebrenitsa, &ldquo;Boşnaksızlaştırılmak ve Bosna&#39;dan Türkiye&#39;ye uzanan hat üzerinde Müslümansız bir bölge oluşturmanın bir lokal projesiydi. Bir defa burada anlaşmak gerekiyor. Sırpların hedefine burayı koyanların, haritayı iyi biliyor olması lazım. Zira o haritada evvelce de Türkiye&#39;ye uzanan yol üzerinde Makedonya&#39;dan, Kosova&#39;dan ve Sancak&#39;tan toplu göçler, Batı Trakya&#39;da vatandaşlıktan çıkarmalar, Rodoplar&#39;da ise Pomak köylerinde vaftizler söz konusuydu. Srebrenitsa ise bunun Bosna&#39;da sahnelenen kısmıydı. Doğu Bosna&#39;yı, Türkiye&#39;ye daha yakın olan kısımdaki nüfusu tıraşlamak.   Peki nedir yapılması gereken? Tekrar soralım ve anlatalım kısaca. Eğer Srebrenitsa&#39;nın yaralarını sarmak istiyorsanız, o topraklarda yapılan, sahnelenen şeyi, başa saracak şeyi başarmalısınız. Yani savaştan önce 27,572 Boşnağın toplam nüfusun %75.19&#39;unu oluşturduğu, Sırpların ise sadece 8,315 kişiyle %22.67&#39;yi oluşturduğu demografik düzen geri getirilmeli. İşte o vakit görürsünüz hengameyi. Şimdi kazanımları ile, vakti zamanında yaptıkları karlı katliamın semeresi üzerinde oturan Sırplar, o vakit göreceksiniz nasıl itiraz edecekler. Şu anda Bosna Hersek&#39;te Srebrenitsa&#39;nın bulunduğu bölge, Sırp Cumhuriyeti denen etniste işgali altındadır. Yasal olarak bu etnistenin toprağıdır. Belediye de artık bir Sırp belediye başkanına aittir. Burada yapılan, yapılacak hiç bir anma etkinliğine itirazları yoktur. Burada yapılan hiç bir iftar, sünnet ve toplu yemeğe de itirazları yoktur. Çok mu dert sanki, 365 günün 10-15 gün için izin vermek bir etkinliğe? Şehri geri kalan 350 günde istedikleri gibi yönetmiyorlar mı? Bu etkinliklerde hangi hukuki hakları tartışılıyor veya zora giriyor? Kim buralara yeniden Boşnakların yerleştirilmesinden bahsediyor? Hangi babayiğit, İsveç&#39;e, Norveç&#39;e, Almanya&#39;ya, Hollanda&#39;ya, Amerika ve Avustralya gibi ülkelere giden ve 23 senedir bu ülkelerde bir düzen kurmuş insanlara cazip imkanlar sunarak, onları Bosna Hersek&#39;in doğusundaki bir kasabada yaşamaya ikna edecek? İşte çılgın proje budur. Babayiğit de bu tür bir projeye el atacak kişidir. Sünnetlik pipilere el atmak ve iş yapıyor gibi görünmek el hak en kolayıdır. Ama mesele buradadır ve burada biter bu işin adaleti. Siz cümle Hollanda halkını yargılasanız bile o yargılamadan çıkacak sonuç, atı alıp Üsküdar&#39;ı geçen katillerin elindeki kazanıma zerre halel getirmez. İş vermek durumundasınız bir defa oradaki Boşnaklara. İş üretmek, orayı bir çekim merkezi haline getirmek zorundasınız. Avrupa&#39;da düzenini kurmuş olanlara da &ldquo;Gelin, yakın emekliliğinizi, iki katını biz veriyoruz, gelin ve İsveç&#39;te, Norveç&#39;te, Amerika&#39;da okuyan çocuklarınızı da getirin onlara da maaş veriyoruz&rdquo; denmesi lazımdır. 10 bin bilemedik 20 bin kişiye maaş vermek çok zor iş değildir. O vakit görürsünüz Srebrenitsa kutlamalarına izin veren Sırp otoritelerinin yüzündeki asıklığı. O vakit dokunmuş olursunuz katilin zülf-i yarine. Ama bunlar zahmet işidir. Gideni geri getirmek para işidir, o paralar ile geri getirilen nüfusa verdiğiniz önem, o nüfusu katlederken haritada onlarsız bir Srebrenitsa düşünen ve uygulamaya koyan kozmik odaların kendi planlarına bir karşılıktır.Ama onlar da zaten biz bu kadar zeki olamadığımız ve kaybedilen nüfusu geri getirmek istemeyeceğimiz için bu planları uygulamaya korlar rahatça ve bonkörce&hellip; Çünkü aynı bonkörlük, İslam dünyasında da farklı şekilde işler. Müslüman kanı ucuzdur. Bir iki duygulu mikrofon muhabbeti ile yaptık sanırız vazifemizi. Azerbaycan&#39;da Batı Azerbaycan ve Karabağ gibi Ermeni işgalindeki bölgelerden kaçan milyon kadar kaçkın, ülkenin farklı şehirlerinde artık çoktan düzenlerini kurdular. Onlar bugün Karabağ meselesi çözülse bile Karabağ&#39;a çok azı gidecek bir kitledir. Yaşlılar ve orada hatıraları, yaşanmışlıkları olanlar gidecektir sadece. Toprak orada Ermenilere kalmıştır. Çözülse dahi, Azerbaycan&#39;a bırakılsa dahi Karabağ bir Ermeni bölgesi olarak organize edilecektir. Çünkü kural şudur: Tekkeyi bekleyen, çorbayı içer&hellip;   Çamerya&#39;da da oldu aynısı. Çamerya yani Yunanistan&#39;ın Thesprotia bölgesi. Şu Arnavutluğa yakın sınır boylarından bahsediyorum. Hani İtalya&#39;ya giderken feribota bindiğimiz Egumenitsa şehri, tarihimizde önemli yeri olan Preveze şehri, Konitsa şehri, Aydonat, Filat ve daha nice kasaba ve köy&hellip; 1945 yılında Napoleon Zervas, Yunanistan&#39;ın bu bölgesinde binlerce Arnavutu katletti, geri kalanları ise kaçtı Arnavutluğa. Bir kısım da kaldı ve korkuları ile din değiştirdiler. Arnavutluk&#39;ta bir parti vardır. PDIU. Çam Arnavutlarının partisidir. Sözde geri dönüş ve soykırıma uğratıldıkları gerçeğini yaymak ve adalet aramak için kurmuşlardır bu partiyi. Ancak partinin lideri Shpetim İdrizi ve ekibi bile Arnavutların Yunanistan&#39;a geri dönmesinden değil, daha çok tazminata odaklanmış bir politika izlemektedirler. Geri dönüştür milletin toprağı hak etmesi ve oyunları boşa çıkarması. İşte o vakit kimyası bozulur döneceğiniz ülkedeki insanların. Sizin olmayan bir toprağı bile sizinmiş gibi bilip sahiplendiğinizde o geri dönüşü sonuna kadar hak etmiş de olursunuz aynı zamanda..Filistin&#39;de olduğu gibi, İsrail&#39;in idealistler kontrolündeki insan emeği, kitlesel göçü ve insan emeği ile bir anda ortaya çıkıp devlet olarak kurulduğu gibi. Orası için yaparsınız tüm planları, orası için organize olursunuz. Paralar, kazançlar, tüm emekler bunun için akıtılır, harcanır. Kimi zaman 50 yıl ister kimi zaman ise yüzlerce yıl. Yeter ki sistemli bir yapı kurun ve çalışın.   Gençlik örgütleriniz, iş adamı örgütleriniz, bilimsel dernek ve vakıflarınız, sivil toplum kuruluşlarınız için sadece &ldquo;Dönüş&rdquo; vardır masada, başka bir seçenek değil. İşte bunun için dernek olunur, bunun için birleşilir, bunun için toplaşılır.Toplaşıp ağlaşmak için değil! Protokolde görüntü vermek için de değil! 11 temmuz bittiğinde, 12 temmuzda sabah kahvesinin konusu başka bir şey ise, o günün ajandası bir başka şey ise katılma bu 11 temmuza sen. Ölülerin sana ihtiyacı yok! İnsanların tepkisini, meselenin gazını almak içinse de katılmayın! Nüfus, ana vatanına bir sonraki nesli yaban topraklarda doğmadan geri getirildi ise getirilir. Aksi halde gittiği ülkede kuracağı düzende o ülkenin bir ferdi haline gelir. Dışarıda yaşayan insanlarının çokluğuyla övünürken, bıraktığın Srebrenitsa&#39;da kilise çanlarına teslimdir vatan bildiğin toprakların ufukları ve gökyüzü. Velhasılı, her sene Srebrenica anmalarına katılan binlerce insan, akşam olduğunda orayı terk eder. Ertesi gün orada kalan bir avuç Boşnak, yine Sırpların arasında kurt kapanına düşmüş gibi; cenderenin ortasında bulurlar kendilerini!    11 Temmuz 1995 günü dünyadan 8372 insan eksildi. Bir gün içerisinde&hellip; Bu 8372 kişinin günümüzde artık yaşamadığı, sokaklarını, kahvelerini dolduramadığı, çarşısında pazarında gezinemediği ve en önemlisi, &ldquo;oy kullanamadığı&rdquo; Srebrenitsa şehri, son belediye seçimlerinde Sırp çoğunluğun eline geçti. Ve bu kahrolası şeyin adı, demokrasi oluyor. Çünkü, ölüler oy kullanamıyorlar. Beklemediğin toprakta adaleti neyle getireceksin? Ağlayarak nereye kadar &ldquo;Never Again&rdquo; diyeceksin? &ldquo;Never&rdquo; her zaman &ldquo;ever&rdquo; olacak. Yetmeyecek &ldquo;over and over&rdquo; olacak. Ta ki sen tükenene dek&hellip; Katilin aklını okuduğunda onun kadar zekisindir. Onun senin aklını okumasına imkan vermeyecek işler yaptığında ise ondan daha zeki.Ne var ki katillerinin bile aklını okuyacak durumda değildir Rumeli camiası. Ondan zeki olabilmek bir yana dursun&hellip;    Srebrenitsa soykırımını ve diğer tüm soykırımların neden yapıldığını bilmek, buna karşı mücadele vermek için mikrofondan fazlası lazım. Savaşta kanlarını dökenlere acizler güçsüzler, kadınlar, yaşlılar gözyaşlarını dökmekle yetinirler. Allah&#39;ın eşref-i mahlukat olarak yarattığı, bizler ise eğer yetişkin birer bireysek gözyaşlarımızdan fazlasını akıtmanın hesaplarını yapmalıyız. Paradır, yatırımdır iştir. Bunlar konuşulmalıdır. Diasporanın dönüşünün sağlanması konuşulmalıdır. Erkek adamlara, koca koca insanlara kocakarılar gibi ağlamak ve sızlanmak yakışmıyor. Evvela vazifeye! Ağlayacaksan, evinde ağla. Srebrenitsa&#39;ya adaleti dünya ve BM getiremiyorsa, Lahey getiremiyorsa, sen getireceksin. O vakit göreceksin muktedirlerin yüzlerinin nasıl düştüğünü. Yeter ki o para sevgisini, o tul-i emeli bir yana bırak. Sal kendini şu tembellikten. O vakit milletçe mehteri de hak edersin, şan ve şerefi de, senden alınanı da. Yoksa 365 gün ağlamakta serbestsin. Vatan namustur. Karını kaçırsalar, sadece oturup ağlamazsın. Ama Srebrenitsa&#39;da sürekli yapılan anma törenlerinin ardından hiç bir şey yapılmaması ve yukarıda altını çizdiğimiz meseleleri kimsenin düşünmeyişi veya el atmayışı ve mikrofonu alanların acıdan, soykırımdan dem vurması, resmi ağlaşmalardır. Nereye kadar ağlayacağız peki? Ağlayınca geri mi geliyor kaybedilen? İşgal altındaki vatan demek, eşkıyanın kaçırdığı nikahlı eşin gibi mahrem ve namusuna dokunması gereken bir mefhumdur. 2 milyonluk bir milletin gücü yoksa, 80 milyonluk ülkenin vardır.O ülke biziz ve bizlere bir görev düşüyor. Vakıflarımıza, derneklerimize, federasyonlarımıza ve bunlara çeki düzen vermesi gereken üst yapıya, yüce devletimize ve saygıdeğer idarecilerimize. Allah, devletimize zeval vermesin. Dileriz bu çağrıya bir kulak verilsin. Zira Allah&#39;tan ve devletimizden başka bir mecra yoktur bunları anlatacak. Şüphe yok ki, Allah yolunda çarpışan, öldüren ve öldürülen mü&#39;minlerden, Allah, karşılığında Cennet vaat ederek mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah&#39;ın; Tevrat&#39;ta, İncil&#39;de ve Kur&#39;an&#39;da gerçekleştirmeyi üstlendiği bir vaattir bu. Ahdine, Allah&#39;tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi. Tevbe suresi 111.ayet-i kerime. Öyleyse ne mutlu adaletin safında olanlara! Ne mutlu Rumeli kökenli olması ile övünmek yerine, canlarından, mallarından tasadduk edenlere. Ne mutlu böyle bir milletin parçası olma hayali için çalışanlara. Ne mutlu Rumeli Türklüğüne çeki düzen vermek isteyenlere, ne mutlu Balkanlar&#39;daki cümle kardeş milletlerin ve Müslümanların kaderini değiştirmek isteyenlere! Saygılarımla.Dr. Öğr. Üys. Yüksel HOŞTrakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü.<p><br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_141581333.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SREBRENİTSA;  NEREYE KADAR ? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_141581333.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BALKAN ÜLKELERİNE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkan-ulkelerinegore-turklugun-cesaret-iskalasi/612/</link>
            <description><![CDATA[Bulgaristan'da nüfusunun %57'sini Türklerin oluşturduğu Razgrad'da, onlarca Belediye meclis üyesi ve Vali Türk iken, merkezdeki en büyük camii olan İbrahim Paşa Camii'nin neden yıkılmaya terk edildiğini de sorgulasınlar. Bir şehirde camiyi açmak için, bir Türk vali ve %57 nüfus yeterli değilse, o Türklüğün DNA'sına bir şeyler kaçmış ve GDO'lu hale getirmiş demektir ve bunu da halk sorgulamalıdır.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkan-ulkelerinegore-turklugun-cesaret-iskalasi/612/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sun, 08 Jul 2018 23:19:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ BALKAN ÜLKELERİNE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI   Bildiğimiz Türk insanı algısı, Türklerin ülkesi olan Türkiye&#39;de cesur ve gözü pek, korkusuz, gözünü budaktan esirgemeyen bir Türklük algısı üzerine otururken, aynı Türklük, Yunanistan&#39;da &#39;&#39;Acaba Yunan ne der?&#39;&#39; diyerek, son derece tırsak demeyelim de, çekingen ve ürkek bir Batı Trakya Türklüğü formuna dönüşür. Merhum Sadık Ahmet&#39;ten bu yana sokağa çıkmayı unutmuş, demokratik, barışçıl yürüyüşe bile geçmekten korkan, aman Agrotiki emekliliğim yanmasın (Yunan Ziraat Bankası) derdi ile gölgesinden korkan ve kendilerini Anadolu&#39;dan üstün gören bir nesil türediğini görüyoruz. Paraları ile övünen gereksiz, sonradan görme yetişkinler ve onlara paraları sebebi ile dahi saygı duymayan halk. Dahası bu ürkek velilerce yetiştirilmiş, idealsiz, Yunanca paylaşımları sayfalarında &#39;&#39;lıke&#39;layan&quot; ve artık kimisi kendilerini Greek Muslim olarak ifade eden gençler...   Bulgaristan&#39;da ise önemli oranda çekinik ve kendini, kendi kültürünü ifade etmekten bile utanan, anadilde eğitim gibi hakları olmasına rağmen, bunu talep bile edemeyen, alkol tüketim oranları Bulgardan fazla da farklı olmayan bir Türklükle karşılaşırız.   Kosova&#39;da 2 güçlü ve 4 zayıf bölgeye sıkışmış, Türklüğü canlı ama lokal ve Kosova devleti içerisinde etnik çeşni olma rolü verilmiş ama son derece canlı bir Türklük karşımıza çıkarken, Makedonya&#39;da %18&#39;lerden azala azala %3&#39;lere inen ve son derece azalmış bir oranda var olmaya çalışan, ancak tüm diğer etnisitelerle iyi geçinirken, birbirinin partisine ölümüne sallamakla vakit geçiren 3 partili bir Türklük, dengelere oynamaktan uzak siyasi bir aktör durumundadır.   Sancak&#39;ta, Bosna ve Arnavutluk&#39;ta Türk olmadığı için, analize gerek duymuyorum.   Kimse gücenmesin ancak nüfus, nüfuzdur! Sayı arttıkça, talepler artar ve azınlıklar, kendilerini yalnız hissetmekten uzaklaşır, cesurlaşırlar. Para yok ki, nüfusumuzu artıralım diyen de olursa, bunun nüfusla alakası yoktur. Nüfus artışı en fazla kişi başına gelirin düşük olduğu ülkelerdedir. Dahası nüfus, kendi iş olanaklarını ve sektörlerini de kendisi ile birlikte gelişen nüfusla yaratır. Nüfus dinamik ise, ekonomi de, üretim de, rekabet de talepler de dinamiktir. Ancak yaşlı bir nüfusta emekli refleksler hakim olur.   Bunları bir sorunun analizi olarak yazıyorum. Mesele Türklüğü, her yerde hak ve taleplerini aynı cesarette haykıracak hale getirmektir. Bana itirazı olan varsa; Yunanistan&#39;da nüfusun %1,23&#39;ü oranındaki Türklerin toplam polis mevcudu içerisinde neden aynı oranda olmadığını; toplam milli eğitim, sağlık ve belediye kadrolarında neden nüfusları oranında olmadıklarını ve bu konuda Strasbourg veya Lahey&#39;e neden itiraz edip etmediklerini düşünsünler. Eğer demokratik bir AB ülkesinde hak aranmamış ise, vekillerini ve kurumlarını da sorgulamalıdırlar.   Bulgaristan&#39;da nüfusunun %57&#39;sini Türklerin oluşturduğu Razgrad&#39;da, onlarca Belediye meclis üyesi ve Vali Türk iken, merkezdeki en büyük camii olan İbrahim Paşa Camii&#39;nin neden yıkılmaya terk edildiğini de sorgulasınlar. Bir şehirde camiyi açmak için, bir Türk vali ve %57 nüfus yeterli değilse, o Türklüğün DNA&#39;sına bir şeyler kaçmış ve GDO&#39;lu hale getirmiş demektir ve bunu da halk sorgulamalıdır.   Bize düşen, fikirleri ortaya koymak ve düşündürmek, o coğrafya parçalarında yaşayan insanlara düşense sorgulamaktır. Sorgulamak güzel bir şeydir ve akletme melekesi olan insana hastır.Bora  TAMER,Sofya ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1118433827.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BALKAN ÜLKELERİNE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1118433827.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ÜLKELERE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/ulkelere-gore-turklugun-cesaret-iskalasi/606/</link>
            <description><![CDATA[Bize düşen, fikirleri ortaya koymak ve düşündürmek, o coğrafya parçalarında yaşayan insanlara düşense sorgulamaktır. Sorgulamak güzel bir şeydir ve akletme melekesi olan insana hastır.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/ulkelere-gore-turklugun-cesaret-iskalasi/606/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 29 Jun 2018 16:42:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>ÜLKELERE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI</p><p>   Bildiğimiz Türk insanı algısı, Türklerin ülkesi olan Türkiye&#39;de cesur ve gözü pek, korkusuz, gözünü budaktan esirgemeyen bir Türklük algısı üzerine otururken, aynı Türklük, Yunanistan&#39;da &#39;&#39;Acaba Yunan ne der?&#39;&#39; diyerek, son derece tırsak demeyelim de, çekingen ve ürkek bir Batı Trakya Türklüğü formuna dönüşür. Merhum Sadık Ahmet&#39;ten bu yana sokağa çıkmayı unutmuş, demokratik, barışçıl yürüyüşe bile geçmekten korkan, aman Agrotiki emekliliğim yanmasın (Yunan Ziraat Bankası) derdi ile gölgesinden korkan ve kendilerini Anadolu&#39;dan üstün gören bir nesil türediğini görüyoruz. Paraları ile övünen gereksiz, sonradan görme yetişkinler ve onlara paraları sebebi ile dahi saygı duymayan halk. Dahası bu ürkek velilerce yetiştirilmiş, idealsiz, Yunanca paylaşımları sayfalarında &#39;&#39;lıke&#39;layan&quot; ve artık kimisi kendilerini Greek Muslim olarak ifade eden gençler...</p><p>   Bulgaristan&#39;da ise önemli oranda çekinik ve kendini, kendi kültürünü ifade etmekten bile utanan, anadilde eğitim gibi hakları olmasına rağmen, bunu talep bile edemeyen, alkol tüketim oranları Bulgardan fazla da farklı olmayan bir Türklükle karşılaşırız.</p><p>   Kosova&#39;da 2 güçlü ve 4 zayıf bölgeye sıkışmış, Türklüğü canlı ama lokal ve Kosova devleti içerisinde etnik çeşni olma rolü verilmiş ama son derece canlı bir Türklük karşımıza çıkarken, Makedonya&#39;da %18&#39;lerden azala azala %3&#39;lere inen ve son derece azalmış bir oranda var olmaya çalışan, ancak tüm diğer etnisitelerle iyi geçinirken, birbirinin partisine ölümüne sallamakla vakit geçiren 3 partili bir Türklük, dengelere oynamaktan uzak siyasi bir aktör durumundadır.</p><p>   Sancak&#39;ta, Bosna ve Arnavutluk&#39;ta Türk olmadığı için, analize gerek duymuyorum.</p><p>   Kimse gücenmesin ancak nüfus, nüfuzdur! Sayı arttıkça, talepler artar ve azınlıklar, kendilerini yalnız hissetmekten uzaklaşır, cesurlaşırlar. Para yok ki, nüfusumuzu artıralım diyen de olursa, bunun nüfusla alakası yoktur. Nüfus artışı en fazla kişi başına gelirin düşük olduğu ülkelerdedir. Dahası nüfus, kendi iş olanaklarını ve sektörlerini de kendisi ile birlikte gelişen nüfusla yaratır. Nüfus dinamik ise, ekonomi de, üretim de, rekabet de talepler de dinamiktir. Ancak yaşlı bir nüfusta emekli refleksler hakim olur.</p><p>   Bunları bir sorunun analizi olarak yazıyorum. Mesele Türklüğü, her yerde hak ve taleplerini aynı cesarette haykıracak hale getirmektir. Bana itirazı olan varsa; Yunanistan&#39;da nüfusun %1,23&#39;ü oranındaki Türklerin toplam polis mevcudu içerisinde neden aynı oranda olmadığını; toplam milli eğitim, sağlık ve belediye kadrolarında neden nüfusları oranında olmadıklarını ve bu konuda Strasbourg veya Lahey&#39;e neden itiraz edip etmediklerini düşünsünler. Eğer demokratik bir AB ülkesinde hak aranmamış ise, vekillerini ve kurumlarını da sorgulamalıdırlar.</p><p>   Bulgaristan&#39;da nüfusunun %57&#39;sini Türklerin oluşturduğu Razgrad&#39;da, onlarca Belediye meclis üyesi ve Vali Türk iken, merkezdeki en büyük camii olan İbrahim Paşa Camii&#39;nin neden yıkılmaya terk edildiğini de sorgulasınlar. Bir şehirde camiyi açmak için, bir Türk vali ve %57 nüfus yeterli değilse, o Türklüğün DNA&#39;sına bir şeyler kaçmış ve GDO&#39;lu hale getirmiş demektir ve bunu da halk sorgulamalıdır.</p><p>   Bize düşen, fikirleri ortaya koymak ve düşündürmek, o coğrafya parçalarında yaşayan insanlara düşense sorgulamaktır. Sorgulamak güzel bir şeydir ve akletme melekesi olan insana hastır.</p><p>Bora  TAMER</p><p><br /> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_58756183.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ÜLKELERE GÖRE TÜRKLÜĞÜN CESARET ISKALASI ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_58756183.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MAKEDONYA'YA İNGİLİZ ÇENGELİ]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/makedonya-ya-ingiliz-cengeli/547/</link>
            <description><![CDATA[Makedonya isim değişikliği öncesinde; İngiltere Başbakanı Theresa May, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un ev sahipliğinde düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nde katılmak için çıktığı Balkan turunda, 25 yıl sonra Makedonya’yı ziyaret eden ilk İngiltere Başbakanı oldu. Theresa May, Makedonya Başbakanı Zoran Zaev ile görüşmesinde “Desteğimize güvenebilirsiniz. Ülkeniz, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır. Yunanistan ile olan isim sorununda sizleri destekliyoruz.” demişti.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/makedonya-ya-ingiliz-cengeli/547/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sun, 20 May 2018 14:55:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MAKEDONYA&#39;YA İNGİLİZ ÇENGELİ</p><p>Balkanlar etnik milliyetçilik üzerinden kaosa taşınıyor. Bu işin mimarı yeni ortaya çıktı. Gerçi her küresel güç bu ateşe odun atıyor ama şimdiye kadar İngilizlerden pek söz edilmiiyordu. Ortaya bir çıktılar pir çıktılar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Slav milliyetçiliği üzerinden bu gerçekleştirildi. 1820&#39;lerde Pan-Cermenizm&#39;den etkilenen Panislavizmin çıkışı, Kırım Savaşı&#39;nın ardından daha belirgin hale gelen Avrupa karşıtlığına bir tepkiydi. Bu nedenle Panslavizm, 1870&#39;lerde Avrupa kamuoyunda &ldquo;Rusya&#39;nın öncülüğünde bütün Slavların birleşmesi&rdquo; olarak algılandı. Ancak İngiliz siyaseti, Panslavizmi kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmayı başardı ve Pan-Slavizm&#39;i Avusturya Macaristan İmparatorluğuna karşı kullandığı gibi Osmanlı İmparatorluğunun baş belası yapmayı da becerdi. Slav milliyetçiliği Balkanlar&#39;ı parçalamak için, Rusların ve İngilizlerin maliyeti düşük bir operasyon aracı oldu. Balkan uluslarının birbirlerine düşmesiyle Balkanlar&#39;da en uzun süreli siyasal birlikteliği kuran Osmanlı İmparatorluğu bölgeden tasfiye edildi.</p><p>Makedonya isim değişikliği öncesinde; İngiltere Başbakanı Theresa May, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov&#39;un ev sahipliğinde düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesi&#39;nde katılmak için çıktığı Balkan turunda, 25 yıl sonra Makedonya&#39;yı ziyaret eden ilk İngiltere Başbakanı oldu. Theresa May, Makedonya Başbakanı Zoran Zaev ile görüşmesinde &ldquo;Desteğimize güvenebilirsiniz. Ülkeniz, Avrupa&#39;nın ayrılmaz bir parçasıdır. Yunanistan ile olan isim sorununda sizleri destekliyoruz.&rdquo; demişti.</p><p>Bu May ile Makedon yetkililer ile arasındaki ilk görüşme değil. 27 Şubat 2018&#39;de İngiltere Başbakanı Theresa May Batı Balkan Liderlerine yönelik düzenlediği kabul törenine Makedonya Başbakanı Zoran Zaev ve Başbakan yardımcısı Buyar Osmani de katılmıştı. Başbakan Zaev ve Osmani, kabul töreninin ardından İngiltere Başbakanı Theresa May ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile bir araya gelmiş, görüşmede Makedonya hükümetinin reform çalışmaları, komşularıyla ilişkileri ve bölgesel işbirliği konuları masaya yatırılmıştı. May, Johnson, Zaev ve Osmaninin gerçekleştirdikleri görüşme sonrasında İngiltere&#39;nin Makedonya&#39;ya AB ve NATO yolunda tam destek verdiklerini açıklanmıştı.</p><p>Theresa May&#39;in gündeme getirdiği, Makedonya&#39;nın bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından beri güney komşusu Yunanistan ile devam eden isim sorunu, Avrupa Birliği (AB) ve NATO&#39;ya üye olamaması, ülkenin gelecek perspektifinde büyük sorun teşkil ediyordu.Yunanistan ise hem Balkanlar&#39;da genişlemeyi ve etkisini arttırmayı hedefleyen AB ve NATO&#39;dan gelen baskılar sebebiyle hem de yıllardır çözüme kavuşmayan sorunu ortadan kaldırarak bölgedeki ilişkilerini geliştirme amacını hep güncelledi. Yıllardır devam edegelen bu sorunun çözümüne yönelik birçok isim teklifi iki ülke arasında müzakere edilmişti. Bu isimlerden bazıları Makedonya bazıları da Yunanistan tarafından reddedilmişti. Yukarı Makedonya, Yeni Makedonya, Kuzey Makedonya, Slavo-Makedonya ve Makedonya (Üsküp) gibi isimler zamanla müzakere masasına yatırılmış ancak şimdiye kadar hiç bir isim kabul görmemişti. Çünkü Atina yönetimine göre</p><p>&ldquo;Bir Tane Makedonya vardır, O da Yunandır.&rdquo; Neden böyle düşünüyorlar? Çünkü Yunanistan, Makedonya&#39;yı Helen geçmişe sahip bir devlet olarak görüyorda ondan. Yunanlılar işte bu nedenle olsa gerek Makedonya&#39;yı &ldquo;Makedonya Cumhuriyeti&rdquo; ismiyle tanıyan 120&#39;den fazla ülke içinde ABD, Türkiye ve Rusya gibi önemli devletler olmasına rağmen uluslararası kuruluşlarda bu isimle kabul edilmesini bir türlü içlerine sindiremediler.</p><p>Theresa May ve Zoran Zaev görüşmesi meyvesini verdi! Zoran Zaev; birkaç gün önce Yunanlı yetkilerle müzakerede ülkenin yeni adı konusunda mutabık kaldıklarını, ülkesinin yeni isminin &ldquo;İlinden Makedonya Cumhuriyeti&rdquo; olduğunu açıkladı. Bu isimlendirme Türkiye&#39;nin hiçte hoşuna gitmeyecek? İlinden neresi biliyor musunuz? İç Makedon İhtilal Örgütünün Osmanlı&#39;ya karşı ayaklanma başlattığı yer. 2 Ağustos 1903&#39;te Osmanlı Devleti&#39;ne karşı başlatılan ayaklanma sonucu Makedon isyancılar, Manastır yakınlıklarında dağlık bir bölgede bulunan Kruşevo kasabasında &ldquo;Kruşevo Cumhuriyeti&rdquo;ni ilan etmişti. Osmanlı askerinin bölgeye gitmesi ile İlinden İsyanı bastırılmış, &ldquo;Kruşevo Cumhuriyeti&rdquo;nin ömrü ise sadece 10 gün sürmüştü. Ayaklanmaya adını veren &ldquo;İlinden&rdquo; Makedon Ortodoks Azizi İlya&#39;dan geliyor.İkinci Dünya Savaşı&#39;nda 1944&#39;te bugün Sırbistan sınırları içerisinde kalan Prohor Pçinski Manastırında ASNOM&#39;un ilk oturumu yapılmıştı. Bu oturumda bugünkü Makedon devletinin temelleri atılmıştı.İlinden isyanı ve ASNOM&#39;un ilk oturumunun yıl dönümü her yıl Makedonya&#39;da bayram olarak kutlanıyor. Gördünüz mü? Nereden nereye?</p><p>Ama Yunan hükümetiyle müşterek belirlenen bu yeni isme sıcak bakmayacak olan Makedonlar da var. Bunlar diyor ki; &ldquo;Bağımsızlığımızın 27. yılında, isim babamız Yunanlar olacak ve sonsuza dek kullanacağımz bu isimle bizi vaftiz edecekler. Kendi devletimizi nasıl adlandıracağımıza da onlar karar verecek. &hellip; Bu yaşananlar, devletin korkakça bir teslimi ve bir ulusun sonsuza kadar utanması için bir sebep değilse nedir, sevgili Makedonlar? Ancak tüm bu meselenin en utandırıcı ve ahlaksız yanı, yeni adımızı [bir referandum yoluyla] kabul etmemiz; böylelikle yarın yeri geldiğinde, bu adı kendimizin seçmiş ve referandumla da teyit etmemizdir.</p><p>Kafkassam direktörü Doç. Dr. Hasan Oktay, geçtiğimiz yıl bölgeyle ilgili değerlendirmesinde; &ldquo;Almanya&#39;nın adım adım Balkanlar&#39;ı AB maskesi adı altında kontrol etmeye çalışması hatta Türkiye ile eski Yugoslavya projesi arasına Yunanistan gerilimin devreye sokarak Türkiyeyi bölgeden uzaklaştırmaya çalışması ters etki yapabileceği gibi Türkiye&#39;nin bu gelişmeleri yakından takip etmesi gerekir. Böylesi bir durumda ilerde yeni projelerin ortaya çıkması ihtimalini yeni imkanlar yeni fırsatlar hatta yeni gerginlikleri de içinde barındırmaktadır..&rdquo; değerlendirmesinde bulunmuştu. Gelişmelere bakınca haklı olduğu anlaşılıyor.</p><p>Ömür ÇELİKDÖNMEZ,</p><p>Ankara</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_70218023.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MAKEDONYA'YA İNGİLİZ ÇENGELİ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_70218023.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BALKANLAR'DA DENGELERİN GÜCÜ TARTILIRKEN...]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-da-dengelerin-gucu-tartilirken/514/</link>
            <description><![CDATA[Sırpların Boşnaklara saldırmasıyla yaşanan savaş suçları şimdilerde karşılıklı yargılamalarla dengeleniyor. Ancak bazı acıların unutulması mümkün değil. Buna rağmen Ankara, Balkanların bu iki kadim toplumunu barış eksenli projelerle barıştırmayı, buluşturmayı bölge barışının tesisi açısından gerekli buluyor.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-da-dengelerin-gucu-tartilirken/514/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 01 May 2018 16:55:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ BALKANLAR&#39;DA DENGELERİN GÜCÜ TARTILIRKEN...Balkanlar etnik milliyetçilik üzerinden karıştırılmak isteniliyor. Birinci dünya savaşı öncesinde Slav milliyetçiliği üzerinden bu gerçekleştirildi. 1820&#39;lerde Pan-Cermenizm&#39;den etkilenen Panislavizmin çıkışı, Kırım Savaşı&#39;nın ardından daha belirgin hale gelen Avrupa karşıtlığına bir tepkiydi. Bu nedenle Panslavizm, 1870&#39;lerde Avrupa kamuoyunda &ldquo;Rusya&#39;nın öncülüğünde bütün Slavların birleşmesi&rdquo; olarak algılandı. Ancak İngiliz siyaseti, Panslavizmi kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmayı başardı ve Pan-Slavizm&#39;i Avusturya Macaristan İmparatorluğuna karşı kullandığı gibi, Osmanlı İmparatorluğunun baş belası yapmayı da becerdi. Slav milliyetçiliği Balkanları parçalamak için, Rusların ve İngilizlerin maliyeti düşük bir operasyon aracı oldu. Balkan uluslarının birbirlerine düşmesiyle Balkanlar&#39;da en uzun süreli siyasal birlikteliği kuran Osmanlı İmparatorluğu bölgeden tasfiye edildi ve yaşanan ayrışma dönemi sonrasında, uluslararası ilişkiler literatürü &ldquo;Balkanlaşma&rdquo; kavramıyla tanıştı.Günümüz Balkan coğrafyasında 1. Dünya Savaşı&#39;nda Slavların üstlendiği rolün Arnavutlara verilmek istendiği anlaşılıyor. Arnavutlar, bu rolü çoktan benimsemiş gibi. Ancak Balkanlar&#39;ın diğer etnik unsurları Arnavutlara bu fırsatı verme eğiliminde olmadıklarını eski düşmanlıklarını işlevsizleştirerek gösteriyor. Ankara&#39;nın öncülüğünde Belgrad Saraybosna yakınlaşması ve 23 Mart 2018&#39;de Üsküp&#39;te düzenlenen toplantıda 99 delegenin katılımıyla kurulan Boşnak Demokrat Birliği (BDS), Makedonya siyasi sahnesine dahil olması ve Parti genel başkanlığına oy birliğiyle işadamı Münir Kolaşinac&#39;ın seçilmesi gibi. Boşnak Demokrat Birliği, Makedonya Arnavutlarının ülke genelinde ve Parlamentoda üstünlük kurmasını engelleyebilir. Arnavutların Makedon hükümeti üzerinde baskın ve baskıcı uygulamalarını hafifletebilir. Makedonya Devlet İstatistik Dairesi, 2002 yılında yapılan nüfus sayımı verilerine göre, nüfusun yüzde 64&#39;ünü Makedon olarak tanımlarken, yüzde 25&#39;ini Arnavut, yaklaşık yüzde 4&#39;ünü de Türk olarak açıklamıştı. Verilere göre, nüfusun geri kalanı Roman, Boşnak ve Lehler&#39;den oluşuyor. 2 milyon 100 bin civarında toplam nüfusu bulunan Makedonya&#39;nın %65&#39;i Makedon (1 milyon 300 bin), yüzde 25&#39;i Arnavut (510 bin), yüzde 4&#39;ü Türk (80 bin) yüzde 2&#39;si Sırp (35 bin) ve yüzde 1&#39;i Boşnaklardan (18 bin) oluşuyor.Sırpların Boşnaklara saldırmasıyla yaşanan savaş suçları şimdilerde karşılıklı yargılamalarla dengeleniyor. Ancak bazı acıların unutulması mümkün değil. Buna rağmen Ankara, Balkanların bu iki kadim toplumunu barış eksenli projelerle barıştırmayı, buluşturmayı bölge barışının tesisi açısından gerekli buluyor. Savaş suçu işleyen eski Sırp komutanların yargı süreci tamamlanan da var, devam edende. Boşnaklarda zaman zaman savaş suçu işlemekle itham edilen eski askerleri gözaltına alıyor, yargılıyor. Bosna&#39;daki savaşta (1992-1995) işlenen suçlarla ilgili ülkenin farklı şehirlerinde gerçekleştirilen polis operasyonu kapsamında, aralarında eski Boşnak General Atif Dudakovic&#39;in de bulunduğu 12 eski asker &ldquo;insanlığa karşı suç işledikleri&rdquo; iddiasıyla gözaltına alınmış, Savcılığın talimatıyla Bosna Hersek Araştırma ve Koruma Ajansına (SIPA) bağlı özel polis birlikleri tarafından başkent Saraybosna&#39;nın yanı sıra Bihac, Sanski Most, Kljuc, Velika Kladusa ve Cazin şehirlerinde operasyonlar düzenlenmiş, 16 adreste düzenlenen operasyonlarda &ldquo;sivillere yönelik suç işlemek&rdquo; ve &ldquo;insanlığa karşı suç işlemek&rdquo; iddiasıyla 12 eski askerle gözaltına alınanlar arasında Bosna savaşında önemli başarılara imza atan ve savaşın en önemli Boşnak komutanlarından biri olarak anılan eski General Atif Dudakovic&#39;in de olduğu belirtilmişti. 1995 yılında ülkenin kuzeybatısındaki şehirlerde esir alınan Sırp askerlerin yanı sıra yüzlerce Sırp sivilin öldürülmesi ile suçlanan eski Boşnak askerler ile daha önce hakkında herhangi bir dava olmayan Dudakovic, ülkedeki Sırp sivil toplum kuruluşları ve siyasiler tarafından savaş suçu işlemekle itham edilmişti.Ancak korkulan olmadı. Bosna Hersek Mahkemesi, 1992-1995 yılları arasında binlerce insanın hayatını kaybettiği Bosna Savaşı&#39;nda &ldquo;insanlığa karşı suç işledikleri&rdquo; iddiasıyla gözaltına alınan ve aralarında eski Boşnak general Atif Dudakovic&#39;in de bulunduğu 13 eski askerin şartlı olarak serbest bırakılmasına karar verdi. Mahkemeden yapılan açıklamada, &ldquo;Dudakovic ve diğerleri&rdquo; davasına ilişkin Bosna Hersek Savcılığı tarafından mahkemeye sunulan tutuklu yargılanma talebinin reddedildiği belirtildi. Açıklamada mahkemenin Dudakovic ve 12 eski askerin şartlı olarak serbest bırakılmasına hükmettiği de belirtildi.&rdquo;Dudakovic ve diğerleri&rdquo; davasından yargılanacak isimlerini, dava boyunca birbirleri veya tanıklarla iletişim kurmama şartıyla serbest bırakıldıkları da ifade edildi. 2 Aralık 1953 doğumlu Atif Dudaković; Bosna ordusunun eski generallerinden. Bosna savaşı sırasında Dudaković, Bosna ordusu 5. Kolordusu&#39;na komuta etmiş, Una Nehri üzerinde kurulu Bosna-Hersek&#39;in kuzeybatı kısmında bulunan Bosna-Hersek Federasyonu Una-Sana Kantonu&#39;nun başkenti olan Bihać şehrini savunmuştu. Savaştan sonra Bosna-Hersek Federasyonu ordusunun genel komutanı oldu. 2005&#39;ten beri 1995 yılında etnik Sırplara karşı işlendiği iddia edilen savaş suçları hakkında soruşturma altında. 2010 yılında, Haris Silajdžić&#39;in Bosna-Hersek Partisi&#39;ne katıldı.7 Eylül 2015&#39;te Bosna Hersek&#39;te bazı tutuklamalar üzerine &ldquo;Boşnak direnişin öncüleri yok mu ediliyor?&rdquo; sorusuna cevap aramıştım. Bosna Hersek&#39;te yaşananlar ister istemez &ldquo;Her devrim önce kendi evladını yer&rdquo; sözünü akla getiriyor. Sözün orijinali şöyle: &ldquo; Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer.&rdquo; Bu söz Fransız devrimcisi Danton&#39;a atfedilir ama aslında bu sözü ona, &ldquo;Danton&#39;un Ölümü&rdquo; kitabında George Büchner söyletir. Çünkü Danton Fransız devrimin öncülerindendir ve Giyotine gönderilerek ortadan kaldırılmıştır. Alman yazar Georg Büchner&#39;in Fransız İhtilali&#39;nden yarım asır sonra yazdığı kadar sonra yazdığı &lsquo;dantons tod&#39; (danton&#39;un ölümü) isimli başarılı dramasında sonunu sezen Danton&#39;a ettirdiği bu sözün Almancası &ldquo;die revolution ist wie saturn, sie fri&szlig;t ihre eignen kinder&rdquo; olsa gerek. Neden böyle düşünüyorum? Balkan ülkeleri örneğin Kosova ile Sırbistan ve Bosna Hersek ile Sırbistan savaşın ardından diplomatik ilişkilerini geliştirmek istiyorlar. Adı geçen ülkeler savaş yıllarında ön safta olan askerlerini veya gönüllüleri, savaş suçlusu ilan edebiliyor veya savaş suçlusu olarak yargılayabiliyor. Amaç diplomatik temasta ayak bağı gördükleri isimlerden kurtulmak, karşı tarafın tahammülsüzlüğünü ortadan kaldırmak.Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu&#39;nun (ARBİH) üç eski askeri, 1993 yılında Konyits şehri yakınlarındaki Trusina köyünde Hırvat sivillere ve askerlerine yönelik &ldquo;savaş suçu&rdquo; işledikleri gerekçesiyle 10 yıldan 15 yıla kadar hapse mahk&ucirc;m edildi. Bosna Hersek Mahkemesi&#39;nde görülen davada, Nihad Boyaciç&#39;e 15 yıl, Necad Hociç&#39;e 12 yıl ve Mensur Memiç&#39;e 10 yıl hapis cezası verildi. Aynı davanın sanıklarından Cevad Salçin ve Senad Hakaloviç ise beraat etti. Trusina köyünde 16 Nisan 1993&#39;te meydana gelen olayda, 18 Hırvat sivil ve daha önce esir alınan 4 Hırvat Savunma Konseyi (HVO) askeri öldürülmüştü. Trusina&#39;daki olaylar nedeniyle daha önce sadece Rasema Handanoviç 5 yıl 6 ay hapse mahk&ucirc;m edilmişti. Hakkında soruşturma açılan bir başka ordu mensubu Naser Oriç İsviçre&#39;de 10 Haziran&#39;da gözaltına alındıktan sonra özel uçakla Uluslararası Saray Bosna Havaalanı&#39;na getirilmiş ve Bosna Hersek Savcılığı&#39;nda ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.Oriç&#39;ten başka Boşnak direnişi sırasında canını dişine takarak Sırp ordusunun ilerleyişini durduran Atıf Dudakoviç, merhum Arif Paşaliç, merhum Avdo Paliç ve merhum İzet Naniç, Şerif Patkoviç gibi kahramanların da benzer soruşturmalara muhatap olacağını düşünmek bile istemiyorum. Avdo Paliç savaş döneminde Jepa (Zepa) kentindeki Boşnak birliklerinin komutanıydı, çatışmalar sırasında şehit olmuştu. Zepa&#39;yı ele geçiren Bosnalı Sırplar kenti savunan Boşnak askerlerinin komutanı Albay Avdo Palic&#39;i öldürmüştü. Acaba yaşasaydı o da mı savaş suçlusu ilan edilecekti? Bosna Ordusunun bir diğer efsanevi ismi Arif Paşaliç, 1992&#39;de Mostar&#39;da oluşturduğu savunma hattında büyük askeri başarılar gerçekleştirdi. Daha sonra Sefer Haliloviç&#39;in ardından Bosna Hersek Genelkurmay Başkanı oldu. Lahey Mahkemesinde Mostar savunmasının tanığı olarak dinlendi. Mostar&#39;dan Saray Bosna&#39;ya giderken şüpheli bir trafik kazasında öldü/öldürüldü. Yaşasaydı muhtemelen savaş suçlusu ilan edilirdi.Bosna-Hersek&#39;in kuzeybatısında yer alan Bujim kentinde, 2. Abdülhamit Han döneminde gönderilen fermanla cuma günleri okunmaya başlanan ve halk arasında &ldquo;Sultan Duası&rdquo; olarak bilinen geleneği, aradan geçen yıllara rağmen yaşatanlardan olan, Bosna savaşı sırasında büyük başarılara imza atan Bosna ordusunun altın zambak ile ödüllendirilen, 5.kolordunun Bujimli şehit komutan İzzet Naniç ve silah arkadaşlarının da savaş zamanında &ldquo;Sultan Duası&rdquo;nı okudukları biliniyor. 1992-1995 yılları arasında cereyan eden Bosna savaşı esnasında olağanüstü zaferleriyle ünlenen, halen kahramanlığı halk arasında konuşulan Bosna ordusunun kuzey-batı cephesinin güvencesi, İzzet Naniç ve kardeşi Nevzet Naniç&#39;in mezarları da burada. Şimdi onların kemikleri sızlamaz mı? 1993 yılında Sırpların desteklediği Fikret Abdiç liderliğindeki Bihaç bölgesi Boşnakları İzzetbegoviç&#39;e karşı çıkmış, ancak bunun bedelini ağır ödemişlerdi. Atıf Dudakoviç liderliğindeki birlikler batı Bosna&#39;da Sırp ordusunun desteklediği Abdiç&#39;in askerlerini yenilgiye uğratmışlardı. Bosna&#39;daki savaşın unutulmaz komutanlarından emekli General Atif Dudakoviç hakkında da zaman zaman Bosna-Hersek&#39;teki iki etniseden biri olan Bosna Sırp Cumhuriyeti&#39;ndeki sivil toplum kuruluşları ve Bosnalı Sırpların lideri Milorad Dodik tarafından tutuklanması talebinde bulunuluyor.Naser Oriç yaşayan efsane. Hakkında yazılanlara göre; 3 Mart 1967&#39;de 1967&#39;de Srebrenica yakınlarındaki Potocari&#39;de doğdu. Yugoslavya döneminde polis akademisini bitirdi ve özel kuvvetlerde görev yaptı. Savaş öncesi Sırp lider Slobodan Miloşeviç&#39;in koruması oldu. Hatta Lahey&#39;de yargılandığı dönemde bile Miloşeviç&#39;e &ldquo;cumhurbaşkanım&rdquo; diye hitap ettiği, aleyhinde tanıklık eden kişilerin ifadelerini değiştirmeleri konusunda Miloşeviç tarafından ikna edildiği ve bu sayede Oriç&#39;in, Lahey&#39;de serbest kaldığı söylenir. Savaş zamanı Bosna-Hersek ordusuna katıldı. Savaş süresince Sırpların korkulu rüyası oldu. Srebrenica&#39;dan Tuzla&#39;ya geçmesini fırsat bilen Sırplar, soykırımı gerçekleştirdi. Tuzla&#39;dan Srebrenica&#39;ya geçtikten sonra, katliama katılan hiçbir Sırp&#39;ı sağ bırakmadı. Naser Oriç Torbari adını verdiği özel bir birlik oluşturdu. Torbari; Balkan ülkelerinde kullanılan bir sözcük. Kese, heybe, torba veya sırt çantası gibi anlamı var. Hem Boşnakçada hem de Arnavutçada mevcut. Türkçe kökenli bir kelime. Arnavutça ve Boşnakça birbirlerinden farklı diller olmasına rağmen aynı manada kullanılan ortak kelimeler genellikle Osmanlı döneminden adı geçen dillere geçmiş. Naser Oric hatıralarında Torbarilik yaptıklarına dair imalarda bulunuyor. Ordunun arkasından giden ve artçı birlikleri veya yaralı askerlerin eşyalarını, erzaklarının yağmalanmasına Torbari deniliyor. (Verdikleri bilgiler için Noli Zhita ve Sengun Sipahi&#39;ye teşekkür ediyorum.)Torbari, hayatta kalma mücadelesinin sonucu ve bir tür yağmacılık. Ancak eski Türkçe de Torbari kelimesinin karşılığı olabilecek bir sözcük belki Tor+ba olabilir. K&acirc;şgarlı Mahmud&#39;un kaleme aldığı Divanü L&ucirc;gat-it Türki isimli eserde; &ldquo;Tor&rdquo;, tuzak, ağ manasında, &ldquo;ba&rdquo;, bağlamak, örmek anlamında kullanılmıştır. Torba; tuzak kuran, ağ atan gibi anlamlar içerebilir. Muhtemelen Sırp birliklerine pusu kuran ve imha eden, daha sonrada kullandıkları silah ve mühimmata el koyan yani ganimet muamelesi yapanlar demek. Bosna kahramanlarına sahip çıkmalı! Her ne kadar Kurtlar Vadisi dizisinin sanal kahramanı Polat Alemdar&#39;ın ağzından söyletilen; &ldquo;geleceğini düşünen kahraman olamaz&rdquo; sözünün doğruluğuna inanılsa da, kahramanlar geçmişin aynası geleceğin teminatıdır. Mostar Köprüsü&#39;nün yüklendiği misyon kadar Boşnak direnişinin şehitleri ve yaşayan gazileri de, aynı işleve sahiptir. Şehitlerin ruhuna el Fatiha!Ömür ÇELİKDÖNMEZ,Ankara ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1654160322.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BALKANLAR'DA DENGELERİN GÜCÜ TARTILIRKEN... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1654160322.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BALKANLAR'DA ABD - RUSYA "SAVAŞLARI" VE FETÖ]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-da-abd-rusya-savaslari-ve-feto/492/</link>
            <description><![CDATA[• FETÖ’cülerin Balkanlar'da oluşturduğu çok ciddi ve etkili yapılanması mevcut ki, bu durum halen aynen devam etmektedir. Bunlara izin verilmeyen tek ülke Bulgaristan’dı. Bundan dolayı, FETÖ’cüler, DPS’ye karşı  Dal’a parti kurdurarak, DPS’nin soydaşların üzerindeki etkinliğini kırmaya amaçlamışlar.
•  Dal’ın ve hatta onun partisine destek olan,  bazı siyasilerin ve bürokratların bile FETÖ’cülere alet olduklarından haberleri yoktu.
• Burada, DPS’nin FETÖ karşıtlığının perde arkasından bahsetmek lazım. DPS’nin Rus çıkarlarına hizmet ettiğini artık bilmeyen kalmadı.
• FETÖ’nün örgütlenmesine, DPS’nin karşı koyması, Balkanlar'daki ABD-Rusya etki mücadelesi neticesinde ortaya çıkan bir tepkidir.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-da-abd-rusya-savaslari-ve-feto/492/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Mon, 09 Apr 2018 21:24:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ BALKANLAR&#39;DA ABD - RUSYA &quot;SAVAŞLARI&quot; VE FETÖ&bull; FETÖ&#39;cülerin Balkanlar&#39;da oluşturduğu çok ciddi ve etkili yapılanması mevcut ki, bu durum halen aynen devam etmektedir. Bunlara izin verilmeyen tek ülke Bulgaristan&#39;dı. Bundan dolayı, FETÖ&#39;cüler, DPS&#39;ye karşı  Dal&#39;a parti kurdurarak, DPS&#39;nin soydaşların üzerindeki etkinliğini kırmaya amaçlamışlar.&bull; Dal&#39;ın ve hatta onun partisine destek olan,  bazı siyasilerin ve bürokratların bile FETÖ&#39;cülere alet olduklarından haberleri yoktu.&bull; Burada, DPS&#39;nin FETÖ karşıtlığının perde arkasından bahsetmek lazım. DPS&#39;nin Rus çıkarlarına hizmet ettiğini artık bilmeyen kalmadı.&bull; FETÖ&#39;nün örgütlenmesine, DPS&#39;nin karşı koyması, Balkanlar&#39;daki ABD-Rusya etki mücadelesi neticesinde ortaya çıkan bir tepkidir.   Kosova&#39;dan teslim alınan FETÖ&#39;cüler ile beraber, FETÖ&#39;nün Balkanlar&#39;daki yapılanması tekrar gündeme geldi. FETÖ&#39;cülerin Balkanlar&#39;da oluşturduğu çok ciddi ve etkili yapılanması mevcut ki, bu durum halen aynen devam etmektedir. FETÖ&#39;nün güçlü olduğu ülkelerin başında Kosova gelir. Kosova&#39;daki FETÖ yapılanmasının temelleri, 1999 yılındaki NATO müdahalesinden sonra atılması tesadüf değildir. Bu ABD&#39;nin Balkanlar&#39;daki soydaş ve Müslüman nüfusun üzerinde etki oluşturmak için, FETÖ&#39;yü kullandığının kanıtlarından biridir. O dönemler, FETÖ&#39;nün devletin içindeki her kurumda etkin olduklarından, her alanda olduğu gibi, Balkanlar&#39;da istedikleri gibi yapılanmaya gidebildiler.   Bunlara izin verilmeyen tek ülke Bulgaristan&#39;dı. İzin vermeyen de o zamanlar soydaşları temsil eden DPS&#39;dir. Bundan dolayı, FETÖ&#39;cüler, DPS&#39;ye karşı  Dal&#39;a parti kurdurarak, DPS&#39;nin soydaşların üzerindeki etkinliğini kırmaya amaçlamışlardı. O dönemin Başbakanı, FETÖ&#39;nün desteklediği  Dal&#39;ın partisine destek vermişti ki, biz ısrarla bunun yanlış olduğunu defalarca dile getirmiştik. Gelişmeler, aynen dediklerimizi teyit etmiştir. Çevremiz bunu çok iyi hatırlayacaktır. Daha o zaman, niyetlerinin ne oluğunu bildiğimizden dolayı, Dal&#39;ın kurduğu partiye en açık ve net karşıt görüş sergileyenlerin başını çekmiştik. Nitekim FETÖ&#39;nün bu niyeti daha o zaman deşifre edildiğinden Dal, bir türlü başarılı olamadı. Bu konulara tekrar girmeye gerek yok. Zaten bu yönde çok yazılar yazdık. Belki  Dal&#39;ın ve hatta onun partisine destek olan,  bazı siyasilerin ve bürokratların bile FETÖ&#39;cülere alet olduklarından haberleri yoktu. Belki de varmıştır. Artık herkes kendi yorumunu yapsın...   Ama ne olursa olsun, DPS ile köprülerin atılmasına sebep olan, FETÖ&#39;cülerin yönlendirilmesiyle, tam da bu yanlış yapılan hamleler olmuştur. O güne kadar, her ne kadar DPS&#39;nin başındakilerin aslında kimlere hizmet ettikleri bilinse de, belli dengeler üzerinde ilişkiler devam ettiriliyordu. Neden bahsettiğimizi, o zaman DPS&#39;nin başında olan ve şu anda DOST partisinin Genel Başkanı çok iyi biliyor. Burada, DPS&#39;nin FETÖ karşıtlığının perde arkasından bahsetmek lazım. DPS&#39;nin Rus çıkarlarına hizmet ettiğini artık bilmeyen kalmadı. ABD veya modern adıyla Evro-Atlantik cephe, doksanlı yılların başından itibaren, demokrasiye geçişle beraber, Balkanlar üzerinde h&acirc;kimiyet kurdu. Rusya&#39;nın elinde sadece Sırbistan kalmıştı. Bulgaristan, sırasıyla NATO ve AB&#39;ye alınınca, oradaki Evro-Atlantik cephe pozisyonlarını iyice sağlamlaştırmış oldu. Soydaşlarımız konusuna dönersek, o dönemler onları temsil eden parti, daha doğrusu partinin başındaki zat, kimin yanında yer aldığını yukarıda yazdık.   Soydaşlarımız, Balkanlar&#39;ın önemli unsurlarından birisidir. Bundan dolayı, ABD&#39;de Türklerin ve Müslümanların üzerimizdeki etkiyi ele geçirmek için, kendi güdümündeki FETÖ&#39;yü ileri sürdü ki, nitekim bu terörist örgüt, Bulgaristan hariç, diğer Balkan ülkelerinde, şu anda net olarak görüldüğü gibi, inanılmaz etkili durumlara getirildi. FETÖ&#39;nün örgütlenmesine, DPS&#39;nin karşı koyması, Balkanlar&#39;daki ABD-Rusya etki mücadelesi neticesinde ortaya çıkan bir tepkidir. Burada altı çizilmesi gereken konu, soydaşımızın Balkanlar&#39;da en kilit unsurlardan biri olduğunu, el alemin ABD&#39;si ve Rusya&#39;sı, maalesef, bizden daha iyi görüp, ona göre stratejiler geliştirmesidir. Ama bu konularda, özellikle 2011 &lsquo;den sonra, Rusların Balkanlar konusunda yeni güçlü hamleler yaptıklarını ve bizim de ona göre stratejiler geliştirmemiz gerektiği konusunda çok yazdık. Zamanında, kendi stratejilerimizi geliştiremezsek, oyun kurucular arasında değil, sadece piyon olarak, olan biteni izleriz diye çok uyarılarda bulunduk.   Oysa biz Balkanlar&#39;da soydaş nüfusumuzdan dolayı, doğal olarak en etkin oyun kurucular arasında yer almamız gerekiyordu. Ama, maalesef, Balkanlar&#39;la ilgili herhangi bir stratejimiz olmadığından dolayı, durum ortada ve ancak başkalarının kurduğu oyunlara ayak uydurmaya çalışıyoruz...Gürçay CEM ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1940474341.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BALKANLAR'DA ABD - RUSYA "SAVAŞLARI" VE FETÖ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1940474341.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ARNAVUTLUK'TAKİ KATOLİK  PROVOKASYON ALARM VERİYOR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/arnavutluk-taki-katolik-provokasyon-alarm-veriyor/436/</link>
            <description><![CDATA[Arnavutluk Katoliklerinin tanınmış serseri başlarından Leon Mola, tüm Arnavutları üzerinde ay yıldız bulunan Hidroelektrik santralindeki ve ülkedeki Türk bayrağı ve sembollerini parçalamak için ayaklanmaya çağırdı. Bunun akabinde, Arnavutluk'ta Qafe Molla barajını yaptıran AYEN Anonim Şirketi adındaki Türk şirketçe baraj duvarını süsleyen ay yıldızı yeni yıla saatler kala provokatif bu  çağrının ardından parçalayan Mirdita'lı aşırı dinci katolikler serbest bırakıldı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/arnavutluk-taki-katolik-provokasyon-alarm-veriyor/436/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 20 Feb 2018 12:52:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ ARNAVUTLUK&#39;TAKİ KATOLİK  PROVOKASYON ALARM VERİYORArnavutluk Katoliklerinin tanınmış serseri başlarından Leon Mola, tüm Arnavutları üzerinde ay yıldız bulunan Hidroelektrik santralindeki ve ülkedeki Türk bayrağı ve sembollerini parçalamak için ayaklanmaya çağırdı. Bunun akabinde, Arnavutluk&#39;ta Qafe Molla barajını yaptıran AYEN Anonim Şirketi adındaki Türk şirketçe baraj duvarını süsleyen ay yıldızı yeni yıla saatler kala provokatif bu  çağrının ardından parçalayan Mirdita&#39;lı aşırı dinci katolikler serbest bırakıldı.Hilal ve yıldız ortada yok. Çünkü parçalanarak barajdan aşağı yuvarlandı. Sembollerimizi kendi ülkemizde istediğimiz gibi koyabiliriz ama bu kadarArnavutluk Katoliklerinin tanınmış serseri başlarından Leon Mola, tüm Arnavutları üzerinde ay yıldız bulunan Hidroelektrik santralindeki ve ülkedeki Türk bayrağı ve sembollerini parçalamak için ayaklanmaya çağırdı.ucuza bu semboller iki serserinin ayağı ile parçalanmamalıydı ve bu sembolleri de bu kadar kolayca parçalayabilecekleri yerlere koymamalıydı sorumlular.Madem kondu, olayın takibatı yapılmalı ve Arnavutluk devletinin bir iki düzine aşırı dinci serseriye teslim olması kınanmalı.Mirditalı Katoliklerin ilk garip hareketi maalesef bu değil.Osmanlı ya da Türklere karşı duruşlarını bir yana koyalım, bu toplumdan bazı kimselerin tarihte beraber yaşadıkları Müslüman Arnavutlara karşı bile anlam vermesi zor bazı icraatları dikkat çekiyor. Örneğin;1912 yılında İşkodra&#39;yı kuşatmaya gelen Karadağ ordusuna destek vermeleri tarih kitaplarında yazmakta. İşkodra şehrini topa tutan Karadağ ordusu ile birlikte şehri dışarıdan baskılamaları, o dönemde hepimiz aynı milletteniz diyen Müslüman kardeşleri tarafından bir süre sonra affedilecekti.Ardından bu insanlar, 1921 yılında Arnavutluk devletine karşı Katolik Mirdita Cumhuriyetini kurmuş ve henüz yeni denecek Arnavutluk devleti içerisinde bir devlet düşünmüşlerdi.Şimdi ise Arnavutluk içerisinde yaşayan söz konusu halk, ki sayıları yüzde onu bile bulmamaktadır, sırf Arnavut bayraklarının ardına saklandıkları için devletin kendilerine soruşturma açma ve cezalandırmasını engellemiş görünüyorlar.Yüz beş yıllık Arnavutluk devleti, bir avuç anarşiste teslim mi oluyor diye sorası geliyor insanın. İki ülkenin bayraklarının süslediği bir barajda, Türk bayrağı sembolünün parçalanması, cezayı hak etmeyen bir davranış mıdır ki bu insanlar salıveriliyor? ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_355839991.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ARNAVUTLUK'TAKİ KATOLİK  PROVOKASYON ALARM VERİYOR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_355839991.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KULAĞIMDA UĞULDAYAN BABA EMRİ]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kulagimda-uguldayan-babaemri/415/</link>
            <description><![CDATA[Artık 73 yaşıma girmeme rağmen, hala babamın ve annemin o günkü yüz ifadeleri, gözlerimin önünden gitmiyor. Babam, annemden beni ve karnındaki bebeğini öldürmesini emretmişti. Bu dehşet verici anı hiç unutamadım, annemin çığlıkları ise yetmiş yıldır, hala kulaklarımda uğuldamakta...]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kulagimda-uguldayan-babaemri/415/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Tue, 13 Feb 2018 12:14:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ KULAĞIMDA UĞULDAYAN BABA EMRİArtık 73 yaşıma girmeme rağmen, hala babamın ve annemin o günkü yüz ifadeleri, gözlerimin önünden gitmiyor. Babam, annemden beni ve karnındaki bebeğini öldürmesini emretmişti. Bu dehşet verici anı hiç unutamadım, annemin çığlıkları ise yetmiş yıldır, hala kulaklarımda uğuldamakta...Aslında ben ömrüm boyunca, annem, acaba beni hiç sevdi mi diye, kendi kendimi hep sorguladım durdum. Daha çok küçük yaşlarda bile, annemin eteğine yapışıp, &quot;Anneciğim, ne olur beni yalnız bırakma! Yatacak yatağım olmaz, dışarıda soğukta kalırım, kapı ünlerinde donarım. Kurtlar yer beni!&quot; diye yalvarıyordum...İkinci dünya savaşı esnasında, Almanlar, Balkanlar&#39;ı işgal altına aldıkları dönemi, unutmam ise mümkün değil. Hamide isminde bir kardeşim vardı, annem ise başka bir bebeğe hamileydi. O zamanlar, Saray Bosna&#39;nın bir köyünde yaşıyorduk. Babamız, düşmana karşı direnmek için, çetelere katılmıştı.Bazı geceler bu çetelerin  üyeleri, köylere inip, dağdaki arkadaşları için yardım topluyorlardı. Babamızı görmeyeli, artık birkaç ay yuvarlanmıştı ama bir gece ansızın o da köye indi. Gereken yardımı topladıktan sonra, bizi görmeye de fırsat yakalamıştı. Akşam üstü, dış kapı çanımız çaldı. Annem, eline küreği alıp, kapıya doğru koştu. Babamın geldiğini anlayınca, hemen kapıyı açtı ve babama sarıldı. Daha sonra babamız yanımıza gelip, bizleri de özlemle öptü, sımsıcak kucakladı...Ama beş on dakika sonra, dışarıdan yine sesler geldi. Bir ihbar üzerine, Alman askerleri, babamı tutuklamak için kapıya dayanmışlardı. Babam, tüfeğini alıp, tavan arasında bir yere saklandı. Almanlar, annemi, kocan nerede diye sorguya çektiler ama o hiç durmadan, babamın dağda olduğunu tekrarlıyordu, fakat babam, bu telaş esnasında, şapkasını yere düşürmüştü. Askerler, onu gördüler ve hemen anneme işkence etmeye başladılar. Hatta, bir ara tırnaklarını bile sökmeye kalkıştılar. Bu acılara katlanan annem, yine de babamın yerini söylemiyordu. En sonunda, babam bu manzaraya dayanamayıp, saklandığı delikten çıkıp, teslim oldu...Birkaç hafta sonra, tutuklu çetecilerin infaz günü ilan edilmişti. Esir aldıkları bu özgürlük savaşçılarını, zincirlere bağlayıp, köyün sokaklarında gezdiriyorlardı. Bu şekilde aileleriyle vedalaşma fırsatı veriliyordu. Bizde ailecek sokağa çıkıp, babamızla son kez görüşüp, vedalaştık. Birazdan babam, arkadaşlarıyla beraber köy meydanında infaz edilecekti. Babam, anneme ve bizlere son bir kere daha baktı ve dedik ki; &quot;Hanım, ortada savaş var, sen daha çok gençsin. Bundan sonra yalnız kalacaksın. Nusret&#39;i ve doğacak bebeğimizi öldür, sadece Hamide&#39;yi yaşat. Diğer çocuklarımıza göz kulak olamazsın...&quot; Daha sonra, babam, köy meydanında idam edildi. Annem, artık genç bir dul kadındı. Güçlü erkeklerin bile göremeyeceği bazı işleri yaptı ve asla çocuklarını aç, susuz bırakmadı. Bizleri yetiştirmek için elinden geleni yaptı...Birkaç yıl sonra, savaş bitmek üzereyken, annem, Üsküplü bir Türk askerle tanışıp, onunla evlenmeye karar vermişti. Daha sonra, biz bu adamın memleketine yerleştik ama onun babası, bizi istemedi ve her gün kavga edip, oğlunu ve annemi tersliyordu. En sonunda bir karar alındı ve beni başka, çocukları olmayan bir aileye evlatlık olarak vereceklerdi. Annem, çaresizliğinden buna rıza göstermişti ama bunu bana başka türlü yansıtıyordu.Teslim günü, beni almaya, at üzerinde bir bey geldi. Gitmemek için yalvardım, yakardım ama nafile. Annem kararından hiç ödün vermedi ve beni gelen adamın kucağına verdi. Arkamdan da, &quot;Seni artık istemiyorum!&quot; diye haykırdı durdu. Ben üzüntüden dona kalmıştım, atlı adamın beline mecburen sımsıkı sarıldım ve sessizce, hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.Annemin,&quot;Seni artık istemiyorum!&quot; sözleri ise sanki o beyaz atın nal sesleriyle yarışıyordu ve kulaklarımdaki o anki uğultu, bu yaşıma kadar bile hiç dinmedi...<br />(Devam edecek)Mimoza ELEZİ ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_1284381893.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KULAĞIMDA UĞULDAYAN BABA EMRİ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_1284381893.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[GELİRKEN İKİ DE EKMEK ALSINLAR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/gelirken-iki-de-ekmek-alsinlar/396/</link>
            <description><![CDATA[İnsanımıza Balkanlar'ı da sorun.
Tuna boyları, Evlad-ı Fatihan, Rumeli erenleri
gibi klişeleri çıkardıktan sonra geriye ne kalıyorsa,
işte insanımızın Rumeli-Balkan bilgisini ölçmeniz
aynı şekilde mümkündür.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/gelirken-iki-de-ekmek-alsinlar/396/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 08 Feb 2018 12:18:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ GELİRKEN İKİ DE EKMEK ALSINLARİnsanımıza Bosna&#39;yı sorun.Alija, et, börek ve kızlarla ilgili kelimelerini çıkarın.Geriye ne bildikleri kalacaktır? Onlara Arnavutları da sorun.Biber, ciğer ve kaldırım kelimeleri olmadan,Arnavutlar ile ilgili ne bildiklerini de göreceksiniz. İnsanımıza Balkanlar&#39;ı da sorun.Tuna boyları, Evlad-ı Fatihan, Rumeli erenlerigibi klişeleri çıkardıktan sonra geriye ne kalıyorsa,işte insanımızın Rumeli-Balkan bilgisini ölçmenizaynı şekilde mümkündür. Bu ölçüm kıstaslarına Rumeli kökenlileri dedahil edin ve sorular sorun.Sonuca şaşıracaksınız.Çünkü her sorunuz bir sorunu açık edecektir. Bu yukarıdaki ufak testi geçememiş insanlarlaTuran veya Büyük Medeniyet kurma hevesindeolanlar varsa, çıktıkları yolda şimdidenbaşarılar diliyorum. Gelirken iki de ekmek alsınlar! Yüksel HOŞ ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_892738842.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ GELİRKEN İKİ DE EKMEK ALSINLAR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_892738842.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'nin Balkanlar'daki gücü çift taraflı haber akışının kontrolüyle orantılı]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/turkiye-nin-balkanlar-daki-gucu-cift-tarafli-haber-akisinin-kontroluyle-orantili/361/</link>
            <description><![CDATA[Ne var ki, haber akışının kontrolü şimdilik tek taraflı. Bölgede güç olan Türkiye çift taraflı haber akışında da söz sahibi olmalı. Türkiye'den Balkan ülkelerine, o ülkelerin dillerindeki haber dağıtımındaki ağırlık yine Türk haber ajanslarında olmalı.
Bir sonraki aşamada ise olması gerekenlerin arasında, haber akışının kontrolünden sonra, toplanan haberlerin analiz edilmesi geliyor. Rutin haber tek başına önemlidir ancak rutin haberlerin toplamının değerlendirilmesi daha da önemlidir.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/turkiye-nin-balkanlar-daki-gucu-cift-tarafli-haber-akisinin-kontroluyle-orantili/361/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 23 Dec 2017 17:54:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Türkiye&#39;nin Balkanlar&#39;daki gücü çift taraflı haber akışının kontrolüyle orantılıUluslararası haber akışı denildiğinde akla gelen üç haber ajansı var dünyada. Reuters, Associated Press (AP) ve Agence France-Presse. Söz konusu ajanslar, uluslararası alanda en gelişmiş haber toplama ağına sahip ve aynı zamanda da geniş haber dağıtım ağına sahipler.Daha birkaç yıl öncesine kadar Bulgaristan&#39;dan Türkiye&#39;ye haber akışının yüzde 90&#39;ı bu üç haber ajansı tarafından sağlanıyordu.Örneğin Reuters&#39;in Bulgaristan&#39;daki Türkleri konu aldığı haberleri Türkiye&#39;de İngilizce&#39;den tercüme edilirken Ayşe ve Hasan gibi Türk isimleri Ayshe ve Hassan olarak yazılıyordu. Türk gazeteleri de Reuters&#39;in tercüme haberlerindeki bu isimleri Ayshe ve Hassan olarak yayımlıyordu. Kısacası Kırcaali&#39;deki Ayşe&#39;nin haberini Sofya&#39;daki Reuters muhabiri George yazıyordu. Mersin&#39;deki Mehmet de Kırcaali&#39;deki Ayşe&#39;nin haberini İngilizce&#39;den tercüme okuyordu.Sevindirici olan bugün durum değişti. Türkiye büyüdü ve artık Bulgaristan&#39;dan Türkiye&#39;ye haber akışının yüzde 90&#39;nı yabancı haber ajanslarının kontrolünde değil. Bulgaristan&#39;dan Türkiye&#39;ye haber akışının kontrolü artık Türkiye&#39;nin en büyük üç haber ajansı olan Anadolu Ajansı (AA), Doğan Haber Ajansı (DHA) ve İhlas Haber Ajansı&#39;nın (İHA) elinde bulunuyor. Üç ajansın da Bulgaristan&#39;da muhabirleri var.Ne var ki, haber akışının kontrolü şimdilik tek taraflı. Bölgede güç olan Türkiye çift taraflı haber akışında da söz sahibi olmalı. Türkiye&#39;den Balkan ülkelerine, o ülkelerin dillerindeki haber dağıtımındaki ağırlık yine Türk haber ajanslarında olmalı.Bir sonraki aşamada ise olması gerekenlerin arasında, haber akışının kontrolünden sonra, toplanan haberlerin analiz edilmesi geliyor. Rutin haber tek başına önemlidir ancak rutin haberlerin toplamının değerlendirilmesi daha da önemlidir.Bulgaristan örneği tüm Balkan ülkeleri için gerçerli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.Daha önce de dile getirdik. Büyük şirketler, devletler, hükümetler, medya&hellip; kendi çıkarları için kendi haberlerini üretirler. Bu bağlamda enformasyon savaşının yani bilgi ve bilgilendirme üzerine gerçekleşen bir güç kavgasının varlığını kabul ederek bilgi akışının lehinde kontrolünü sağlayabilen ülkeler veya gruplar psikolojik üstünlüğü de elinde tuttukları tartışılmaz.Nahit DOĞU,Ajans BG ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_988764156.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'nin Balkanlar'daki gücü çift taraflı haber akışının kontrolüyle orantılı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_988764156.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SIRTIMDA   KAPI VE PENCERELER GETİRDİM]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/sirtimda-kapi-ve-pencereler-getirdim/357/</link>
            <description><![CDATA[“Ben o zaman yedi yaşındaydım. Üsküp’ün Sopot  köyünde  yaşıyorduk.  Müslüman olduğumuz için, Türklerden intikam almak için Sırplar  köylerimizi basıp, erkekleri, küçük ve büyük,  genç ve yaşlı demeden, toplayıp, öldürüyordu ve kimsenin bulamayacağı  bir yerlere toplu halde gömüyorlardı. Bizim köyde de bu vahşet yaşandı, hatta, köyümüzde tek bir erkek sağ bırakılmadı. ]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/sirtimda-kapi-ve-pencereler-getirdim/357/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 22 Dec 2017 18:17:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>SIRTIMDA   KAPI VE PENCERELER GETİRDİM</strong></p><p><strong>   Saygıdeğer okuyucum, sizlerle bu defa 86 yaşındaki Recep Amcanın yedi yaşındayken, Sırp katliamları esnasında,  neler yaşadığını ve nasıl kurtulduğunu anlatacağım.  Yıl 1946. Yer Makedonya. Sopot köyu &ndash; Üsküp. </strong></p><p><strong>   &ldquo;Ben o zaman yedi yaşındaydım. Üsküp&#39;ün Sopot  köyünde  yaşıyorduk.  Müslüman olduğumuz için, Türklerden intikam almak için Sırplar  köylerimizi basıp, erkekleri, küçük ve büyük,  genç ve yaşlı demeden, toplayıp, öldürüyordu ve kimsenin bulamayacağı  bir yerlere toplu halde gömüyorlardı. Bizim köyde de bu vahşet yaşandı, hatta, köyümüzde tek bir erkek sağ bırakılmadı.  Gece yarısı, Sırplar gelip erkekli topluyorlardı. Bizim ailemizde erkek olarak, bir babam ve bir de ben vardım.  Babamı aldılar ve diğer yakaladıkları  erkeklerle köy meydanında toplayıp, çırılçıplak soydular. Bizleri de kadın çocuk  toplayıp izlettiriyorlardı.  Onlara çok ağır işkence yapıyorlardı  ve kanlar içinde olan bedenlerini, zincirleyip bir  tepenin başını götürerek, büyük bir çukur açıp, o çukurun başında  kurşuna diziyorlardı. </strong></p><p><strong>   Baskın gecesi, kaçan erkekler oluyordu, korkusundan değil, onlar kaçıp ve güç kazanıp, Sırplara karşı savaşmak için gizleniyorlardı. Sırplar, bunu öğrendiler ve her aileye yalandan haber gönderdiler, &ldquo;Biz artık sizinle savaşmayacağız, barışmak istiyoruz, erkekler yarın öğlen meydandaki camiye gelsin! Orası Allah&#39;ın evi, biz de gelip barış sağlayacağız.&rdquo;  Köyümüzün erkekleri onlara inandı ve ertesi günü camiye geldiler. Sırplar,  camiye gidip, bütün erkekleri öldürdüler&hellip; </strong></p><p><strong>   Böylece köyümüzde tek erkek kalmadı. Bir ben ve 13 yaşındaki Yusuf kaldık.   Bizim Dimitri adında bir Sırp komşumuz vardı. O ispiyonculuk etmiş Sırplara, demiş ki, köyde iki erkek daha yaşıyor,  bunları de alınız, yoksa yarın bir gün bunlar bela olurlar başımıza. Yusuf&#39;u annesi, Sırpların geleceklerini duyunca, birkaç kadınla beraber, köyden uzaklaşmak için hazırlanırlar. Bu esnada, oğlu Yusuf&#39;a şöyle seslenir;&rdquo; Yavrum, düşman seni de öldürecek, gel sana kadın kıyafetleri giydireyim ve böylece kurtuluruz, zaten daha bıyıkların terlemedi.&rdquo; Yusuf&#39;un cevabı sert olur;  &rdquo;Olmaz, anneciğim! Biz kaçarken, eğer, benim bir erkek olduğumu anlarlarsa, kadın kıyafeti giymiş başka erkek var mı diye, bütün kadınları soyup namuslarına göz dikerler.&rdquo;</strong></p><p><strong>   Sırplar gelir, Yusuf&#39;u alıp, köy  meydanına götürürler ve benimde getirilmemi beklerler, ikimizi birden katledecekler. Sırp milisin biri bizim eve geldi. Recep, gel dedi, seni almayı geldim. Ben ağlamaya ve bağırmaya başladım. Milis,  beni kolumda tutup sürükledi, ben de dış kapının koluna tutundum ve tüm gücümle direnmeye çalıştım. Beni vurmayı başladı, bende tüfeğine sarıldım. Ablam, koşup yardıma geldi, Sırp milisin boğazına yapıştı, bırak kardeşimi, o daha çocuk diye, ablam haykırıyordu.  Sırp milis, benim boğazımdan tutup, balkondan aşarı fırlattı ve ablamı var gücüyle vurmayı başladı. Ablam, &ldquo;Kaç Recep, git, git!&rdquo;  diye hiç durmadan haykırıyordu. Ablam, kanlar içinde kıvranıyordu. Ben, bunlardan kaçmayı başardım. Yusuf&#39;u ise kurşuna dizdiler&hellip; </strong></p><p><strong>   Ertesi gün, köyde sesler duyuldu. Tito&#39;nun bir komutanı vardı, Arnavut Ramiz. Ondan yardım istemişlerdi. Sopot köyünün bütün erkekleri öldürüldü, sıra kadınlara ve çocuklara geldi, lütfen, yardım edin, diye. Arnavut Ramiz, askerleri alıp, bizim köye gelmiş ve bütün kadın ve çocukları toplayıp köyden uzaklaştırmıştı.  Bizi başka bir Arnavut köyüne gönderdiler. Böylece ölümden kurtulduk. </strong></p><p><strong>   Daha sonra, 18 yaşına girdiğimde, biz Türkiye&#39;ye göç ettik. Türkiye&#39;ye gelirken, sırtımda bir ev kapısı ve iki pencere getirdim. Belki bir gün yeni bir evimiz olur diye&hellip;</strong></p><p><strong>Mimoza ELEZİ,</strong></p><p><strong>İstanbul</strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_777994780.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SIRTIMDA   KAPI VE PENCERELER GETİRDİM ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_777994780.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ASIL ANAVATAN BALKANLAR’DIR]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/asil-anavatan-balkanlardir/343/</link>
            <description><![CDATA[ Yıl başı. Yusuf Kaplan denen zat, Balkanlılara karşı onur kırıcı bir yazı kaleme almıştı. Yıl sonu. İkinci bir Ali Bulaç vakası benzeri vuku buldu ve gündemimize oturdu. Kaplan’a göre, güya vaktinde İngilizlerin ve Yahudilerin güdümündeki Balkan kökenli azınlıklar, her şeyi kontrol etmişler. Dahası da sivil ve askerî bürokrasi üzerinden Batılıların vesayetine girmiş Türkiye son iki asırdır. Şimdi bu sözler tartışılmakta.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/asil-anavatan-balkanlardir/343/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Wed, 13 Dec 2017 08:41:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ ASIL ANAVATAN BALKANLAR&#39;DIR   Yıl başı. Yusuf Kaplan denen zat, Balkanlılara karşı onur kırıcı bir yazı kaleme almıştı. Yıl sonu. İkinci bir Ali Bulaç vakası benzeri vuku buldu ve gündemimize oturdu. Kaplan&#39;a göre, güya vaktinde İngilizlerin ve Yahudilerin güdümündeki Balkan kökenli azınlıklar, her şeyi kontrol etmişler. Dahası da sivil ve asker&icirc; bürokrasi üzerinden Batılıların vesayetine girmiş Türkiye son iki asırdır. Şimdi bu sözler tartışılmakta.   Buna düpedüz gocunmak, kaşınmak ve sahte bir ayrımcılığı ifşa etmek denmez mi? Ne İngilizinden ve Yahudisinden bahsetmekte bu herif? Aslında bu ülkede bir çok insan, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihini bilmeden konuşmakta. Sanki karşılarında, çağdaş insanlar yerine birer  Balkanlar ayısı bulunmakta&hellip;   Vaktinde  Ali Bulaç&#39;ta, yok olup giden &ldquo;Zaman&rdquo; gazetesinde, hezeyan içinde buna benzer yazılar karalıyordu. Uyarmıştım kendisini ama şimdi FETÖ&#39;cülükten hapis damında çürümekte. Benim gözümde hiçte masum birisi değildir. Anadolular ve Balkanlılar arasında fitne fesat sokmaya kalkışmıştı. Atatürk&#39;e bile  dil uzatıyordu, çünkü Anadolu taşrasında beyaz örtülü masalı lokallerde,   tertiplenecek balolar hayal ediyormuş...    Belli ki, Yusuf Kaplan, Balkanlılar camiası ile hiç barışık değil, zaten onları hiç tanımıyor, hatta, kendisi varlığımızı bile göz ardı ederek, bizsiz bir Türkiye hayal edebiliyor. Kaplan&#39;ın cabası, bizleri hayali bir galibiyete sürüklemek ve alçak düşürmektir. Halbuki biz Ana Vatan&#39;ımıza asla galibiyet tatmaya gelmedik. Biz bu topraklarda kimseyi sömürmedik, ne de kimse tarafından alaşağı edildik. Sadece öz kardeşlerimizle hasretle kucaklaştık. Buna yanaşmayanlar ise zaten aramızdan kaybolup gider. Belki de, bazılarının paşa gönlünde, Cumhuriyet yerine bir takım uyduruk tarikatlar ülkesi yatabilir. Bunu basbayağı Gülen denen zirzopta  hayal ediyordu ama&hellip; Balkanlılar serin kanlıdır, öyle gidip, ne Gülen, ne de Kaplan sakalı ve eteği öpmezler.   İşte,  hain ve terörist FETÖ darbe girişiminde, kaç tane Balkanlının olduğunu, bütün Türkiye olarak gördük. Ama bocalayan tarikatçı &ldquo;hizmetçiler&rdquo; çevremizde bolcaydı. Faşist ruhlu caniler,  Cumhurbaşkanlığı yaverliğine kadar sızmışlardı. Bunların yerine bizim gızanlar olsaydı, emin olun ki, bir tanesi bile hainler tayfesine karışmazdı. İşte, göçmenlerin sağlam vatandaşlık rağbeti, duygusu, sadakati ve farkı bundan ibarettir.   Ali Bulaç veya Yusuf Kaplan zihniyeti bunu anlayamaz, çünkü biz çocukluğumuzda dedelerimizin kutsal kitapları arasındaki bir fotografta çakmak taşlı bir Atatürk&#39;ün gözleriyle tanıştık. Osmanlı akıncıları da, güçlü devletini kurmak için, zamanında boşuna ilk önce Rumeli&#39;yi seçmemişler. Demek ki, asıl Ana Vatan, Balkanlar oluyor&hellip;   Balkanlılar, bugün ülkemizin her tarafındadır. Kimseye de bir zararımız yoktur. Ülkemizin aydın, çağdaş ve çok çalışkan övünçlü vatandaşlarıyız. Dini inanç bakımında, Müslümanlığın en temiz ve kutsal değerlerini baş üstü ederiz. Sapıklıklardan ve hurafelerden uzak kalırız. Cumhuriyeti ve Atatürk&#39;ü hazmedemeyenlerle, barışık sayılmayız. Bundan dolayı, Balkanlar&#39;dan göç edenlerle, şimdiki Suriye göçü mukayese edilemez. Yusuf Kaplan, bunların arasındaki farkı bile sezemiyor. Bir de ülkemize gelen Makedonlar&#39;dan bahsedilmekte. Ne Makedonu sayıklıyorsunuz, siz beyler?   Nedir bu gecikmeli Yusuf Kaplan mevzusu diyeceksiniz? 15 Aralık&#39;ta, Yusuf Kaplan, Trakya Üniversitesi&#39;nde bir konferans verecekmiş. Kendisini davet edenlerde bu eğitim yuvasındaki Rumeli Gençlik Platformu. Görülüşe bakılırsa, bu gençlerimiz yanlış kişiden kimliğimizi ve benliğimizi öğrenmek niyetindeler. Ama bazı çevreler, bu konferansın göçmen şehri Edirne&#39;de verilmesine bayağı karşı çıkmakta. Tepkiler çığ gibi büyümekte. Bakalım Trakya bölgesindeki göçmen kuruluşları bu konuda nasıl bir duruş sergileyecekler&hellip;Mümin TOPÇU ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_562814040.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ASIL ANAVATAN BALKANLAR’DIR ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_562814040.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[BALKANLAR'A HOŞ GELDİN, REİS!]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-a-hos-geldin-reis/337/</link>
            <description><![CDATA[ Yakın gelecekte, Sayın Tayyip Erdoğan, Kırcaali ve Şumnu'yu da ziyaret edecektir. Zaten acilen ziyaret etmesi gerekiyor, çünkü Balkanlar'da en fazla Türk, Bulgaristan'da yaşamakta ve onların durumu hiç de iç açıcı sayılmaz. Vahşi ve köhne bir komünizim diktasının pençesinden kurtulan Bulgaristan'daki Türkler, otuz yıla yakındır da bir takım oligarkların ve mafiyotların eline düştü.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/balkanlar-a-hos-geldin-reis/337/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Sat, 09 Dec 2017 14:29:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ BALKANLAR&#39;A HOŞ GELDİN, REİS!   Evet, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan&#39;ın Novi Pazar ve Gümülcine ziyaretlerinde nasıl bir sıcak coşku ve sevgiyle karşılandığını hepimiz gördük, gıpta ile izledik. Sonuçta bu ziyaretler, Türkiye Cumhuriyeti&#39;ne karşı gösterilen büyük bir saygı gösterisi ve nümayişidir.   Yakın gelecekte, Sayın Tayyip Erdoğan, Kırcaali ve Şumnu&#39;yu da ziyaret edecektir. Zaten acilen ziyaret etmesi gerekiyor, çünkü Balkanlar&#39;da en fazla Türk, Bulgaristan&#39;da yaşamakta ve onların durumu hiç de iç açıcı sayılmaz. Vahşi ve köhne bir komünizim diktasının pençesinden kurtulan Bulgaristan&#39;daki Türkler, otuz yıla yakındır da bir takım oligarkların ve mafiyotların eline düştü.   Medyadan takip etmişsinizdir, Yunanistan gezisi esnasında, Tayyip Erdoğan&#39;ın bir çok ilginç mesajı oldu. İşte bunların ikisini, kendimiz için adapte etmeye çalışacağım.  &quot;Şu an Yunanistan Parlamentosu&#39;nda 4 tane milletvekilimiz var. Şimdi bu 4 milletvekilimizin Parlamento&#39;da çok şeyler yapması gerekiyor...&quot;?   Ya Bulgaristan Parlamentosu&#39;ndaki bizim Türk kökenli vekillerimiz ne işe yaramakta? Tivilerin sabah programlarına veya Meclis kürsüsüne çıkmasına çıkıyorlar, konu mankenleri gibi bacak bacak üzerine atıyorlar ama bizim yararımıza olacak herhangi bir önemli konuya ise asla değinmiyorlar. Bunların herhangi bir icraasını veya icraa teşebbüsünü gördüğümüz yok. İşte, kaç aydır imamlarımız devletten maaş bile alamıyor, çocuklarımız ana dili eğitimini iyice boşadılar, ekonomik darboğazlık hat safhada, gaspedilen bütün haklarımız, malımız mülkümüz iade edilmiyor...   Son dönemde, siyasi partilerimizin öncülüğünde, Sofya caddelerinde, imamlarımızın haklarını savunacak, bir protesto yürüyüşü gördünüz mü? Ya da herhangii bir siyasi liderin ağazından,&quot; &quot;Gelin, çocuklarımızı Türkçe okutalım!&quot; çağrısı çıktı mı? Göremezsiniz, duyamazsınız, efendim! Çünkü, vaktinde Türkiye&#39;nin de çok takdir ettiği, bir Sadık Ahmet&#39;imizi henüz belirleyemedik. Ne demişti akademisyen Ali Fuat Başgil; &quot;Toplumlar, maddi yoksulluktan değil, manevi yoksulluktan yıkılr. Maneviatını terk ettiğin gün, dinini ve dilini anlayamadığın gün yıkılırlar.&quot; Bu sözlerin yorumunu, kendiniz yapınız...   &quot;Burada asimilayon değil, entegrasyon noktasında bizim Yunanistan bayrağını bir kenara koymamız mümkün değil. Bu devlette burada benim 150 bine yakın soydaşım Yunanistan devleti bayrağı altında yaşıyor...&quot;   Her yaşadığımız devlete karşı saygınlığını yitirmeyen bir topluluğuz bireyleriyiz. Zaten Bulgaristan&#39;a karşı duyulan sevgi ve saygı bağmızı içimizde koparmıyoruz. Bulgaristan, bizim memleketimiz, yurdumuzdur. Her ne kadar şuursuz Bulgar milliyetçileri, bizleri bu vatandan mahrum etmek isteseler de, bunu asla başaramazlar, çünkü onların olduğu kadar, bu topraklar bizimdir. Dedelerimizin tapulu malı ve müküdür...Bizim topluluğumuz, ülke bazına zaten fazlasıyla entegre olmuş durumda, daha ziyadesi bizi tehlikeye düşürür ve zarar verir, çünkü biz diğer Balkanlar ülkelerindeki kardeşlerimiz gibi, bir olgunlaşmış azınlık toplumu anlayışı, düşünce ve gayreti içinde yaşamıyoruz. Bizler hala her değer ve kazanımı, devlet tarafından sunulmasını bekliyoruz. Komünist sistem, bizi hazıronculukla şımartttı. Ve en niyahettinde, çoğu değer ve bilincimizi kaybetmiş ve unutmuş durumdayız. Anadolu&#39;daki veya Balkanlar&#39;daki Türklerin yaşam tarzlarında bazı bölgesel farklılıklar sezilebilir ama dinimiz, bütün örf, adet ve geleneklerimiz birdir. Bunu kimse inkar edemez!   Balkanlar&#39;daki bütün Türkler ve diğer Müslüman kardeşlerimizin ana derdi nedir? Çağımıza yakışan bir şekilde insanca yaşmak ve Anavatanımız Türkiye&#39;yi yakınımızda hissetmektir...Mümin TOPÇU ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_359348816.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ BALKANLAR'A HOŞ GELDİN, REİS! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_359348816.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KIRKLARERİ ÜNİVERSİTESİNDE "BALKANLAR'DA TÜRKLER VE TÜRK KÜLTÜRÜ"KONUŞULDU]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/kirklareri-universitesinde-balkanlar-da-turkler-ve-turk-kulturukonusuldu/336/</link>
            <description><![CDATA["Balkanlarda Türkler ve Türk Kültürü" konulu panel, 7 Aralık tarihinde Kayalı Kampüsü II. Merkezi Derslikler Binası Hasan ZAN Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nün kuruluşunun 5. yılı dolayısıyla düzenlenen panel, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/kirklareri-universitesinde-balkanlar-da-turkler-ve-turk-kulturukonusuldu/336/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Fri, 08 Dec 2017 21:23:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ KIRKLARERİ ÜNİVERSİTESİNDE &quot;BALKANLAR&#39;DA TÜRKLER VE TÜRK KÜLTÜRÜ&quot;KONUŞULDU<p>Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN, Üniversitemizde düzenlenen panelde; &ldquo;Biz, 1912 yılında en az Türkistan kadar en az Anadolu kadar bizim olan bir ata yurdunu, vatanımızı kaybettik&rdquo; dedi.</p><p>Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü tarafından organize edilen &quot;Balkanlarda Türkler ve Türk Kültürü&quot; konulu panel, 7 Aralık tarihinde Kayalı Kampüsü II. Merkezi Derslikler Binası Hasan ZAN Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü&#39;nün kuruluşunun 5. yılı dolayısıyla düzenlenen panel, saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı&#39;nın okunmasıyla başladı.</p><p>Panelin açılışında bir konuşma yapan ÇTLE bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul KARAKUŞ, günümüz verilerine göre Balkanlarda 3 bin 500 yıllık bir Türk tarihinin, bin yıllık da Türkistan tarihinin mevcudiyetini bilimsel olarak söylenebildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: &ldquo;Balanlar; İskitler, Hunlar, Avarlar, Peçenekler ve Kıpçaklar&#39;ın rüyasıydı ve bu rüya 10. Yüzyıldan itibaren İslami bir forma büründü. Hoca Ahmet Yesevi&#39;nin nefesiyle Gümülcine&#39;de 1165 mezar taşlı Karamehmet&#39;in rüyası oldu. Sarı Saltuk ve öğrencilerinin rüyası oldu Balkanlar. Ardından Orhan Gazi&#39;nin, Süleyman Gazi&#39;nin rüyası oldu. Karesi Beyliği&#39;nden Gazi Evrenos Beyin rüyası oldu. Hacı İlbey&#39;in rüyası oldu. Hızır Bey&#39;in rüyası oldu Balkanlar. Tabi ki kalbini Kosova&#39;da bırakan Sultan Murat Hüdavendigar&#39;ın rüyası oldu. Kalbini Zigetvar&#39;da bırakan Kanuni Sultan Süleyman&#39;ın rüyası oldu. Kalbini Bosna&#39;da bırakan Fatih&#39;in rüyası oldu Balkanlar. Bu rüya yüzyıllarca sürdü ve 19. yüzyıldan sonra gözyaşına dönüştü. İşkodra&#39;yı terk etmemek için canını feda eden, mezarı bile bulunmayan Hasan Rıza Paşa&#39;nın gözyaşı oldu. Şükrü Paşa&#39;nın gözyaşı oldu. Balkanlar hepimizin gözyaşı oldu. Şimdiye kadar Balkanlara gidip, oraları görüp içi yanmayan bir tek kişi bile tanımadım.&rdquo;</p><p>Yrd. Doç. Dr. KARAKUŞUN konuşmasının akabinde aslen Batı Trakya Türklerinden, Kırklarelili Şair Alaattin İKİCAN, &ldquo;Seni Yaşarken&rdquo; adlı şiirini seslendirdi.</p><p>Panelin ilk konuşmacısı aynı zamanda panelin oturum başkanı Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN, Balkanların Anadolu ve Türkistan kadar Türkoloji&#39;nin konusu ve Türk yurdu olduğunu ifade ederek Türk kültür ve medeniyetinin coğrafyası olduğuna dair önemli açıklamalarda bulundu. &ldquo;Balkanlar Türk yurdudur. Biz 1912 yılında en az Türkistan kadar en az Anadolu kadar bizim olan bir ata yurdunu, vatanımızı kaybettik&rdquo; diyen GÜNŞEN; &ldquo;Balkanların adı Türkçedir. Balkan coğrafyasına Güney Doğu Avrupa diyenlere itibar etmeyiniz. Amaçları vardır. Bu, Balkan adını unutturmak adına yapılan sinsice bir davranıştır. Balkan adı Türkçedir. Bulgarca, Macarca, Rumence, Sırpça, Türkçe, Arnavutça ve Yunanca dillerinin fonetiği içerisinde aynı şekilde telaffuz edilmektedir&rdquo; diye konuştu.   </p><p>Panelin ikinci konuşmacısı Trakya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Cüneyt NURESKİ: &ldquo;Makedonya&#39;da Osmanlı Dönemi Türk Edebiyatı&rdquo;, panelin üçüncü konuşmacısı Yazar Mehmet TÜRKER: &ldquo;Bulgaristan Türk Edebiyatında Zirvede Bir İsim: Ömer Osman Erendoruk&rdquo;, panelin dördüncü konuşmacısı Üniversitemiz Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Hünerli: &ldquo;Gagauz Türkleri&rdquo; ve son konuşmacı Pınarhisar MYO. Öğretim Görevlisi Dr. Ahmet ALTAY: &ldquo;Bulgaristan Kütüphanelerinde Türk Kültür Mirası&rdquo; konulu sunumlarını dinleyicilerle paylaştılar. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_890426722.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KIRKLARERİ ÜNİVERSİTESİNDE "BALKANLAR'DA TÜRKLER VE TÜRK KÜLTÜRÜ"KONUŞULDU ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_890426722.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERDOĞAN'DAN YUNAN MEVKİDAŞINA LOZAN DERSİ]]></title>
            <link>https://www.misyongazetesi.com/erdogan-dan-yunan-mevkidasina-lozan-dersi/331/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Yunan mevkidaşı Pavlopulos ile ortak açıklama yaptığı toplantıda Lozan anlaşmasının güncellenmesiyle ilgili polemik yaşandı.]]></description>
            <guid>https://www.misyongazetesi.com/erdogan-dan-yunan-mevkidasina-lozan-dersi/331/</guid>
            <category domain="https://www.misyongazetesi.com/haberler/balkanlar/">Balkanlar</category>
            <pubDate>Thu, 07 Dec 2017 22:05:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ ERDOĞAN&#39;DAN YUNAN MEVKİDAŞINA LOZAN DERSİ<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın, Yunan mevkidaşı Pavlopulos ile ortak açıklama yaptığı toplantıda Lozan anlaşmasının güncellenmesiyle ilgili polemik yaşandı.</p><p>CUMHURBAŞKANI ERDOAĞN&#39;DAN TOKAT GİBİ lOZAN YANITI</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan&#39;ın Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos ile açıklama yaptı. Yunanistan Cumhurbaşkanı &quot;Lozan&#39;da güncellemeye gerek yok&quot; deyince, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;dan sert yanıt geldi. Erdoğan, &quot;Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var&quot; dedi. Erdoğan &quot;Batı Trakya&#39;daki Müslümanların baş müftülerini hala seçemediğini belirterek, &quot;Nasıl oluyor da Lozan Anlaşması&#39;nın uygulamada olduğunu söylüyoruz. Demek ki Lozan uygulamada değil&quot; diye konuştu.</p><p>Açıklamada ilk olarak Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos yaptı.</p><p>Yunanistan Cumhurbaşkanı:</p><p>- Bildiğiniz gibi tarihi bir ziyaret mahiyeti taşıyan başka bir ziyaret Atatürk ve İnönü zamanında yapılmış bir anlaşmadan bahsetmek istiyorum ve bu da hepimizin bildiği gibi Lozan anlaşmasıdır.</p><p>- Lozan anlaşması iki ulusun ulusal toprakların sınırlarını çizen bir anlaşma teşkil etmektedir. Bu ikili ilişkiler açısından hiçbir boşluk bırakmayan, tamamlanması gerekmeyen muğlak bölge sınırları taşımayan bir anlaşmadır Lozan anlaşması.</p><p>LOZAN TARTIŞILACAK BİR SÖZLEŞME DEĞİL</p><p>- Bunun tartışılacak, reform edilecek bir sözleşme olduğuna inanmıyoruz. Ve bu anlaşma gereğince iki ülkede de yaşayan azınlıklar çok belirgin bir şekilde dile getirilmiştir. Ve azınlıklar Yunanistan açısından dini azınlık olarak tanınmıştır. Yunanistan&#39;da Müslüman bir azınlık Lozan Anlaşması temelinde Yunanistan&#39;da yaşamaktadır. Ve Yunanistan bu azınlığı bir hukuk devleti olarak tüm haklarını öngörüldüğü şekilde korumaktadır.</p><p>ERDOĞAN&#39;IN CEVABI SERT OLDU</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan:</p><p>&ldquo;LOZAN KONUSUNDA ZANNEDİYORUM HALA ANLAŞILMAYAN BAZI İNCELİKLER VAR&rdquo;</p><p>&quot;Özellikle Lozan konusunda zannediyorum hala anlaşılmayan bazı incelikler var. 94 yıl önce yapılmış bir anlaşma ve bu anlaşma sadece Türkiye ile Yunanistan arasında yapılmış bir anlaşma değildir. Bu anlaşmanın 11 taraf ülkesi vardır. Düşünün ki Lozan anlaşmasında Japonya bile var. İngiltere var, Portekiz var vesaire...</p><p>Bütün bu ülkelerle hepsini kapsayan bir anlaşma; bunu konuşuyoruz.</p><p>94 yıl içerisinde dünya adeta yeniden inşa ediliyor, yeniden kuruluyor.</p><p>&ldquo;BATI TRAKYA&#39;DA YAŞAYAN MÜSLÜMANLAR İNANDIKLARINI LOZAN&#39;A GÖRE YAŞAYABİLİYORLAR MI?&rdquo;</p><p>Türkiye ile Yunanistan arasında bir çok şeyler değişti, değişiyor. Mesela Lozan&#39;da buradaki Türklerle ilgili &#39;Müslüman azınlık&#39; ifadesinin geçtiğinden bahsediyorsunuz. Doğrudur ama aynı zamanda AİHM&#39;de Türk ifadesi orada geçmektedir. Bu kararlarıyla da orada vardır.</p><p>Mesela bir başka özelliğe geleceğim. Oradaki insanların yaşam koşullarının ne durumda olduğunu değerlendirme noktasına buraya da iyice bir göz atmak lazım. Batı Trakya&#39;da yaşayan Müslümanlar inandıklarını Lozan&#39;a göre yaşayabiliyorlar mı? Batı Trakya&#39;da yaşayan Müslümanlar bugün en yazık ki kendi seçtikleri baş müftü değil, atanan bir baş müftüyle yönetilme gayretleri var.</p><p>Türkiye&#39;de mesela patrik atanan bir patrik değildir. Patrik, sensinod meclisinin seçmiş olduğu bir patriktir.</p><p>Lozan&#39;a göre de malum belli bir sayıda sensinod Meclisi oluşur. Ve bunların da Türk vatandaşı olması lazım. Sensinod meclisindeki bu sayı azaldığı için, ben mesela patriğe demişimdir ki &ldquo;Siz bize isimler verin, biz bunları Türk vatandaşlığına alalım ve Meclis&#39;te bu sayıyı dolduralım.</p><p>&ldquo;BU NASIL OLUYOR DA LOZAN ANLAŞMASININ UYGULAMADA OLDUĞUNU SÖYLÜYORUZ?&rdquo;</p><p>Patriği kim seçiyor? Seçecekse bu 17 kişiyi seçecek. Yunanistan&#39;da gerek başbakanlığım, gerek cumhurbaşkanlığım döneminde hala biz Batı Trakya&#39;da baş müftüsünü oradaki imamlar, din adamları seçememiştir. Bu nasıl oluyor da Lozan anlaşmasının uygulamada olduğunu söylüyoruz? Demek ki Lozan uygulamada değil.</p><p>TÜRK KELİMESİNİ BİLE HAZMEDEMİYORLAR</p><p>Yunanistan&#39;ın açıklanan kişi başına milli gelirine baktığınız zaman 18 bin dolar civarındadır. Batı Trakya halkının ortalama kişi başına milli geliri 2 bin 200 dolar civarındadır. Yatırım noktasında, atılması gereken adımlar noktasında gerekli olan destekler onlara verilmemektedir, bir ayrımcılık orada söz konusudur. Türkiye&#39;de benim Rum vatandaşlarıma yönelik böyle bir uygulama göremezsiniz. İbadethaneleri noktasında en ufak bir ayrımcılık göremezsiniz ama Batı Trakya&#39;da bırakın bunları, Türk kelimesinin yazılmasını dahi hazmetmek mümkün değil. Bence bizim bir defa bunları aşmamız lazım. Benim güncellenmesi gerekir dediğim konu, işte bunlardır.</p><p>BU ZİYARETİ PROVAKE EDENLER VAR</p><p>Batı Trakya&#39;ya, soydaşlarımıza bundan önce yaptığım gibi bir ziyaret yapmayı da arzu ettim ama birileri de maalesef bu ziyareti provoke ediyor. Dağıtılan broşürlerden tutunuz, oradaki binaların kapılarına çizilen çeşitli işaretlere varıncaya kadar. Her toplumun içinde artılar, eksiler vardır. O ayrı bir konu ama bunların 65 yıl aradan sonra böyle bir cesareti ortaya koyarak buraya eğer bir cumhurbaşkanı geliyorsa, bunun çok kontrol altında tutulması gerekir diye düşünüyorum</p><p>NATO&#39;YA GİREMEZDİNİZ</p><p>Tabi askeri konularda sıkıntılar yaşanıyor. NATO&#39;dan siz çıktınız, tekrar NATO&#39;ya girişinizi biz sağladık. Biz engel olsaydık siz NATO&#39;Ya giremezdiniz. Ama biz öyle bakmadık, komşu diye baktık. Bugün de öyle bakıyoruz.</p><p>Kıbrıs&#39;la ilgili görüşmede siz yoktunuz ben içerisindeydim. Yunanistan gibi Türkiye de garantör ülke. Final görüşmelerinin bizzat içerisinde oldum, Koffi Annan&#39;la beraber süreci birlikte yürüttük. Oradaki görüşmelerde, çözüme gitmek gerekirken, orada alınan kararlar yürürlüğe girmedi. Kıbrıs&#39;ta Türkler referandumda yüzde 60 evet oyu verdiler ancak Güney&#39;de Rumlar hayır oyu verdiler. AB&#39;nin verdiği sözler de yerine gelmedi. Verecekleri desteklerin hiçbirini uygulamaya sokmadılar. Bugün bile bunlar yerine gelmiş değil. Bizler bu noktadaki sadakatimizi aynen sürdürüyoruz. Bizim hedefimiz Kıbrıs&#39;ta kalıcı, adil bir çözüm bulalım. Aynı şeyi Ege&#39;de bulalım. Biz olması gerekenleri bir an önce yapalım. Kolay değil, Lozan&#39;ın üzerinden 94 yıl geçti. 94 yılda birçok şey değişti.</p><p>Erdoğan&#39;ın konuşmasının ardından Yunanistan Cumhurbaşkanı tekrar söze girdi:</p><p>&quot;Sayın Cumhurbaşkanı Kıbrıs konusunda, cumhurbaşkanı kıyası yaptınız. Ancak Yunanistan&#39;da anayasa gereği cumhurbaşkanı sizin yetkilerinize sahip değildir. O yüzden katılamadım görüşmelere. Bu karşılaştırma için şeref duydum tabiki. İlişkilerimizin samimiyet ilkesi üzerinde ilerleyeceğine inanıyorum. Dışişleri Bakanımızın da söyleyeceği gibi ben hukuk profesörüydüm. Bir anlaşmanın, hukuk ilkesinin güncellenmesi mümkün değildir. Var olan sözleşmeye yeni bir metin ekleyebiliriz fakat anlaşmayı güncellemek veya reform etme gibi bir kavramı kullanmıyoruz. Bu konuda da sizin samimiyetinize inanarak, bunun altını çizmeyi arzu ediyorum. Aynı zamanda bu ziyaretin tarihi öneminin altını çizmeden edemeyeceğim.&quot;</p><p>BEN HUKUK PROFESÖRÜ DEĞİLİM AMA...</p><p>Pavlopulos&#39;un sözlerine Erdoğan&#39;ın cevabı: Bunu cevapsız bırakmak da kendime saygısızlık olur. Ben hukuk profesörü değilim ama siyaset hukukunu iyi bilirim. Siyaset hukukunda da özellikle &#39;anlaşmaların güncellenmesi&#39; diye bir şart vardır ve bunu da biz yaparız. Yeter ki ülkeler bu konuda mutabık kalsınlar. Bunun dünyada çok örnekleri var.&quot;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorselimg_338555909.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERDOĞAN'DAN YUNAN MEVKİDAŞINA LOZAN DERSİ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.misyongazetesi.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorselimg_338555909.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Misyon Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Misyon Gazetesi</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>