Gürçay CEM

Gürçay CEM

gurcayem@misyongazetesi.com

DİRİLİŞ ZAMANI

93 harbinden bu yana Balkanlardan ülkemize, belli dönemlerde daha fazla olmak üzere, zaman zaman göçler yaşanmıştır.

Bu göçler esansında bin bir türlü zorluklarla Anavatanına ulaşmışlarıdr ki, birçok Soydaşımız bu yollarda hayatlarını kaybetmiştir. Buralara yerleşen Soydaşlarımızın ortak özelliği gittikleri her yerde o bölgenin kalkınmasına inanılmaz katkıları olmasıdır. Sanayiden eğitime, kültürden sanata, buralar hep Soydaşlarımızın yaptıkları katkılar ile kalkınmıştır.

Bireysel olarak hayatın her alanında çok büyük başarılar elde etmiş insanlarımız var. Her alanda başarılıyız tek yer hariç. Kurum ve kuruluşların karar verici mekanizmalarında yokuz. Bunun nedenleri ayrıca tartışılması gereken konulardır ama gerçek şu ki bu mekanizmaların içinde yokuz. Başlıca sebep siyaset kurumunun içinde fazla yer almamamızdandır.

Burada belki etkili olan komunist rejimden aldığımız kültürdür. Orada herkes istediği gibi siyasi veya sivil toplum örgütü gibi oluşumlar kuramadığından camiamız siyasetten hep uzak durmak zorunda kaldı. Oysa karar verici mekanizmaları şekillendiren siyaset kurumudur. Bundan dolayı ezici çoğunluk olduğumuz bölgelerde bile ve aramızda bu görevleri yapacak fazlasıyla donanımlı ve liyakatli kişilerin olmasına rağmen karar vericilerin arasında değil, hep emir kulları arasında yer aldık.

Burada siyasetteki ağırlığımızın olmamasını sebep olarak gösterebiliriz, ama siyaseti de elinde tutan toplumdur, yani seçmen olduğunu unutmamak lazım. Her ne kadar siyasette ağırlığımız olmasa da gerek iş dünyası, gerek bilim sanat veya sivil toplum örgütleri olarak toplumda önde gelen değerlerimiz var. Siyasetteki eksikliğimizi bu değerlerimizle çok rahat kapatabilme potansiyelimiz vardır. Yani karar vericilerin arasına kendi insanlarımızı yerleştirme açısından yukarıda bahsettiğimiz değerlerin referansları fazlasıyla yeterli olur. Burada eksik olan, koordinasyonu, ortak aklı sağlayacak mekanizmaların olmamasıdır.

Evet doğrudur!

Fazlasıyla güçlü iş adamlarımız, güçlü akademisyenlerimiz, sanatçılarımız, sporcularımız ve bundan öte her biri ayrı ayrı çok etkili STK’larımız var. Ama burada eksik olan bu güçlerin arasındaki sinerjiyi koordine edecek bir oluşumun olmaması.

Aslında bunun çözümü de son derece basit.

Yapılması gereken yukarıda saydığımız dinamiklerin envanterini çıkarmak ve belli aralıklarla bir araya gelerek camiamızla ilgili kısa orta ve uzun vadeli startejiler belirleyecek eylem planları yapmaktır.

Bu mekanizma hayata geçirildiği takdirde bu durum buradan çok, Balkanlardaki soydaşlarımızın istikbali açısından önemli olacaktır.

Oralarda bizim Dinimizi,dilimizi,kültürümüzü kısaca varlığımızın teminatı olan soydaşlarımızın sorunlarını tespit ve çözüm noktasında katkı yapıldığı takdirde kimsenin yönlendirilmesinde ve etkisinde kalmadan onların çıkarlarını ön planda tutan daha etkin politikalar geliştirilebilecektir.

Gerçeği söylemek gerekirse buna benzer girişimler birçok defa yapılmaya gayret edildi ancak her defasında değişik odaklar devreye girerek, aramıza nifak sokmak suretiyle mesafe kat edilemedi.

Belki biz birşeyleri eksik yaptık, belki zamanı değildi ancak başarılı olamadık.

Ama hayatta bir şeyi yapmaya niyet etmekten çok, daha önemli olan zamanlamadır. Belki o dönemlerde bu camia buna hazır değildi. Ancak şu anda açık ve net olarak şu görülüyor ki, camiamızda artık bıcak kemiğe dayanmış.

Artık herkes iş adamından bilim adamına, sanatçısından sporcusuna, memurundan işçisine aramızdaki kopukluktan şikayet etmekte. Artık herkes birlik beraberlik içinde hareket etmemizi istiyor. Camiamızda bu çok net hissedilmekte.

Yapılması gereken yukarıda da bahsettiğimiz gibi bir araya gelerek istişare kurullarını oluşturmaktır. Sadece Bursa’da değil, göçmen nüfusumuzun yoğun olduğu yerleşimlerin hepsinde bu yapılmalıdır. Bunlar oluşunca da belli takvim içinde çalıştaylar düzenleyerek ortak hedef doğrultusunda planlamalar yapılabilir.

Artık Camiamızın beklentisi , STK’larıyla ,SİAD’larıyla, bürokratlarıyla, akademisyenleriyle, iş adamlarıyla sinerji içinde ortak hareket ortamında çalışmalar yürütmesidir.

Evet doğrudur!

Bireysel olarak aramızda inanılmaz başarılı kişiler vardır ama istediğiniz kadar başarılı olun bu güçleri birleştirmediğimiz sürece vasat elemanların emir kulu olmaya devam ederiz.

Yoksa bu güne kadar görüldüğü üzere herkes kendi çapında birşey yapmaya gayret ettiğinde en fazla belli seviyelere kadar gelebilmenin ötesine geçemiyor. Daha doğrusu geçmesine izin verilmiyor.

Küllerimizden doğma zamanıdır. Birleşme zamanıdır.

Kontrolsüz güç, güç değildir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları