HAMBAR DERE GÖRÜNÜYOR MU, OĞLUM?

Hele annesi! Yunus, annesini merdiven başına getirdi. Yaşlı kadının her katı, her odayı, kendi gözleriyle görmesi ve sevinmesini istiyordu.  Zaten şu göç olayı onu vaktinden önce yaşlandırmıştı. Kadıncağız, dik merdivenin üçüncü basamağında yasılı kaldı. Tüm takati kesilmişti. Yunus hemen yetişti. Annesine sarıldı ve onu sağlamca tutarak, ilk kata çıkarmayı başardı. Odaları gezdiler. Anne ikide bir elini yüzüne sürerek, Allah'a duacı oluyordu, gelini ile torunlarına uzun ömürler diliyordu.

HAMBAR DERE GÖRÜNÜYOR MU, OĞLUM? Edebiyat

HAMBAR DERE GÖRÜNÜYOR MU, OĞLUM?

Yunus Geceyatmaz, evinin yerini çok itinalı seçmişti. Büyük şehrin yan mahallesindeki tüm arsaları didik didik gezdi, dolaştı.En nihayet bir tanesi gönlüne yattı. Yüksecik bir yerdi burası. Ana şehrin hemen hemen meşhur yerleri buradan gözlenebilecekti...

Evin inşaatı onun için pek sorun olmadı. Zaten koca gençliği inşaat ustası olarak geçti desek, hiç abartılı olmazdı. Bodrum ile üç kat hesabı evi, birkaç ay içinde dikiverdi. Tabii ki, arkadaşların, konu komşunun yardımları, katkıları hiç de yabana atılamazdı. Onun için ev halkının orada burada, kirada kurada olmalarına nokta konmuştu.

Hele annesi! Yunus, annesini merdiven başına getirdi. Yaşlı kadının her katı, her odayı, kendi gözleriyle görmesi ve sevinmesini istiyordu.  Zaten şu göç olayı onu vaktinden önce yaşlandırmıştı. Kadıncağız, dik merdivenin üçüncü basamağında yasılı kaldı. Tüm takati kesilmişti. Yunus hemen yetişti. Annesine sarıldı ve onu sağlamca tutarak, ilk kata çıkarmayı başardı. Odaları gezdiler. Anne ikide bir elini yüzüne sürerek, Allah'a duacı oluyordu, gelini ile torunlarına uzun ömürler diliyordu.

Yaşlı anne, son kata da oğlunun yardımıyla çıkabildi.

“Odaları sonra dolaşalım, oğlum, ben biraz dinleneyim!”- dedi.

“”Hay hay anne, divanda olmasın bu! Balkona çıkalım!”

Diyerek, annesini evin güneye bakan terasına çıkardı. Buradan dört yana gerçekten harika görüntüler açılıyordu.

Oğlan, balkon duvarına yaslanarak annesini en nihayet buraya getirdiği için gayet mutluydu.

“Anne, anne, şu sağ tarafa bir göz atarsan, karşıda hemen saat kulesi! Biraz solda şehir tiyatrosu! Dikine göz atarsan, sahil de görünür. Akdeniz, demişler buna!

“ Çok iyi, oğlum! Allah size sağlıklı ömürler versin! Sana da zahmet olacak amma bak bakalım, oradan bizim Hambar dere görünüyor mu? Başında da Sivri tepe!”

” Anne, anne sen ne konuşuyorsun? Hiç buradan bizim Hambar dere görünür mü? Burası Akdeniz kıyıları!

“Olsun, oğlum! Niye görünmesin! Sivri tepe’nin karşısında da Ayı pınarı! Ayı pınarı da mı görünmüyor?

“ Anne, anne kendine gel! Biz köyde değiliz. Köy buradan çok, çoook uzak! Nerede o Hambar dere, Ayı pınarı?”

“Oraları çok özledim, oğlum? Sularını, yollarını, hatta mezarlıkları...

Yunus, annesinin nostaljik duygularını biraz olsun rahatlatmak için ona sarıldı.

“ Pek iyi, anneciğim! Şu bahar gelsin, seni memlekete götüreceğim!

28.03.2019

Mehmet Alev -KOCAMUSTAFA

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar