İsa CEBECİ

İsa CEBECİ

isacebeci@misyongazetei.com

İNSANIN ANA DİLİ

İNSANIN ANA DİLİ

Geçen sayıdaki sohbetimizde ana dil ve ana dili kavramlarını açıklamaya çalışmıştık. İkinci sohbetimizin konusunu insanın ana dili olarak belirledik. Ana dil kavramının bir takım akraba dillerin anası olduğunu, aynı zamanda da bir ülkede en yaygın olan temel dil olduğunu vurgulamıştık. Bulgaristan’da yaşayanlar için ana dil, yani temel dil Bulgarca’dır. Bu dil aynı zamanda resmi dildir, yani ülkenin ana (temel) dilidir. Onu bütün ülke vatandaşlarının zorunlu olarak öğrenmesi gerekir.

            Peki, başlıkta kullandığımız insanın ana dili kavramından ne anlamalıyız? Bu soruya okurlarımızın çoğunun “insanın anasının konuştuğu dili anlamalıyız” dediklerini duyar gibi oluyorum ve ilâve ediyorum: insanın ana dili annesinden, babasından ve diğer aile büyüklerinden küçük yaşta hiç zorlamadan öğrendiği dildir, diyorum. Farklı kökenlerden gelenlerin farklı anadilleri vardır. Bulgar kökenlilerin ana dili Bulgarca ise Türk kökenlilerin de Türkçe’dir. Bulgaristan’da anadili Ermenice, Yunanca, Rumence , Rusça olan insanlar da var. Bu insanların ülkenin ana dili yanında kendi ana dillerini de öğrenmeye hakları vardır. Neden vardır? Uluslararası yasalar buna imkân veriyor da ondan vardır. Sözgelişi UNESKO 21 Şubat’ın uluslararası ana dili günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Üstelik insanların, analarını sevdikleri için, ana dili, bir ana ve aile yadigârı olduğu için onu öğrenmeye ve yaşatmaya hakları vardır.

            İnsanlar ana dillerini severler ve ondan mahrum edilmeye asla razı olmazlar. Ana dilini sevmek onu diğer dillerden üstün tutmak anlamına da gelmez. Her insan kendi  anasını diğer analardan daha çok sever. Niçin sever? Başka analardan daha güzel, daha zengin, daha akıllı, daha üstün olduğu için mi, yoksa kendi anası olduğu için mi?

Pek tabii ki kendi anası olduğu için, zira o çocuğuna en çok emek ve sevgi vermiştir. Anamız bizim için en sevimli varlık olduğu gibi onun dili de bizim için sevimli ve  vazgeçilmez bir dildir. Dünyada ananın ve onun dili için şiir yazmamış şair bulmak zordur. Anamız ve anadilimiz bizim etnik kimliğimizi belirleyen aziz varlıklardır.

Ana dili insanların ilk öğrendiği dildir. Ancak ailede ve komşu ve akraba ortamında öğrenilen bu dil henüz bir konuşma dilidir, taklide ve konuşma pratiğine dayalı olarak öğrenilmiştir. Türkçe düzgün cümleler kuran 4-5 yaşlarındaki bir çocuk gramer kurallarından habersizdir, bir cümleyi neden bu şekilde kurduğunu açıklayamaz. Dili bu düzeyde öğrenmiş olanlar doğru düzgün bir mektup, bir dilekçe yazamazlar, çünkü dil ve yazma kurallarını öğrenmemişlerdir. Bunlar ancak okulda, örgün (örgütlü) öğrenme şartlarında öğrenilir. Okul şartlarında öğrenilen dil yazı dilidir. Yazı dilini öğrenen bir kişi o dilin sesbilgisi, söz bilgisi, cümle bilgisi kurallarını öğrenmiş olan kişidir. Bu daha yüksek bir öğrenim seviyesidir ve öğrenciler tarafından belirli bir kararlılık, çaba ve emek sarf etmeyi gerektirir. Bütün bu etkinlikleri organize edecek kişi de öğretmendir. Onun yönetiminde öğrenciler, analarının Türkçe yazı dillerini öğrenirler ve geliştirirler. Tekrar ediyorum, başlangıçta öğrendiğimiz anadili her şeyden önce konuşma dilidir ve dil kültürünün de birinci evresidir. İkinci evre yazı dilidir.

            İnsanın ana dili bir azınlık dili ise doğal olarak sınırları ve imkânları kısıtlıdır, çünkü ülkede daha önemli olan bir resmi dil vardır. Devlet, resmi dilin bütün vatandaşlar tarafından öğrenilmesini organize eder ve bütün okullarda eğitim resmi dilde yapılır. Bulgaristan’da Türkçe ile, Türkiye’de Kürtçe ile eğitim yapmak yasalara göre mümkün değildir. Mümkün olan nedir, diye sorabilirsiniz. Ben de şöyle cevap veririm: İlk öğretim okullarında anadili öğrenimi yapılır. Anadilini öğrenmek bir insanlık hakkıdır, ülkenin resmi dilini öğrenmek ise vatandaşlar için bir zorunluluktur.

Buna göre devlet okulunda ana dili öğrenecek kadar ders saati belirlenir ve öğrenim yapılabilir. Devlet, farklı kökenlerden gelen vatandaşlarına ana dillerini öğrenmelerinde yardımcı olmalıdır, onların ana dilini öğrenme isteklerini hor görmemelidir, zira bu insanlar da bu vatanın çocuklarıdır. Bu konuda devlet yardımcı olmuyorsa ana dili öğretmek isteyen insanlar anadilde eğitim yapacak özel okullar veya kurslar açma yoluna girerler. Böyle okullar etnik azınlık veya topluluğun malı olurlar. Avrupa Birliği yasaları ve belgeleri böyle kurumların açılmasına olanaklar vermektedir.

Unutulmamalıdır ki, eğitim resmi dil ile yapılır ve bütün vatandaşları kapsar; ana dili öğretimi ise belli bir topluluğun çocuklarına yöneliktir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları