Demokrasi illüzyonu ışığında ana dilimiz

​Gerçek bir hürriyet ve eşitlik ortamından bahsetmek için, Bulgaristan yönetiminin bu yapay engelleri, 'tercih' kılıfı altındaki zorunlu beyan süreçlerini derhal terk etmesi gerekmektedir.

* Bürokratik engellerin ve "demokrasi" illüzyonunun gölgesinde sürdürülen kimlik mücadelesi üzerine.


​Avrupa Birliği üyesi olma iddiasındaki modern Bulgaristan’da, Türk çocuklarının en temel insanî ve evrensel hakkı olan Türkçe ana dili eğitimi, ne yazık ki çağdaş hukuk normlarıyla bağdaşmayan sunî barikatlarla, bürokratik dilekçe dayatmalarıyla ve yıldırma politikalarıyla adeta bir lütufmuş gibi sunulmaktadır.
Bir insanın doğumuyla kazandığı ana dilini öğrenmesi ve yaşatması hiçbir şarta, formaliteye, ya da idari onaya bağlanamaz.
​Demokrasi, çoğunluğun azınlığı bürokratik mekanizmalarla erittiği sinsi bir oyun değil; her bireyin kendi öz kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle özgürce var olabildiği rejimdir.
Çocuklarımızın anadilini seçmeli veya fakültatif birer saate indirgeyen zihniyet, hak ve hürriyet anlayışından tamamen uzaktır.
​Asimilasyonun sinsi yüzüne ve bürokrasi oyununa tanıklık etmekteyiz.
"Dilekçe" ile sunulan ve ebeveynleri kendi evlâtlarının öz dili için adeta birer ricacı konumuna düşüren bu basılı formlar, sözde uyum ve entegrasyon politikasının gerçekte nasıl bir kimliksizleştirme ve eritme planına dönüştüğünün en somut belgesidir.
"Dilekçe", sıkıştırılmak istenen, yönetmelik maddelerinin soğuk ve kısıtlayıcı sınırlarına hapsedilen anadil dersleri, Türk toplumunun kültürel bağlarını zayıflatmayı hedefleyen sistematik bir stratejinin parçasıdır.
​Gerçek bir hürriyet ve eşitlik ortamından bahsetmek için, Bulgaristan yönetiminin bu yapay engelleri, "tercih" kılıfı altındaki zorunlu beyan süreçlerini derhal terk etmesi gerekmektedir.
İnsan hakları ve çocuk hakları sözleşmelerine imza atan bir devletin, kendi vatandaşlarının anadil hakkını savunmasız ve her yıl yenilenmesi gereken kağıt parçalarına mahkum etmesi kabul edilemez bir ayıptır.
Bu topraklarda köklü bir geçmişe, zengin bir kültüre ve kopmaz bağlara sahip olan Türk varlığı, hiçbir bürokratik tasfiye girişimiyle ve sinsi asimilasyon modeliyle yok edilemeyecektir.
Çocuklarımızın Türkçeyi eksiksiz, özgürce ve onurlu bir şekilde öğrenmesi için verdiğimiz mücadele, sadece edebi bir istek değil; hürriyet, adalet ve gerçek demokrasi adına gösterilen tavizsiz bir duruştur.

Hikmet EFRAHİM

Bakmadan Geçme